Faşist yalanlar: “Holodomor” ve “Acı Hasat” filmi (İngilizceden çeviren: Garbis Altınoğlu)
(Yazarın notu: Ben bu makaleyi yazarken kendime büyük ölçüde, West Virginia Üniversitesi'nden Mark Tauger'in araştırmalarının ortaya koyduğu kanıtları dayanak aldım. Tauger meslek yaşamını Rus ve Sovyet kıtlıkları ve tarımını incelemekle geçirmiş bir kişi. O bu konularda dünyanın öndegelen otoritelerinden biri ve araştırmaları, sahteliklerini boşa çıkardığı için genel olarak Ukrayna milliyetçileri ve anti-komünistlerinin içtenlikli nefretinin hedefidir.)
Ukrayna milliyetçi filmi “Acı Hasat”, Ukrayna milliyetçilerinin uydurduğu yalanların propagandasını yapmaktadır. Louis Proyect ise bu filme ilişkin değerlendirmesinde aynı yalanların propagandasını yapmaktadır.
Proyect, Jeff Coplon’ın 1988'de Village Voice adlı dergide yayımlanan, “Sovyet Holokostunun Peşinde: 55 yıllık Kıtlık Sağı Besliyor” başlıklı makalesine gönderme yapıyor. Coplon bu makalesinde, Sovyet tarihi üzerinde çalışan öndegelen “anaakım” anti-komünist Batılı uzmanların Ukraynalıları hedef alan kasıtlı bir kıtlık kavramını reddettiklerini gösteriyor. Sözkonusu uzmanlar bunu reddetmeyi sürdürüyorlar. Proyect bu olgudan hiç söz etmiyor.
1932-33'de SSCB'nde, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni de kapsayan (ama onunla sınırlı olmayan) çok ciddi bir kıtlık yaşandı. Fakat, bir “Holodomor”un ya da or “kasıtlı bir kıtlığın” olduğunu gösteren hiçbir kanıta rastlanmadı ve bugün de böylesi kanıtlar yoktur.
“Holodomor” kurgusu savaştan sonra Batı Avrupa, Kanada ve ABD'ne sığınan Ukraynalı Nazi işbirlikçileri tarafından uyduruldu. Bunun ilk versiyonlarından biri Yurij Chumatskij'nin, 1986'da Avustralya'da “Ukrayna Asi Ordusu Gazileri” tarafından basılan Why Is One Holocaust Worth More Than Others? (=Neden Bir Holokost Diğerlerinden Daha Önemlidir?) adlı kitabıdır. Bu yapıt, fazla komünizm yanlısı oldukları ileri sürülen “Yahudilere” yönelik saldırının devamı niteliğindedir.
Proyect'in değerlendirmesi, Sovyetlerin tarımı kollektivizasyonu ve 1932-33 kıtlığına ilişkin şu sahtelikleri yineliyor:
* Köylüler genellikle, bir “ikinci serflik” olarak gördükleri kollektivizasyona direndiler.
* Kıtlığın nedeni kollektivizasyondu. Aslında ise kıtlık çevresel faktörlerden kaynaklanmıştı.
* “Stalin” –Sovyet yönetimi- kıtlığı kasıtlı olarak yaratmıştı.
* Kıtlık, Ukrayna milliyetçiliğini ortadan kaldırmayı amaçlıyordu.
* “Stalin” (Sovyet hükümeti), “Ukraynalılaştırma”, yani Ukrayna dili ve kültürünü özendirme politikasını desteklemeyi durdurmuştu.
Bu savların hiçbiri doğru değil. Kanıtlar bu savların hiçbirini desteklemiyor. Bunlar sadece, Ukraynalı milliyetçi çevrelerin, Nazilerle bağlaşmalarını ve Yahudi Holokostuna ve Ukrayna'da yaşayan Polonyalıların jenoside (1943-44 Volinya katliamları) tabi tutulmasına katılmalarını, Yahudileri, komünistleri ve savaş sonrasında da Ukraynalı köylüleri öldürmelerini ideolojik olarak meşrulaştırmak amacıyla ileri sürdükleri savlardır.
