Pazar Ekim 11, 2026

Ey Ahmet Hakan! – Kadir Amaç

Gazeteci ve haber spikeri kamuoyunu doğru bilgilendirmeye dayalı bir informasi mesleğidir! Gazeteci ve haber spikeri olan insanlar; billim adamı değildir, düşünür değildir, siyaset bilimci değildir, toplum bilimci değildir, din bilimci değildir, tarihçi değildir ve hasılı kelam jurnalcilikten başka hiç bir şey değildir!

Hakikat buyken, sömürgeci Türk gazeteci ve spikerlerini Kürd milleti  için dost, medet, erdem,  bilim ve demokrasi Mehdi’si gören kardeşlerimizin sayısıda az değildir. Doğrusu bu durumu anlamakta güçlük çekiyorum, hayretler içinde kalıyorum ve hiç bir anlam ve mana veremiyorum.

 Bir zamanlar Kürdlerin kurtarıcısı, Doğu Perinçek ve Yalçın Küçük olmuştu. Sonra bu ikilinin tedrisati rahlesinden geçen Cengiz Candar, Ahmet Altan, Nuray Mert,  Hasan Cemal, Rüşen Çakır ve daha yüzlercesi Kürdistan davasının akıl iklimine  oryantalist olarak girecektiler. Son olarak bu misyoner ve oryantalist kervana Mehmet Akif ersoy, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç gibi Türk ırkçıların Rahleyi tedrisatından geçen Ahmet Hakan adlı sentetik kafa dahil edilecekti. İşgalçi Türk devletinin bu  yeni Hakan’ı, Türkiye’nin teritoryal ve siyasal egemenliğini savunacak ve Kürdleri bu işgalçi  devlete entegre etmekle görevlendirilecekti.

Geçmişte Ahmet Hakan adlı misyoner gazeteci için, beni azarlayan ve hakaret  eden Kürdistanlı kardeşlerimin sayısı da az değildi. Türk devletinin  bu misyoner gazetecisini  1994 yılından beri takip ediyordum, zihin ve ruh atlasını yakından okuyordum. Lakin bilgisi olmayan ve halis niyetli  yurtsever kardeşlerimiz onu  tanımıyordu. Allah'a  çok şükür! bugün artık  bütün kuzey Kürdistanlı  yurtsever milletimiz  onu tanıyor.

                                                                 Birinci Fasıl!

Bu sarışın ve şımarık imam hatipli jurnalist Hakan, Cizre ve Sur’daki Türk devletinin vahşetini Türk kamuoyuna meşru göstermek için, Hürriyetin 29.12.2015 tarihli köşesinde “Biz de  Kandıralım” başlıklı  yazısında Kürdistan davasına olan  düşmanlığını şu sözleriyle açıkça ilan ediyordu:

 "Ey Selahattin Demirtaş! 

Yanılttın bizi. Çok “Türkiyeli” bir yüz gösterdin. Meğer o çok Türkiyeli yüz, sadece bir maskeymiş. 

Aldattın bizi. “Hendek siyaseti olmaz” dedin. Meğer dilin öyle derken kalbin öyle demiyormuş.

Kandırdın bizi. “Biz artık Türkiye’nin partisiyiz” dedin. “Ayrılık gayrılık istemiyoruz” dedin. Meğer ne kadar da safmışız."   

 Ey Ahmet Hakan! terörist Türk devletinin elabaşı, Firavun Erdoğan gibi konuşuyorsun.

Hani Firavun şöyle demişti: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka otorite-devlet-hükümdar olduğunu bilmiyorum..." (Kasas Suresi, 38)

Firavun dedi ki: Demek siz benim iznim olmadan ona inandınız, öyle mi? Şuara 46

Firavun Musa'ya dedi ki: "Eğer sen benden başka bir düşünceye ısrar edersen, seni kesinlikle zindanda çürütürüm." Şuara 29

Ey Türk devletinin jurnalı! seni tanımayanlar, seni erdemli ve cesur sanır. Senin kirli ajandanın sayfalarını açmadan  önce, sana  şu kısası  uygulamak  vacip olmuştur:  Sevgili  Selhattin Demirtaş’ın, sevgili Kürd milletinin, sevgili Kürd gerillasının ve  sevgili Kürdistan siyasetinin ayakabısının altındaki mikrop kadar bile kıymetinin olmadığını bilmeni isterim.

