Salı Eylül 29, 2026

Gelme..!!Gelcem..!!

ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vermesi, devlet başkanı Trump'ın onaylaması sonucunda Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de önümüzdeki süreçte kurulacak olan Kürt Bölgesel Yönetiminin tanındığını/temellerinin atılmış olduğunu görmek istemeyen gözlere ''parmağım kör gözüne'' dercesine batıyor artık.

ABD'nin BOP tıkır tıkır işliyor. Irak'ta bölünme sağlandıktan sonra Suriye'de de yaşama geçirilmeye başlandı. Bu arada Türkiye BOP'ta projenin dışına iteklendi. BOP'un eş başkanı RTE'de bu projede Kılıçdaroğlu'nun güncel değimiyle kapının önüne konulmuş oluyor.

ABD'nin YPG'ye ağır silahlar vermesiyle Rakka operasyonunda YPG'nin başat rol oynayacağı buna karşın tüm yalvar yakarmalara rağmen TC'nin bu işin dışında bırakılması... Bu RTE'yi alabildiğine feci şekilde sinirlendirmiş. İçeride ve dışarıda Kürt düşmanlığını tepe noktasına taşıyan, içeride Kürtlere yönelik imhayı çökertme politikasıyla yaşama geçirmeye çalıştığı bir dönemde hemen sınırımızın öteki tarafında Kürtleri silahlandırmak da neyin nesi! Özellikle de üyesi olduğu NATO'nun önde gelen bir devleti tarafından silahlandırılması/üstelik ağır silahlarla, zırhlı araçlarla donatılması... Ve üstüne üstlük Rojava'daki Kürtlerle, YPG'le Türk devleti hazır durumda beklerken Rakka'ya yürümek neyin nesi oluyor?

ABD'nin bu politikasının TC'yi içerideki kendi Kürtleriyle savaşta zayıf düşüreceği gibi dışarıda da Rojava kantonlarına uyguladığı politikayı da zora sokuyor.

YPG'e verilecek olan ağır silahların YPG vasıtasıyla PKK'nin eline geçeceğinden ciddi endişeler duyduğunu saklamayan RTE 16 Mayıs ta ABD'e yapacağı ziyarette bu durumu bizzat Trump'a kendisinin anlatmak istediğini söylüyor. Nedeniyse Amerikan silahlarının PKK ve YPG' verildiğinden yakınıyor, daha doğrusu YPG'e verilen silahların PKK'nin eline geçeceğinden. Hatta bunu fotoğraflarla belgelerinin olduğunu ve bu belgeleri görüşmede Trump'ın önüne koyacağını söylüyor, propagandasını yapıyor. Şimdiden Trump'ı köşeye sıkıştıracağını hesaplıyor. Buna daha fazla bir gerçeklik kazandırmak için de Kürdistan Bölgesel Yönetimi Barzani'nin yeğenini tanık olarak yanında götürmeye çabalıyor.

Peki bir de işin şöyle bir tersini düşünelim: RTE'nin talimatıyla MİT'in insani yardım adı altında taşıdığı tırlarla Suriye'deki muhaliflere silah taşıdığını, bu silahların, malzemelerin Suriye'de çatışmalarda ördürülen, yakalanan İŞİD militanlarının üzerinden çıktığına dair görüntülerin bu toplantıda RTE'nin önüne konulması durumunda ne olacak? RTE'nin yüzünün ne şekil alacağını herhalde kimse görmek istemez.

Neyse bu RTE'nin düşünmesi/hesaplaması gereken bir olgu...

RTE hileli anayasa referandumundan sonra ülke içerisinde meşrutiyetinin tartışılmasının hemen ardından yurt dışı gezilerine çıktı. Sırasıyla Hindistan ve Çin'e gitti. Yarın da ABD ziyaretini gerçekleştirecek. Yurt içinde kaybettiği prestiji/meşrutiyeti dışarıda devlet protokolleriyle karşılanmak, büyük devletlerin devlet başkanları tarafından kabul edilerek tamire çalışıyor.

Özellikle de BOP'ta elinden alınan eşbaşkanlığı yeniden kuşanabilirimin hesaplarını yapıyor. ABD ziyareti öncesi konuşmalarında Trump'a göndermeler yaparak ''ABD Türkiye el ele verelim, Rakka'ya birlikte girelim'' RTE'nin tüm bu yakarmalarına rağmen Trump'a ziyaretin hemen öncesinde YPG'ye ağır silahlar verilmesi ver Rakka operasyonunun YPG'le ortak yapılacağının açıklanmasının sonrasında Türkiye'de basın organlarına demeç veren bazı muhalif siyasiler bu gelişmelerden dolayı RTE'nin ABD ziyaretini en azından ertelemesine çağrı yapmalarına RTE'nin yanıtı ''bunlar siyaset yapmayı bilmiyorlar'' oldu. Doğrudur RTE şimdiye değin hep kendi mahallesi için siyaset yaptı. Bunda da başarılı oldun. Din maskeli ve kendi çevresinin ekonomik çıkarlarını koruma noktasında gerçekleştirdiği politikada başarılı oldu.