Ukrayna milliyetçilerinin sonal amacı komünizmle Nazizmin (komünizm günümüzün “demokratik Ukraynası”nda yasadışı konumdadır), SSCB ile Nazi Almanyası'nın ve Stalin ile Hitler'in eşdeğer sayılmasını sağlamaktır.
Tarımın Kollektivizasyonu- Gerçeklik
Rusya ile Ukrayna, bin yılı aşkın bir süredir birkaç yılda bir ciddi kıtlıklar yaşamışlardı. 1917 devrimine, 1918-20 döneminde daha da ciddi bir hal alan bir kıtlık eşlik etti. 1920-21 döneminde ülkeyi, hatalı olarak “Volga kıtlığı” denen bir kıtlık vurdu. 1924'te ve 1928-29'da yeniden yaşanan kıtlıklardan özellikle bu ikincisi Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni ağır biçimde etkiledi. Bütün bu kıtlıklar çevresel nedenlerin ürünüydü. Köylülerin Ortaçağdan kalma şerit ekimi metodu verimli tarımı olanaksız ve kıtlıkları kaçınılmaz kılıyordu.
Aralarında Stalin'in de bulunduğu Sovyet liderleri biricik çözümün tarımı, tasarlayarak model aldıkları ABD'nin Ortabatısındaki bazı çiftliklerde olduğu gibi, büyük fabrika-tipi çiftlikler temelinde yeniden örgütlemekte yattığına karar verdiler. Sovhozi'ler, ya da Sovyet çiftliklerinin başarılı olduğu görülünce tarımı kollektifleştirmeye karar verdiler.
Anti-komünist propagandanın savlarının tersine, köylülerin büyük çoğunluğu kollektivizasyonu kabul ettiler. Direniş sınırlı ve isyan eylemleri çok azdı. 1932'ye gelindiğinde, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti de içinde olmak üzere Sovyet tarımı büyük ölçüde kollektifleştirilmişti.
1932'de Sovyet tarımı, bir dizi çevresel felaketin toplamıyla karşı karşıya geldi: bazı bölgelerde kuraklık; bazı bölgelerde aşırı yağış; pas ve is atakları (mantar hastalıkları); böcek ve fare istilası. Köylülerin bünyelerinin zayıflamasına paralel olarak zararlı otların ayıklanması ihmal edildi ve bu da hasadı daha da azalttı.
1932 sonbaharı ve kışında hasat başarısızlığının boyutları daha da netleşince Sovyet hükümetinin tepkisi değişti. İlk başta, yetersiz hasadın esas nedenlerinin kötü yönetim ve sabotaj olduğu kanısına varan hükümet çok sayıda Parti ve kollektif çiftlik yöneticisini görevlerinden aldı. (Ancak filmde Mykola'nın başına geldiği gibi herhangi birinin “idam edildiğini” gösteren bir kanıt yok.) Şubat 1933 başlarında ise Sovyet hükümeti kıtlık bölgelerine çok büyük ölçekli tahıl yardımı yapmaya başladı.
Sovyet hükümeti, kendi besin gereksinimlerini üretmeyen kentleri beslemek için ve fazla tahıla el koymak amacıyla köylülerin çiftliklerine örgütlü baskınlar da düzenledi. Bunun bir başka nedeni de vurgunculuğu engellemekti; bir kıtlık durumunda tahıl, şişirilmiş fiyattan yeniden satılabilirdi. Çarlık döneminde yapıldığı gibi yoksulların açlıktan ölmeye terk edilmesi istenmiyorsa kıtlık koşullarında tahılın özgür pazarda satılmasına izin verilemezdi
Sovyet hükümeti köylülere tarımsal çalışmada yardımcı olmak için siyasal bölümler (politotdely) örgütledi. Tauger şu sonuca varmıştı: “1933 hasadının 1931-32 hasadından çok daha büyük olmuş olması, aynı biçimde kırlardaki siyasal bölümlerin çiftliklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olduğunu gösterir.” (Modernization, 100)
Çok sayıda insan kıtlık sırasında ölmüş, başkaları hasta ya da zayıf düşmüş ve daha başkaları da başka bölgelere ve kentlere kaçmış olduğu için 1933'ün iyi hasadı hayli küçülmüş bir nüfus tarafından kaldırılmıştı. Bu kıtlığa, kollektivizasyonun, hükümet müdahalesinin ya da köylülerin direnişinin değil, 1933'de artık ortadan kalkmış olan çevresel faktörlerin yol açmış olduğu gerçeğini gösteriyordu.