Ey Ahmet Hakan! şimdi seninle munazaramıza kaldığımız yerden devam edelim: Önce şu maske meselesine, felsefik ve epistemik  bir çözümleme yapalım:  Hakikat şudurki, elbise insani giyer, insan elbiseyi giymez. Senin gibi, falanşist  ırkçılar ve ontolojik  yörüngesinden   çıkan şamanistler insanın elbise giydiğini idia eder. Oysaki, felsefe ve marifet ehline göre, bu büyük bir yalandır! Felsefik olarak insan elbiseyi giymez, elbise insanı giyer. Elbise insanın insan olma ontolojisini gizlediği gibi, bazende din adamı ve gazetecilik  elbisesi içinde kendini teşhir eder. Elbise bir kandırmacadır, örttünmedir, gizlemedir yani senin bahs konusu ettiğin maskedir, yada Kuran’ın bahs ettiği ke-fe-re  küfr’dür. yani gerçeğin  küfre bürünmesidir.

Şimdi sen ve terörist ruhlu devletin  sevgili Selhattin Demirtaş’ın ülkesini işgal edeceksiniz, siyasal egemenliğini  elinden alacaksınız, milletinin dilini yasaklayacaksınız, yara-bereli milletinin bedenini çarmıha gereceksiniz, Kürdistan’ın şehir ve kasabalarını delik deşik edeceksıniz, çocuklarını yaşlarından fazla kurşunla katl edeceksiniz, kadın  savaşçıların ölü bedenlerini çırılçılak sokak ortasında teşhir edeceksiniz, evlerini  toplarla başlarına yıkacaksınız, camiileri ve tarihi mekanlari toplarla döveceksiniz ve oda bu yaptığınız tuğyan  ve mustekbirliğinize karşı  Musa gibi asasıyla, İbrahim gibi balyozuyla ve Muhammed  gibi ‘la’ kelimesiyle karşılık verecek, o aldatan ve  bölen terörist  olacak, sen ve devletin dürüst ve erdemli  olacaksınız ha(!)   

  Heyhat! işte burda duracaksın Türk’ün Hakan’ı. Asıl senin yüzün maskeli, asıl senin dilin  küfürlü, asıl senin kalbin mühürlü. Mamafih  bir yanın hafiye, bir yanın fesad, bir yanın taassup,  bir yanın  tefrika, bir yanın ırkperest, bir yanın dünyaperest, bir yanın  epikürist...

Ey “Kurttan” ve “itten” türediğini idia eden şamanist  ruhlu züppe! Sensin terör ve sensin hile!  Sen ve terörist ruhlu devletin zaten  bin yıldır bizi İslam kardeşliği adına kandırmıyormuydunuz ve kalbinizle bize gizlice  buğz  etmiyormuydunuz?  Yetmedimi onca kandırdığınız? Doymadınızmı onca hilelere? Yoksa  Kürdleri baştan çıkaracak yeni kardeşlik ürünleriniz mi var elinizde ? Ey Türk’ün Hakan’ı! sen gerçek bir “Feveylül lil musalline"  ehlisin,  dalkavukların tapınağısın,  paraya tapan lağam faresinin inisin, iktidara ve şöhrete ihtiras  duyan bir Kürdistan düşmanısın, Nişantaşı iskelesine, kerhane ve meyhane inşa eden çılgın  bir  paparazi mutahitisin!   

                                                 İkinci Fasıl!

Ey Ahmet Hakan! 25.02.2016 tarihli “Hürriyet gazetesi” köşenizde Kürdlere saldırma işine kaldığınız yerden  devam ediyorsunuz: “ IŞİD’in canlı bombası kendisini patlatınca…

“Aman da ne barbar örgüt, aman da ne cani bir çete” falan deyip duruyordunuz. Ama sizinkilerden biri canlı bomba olup kendini patlatınca…

Hemen “Ama bu halkların demokratik canlı bombasıdır heval” tavrını takınıverdiniz.

