Perşembe Ekim 15, 2026

Dört Duvar Arasında Direnenler Dışarıdakiler İçin İnat Etme Manifestosudur

Yıllardır Sosyal medyada zindanları gündemde tutmak için güncel zindan haberlerini dışarıya ulaştırıp tutsak aileleri ve zindan arasında köprü olma misyonu ile tanınan bir hesapsınız. “Rojevazindanan” ismi ile dikkatleri üzerinize çekiyorsunuz. Twitter, instagram ve Facebook gibi geniş kesimlerin kullandığı bu mecraların hepsinde aynı anda aynı haberleri paylaşmanız da ayrıca emek isteyen bir çalışma. Biz Kaypakkayahaber sitesi olarak kitlesel refleks ve duyarlılık yaratmaya çalışan bu hesapları daha da iyi tanımak babında bir röportajı gerçekleştirmek istiyoruz.

Kaypakkayahaber: Böyle bir hesaba neden gerek duydunuz ve ne zamandan beridir varsınız?

 

Rojevazindanan: Uzun zamandır 2015 yazından sonlarından beridir bu isimle dediğiniz alanlarda paylaşımlar yapmaktayız. İlk başta böyle bir amacımız ve geniş kesimlere seslenme gibi niyetimiz yoktu. Yanımızda bulunan fotoğrafları taratıp instagrama yükleyerek kalıcılaştırmak, paylaşmak ve kaybolmalarının önüne geçmek istedik. Zamanla başka tutsak aileleri de ellerindeki zindan fotoğraflarını bizimle paylaşarak arşivimize katmamızı istediler.  Bunun yaygınlaşması ile arşivimiz zenginleşti, takipçi sayımız genelde tutsak ailelerinden oluşarak kalabalıklaştı.

Fotolardan ziyade gelen mesajlara da paylaşmaya çalışırken akabinde zindanlardan gelen baskı ve işkence haberlerini de tutuklu aileleri, duyarlı kesimlere ve basınla paylaşmaya başladık. Haberler, mesajlar, tutsak ailelerinin bizimle paylaşımları arttı. Aileler ile bağlar güçlenirken basınla da sürekli dirsek temasında olduk ve ister istemez sıradan bir hesap görüntüsünden ve muhtevasından uzaklaşarak bizim üzerimize çok farklı sorumluluklar ve görevler yükledi. Zindanlardaki Tek kişi artık üstesinden gelmemeye başlayınca Ben Müslüm Aslan ve Yılmaz Akyüz arkadaş gibi tutsak ailesi ve zindanda kalmış, oradaki hayatı, dünyayı, ruhsal gerçekliği ile bilen birkaç arkadaş daha baktık. Ve nerede ise   sürekli online kalan, zindanlar hakkında basının işlediği ve aileler aracılığı ile tutsaklardan gelen tüm gelişmeleri yansıtıyoruz.

Kaypakkayahaber:  Peki ne   tür engellerle karşılaştınız?

Rojevazindanan: İçerideki baskıları yansıttıkça ve dışarı ile buluşturup kamuoyu ile paylaştıkça baskı ve işkence uygulamaları sahiplerinin de tepkisi ve engellemeleri ile karşı karşıya kaldık. Hesap açıldığı günden bu yana 3 sefer instagram hesabımız kapatıldı malum cephe tarafından. İnsanlar hesabımızı takip ediyor diye soruşturmalardan geçtiler.  Başka şeylerden dolayı gözaltına alınan tutsak ailelerine sorguda sorulan ‘siz bu hesabı’ takip ediyor musunuz sorusu ile onların şahsından şu mesaj verilmek istendi. ‘O hesabı takip ederseniz başınıza geleceklere de hazırlıklı olun. En son aracılığımızla bir aile kendi evlatlarına yapılan baskıları ve işkenceleri bir gazeteciye anlatırken gazetecinin telefonu dinlenmiş ve ‘kışkırtıcı haber yapmak ve örgüte üye olma ‘iddiaları ile yakalandı. Bu vb. birkaç olayın basına yansıması ister istemez ilişkide olduğumuz birçok aileyi korkuttu.