Tarımın kollektivizasyonu gerçek bir reform, Sovyet tarımının devrimci bir dönüşüme uğratılmasında bir dönüm noktasıydı. Buna rağmen bazı kötü hasatlar olacaktı; ne de olsa SSCB'nin iklimi değişmemişti. Fakat kollektivizasyon sayesinde, SSCB'nde sadece bir kez daha -o da 1946-47'de- yıkıcı bir kıtlık yaşandı. Bu kıtlığı en son araştıran (Melbourne Üniversitesine bağlı Tarihsel Araştırmalar Okulu profesörü- G. A.) Stephen Wheatcroft onun, çevresel koşullar ve savaşın yol açtığı aksaklıklar nedeniyle yaşandığı sonucuna varmıştı
Proyect'in düzmece savları
Proyect, tarihin kerameti kendinden menkul Ukraynalı faşist versiyonunu hiçbir eleştiri
yapmaksızın ve kayıtsız koşulsuz yinelemektedir.
* Bir “Stalinist ölüm makinası” yoktu.
* Kendini adamış Parti görevlileri “tasfiye ve idam edilmediler.”
* “Milyonlarca Ukraynalı devlet çiftliklerine ve kollektif çiftliklere girmeye zorlanmadılar.” Tauger, köylülerin büyük çoğunluğunun kollektif çiftlikleri kabul ettikleri ve bu çiftliklerde uyum içinde çalıştıkları sonucuna varıyor.
* Proyect, Ukrayna milliyetçilerinin “3-5 milyon zamansız ölüm” savını kabul ediyor. Bu doğru değil.
Bazı Ukraynalı milliyetçiler, Yahudi Holokostu'nun 6 milyon rakamına erişmek ya da onu geçmek için 7-10 milyon arası rakamlar veriyorlar. (Örneğin Chumatskij’nin başlığı, “Why Is One Holocaust Worth More Than Others?”/ “Bir Holokost Neden Diğerinden Daha Değerli Olsun?” olan kitabı.) “Holodomor” teriminin kendisi (“holod”=açlık, “mor” Polonyacada “mord”= “öldürme,” Ukraynacada “morduvati”=“öldürmek) de kasten, Holokost'u anımsatmak amacıyla türetilmişti.
En son akademik araştırma, kıtlıktan kaynaklanan ölüm sayısını 2.6 milyon olarak veriyor (Jacques Vallin, France Meslé, Serguei Adamets ve Serhii Pirozhkov, “A New Estimate of Ukrainian Population Losses during the Crises of the 1930s and 1940s/ 1930'ların ve 1940'ların Krizleri Sırasındaki Ukrayna Nüfus Yitimlerine İlişkin Yeni Bir Tahmin,” Population Studies 56, 3 (2002): 249–64).
* Jeff Coplon bir “Kanadalı sendikacı” değil, New-York'ta yerleşik bir gazeteci ve yazardır. Merhum Douglas Tottle’ın, Robert Conquest’ın düzmece Harvest of Sorrow/ Hüzün Hasadı adlı kitabına verilmiş makul bir yanıt olan Fraud, Famine and Fascism / Sahtekarlık, Kıtlık ve Faşizm adlı kitabı, (tıpkı Conquest'in kitabı gibi) SSCB'nin 1991'de dağılmasından bu yana yayınlanan ve eski Sovyet arşivlerinden gelen birincil kaynaklar selinin başlamasından önce yazılmış olduğu için büyük ölçüde eskimiştir.