Canlı bomba olup onlarca masumun canına kıymak…

Hangi halkın, hangi demokratik kitabında yazıyor?

Ağzınızı açarken “barış” diyeceksiniz, ağzınızı kapatırken “demokrasi” diyeceksiniz.  

Ey Ahmet  Hakan! Sen İmam Hatipli bir zinakar ve babanızında Türk devletine parayla ayet okuyan bir belam Baura olduğunu  biliyoruz.  Her ikinizde, “Safa” ve  “Merve” arasında Hacer’in gerçekleştirdiği özgürlük sa’yını bilirsiniz. Hacer, Habeşli köle bir kadın, İbrahim’in eşi ve İsmail’in sevgili annesidir. Hacer ve bebeği İsmail, Kızgın bir güneşin ve  her taraflarını kaplayan devasa  bir çöle esir düşerler. Bebek İsmail,  susuzluktan ağlıyordu. Hacer tedirgin oldu, çaresizlik  krizine  girdi, bir sağa- bir sola güneş batıncaya kadar sa’y kovaladı! Ancak, çöl ona  galebe çalıyor, oda çölün egemenliğine boyun eğmiyor ve sonunda çölün promete’si oluyor...

 Ey Ahmet Hakan! Kürdlerde Ortadoğu’nun, “safa” ve “Merve”sidir. Öyleki Kürdler insanlık  ailesinin en  kadım hatırasıdır. Kürdlerin,  “Safa” ve “Merve”sini işgal edeceksiniz, kadım hatıratını dört parçaya  böleceksiniz, diline  kelepçe takacaksınız, gözlerine mil çekeceksiniz ve çarmıha gerip “aşk bodrumda yaşanır” diyeceksiniz, dünyanın  ikinci ordusuyla, dünyanın sekizinci askeri kapasitesiyle, dünyanın  on dörtüncü büyük ekonomisiyle önce ırzına geçeceksiniz, ardından delik deşik edeceksiniz ve  sonra çıkıp utanmadan “Kürdler  bizim kardeşimiz”, “biz Müslüman bir milletiz”, ”biz hukuk devletiyiz”, “biz demokrasi devletiyiz” diyeceksiniz.  

Ey “birader” Ahmet Hakan! işte tam böylesi kızıl kıyametin koptuğu bir iklimde, sen Kürdistan’ın kadım hatırası olsaydın, Kürd’ün, “safa” ve “Merve”sini  kafese kitleyen Türk  Zeùscuların elinden  özgürlük anahtarını kapmak  için kendinemi bombayı bağlayıp patlatacaktın yoksa Prometre olup Kürdistan’ın, Safa ve Mervesine dünyayı cehennem eden barbar  Türk Zeuscuların  uniformalarınamı bombayı  bağlayıp patlatacaktın?  

                                                           Üçünçü Fasıl!

 Ey Ahmet Hakan! sen CNN ekranlarında kardeşlik, humanizim ve demokrasi şarkılarıyla Kürdleri mest ederken, senin Yedi İklim dergisinde, Turancılık ve Akıncılık üzerine  yazdığın ateşli  makalelerden kaç tane saf Kürd’ün haberi vardı? “Yedi İklim” dergisinin bir misyoner dergi olduğunu kaç Kürd biliyordu? Bu misyoner derginin “Sırat-ı Müstakim”, “Sebilü’r-Reşad”, “Büyük Doğu” ve “Diriliş” dergilerin ardılı olduğu kaç kürd biliyordu? Sonra Türkiye gazetesi ve TGRT televizyonunda Türk ırkçılığına muhaberlik yaptığını kaç tane  Kürd biliyordu?  

Daha sonra, kasa kasa altın ve dolar toplayan Erbakan’ın kanal 7’sine iskele oldun. İskeleye kendi ikbalini  bağladın, sonra “Hocanın” kızına  göz diktin.  İskelende kah  ülkücü kardeşlerini, kah Erbakancı hocalarını mirac’a uğurladın. Nurettin Şirin’in Selam Gazetesinde ise, Humeyni ve Hüseyin fadlallah’ı modern çağa Mehdi olarak müjdeledin  ve dinle uyuşturduğunuz seyirci ve okuyucu size “bravo iskele adam”! dedi.