Hesapları kapanınca kaldığımız yerden devam etmek zordu. Fakat bir kere bizden beklentiler içinde olan aileleri ve tutsakları düşünmek azmetmeye sebep oluyor, güç ve inatla yine sürdürme kararlılığı içine sokuyordu. Dört duvar arasında direnenler dışarıdakiler için inat etme manifestosudur. İmkansızlıklarda bedeniyle göğe uzananlara bakınca bu kadar imkân arasında umutsuzluğun ve pes etmenin yeri yoktur.

Kimlerin bu sosyal medyada bu hesaplarla ilgilendiğini bilen baskıcı, yıldırmak isteyen bu sistem bize de örgüt propagandası ve anti- demokratik, dikta sistem sahiplerine hakaretten soruşturmalar ve davalar açtılar.  Yani hem takip edenler korkutulurken, sosyal medyayı zindan cephesi için işler durumda tutmak isteyen bizlere de uzandılar. Bu gibi engellemeler ile karşılaşacağımızı tahmin etmemek mümkün değil. Bilmek bize sabretmeyi ve düşsek de kalkmayı öğretti. Hesapların kapandığı ve Türkiye’den kısıtlandığı yerden devam etmeyi öğrendik.

Kaypakkayahaber: Son zamanlarda en size yansıtılan ulaştırılan ve üzerinde durduğunuz zindan sorunları nelerdir.

Rojevazindanan: (Rojevazindanan Admini Müslüm Aslan yerine Yılmaz Akyüz söze karışarak cevaplıyor)

Hemen hemen her gün zindanlara uygulanan baskılar ve işkence haberleri ile karşılaşıyoruz. Hücrelere yapılan zamansız baskınlar ve tutsağın içinde bulunduğu hücre içinde baskılarla kurallarla, dayatmalar ile oradaki yaşamı çekilmez hale getirerek tutsakğı teslim alma, iradesizleştirmeye çalışmaktadırlar. Askeri sayım 12 Eylül döneminde tutsaklara dayatılan bir uygulamadır. Uygulamak içinde dünyanın işkencesini yapmışlardı. Askeri sayım dayatılmakta, telefonla görüşmelerde   tekmil dayatılmakta, telefonla konuşurken Türkçe konuşmaları istenmekte, görüşler bir saat olması gerekirken keyfice kısa tutulmakta, havalandırmaya çıkışta sorunlar çıkarılmakta, ortak alanlarda tutsakların bir araya gelmeleri engellenmekte. Mektupların gelmesi, gitmesi, kitapların tutsaklara verilmesi ve Kürtçe kitaplar için sorun çıkarılmakta.  Gelen elbiselerin rengine karışılmakta, sayılı verilmektedir. Tutsakların birbirini görmesi engellenmekte, herhangi bir yerde karşılaşmaları durumunda birbirlerine selam vermeleri bile kaba dayak ve cezalarla karşılık bulmaktadır.

 Kısacası yaşamı oluşturan her detay zorluklar ve baskıyla örülmüştür orada.  Bunlar geçmişten beri olan ama son süreçlerde dozunun artırıldığı her zindanın uğraştırıldığı bilindik uygulamalar.

Burada şunu belirtmek istiyorum. Hangi tutsağın ailesi nerede ise tutsak aileden binlerce kilometre uzağa götürülmüştür. Bu durum yıllardır böyle. Tutsak ailesinden izole edilirken ekonomik sorunlardan dolayı tutsağın yanına gidememektedir. Uzaklara götürülerek aileye de ceza verme ve politikası yıllardır var.  Tutsak ailesine yakın gelmek için ne kadar dilekçe vermiş ise de sudan bahanelerle ret edilmektedir.

           

Kaypakkayahaber: Gündeminize şu son dönemlerde birincil derecede önünüze koyduğunuz en can alıcı sorun hangisi bunlardan ve özellikle çözüm bulunmasını istediğiniz?

 

Rojevazindanan: Tabii ki hasta tutsaklar diyeceğiz. Zindan koşullarından, yıllarca baskılara karşı ve cezaevinin koşullarının düzeltilmesine dair uzun süreli girilen grevlerin belirtileri yıllar sonra önemli rahatsızlıklarla, hastalıklarla kendisini açığa çıkarmaktadır. Bunların tedavisi yapılmamakta ve tedavisi zindanda mümkün olmayan birçok hastalığa yakalananlar var.