* (1922-36 yılları arasında New York Times'in Moskova Büro Şefi olarak görev yapmış Anglo-Amerikan gazeteci- G. A.) Walter Duranty “omletler” ve “yumurtalar”a ilişkin (aşağıdaki- G. A.) açıklamasını, Proyect'in ileri sürdüğü gibi “Stalin'i savunmak için” değil, Sovyet hükümetinin politikasını eleştirmek için yapmıştır:
“Kaba bir biçimde anlatacak olursak, yumurtaları kırmadan omlet yapılamaz ve Bolşevist liderler, toplumsallaştırma doğrultusundaki kampanyalarının yol açabileceği insan kayıpları konusunda, Dünya Savaşı sırasında üstlerine, kendisinin ve tümeninin gerçek bir asker ruhuna sahip olduğunu göstermek için bedeli yüksek bir saldırıya geçme buyruğu veren bir general kadar kayıtsızdırlar. Hatta kendilerini, fanatik bir inancın canlandırdığı düşünüldüğünde Bolşevikler daha da kayıtsızdırlar.” (The New York Times, 31 Mart 1933)
Anlaşılan Proyect'in yaptığı, bu hileyi bir Ukrayna milliyetçi kaynağından kopya etmekten ibaretti. Çürük malzemeden çıkan ürün de çürük olacaktır.
* Proyect'in kaynak gösterdiği Andrea Graziosi bir Sovyet tarımı ya da 1932-33 kıtlığı uzmanı değil, gördüğü herhangi bir ya da tüm anti-Sovyet sahteliği/ sahtelikleri kabul eden bir ideolojik anti-komünisttir. Proyect'in alıntısının kaynağı, objektif araştırma yapmaktan uzak olan ve Ukraynalı milliyetçiler tarafından finanse ve redakte edilen Harvard Ukrainian Studies adlı dergidir.
* Proyect Sovyet Politbürosu'nun, kendisinin görmediği belli olan Aralık 1932 tarihli “iki gizli kararnamesi”ne göndermede bulunuyor. Bu kararnameler, “Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti dışındaki” yerlerde Ukraynalılaştırmayı durdurdu. Ukraynalılaştırma, Ukrayna
Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nde kesintisiz bir biçimde sürdü. Proyect'in ileri sürdüğünün aksine Ukraynalılaştırma “sona ermedi.”
* Proyect Sovyetlerin, “Ukrayna ulusunu ve özellikle de Ukrayna entellijetsiyasını fiziksel olarak yoketmeyi hedefleyen politikası”na ilişkin hiçbir kanıt sunmuyor; sunmuyor, çünkü böyle bir politika yoktu.
Sosyalizmin bir zaferi
Sovyetlerin, “Yeşil Devrim,” “harika pirinç” ve Çin'de ve ABD'ndeki su denetimi projeleri ile aynı düzeyde olan tarımı kollektifleştirmeleri 20. yüzyılın, toplumsal reformlarının arasında en büyüklerinden biri ya da en büyüğüdür. Komünizmin başarıları için Nobel ödülleri veriliyor olsaydı, Sovyet kollektivizasyonu, en öndegelen adaylar arasında yer alırdı.
Sadece Nazi işbirlikçileri değil, her renkten anti-komünistler de Sovyetler Birliği'nin tarihsel gerçekliğini içlerine sindiremiyorlar. Sosyal-demokratlar ve Trotskistler gibi kendilerini solda sayan pek çok kişi, faşist oldukları bilinen ve açıkça kapitalizmi savunan yazarların yalanlarını yineliyorlar. Tauger gibi Sovyet tarihini objektif bir tarzda inceleyen ve gerçeği, sevimli olmadığı zaman da söylemekte kararlı bilim insanları çok az ve onların sesleri, anti-komünist çarpıtıcılar korosu tarafından boğuluyor.