Yavaş yavaş şöhretin ve seküler yaşamın tekamülüne evriliyordun. Öyleki öjenizim felsefesinin fikir babası   Francis Galton’un hayallerini Türk milleti adına gerçekleştiriyordun. “Sabah Gazete”sine  büyük paralarla transfer oldun,  iskeleni  CNN’in “tarafsız bölge”sine taşıdın, Fatih/Çarşamba Pazarı ikametgahından Bebek  ikametgahına geçtin ve  hızını tutamadın Haşmet  Babaoğlu’yla birlikte Nişan taşını  mesken tutun. Haşmet Babaoğlu sana barda nasıl viskiyi  içeceğini, diskoda nasıl kıvırtacağını, şöhretinle mankenleri ve karnı şişik komprodorların sosyete kızlarını  nasıl ayartacağını öğretti. Sonra baba Haşmetin sevgilisine göz diktin, seni uyardı  ancak para etmedi. Çünkü şöhret sarhoşuydun ve Haşmet baba dayanamadı sağ gözünün  tam orta yerine yumruğunu indirdi!

 2006 gelince  gelince “Banane, banane işte! Söylüyecem-söyleyecem!” diye, “eteklerini savura savura hula-hop”ediyordun.  Önce Londra’da Başak Sayan’la aşk-meşk  romanını  yazacaktın. Bu aşkın  fazla sürmedi. Derken, aşk ve meşk  ayaklarıyla Bodrum sahillerine indin. Önce Nebahat Kübra Akalın’dan  başladın maşallah! demeye. Arkasından  Zuhal Olcay,  Pelin Batu, Devin Özgür Çınar, Nehir Erdoğan, Perihan Ünlücan, Neşe  Sapmaz, CNN’in Damla kızı ve daha yüzlerce kadının yatağına imam  Hatipli kimliğinle zinaya  yaptın.

  Ey Ahmet Hakan! şimdi bana söylermisin bu yaptığin çirkin amellerin  Müslümanlığın ve  evrensel ahlakın hangi kitabında geçer?

Ey  Ahmet Hakan!  Kürd  siyasetçilerine ve Kürd savaşçılarına ahlak, erdem ve demokrasi dersini vereceğine  bir geriye dön, “Yedi İklim”  dergisinin Ahmet Hakan maskesine bak, “Türkiye  Gazetesi” ve TGRT’li  Ahmet  Hakan maskeli muhabirine bak, kanal 7’nin “iskele  Sancak”  sunucusu Ahmet Hakan maskesine bak,  “Sabah Gazete”sinin  İslamcı  Ahmet Hakan maskesine  bak, “CNN Türk”ün “Tarafsız Bölge” Ahmet Hakan  maskesine  bak! 

Ey Ahmet  Hakan! ne kadar çok maske ve makyaj  kullanmışsın  ne kadar da çok dindar, demokrat, solcu, liberal aldatmışsın!

Ey Ahmet Hakan! görüldüğü gibi, senin dünya görüşün, sex ve hedonizim  kültürüyle vucüd bulmuş. senin düşünce kütüphanende ne Satre’nin   egzistansiyalizm felsefesi, ne Albert camus’un “boşluk felsefesi”, ne Andre Gide’nin “abes fiiler” felsefesi ve ne de Heideger’in “alinasyonalizim” felsefesi vardır.

 İkincisi, ruh ve mana iklimin sıfır, ahlakın  örümcek evi.  Sende ne su-yi, ne Fuzuli, ne Ehmedê Xanî, ne Yang-Ying ne Zerdüş, ne Volter, ne Rousseau, ne   Pascal, ne Konfüçyüs,  ne Lao-Tzu,  ne İnsani kamil,  ne kàremà, ne Samsara, ne Nirvana, ne Hallac, ne Mevlana ve  nede Sadi’nin felsefesi var.  

