''Göğü fethetmeye çıkan kahramanlar 'dan NUBAR OZANYAN dövüşerek güneşe gömüldü! Mustafa Çalışkan
''Göğü fethetmeye çıkan kahramanlar 'dan NUBAR OZANYAN
dövüşerek güneşe gömüldü!
Yaşam ve ölüm hayatımızın başından itibaren birer parçası. Önemli olan ne kadar yaşadığınız değil,yaşadığınız süreye neleri sığdırabildiğiniz. Ezilmiş,soykırıma uğramış mazlum halkların bağrında çıkan yüzlerce direniş kahramanları tarih yazarak anılırlar. Soykırıma uğrayan Ermeni'lilere mensup sosyalist Hınçak Partisi yöneticisi Paramaz'ın (Matteos Sarkisyan) kendisi ve darağacına gönderilen 19 partili arkadaşı adına idam sehpasında son söz olarak; “Bedenimizi ortadan kaldırabilirsiniz, fakat idealimizi asla. İdealimiz sosyalizmdir. Yaşasın sosyalizm!” haykırarak idama meydan okudular..
Tarihte yok sayılan,inkar edilen Ermeni soykırımı ve katliamı karşısında,eksikliğine rağmen KAYPAKKAYA 'nın devrimci duruşu,TKP/ML saflarında Ermeni Sosyalistleri örgütlendi..ARMENAK BAKIRCIYAN faşizmin kurşunlarında,NUBAR YALIM Mit'in saldırısında,HRANT DİNK kahpe pusuda katledildiler.. NUBAR OZANYAN;PARAMAZ ve 19 yoldaşlarının,ARMENAK BAKIRCIYAN,NUBAR YALIM ve
HRANT DİNK'in mirasını Rojova direnişinde yaşattı. Marx'ın Paris komün için "Komün tüm dünya emekçilerini Fransa'ya ilhak ediyordu " Sözleri,adeta Rojava için de geçerliydi.Dünya sosyalistlerininkalbi Rojova da atıyordu. Başta Türkiye'li,Kürdistan'lı devrimciler,ilerciler olmak üzere yüzlerce sosyalistler Rojova da İşid çetelerine karşı mücadeleye akın ettiler. NUBAR OZANYAN TKP/ML saflarında yönetici bir Komutan olarak,Rojova da İşid çetelerine karşı mücadelenin en önünde savaşarak 14 Ağustos 2017 de dövüşerek güneşe gömüldü.
NUBAR OZANYAN 40 yılı aşkın TKP/ML saflarında aralıksız mücadeleyi sürdürür. O,Paris'in FAKİRİ gün gelir cepinde meteliksiz dolaşır,gün gelir epindeki son kuruşuna kadar paylaşır. Mültecilerin ve her kesimin yardımına koşan güleç yüzlü ve espiri dolu FAKİR. Örgütlü mücadelenin önemini kavrayarak TKP/ML saflarında örgütlü yerini alır. O adeta bir hammal gibi irili-küçüklü hiçbir görevi küçümseden faaliyete koyulur. Partinin en zor anında,bugün Rojova'ya giden yolun başlangıcı olarak 1990-1991 yılında TKP/'nin Orta-Doğu Bekaa Vadisinde askeri kampa gönüllü olarak kendisini sunar ve yer alır. Kamp yaşamı boyunca öğrenme azim ve yaratıcılıkta durmak bilmeden yeni şeyler yaratır. Kampın komünar yaşam koşullarında adeta örnek bir birisi olarak espiri dolu,güleç yüzlü yoldaşlarına moral olur. Kampın sadece insanı boyutu ile ilgilenmez,aynı zamanda yüreği hayvan sevgisi ile dolu Kampın köpekleriyle ilgilenir, onları eğitirdi. Hatta bir seferinde kendisine takıldım "yav Nubar böyle giderse biz herhalde hayvanlar kampı kuracağız" kıs kıs güldü. Balbek'ten Bekaa'ya dönerken ufak bir köye uğradık. Ermeni'lilerin yaşadığı bir köy Nubar Ermenice sohbete daldı. Sohbet koyulaştı ve TKP/ML'yi köylülere anlatıyordu. Ertesi gün bir araba o köyden Ermeni'liler Kampa ziyarete geldiler. Ve ilişki böylece gelişti ve bize çok yardımları oldu.Işte Nubar yoldaşın böyle bir özelliği de var. Arabayla seyahatlerde mutlaka bir kimlik gerekiyordu. Biz PKK'li dostların kimlikleriyle dolaşıyorduk,Nubar "yoldaş biz niye kendi kimliğimizi yapmıyoruz" deyince,dikkate alarak 5 dilden parti ismi ve kırmızı renk üzerine sarı yıldızı koyarak TKP/ML kimliğini çıkarttık. Nubar çok mutlu olacakki " ha şöyle yoldaş ya,şahane,bizim de bir kimliğimiz var".Ben yine takıldım Nubar'a "ne yani Nubar yoldaş biz kimliksizmiyiz ki" tebessümle güldü. NUBAR yoldaş Askeri kampın, gülü,morali ve neşesiydi.. İşte bu başlangıç Nubar yoldaşı Dersim'e taşıdı. Rojoavaya taşıdı. Onu Rojava'nın askeri komutanı Olarak İşid çetelerine karşı Rojava devrimini koruyarak ölümsüzleştirdi. NUBAR,için ne yazılsa az.