Kaynaklar:
Mark Tauger’in araştırmaları, özellikle, hepsine de internette erişilebilecek olan “Modernization in Soviet Agriculture” (2006); “Stalin, Soviet Agriculture, and Collectivization” (2006) ve “Soviet Peasants and Collectivization, 1930-39: Resistance and Adaptation” (2005)/ “Sovyet tarımında modernleşme” (2006); “Stalin, Sovyet Tarımı ve Kollektivizasyon” (2006) ve “Sovyet Köylüleri ve Kollektivizasyon, 1930-39: Direniş ve Uyum” (2005). Tauger'in diğer araştırmalarına şu sayfadan erişilebilir: : https://www.newcoldwar.org/archive-of-writings-of-professor-mark-tauger-on-the-famine-scourges-of-the-early-years-of-the-soviet-union/
Ayrıca benim; Blood Lies; The Evidence that Every Accusation against Joseph Stalin and the Soviet Union in Timothy Snyder’s Bloodlands Is False/ Kan Yalanları: Timothy Snyder'in Bloodlands Başlıklı Yapıtında Joseph Stalin'e ve Sovyetler Birliği'ne Yönelttiği Suçlamaların Hepsinin Yalan Olduğunun Kanıtları (New York: Red Star Press, 2013) adlı kitabımın I. Bölümüne bakılabilir. (Erişim adresi- G. A.) http://msuweb.montclair.edu/~furrg/research/furr_bloodliesch1.pdf
1946-47 kıtlığı için bkz. Stephen G. Wheatcroft'un, “The Soviet Famine of 1946-1947, the Weather and Human Agency in Historical Perspective”/ “1946-47 Sovyet Kıtlığı, Tarihsel Perspektiften İklim ve İnsan Etkisi”, Europe-Asia Studies, 64:6, 987-1005.
---------------------------------------------------------------------------------
Prof. Grover Furr, pek çok makalenin yanısıra aşağıdaki kitapların da yazarıdır:
1) Khrushchev Lied. The Evidence That Every “Revelation” of Stalin’s (and Beria’s) Crimes in Nikita Khrushchev’s Infamous “Secret Speech” to the 20th Party Congress of the Communist Party of the Soviet Union on February 25, 1956, is Provably False/ Hruşçov Yalan Söyledi. Nikita Hruşçov'un, 25 Şubat 1956'da SBKP'nin 20. Kongresi'nde Yaptığı Kötü Ünlü “Gizli Konuşma”da Stalin'in (ve Beria'nın) Suçlarına İlişkin “Açığa Vurmaların Tümünün” Yanlış Olduğunun Kanıtlanabileceğinin Verileri (2011)
2) The Murder of Sergei Kirov. History, Scholarship and the Anti-Stalin Paradigm/ Sergey Kirov'un Öldürülmesi. Tarih, Biliminsanlığı ve Anti-Stalin Paradigma (2013)
3) Blood Lies; The Evidence that Every Accusation against Joseph Stalin and the Soviet Union in Timothy Snyder’s Bloodlands Is False/ Kan Yalanları: Timothy Snyder'in Bloodlands Başlıklı Yapıtında Joseph Stalin'e ve Sovyetler Birliği'ne Yönelttiği Suçlamaların Hepsinin Yalan Olduğunun Kanıtları (2014)
4) Trotsky’s “Amalgams.” Trotsky’s Lies, The Moscow Trials As Evidence, The Dewey Commission. Trotsky’s Conspiracies of the 1930s, Volume One/ Trotski'nin Alaşımları. Moskova Duruşmalarının Işığında Trotski'nin Yalanları ve Dewey Komisyonu. Trotski'nin 1930'lardaki Komploları, Cilt I (2015)
5) Yezhov vs. Stalin: The Truth About Mass Repressions and the So-Called ‘Great Terror’ in the USSR/ Yejov Stalin'e Karşı: Kitlesel Bastırmalara İlişkin Gerçek ve SSCB'ndeki Sözde 'Büyük Terör' (2016),
Bu kitapların hepsi Amazon.com.'dan satın alınabilir.