Ey Ahmet Hakan! işte maskesiz ve makyajsız  halin  budur. Sen kim aydın olmak kim! Sen kim erdem  dersi vermek kim? Sen kim Kürdlere akıl vermek kim! Sen kim demokrat olmak kim!

Kadir Amaç 

52228

KCK Silahlı Mücadeleyi Terkediyor mu? - Dursun Ali Küçük

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir.

KCK lideri Öcalan esir alındıktan sonra ilk geri çekilmeyle silahlı mücadeleye veda görüşleri belli düzeyde ortaya çıkmıştı.

Sonra 2003 te yeniden ve hemde kontrol altındayken, Genelkurmay-Ergenekon isteği (ki o zaman yeni gelen AKP hükümetine karşı darbe yapılacaktı, asker buna ihtiyaç duyuyordu) üzerine yeniden “silahlı mücadeleyi değerlendirin” mesajlarını göndermeye başladı.

Grup Yorum ve Kobane üzerine iki satir

Kobane'de top mermisinin açtigi delikte gunesi goren cocuklar!

Varin Kobane'nin bir Devrim olup olmadigina siz karar verin.

Ama unutmayin!, ortacag duzenini, 700 yillik Feodal despotluk ve Ruhban sinifin karanlik iktidarini sona erdiren Fransiz Ihtilalide sömürüyü ortadan kaldirmamisti, o Burjuvazinin bir devrimiydi, Kapitalizme yolu acmisti...

Devrimlerin, önderligine gore degil, toplumu nerden nereye tasidigina bakilarak Devrim olup/olmadigina karar verilir.

TKP/ML TİKKO Kobanê: Newroz'u Kuşan, İsyanı Harmanla!

"Newroz'u Kuşan, İsyanı Harmanla!

Bu yıl halkımızın direniş ve serhildanlarının günü olan Newroz bayramını karşılarken, Kobanê direnişi, 6-7 Ekim serhildanı ve bütün Rojava direnişi tüm sıcaklığıyla Newroz’a doğru akmaktadır. Direniş bayrağı diktiğimiz Kobanê sokaklarından, başta Amed, Dersim, İstanbul olmak üzere tüm şehirlere, Newroz’un isyan şiarıyla sesleniyoruz;

Halkımız,

1915 - 2015 ERMENİ SOYKIRIMINI 100.YILINDA LANETLİYORUZ

VE

YENİ SOYKIRIMLARA BİR DAHA ASLA !

ՄԵՆՔ  ԴԱՏԱՊԱՐՏՈՒՄ  ԵՆՔ  ՑԵՂԱՍՊԱՆՈՒԹՅԱՆ  100 ԱՄՅԱԿԸ

և

ԿՈՉ  ԵՆՔ  ԱՆՈՒՄ  ՈՐ  ԵՐԲևՒՑԵ  ՉԿՐԿՆՎՒ !  

Site yazarlarimizdan Agop Ekmekciyan'in Ermeni soykirimini 100.ci yilinda lanetliyoruz 13 bölümden olusan yazi dizisi 21 Mart'tan itibaren  yazarimiza ait kosesinde yayinlanacaktir.

 

1-1915 -  2015 

2-Ermeni tarhi

3-İttihat ve terakki

4-Soykırıma giden yol

5-van Direnişi

6-Tehcir kanunu

7-kanlı şafak

8-Negiste plus

9-İttihatcılar yargılanıyor

“Evet hâlâ, ısrarla, yeniden isyan”

“Hangi dağ efkârlıysa ordayız, Perişan edilen her şey bizimdir.”[2]

“Evet hâlâ, ısrarla, yeniden isyan”ı haykırmaya; “Tek yol devrim” demeye geldim buraya…

Kimileri buna “hayal” ya da “umut işte” diyebilir…

Ama unutmayın: Aristoteles, “Umut, uyanık insanın rüyasıdır,” derken; Remy de Gourmont da, “Gerçek bir hayal ve hayal bir gerçektir,” vurgusuyla yanıtlar bu kuşkucu itirazları…

Hayır kuşkuya, tereddüde yer olmamalı hayatımızda…

Özgecan'ın katlinin AKP’le ne ilgisi var ?[1]

“Omnes una manet nox.”[1]

Özgecan’ın katledilmesinin ardından patlak veren yığınsal öfkeye bakıp, medya ve sosyal medyadaki AKP kuyrukçuları soruyor: “Canım siz de ayağınız taşa takılsa, AKP’den bileceksiniz. Özgecan’ın öldürülmesinin AKP ile ilgisi ne?”