 Cezaevinde kalamaz ciddi durumlarına rağmen de içeride tutulmakta ve ölüme terk edilmektedirler. Bu son yıllarda ihmalkarlıklar sonucu onlarca tutsak hayatını kaybetti. Bu resmen infazdır. Uzun sürece yayılmış, acı çektirilerek yavaşlatılmış infazdır. Hastalıktan ötürü dışarıda tedavi olması için bırakılanlarda artık tedavisi mümkün olmayan hastalıkları ilerlemiş ve dışarıda yaşamını yitirsin diye ince şekilde ayarlanarak salınan tutsaklardır. Yaşından ötürü artık hiçbir ihtiyacını karşılayamayan ve hasta olanlar var. Bunu tarafsız ve ilerici basın defalarca dile getirmektedir. Fakat bu işin sorumluları sağıları oynayarak bu insanların yaşamlarını yitirmelerine bir politika gereği göz yummaktadırlar.

 

Özellikle son zamanlarda hasta tutsakların yanında en önemli başka bir sorun da.  DGM’ lerin verdiği müebbet cezalarını bitiren tutsakların infazların yakılması ya da cezaevinde kurulan bir komisyonun tutsaklara dayattığı pişmanlık yasalarını kabul etmemelerinden, zamanından protesto amaçlı girdiği grevleri, attığı bir sloganı, inanılır gibi değil elektriği fazla harcamaları, bir mektupta belirttiklerinden ötürü vb. vb. birçok sudan sebepleri öne sürerek zaten haksız ve adil olmayan o cezaları bitiren tutsakları salmamaları son zamanları dayanılmaz bir işkenceye çevirmeleri de çok önemli bir sorundur.

Zindan hayatını yaşayanlar bilir. İlk girdiğin dönemler sancılı, alışma evreleridir. Son zamanlarda geçmeyi unutur adeta.  Sistem bu uygulamaların tutsak bünyesinde ne tür tahribatlar yarattığını bildiğinden en zalim olana başvurur. Şu söyleşiyi yaptığımız vakitte arkadaşım 30 yılını dolduran İzzet Sevilgen’in tahliyesinin 3 ay ertelendiğini söylüyor. Aileler 30 yıl o güne hazırlık yaparlarken hem ailenin psikolojisi ile oynanmakta hem de tutsağınki ile….

  Tutsak ailelerinden ve duyarlı kesim ve kamuoyundan özellikle hasta tutsaklar ve infazların yakılması, cezaların 6 ay daha uzatılması ve her 6 aydan sonra yine o komisyonların verdiği ve vereceği kararların teşhir edilmesini, bunun için tepkileri ile zindanların sesi olunmasını istiyoruz. Örgütlü ve ciddi bir tepki geri adım attıracaktır. İki kez üst üste haksızlık yapılmasına insanların ruhsal yapıları ve hayatları ile oynanmasına izin vermeyelim. Bu haksızlıklara karşı durumak insani görevidir.

 

Kaypakkayahaber: Peki kendinizi sosyal medyada zindanların sesi olma konusunda yeterli görüyor musunuz?

 

Sosyal medya yararlı, amaçlı ve etkili kullanıldığında bomba etkisi yaratır. Peki bu şekilde biz istenilen ölçülerde miyiz, kuşkusuz ki hayır. On binlerce aile var ve onlara ulaşmak sorun ve zaman ister. Diğer yandan siyasi partiler ve insan hakları dernekleri, duyarlı kesimlerle sağlam ve kalıcı bağlar kurmak açısından istenilen aşamada değiliz. Ama nerede ise zindan haberlerini yapacak tüm gazetecilerle ilişkilerimizin olması iyi, gelişkin yanımızdır. 2016 kasımında tutuklu derneklerinin kapatılması zamanında da rolümüzü, sesimizi duyurma anlamında iyi yerine getirdik. Ama içeriden gelen haberler ve çözüme kavuşturacak mecralara ulaşma, tepkileri yumruk hâline getirip bir kanala akıtma, etkili kılma konusunda yetersiziz. Diğer yandan insanlarımızın zindan haberlerini ve gelişmelerini öğrenmek için bizim hesaplarımızı hatırlayıp oranın onlara cevap olacağını düşünmeleri, bizim bir aşama katettiğimizi göstermektedir, yetersizliklerimize rağmen. Biz bunların bilincindeyiz ve aşmak için daha çok emek vermemiz gerekiyor. Emek, sorumluluğumuzu daha da güçlü, kalıcı ve güzelleştirecektir.