RTE'nin amacı ülkenin çıkarları doğrultusunda bir ABD ziyareti değil. Bu ziyaret RTE'nin kişisel çıkarları doğrultusundadır. ABD başkanı Trump kendisini Beyaz Saray'da kabul eder ve görüşürse anayasa referandumunda ülke içerisinde aldığı yenilgiyi bu görüşmeyle/kabul edilmeyle bertaraf etmeye çalışıyor. Yani içeride kaybettiği meşrutiyeti dışarıda emperyalistlere vereceği tavizlerle kapatmaya, onların güvenini kazandığının propagandasını yaparak kotarmaya çalışıyor. Bu ziyaret kendi meşrutiyetini sağlama ziyaretidir. Bu bir...

İkincisi de BOP'ta Suriye'de sıkıştığı durumdan kurtulmak için ABD'nin tüm isteklerine yanıt olacağına dair güvence vererek bir çıkış bulmaya çalışıyor. Güvenli bölge... Kürtlere yönelik askeri ve diğer yardımların askıya alınması... Suriye'de çözüm konusunda kendisine görev verilmesi v.b. gibi.

Bu ziyaretin en önemli yönü ise Reza Sarraf dosyasıdır. Çünkü Reza Sarraf dosyasının içerisinde RTE'de var, ailesi de var. Halk Bankası genel müdür yardımcısının ABD'de tutuklanması, Reza Sarraf'la birlikte yargılanması, RTE ve ailesinin durumunu daha da ağırlaştırdığını, içerisinden çıkılmaz bir duruma sokulduğunu gösteriyor.

RTE bu durumu Trump'la görüşerek birinci elden hukuksal değil siyasal bir yolla çözmek için çabalıyor. 16 Mayıs ta yapacağı ABD başkanıyla görüşmesinin esas nedeni bu.

Bu çabası boşuna mı?

Göreceğiz...

51092

Çetin Çetin

Çetin Çetin sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.

Çetin Çetin

TKP-ML AVRUPA KOMİTESİ:50. MÜCADELE YILIMIZDA PARTİMİZ TKP-ML ÖNCÜLÜĞÜNDE DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ MÜCADELESİNE SEN DE EMEĞİNLE KATIL!

Çeşitli Milliyetlerden Halkımıza!

Açlık, yoksulluk, savaş ve göçler ezilen dünya halkları için kader değildir. Tüm bunların sorumlusu emperyalist kapitalist sistemdir. Emperyalistler bitmez tükenmez kâr hırsla dünyanın tüm yer altı ve yer üstü zenginlik kaynaklarını sömürmeye devam ediyorlar.

ANALİZ | Kim Geri Adım Attı?

Açıkça görüleceği üzere emperyalistler bir kez daha “sevgili diktatörlerine” sahip çıktılar! RTE’nin içine düştüğü durumdan çıkması için “diplomasi oyunu”na başvurdular. Bir çeviri oyunuyla ona gereken çıkış yolunu gösterdiler. Geri adım atan elbette TC oldu.

AİHM aylar önce S. Demirtaş ve O. Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına karar vermişti. AİHM kararına rağmen serbest bırakılmayan O. Kavala ve eski HDP Eş Genel Başkanı S.

Ermenilerin uyanışı (Nubar Ozanyan )

Ölüm tarlalarından ve yollarından geçerek sağ kalmayı başaran Ermeniler, bir baştan diğer uca dek Suriye’nin sınır bölgelerine yerleşirler. İlim, gül ve bal diyarı yaptıkları anavatanları Hayastan’a bir gün geri dönme umudu ve hayaliyle yaşama tutunurlar.

Soykırım külleri içinden ayağa kalkan Ermeniler, mahir elleriyle yeniden toprağa, taşa, demire, çeliğe, bilime, sanata, yüreğe dokunurlar. Müzik, ekmek ve şarap kadar kutsal sofralar kurarlar. Yeniden kapılarını açarlar inanana ve inanmayana…

Devrimci zor ve burjuvazinin terör kavramı (Sentez)

Marks, “zor, yeni bir topluma gebe eski toplumun ebesidir” derken tam ve eksiksiz bir şekilde şiddet olmadan burjuvazinin devrilemeyeceğini ifade etmiş oluyor.

“Mahşerin Atlısı” İşçi Sınıfı Gelecek

Türkiye’nin uluslararsı tekel sahipleri ve sözcüleri Erdoğan yönetimi altındaki gidişattan memnun olmadıklarını bir kaç defa tekrarlamışlardı. Bu kez, tavırlarını net olarak ortaya koydular. Erdoğan başkanlığındaki yönetimle devam edilmeyeceğini, ortaya koydukları programla netleştirdiler. Ve CHP, İyi Parti gibi muhalefet partilerinin oluşturduğu “Millet İttifak (Mİ)”ına “programınız budur!” dediler. Kendi programlarının adını da :” Yeni Bir Anlayışla Geleceği İnşa” koydular.