Hangisinden başlayalım ki?

ALÂEDDİN’e bir dilek ve telafinin gelecegi[1] ERIC NAZARIAN

Bugün burada olduğunuz ve beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim. Çocukken Alâeddin masalını severdim. Hangi çocuk üç dileğini yerine getirecek şişedeki bir cini istemez ki? Okuldan eve yürürken hayalimdeki bu cinle sohbetlerimi hatırlıyorum. Gizli defterime yazdığım bir dilek listem vardı. Dileklerim çeşitliydi. “Keşke kanatlarım olsaydı ve uçabilseydim” şeklindeki çocukluk dileğim biraz büyüdüğümde Sophia Loren’i öpmek ve Charles Aznavour gibi şarkı söyleyebilmek şeklini almıştı.

TKP/ML TİKKO Kobanê Komitesi

“Erkan Altun Yoldaşı Mücadelemizde Yaşatacağız!

IŞİD’in (DAİŞ) kent merkezine yoğun saldırılarının gerçekleştiği 15 Ekim 2014 tarihinde, mevzisine gelen havan sonucu Erkan ALTUN (Komünist Nefer) yoldaş şehit düşmüştü. Erkan yoldaş Rojava’da halkımıza yönelen saldırılara karşı gövdesini siper etmiş, bu uğurda sonsuzluğa yürümüştür. Kendi inisiyatifiyle, bağımsız bir savaşçı olarak gelmiş, Kobanê direnişini kendi direnişi saymış, bu uğurda enternasyonal savaşçı olarak şehit düşmüştür.

TKP/ML: Avaşin Tekoşin Güneş onurumuzdur

TKP/ML Ortadoğu Bölge Komitesi, Rojava’da yaşamını yitiren Ivana Hoffman anısına yayınladığı açıklamada, “Ivana Hoffman tıpkı yıllar öncesinde İsviçre’nin ALP’lerinde koparak Dersim dağlarına gelerek şehit düşen enternasyonalizmin kızıl gülü Barbara Anna Kistler yoldaşın izini sürerek Rojava’da zalimlere karşı çarpışarak şehit düşmüştür” dedi.

Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yayınlanan habere göre Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Ortadoğu Bölge Komitesi geçtiğimiz günlerde ölümsüzleşen enternasyonalist MLKP savaşçısı Ivana Hoffman için yazılı bir açıklama yaptı.

Bu açıklama o açıklama değil :Metin Ayçiçek

Tarihi açıklamayı” bekliyordum zaten. Her zamanki gibi, seçimlere beş kala bildik simalar sahne aldı. Bir eylem programından yoksun olan açıklamanın üstü, cafcaflı sahne dekorlarıyla örtülmüştü. Taraflar arasında kan uyuşmazlığının varlığı, baştan beri net bilinen tek bilgi idi. AKP+MHP+CHP yani Devlet Cephesi ile Kürt Özgürlük Hareketi ve ittifaklarından oluşan Barış ve Özgürlük Cephesi’ni, söz konusu on maddede ortaklaştırabilecek tek bir madde yok.

Karman Çorman

Hani mecliste akp nin geçirmeye çalıştığı şu güvenlik paketi vardı ya..

Ha... işte o.

Sahi ya.. çoktandır bu paket geçmemiş miydi ?

Öyleyse biz yoksulların yaşadığı ne ?

Sokakta, okulda....

Bizler çocuklarımızın yaşama tutunabilmesi için mücadele ettikçe hocalar kendilerinden sonra ders girdi diye çocuklarımızı yok yazıp devamsızlıktan kalmasını sağlamaları ne ?

Faşizm birileri içinde daha açık hale gelecekmiş ne yazar.

Şu İstanbul çok ilginç bir yer.

Sayfalar