Onu ve 40 yılı aşkın mücadelesini, alçak gönüllüğünü,sevecen güleç yüzünü,komutanca duruşunu yapraklara arasına sığdırmak mümkün değil.Onun pratiği mücadelesi ve duruşu zaten yeteri kadar kendisini anlatıyor. NUBAR OZANYAN , Marks'ın Paris komünarları için dediği gibi "GÖĞÜ FETMEYE ÇIKAN KAHRAMANLAR" dövüşerek güneşe gömüldüler!
Mücadele yoldaşı Mustafa Çalışkan''
Son Haberler
Sayfalar
AKP’nin Eğitim Sistemi: Milliyetçi, Maneviyatçı Ve Piyasacı…[*]
“Bilginin iktidarla ilişkisi
sadece uşaklıkla değil,
hakikâtle de ilgilidir.”[1]
Sürdürülemez Kapitalist Krizin Topoğrafyası[1]
Krizin içindeyiz.
Krizle sarsılıp, savruluyoruz.
Her gün, her an krizin “sonuçları”ndan etkileniyoruz.
Vs., vd’leri…
Bunlar böyleyken; hâlâ krizi “tartışıp”, “konuşuyoruz”.
“Hâlâ” dememek için sürdürülemez kapitalist krizin topoğrafyasını çıkarmak gerekiyor.
Neo-Liberal Türkiye'de Muhafazakârlaşma/ Düşkünleşme Diyaletiği[*]
“Yükselen her şey düşecektir.”[1]
Bir ‘Millî Gazete’ yazarı, Türkiye’de son yıllarda fuhuş,[2] uyuşturucu kullanımı, cinayet, gasp ve tecavüz gibi olayların hızla arttığına, içki kullanım yaşının 11’e düştüğüne,[3] boşanmaların arttığına,[4] kadınlara yönelik şiddetin yoğunlaştığına[5] vb. işaret edip soruyor: “Bu nasıl ‘Muhafazakârlık’?”
Alevilerin cennette zaten işi yok
TRT’de yayınlanan Açı programında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Sedat Laçiner’in Şiilik ve Şiilerle ilgili söylediği bir söz günlerdir sosyal medyada “Aleviler cennete gidemez” şeklinde yer alıyor ve kendisine ‘Aleviyim – Kızılbaşım’ diyen kimi basın yayın organları, kişi ve kurum temsilcilerince de Alevilere yapılan bir hakaret olarak algılanıyor ve kamu oyuna da öyle yansıtılıyor.
SAVAŞ, BARIŞ VE KÜRTLER
Savaş ve barış iki zıttın birlikteliğidir. Savaşın olduğu yerde barış olacaktır, barışın olduğu yerde de savaş olacaktır. Dünyada savaş koşulları ortadan kalktığında barış kelimesi de kendiliğinden ortadan kalkacaktır. İnsanlar artık “barış” kelimesini kullanma gereksinimi duymayarak, onu ölen kelimeler yığını içine atacaktır. Ve bunun yerine yeni bir kelime türtecektir. Bu da, ancak, sınırsız ve sınıfsız bir dünaya kurulduğu zaman gerçekleşebilecektir.
Entellektüel Aydın Bulanıklığı Ya da Devrimi Ehlileştirme Aymazlıkları
BirGün gazetesinde 7 Aralık 2011 tarihinde bir röbartaj yayınlandı. Fikret Başkaya(FB) ile Gün Zileli(GZ)’nin konuşmaları. Konuşmanın ana konusu "devrimler”di. Aydınların devrim üzerine konuşmaları, fikir yürütmeleri ve üretmeleri, burjuvaziyi ve onun düzenini "teşhir etmeleri” elbette olumludur. Sorun devrim üzerine olunca, bunun değerlendirilmesi ve tartışılması da bir o kadar gerekli oluyor.
materyalist bilgi teorisi ve komünist partileri
“İnsan pratiği, materyalist bilgi teorisinin doğruluğunu tanıtlar.” Marks
İnsanın üretimdeki, üretim içindeki ilişkileri ve faaliyetleri, diğer tüm faaliyetlerinin üstünde ve onların üzerinde belirleyici bir rol oynama temel özelliğine sahiptir. Bu bağlamda, insanın bilgisi üretimdeki faaliyetlerinden bağımsız değil, bizzat ona bağlı olarak gelişir ve şekillenir.
HER GÜN DÖRT İŞÇİ, BEŞ KADIN
“Son kötü günleri yaşıyoruz belki
İlk güzel günleri de yaşarız belki
Kekre bir şey var bu havada
Geçmişle gelecek arasında
Acıyla sevinç arasında
Öfkeyle bağış arasında//
Biz kırıldık daha da kırılırız/
Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.”[1]
ÇİN: KARMAŞIK BİR SORU(N)…[1]
“ben hiç başlamamış bir dündeyim.
yağmur yağacak...
hiç başlamamış bir yarın çok var.
hiç bitmeyen bir dün de çok var...”[1]
Arif Dirlik’in, “Sadece bir ulus değildir; bir uygarlıktır,” notunu düştüğü Çin’in geneli veya özelde ise “bugünü” hakkında yazmak kolay değil.
Binlerce tarihsel bağıntı ve güncel referanslarıyla Çin, çoklu bir örnektir.