Karanlığın iki rengi (Nubar OZANYAN)

Öbür dünyanın cennetini halkına anlatarak yaşanılan dünyayı cehenneme çeviren faşist R.T.Erdoğan, Türkiye’yi yoksulluğun ve yolsuzluğun dibine batırdı. Türkiye, dünya sefalet endeksinde 56 ülke içinde 21. sırada yer aldı.

Halkına iyiye gitmeyen ekonomi ve artan işsizlikten başka bir şey veremeyen İttihatçı-Kemalist AKP-MHP faşizmi, Avrupa ülkeleri içinde sefalet endeksinin en yüksek olduğu ülke ünvanını elde etti.

Birer Birer Duran Mohikan Yürekler ve Düşündürdükleri (Emre Erdal)

Gözünü açtığı yüzyılın devrimci başarılarıyla kanatlanan, yenilgilerine derinden hüzünlenen, yoldaşları düştüğünde ağlayan, kavga saatinde ise şahinleşen, düşlerinin ardından hesapsız yürüyen, pek çok şeyi yarım yaşayan ama zorunluluklarından kurtulmuş bir dünya sevdasından asla vazgeçmeyen bir devrimci kuşağın artakalan mohikanlarını birer-ikişer kaybediyoruz.

Avrupa’dan Ermeni Devrimciler:Şehit Nubar Ozanyan Taburu'nu selamlıyor kampanyayı destekliyoruz!

Rojava’da 2011’den beri devam eden karşı-devrimin güdümündeki azgın saldırılar günümüz koşullarında farklı boyutlarda da olsa devam ediyor. 2011’de TC, S. Arabistan, Ürdün, İsrail gibi ülke devletlerinin Suriye’ye saldırıları, 2012’de Rojava’yı da hedef almıştır. 12 Temmuz 2012’de Kürt Yüksek Komitesi kuruldu ve PYD önderliğinde YPG/YPJ güçleri üzerinden bu saldırılar göğüslendi. 24 Temmuz 2012’de iç asayişten sorumlu Asayiş Güçleri de oluşturuldu. Ve devamında Afrin, Kobane, Cizre’de oluşturulan kanton yönetimler üzerinden özerk Rojava yönetimi ilan edildi.

TKP-ML Temsilcisi Orhan Ünal: “Örgütlenmekten başka çıkış ve mücadele etmekten başka kurtuluş yolu yoktur”

“Faşizmi Yıkacağız, Özgürlüğü Kazanacağız” devrimci hamlesinin 1 yılı geride kaldı. “İleri…Daha İleri…” şiarıyla Türkiye’de ve Kürdistan’da birleşik devrimin bayrağı devrimci hamle çerçevesinde büyümektedir. Faşizme karşı, sömürgeci ve işgalci güçlere karşı yürütülen eylemler ile işçi sınıfının, gençlerin, kadınların, Alevilerin, Kürtlerin ve sistem tarafından sömürülen-ezilen bütün halkın kurtuluşu mücadelesinde önemli ilerlemeler kaydedildi.

Neden Öcalan’ın özgürlüğüne karşı sessizsiniz? (Vedat Yeler)

Üzülerek böyle bir yazıyı yazdığımı belirtmek istiyorum. Galiba ilk başta ifade etmem gereken mesele, ben ve benim gibi Marksizm suyuna bulaşmış birçok Kürdü ‘hüsrana uğratan bir konunun’ hüznünü dile getirmek oldu. Çok basit ve sade bir dille, hiçbir teorik ve ideolojik kriz yaratmadan 9 Ekim Komplosu’nun yıldönümünde 23 yıldır ağır tecrit altında olan bir halkın önderliği için örgütlenen bir kampanyaya ve bu kampanya nezdinde açığa çıkan Türkiye sol, sosyalist, devrimci, demokrat… kesimin sessizliğine değineceğim. Kişisel ve duygusal bir sitem olarak da ele alabilirsiniz.

EYLÜL’den sonra EKİM (Nubar OZANYAN)

Eylül’de kaybettik, Peru gerillalarının önderi Gonzalo yoldaşı. Ekim’de Kürt ulusal özgürlük gerillalarının önderi Öcalan’ın özgürlüğünü kaybetmeyelim. Ağır tecrit koşullarında hiçbir devrimci önderin ve öncünün tutsak kalmasına müsaade etmeyelim. Halklar ve önderler üzerinde sallanan sermayenin kanlı kılıcını aşağı indirelim.

Önderlik, tarihsel süreç ve birikimlerin sentezidir. Önderlik, ileri bir bilinç, ileri bir hamle ve değişim gücüdür. Bazen en ağır tecrit koşularında yıllarca bir yoldaş sesi duymadan direnmektir.

Sayfalar