Prof. Furr'un bazı makale ve röportajlarının yanısıra kitaplarının bir bölümü de Türkçeye çevrilmiş bulunuyor. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1) Hruşçov'un Yalanları. SBKB (B) XX. Kongresinde Yapılan Suçlamalar Hakkında (Yordam Kitap)
2) Sergey Kirov Cinayeti (Yazılama Yayınevi)
3) Stalin ve Demokrasi Trotskiy ve Naziler (Yazılama Yayınevi)
NOTLAR
1) Volinya ve Doğu Galiçya katliamları, Mart 1943-Aralık 1944 döneminde, o sıralar Nazi Almanyası'nın işgali altında olan Polonya topraklarında Ukraynalı faşistler tarafından gerçekleştirildi. Volinya; Polonya, Ukrayna ve Belarus sınırları boyunca uzanan bölgenin ve Galiçya da gene Polonya ile Ukrayna sınırları boyunca uzanan bölgenin adı. Doruk noktası Temmuz-Ağustos 1943'de yaşanan bu trajedide çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 75,000 ila 100,000 insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor. Katliam kararı, OUN-B'nin (Ukrayna Milliyetçileri Örgütü) Bandera fraksiyonunun Şubat ya da Mart 1943'de yapılan İkinci Kongresinde alındı ve bu örgüte bağlı olan UPA (Ukrayna Asi Ordusu) tarafından gerçekleştirildi. (G. A.)
Grover Furr
Counterpunch, 3 Mart 2017
İngilizceden çeviren: Garbis Altınoğlu
Son Haberler
Sayfalar
Fransa’da El Freni Çekildi! İşe Yarar Mı?
Avrupa Birliği üyesi 27 ülkede 720 sandalyeli Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri, 6-9 Haziran tarihleri arasında yapıldı. Almanya, İtalya ve Fransa’da aşırı sağ olarak tanımlanan faşist hareket ciddi anlamda sandalye sayısına ulaştı. Böylelikle merkez sağla birlikte faşist hareket AP’deki en büyük grup olarak yerini korudu.
Seçimlerin yankısı ve sonuçları ciddi anlamda tartışmaları doğurdu. AP’ye Almanya’dan sonra sağcılar adına en fazla vekil gönderen Fransa, tartışmaların girdabından çıkıp erken seçim hamlesi ile sarsıntıyı giderme yoluna gitti.
Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (3)
Devrimci siyasal mücadelenin genel olarak nesnel zemini, sosyal devrimleri de olanaklı kılan nesnel zemin ile, aslında ortak paydalara sahiptir. Emperyalist- kapitalist barbarlığın hüküm sürdüğü ve kendisinin doğrudan var ettiği her bir antagonist çelişme ve sorunların giderek daha bir keskinleşerek; ulusların, halkların ve doğanın yaşamını kâbusa çevirip, geleceklerini ciddi şekilde riske soktuğu şu süreçte, gerek özel olarak Türkiye ve K.
Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (2)
Somut özgülün realitesi içerisinde devrimci siyasal mücadelenin etkili ve sonuç alıcı kazanımlara dönüşerek yürütülebilmesi için gerekli olan bir diğer öncelikli koşul ise; elbette ki bu mücadelenin, küresel ve yerel zeminde, toplum gündemini doğrudan ilgilendiren ve de ilgilendirecek olan sorunlar üzerinden ele alınarak yürütülmesidir.
Halkların İhanetçilerden Çektiği (Nubar Ozanyan)
Zulmün gölgesinde yaşam bulmaya çalışırken karanlığın sadece gece gelmediği, güneşin altında da gelip halkları bulduğu katliamlar birçok halkı nefessiz bırakmaya çalışmıştır. 1915 Ermeni Soykırımı boyunca başta Asuri, Süryani, Pontus halkı olmak üzere Êzîdî ve Kürt halkı da büyük trajediler yaşamıştır. Bugün Türk faşizmi eliyle Başûr Kurdistan’ında gerçekleşen işgal ve ilhak saldırılarında Kürt halkıyla birlikte Asuri-Süryani halkı da tanımsız acılar yaşamaktadır.
Türkiye’de Ermeni bir devrimci militan: Haldun Karyol (MEHMET GÜNEŞ)
Haldun Karyol, asıl adıyla Harutyan Karyolacıyan, kadim dostum, 8 Temmuz günü aramızdan ayrıldı. Haldun bir Ermeni’ydi ama her şeyden önemlisi Türkiye’de yetişmiş, ender görülebilecek, kendine has eylemci bir devrimci militandı. Onu ender ve ebedi kılan hikayesini bilmek ve öğrenmek, bugün Türkiye’de devrim mücadelesine baş koymuş her militanın hakkı. O yüzden, Haldun’u yakından tanıyan biri olarak, onu anlatmayı devrimci bir görev olarak üstleniyorum.
Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (1)
Nasıl ki genel siyasal mücadele ve siyaset ediş tarzı, küresel ve yerel bazdaki ekonomik, politik, eğitsel, askeri, kültür-sanatsal, çevresel-iklimsel, ezen-ezilen cins, inanç ve etnik sorunlar yekûnu olan toplumsal dinamikler zemini üzerinden kendisini var edip sürdürüyorsa; birebir aynı şekilde, devrimci siyasal mücadele ve siyaset ediş tarzı da aynı küresel ve yerel toplumsal dinamikler üzerinden kendisini var edip sürdürmesi gerekiyor. Normal ve de olması gerekendir bu.
Küçük bir damla ile fırtınayı başlatanlar (Nubar Ozanyan)
Aradan 12 yıl geçti. Etki gücü Ortadoğu’ya yayılan 12 yaşında genç bir devrim yaşıyor adına Rojava denilen topraklarda. Derin yoksulluk, bitmeyen zulümle terbiye edilip cehenneme çevrilen Ortadoğu’da Rojava, bir özgürlük adası gibi duruyor.
Türk Faşizmi EURO 2024’te Sahaya İndi
İki yılda bir Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından organize edilen Avrupa Futbol Şampiyonası, bu yıl EURO 2024 olarak Almanya’da düzenlendi.
Kapitalist Toplumsal Bir Kırılma ve Yeniden Tarihi Yeni Bir Toplumsal Süreç
Kapitalist emperyalist sistem, önceki bunalım ve çelişmelerinden farklı olarak,, kendisinin taşıyamayacağı ve çözemeyeceği sistem içi yapısal ekonomik ve siyasal çelişmeler ile karşı karşıya kaldığı bir sürecin içine girmiştir. Bir taraftan yeni emperyalist ülkelerin ortaya çıkışıyla (ki, bu; kapitalizmin ala bildiğine gelişmesi, genişlemesi, üretimin ve sermayenin alabildiğine temerküzü ve de mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi sürecinin de ilerlediği anlamına gelir) kendini yeniden üretemez olan bir sürecin içine girmiştir.
Bunların neler olduğunu kısa olarak açalım:
Prof. Dr. Korkut Boratav CHP’den Sermaye Sınıfıyla Hesaplaşmasını İstiyor...
Marksist iktisat Profesörü Korkut Boratav, gazeteci İrfan Aktan’a verdiği mülakatta, sürece ilişkin gerçekten de çok değerli ve devrimci sol-sosyalist ve komünist politik öznelerce dikkate alınması gereken çok önemli siyasi ve iktisadi analizler yapıyor, saptamalarda bulunuyor.
Örneğin kendisine sorulan şu soruya verdiği yanıtta olduğu gibi:
“Yoksulların, alt sınıfların bu kadar derin bir kriz yaşadığı dönemde nasıl oluyor da ideolojik hegemonyayı yine de iktidar sağlayabiliyor ve buna karşı güçlü bir sol alternatif çıkmıyor?” (abç)
Yağma ve Talan Cumhuriyeti (Analiz)
Geçtiğimiz haftalarda Kayseri’deki pogrom girişimiyle başlayan ırkçı ve mülteci düşmanı saldırılar Antalya, Antep, Urfa, Hatay, Bursa, İstanbul gibi şehirlerde de kendisini göstererek göçmenlere ait işyerlerinin ve malların yağmalanmasına, yakılmasına ve çok sayıda göçmenin yaralanmasına, hatta Antalya’da göçmen bir gencin öldürülmesine neden olmuştur.
Bir çeşit günah keçisine dönüştürülen göçmenlere karşı yükselen bu dalga görünen o ki daha çok olaya ve şiddete gebe bir yerdedir.