Kaypakkayahaber: Teşekkür ediyoruz size. Son olarak belirtmek istediğiniz bir şey var mı?

 

Rojevazindanan: (Müslüm Aslan-Yılmaz Akyüz) Bize kendimizi anlatma imkânı tanıdığınızdan ötürü biz teşekkürlerimizi sunuyor, çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

 

 

 

 

10516

Comment form

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Manipilasyonun Merkezinde Bu Kez MHP mi Var-Fehim IŞIK

Zorlu bir seçimi geride bıraktık. Gün boyu izlediğimiz seçim mahallerinde, özellikle Urfa’nın Suruç ilçesinde ciddi seçim ihlalleri yaşandığına birçok muhabir arkadaşımız, birçok seçmen tanık oldu. Bu ihlalleri görmeyen bir tek AKP medyasıydı ki bu medya da Türkiye’deki medyanın neredeyse yüzde 95’ini oluşturuyor.

Tüm bu saldırılara karşın diğer seçimlerden farklı olarak gözlenen şuydu denebilir: Muhalefet sandık başında iyi örgütlenmişti. İhlalleri engelleme noktasında olmasa bile en azından ihlalleri teşhir etme noktasında tek bir köşeyi açık bırakmamıştı.

Burjuvazinin Seçimi

Türk tekelci burjuvazisi, AKP ile 16 yıl dikensiz bir gül bahçesi yaşadı. Ekonomi büyüdü. Sermaye palazlandı ve daha fazla merkezileşti. Büyük holdinglerin bir çoğu artık uluslararası çok uluslu tekeller haline geldi. Ancak, gelinen aşamada, “pembe büyüme”nin sonuna gelindi ve burjuvazinin önemli bir kesimi at değiştirmek istiyor.

24 Haziran’da sandığı markaja almak!

AKP iktidarının, panik havasında, baskın bir şekilde tasarlayıp gündeme getirdiği 24 Haziran seçimlerinde son viraja giriyoruz.

Geride kalan birkaç gün, yoğun bir saha- kitle çalışmasından öte, 24 Haziran’ın örgütlenmesine odaklı geçirilecek gibi görünüyor. Ekonomik göstergelerin verdiği mesajın, emekçilerin her gün daha fazla düşen alım gücünün, yaşanan büyük yoksullaşma ve yoksunlaşmanın basıncıyla AKP iktidarı, büyük bir fırtına kopmadan önce kendini güvenli bir limana atmanın telaşına düşerek 24 Haziran’da seçim kararı aldı.

Bir asalak Türk burjuvazisinin palazlanması hikayesi: Erdoğan Demirören!

1923 yılında kurulan Cumhuriyet Türkiye’sinde 100. yıla beş kala, halen konuşulamayan, yazılamayan, inkar edilen, tutsaklık ile cezalandırılan konuların başında Ermeni sorunu gelmektedir. 1915 ile başlayan Ermeni, Rum ve Hristiyan azınlıkların yerlerinden, yurtlarından tehcir edilmelerinden sonra taşınmaz mal varlılarının akıbeti, kimlerin bu zenginliklere el koyduğu, ölüm ile yaşam arasında Müslüman olan Hristiyanlar, sermayeye el koyan yeni Türk burjuvazisinin kimler olduğu gibi konular toplumda tabu olarak görülmeye devam etmektedir.

Boykotçuların taktik yanlışlıkları ve halktan kopuk faliyetleri! Sidar Hanoğlu

24 Haziran baskın seçimi kararının açıklanmasından sonra tüm toplumsal kesimler nasıl davranacaklarını, kiminle hareket edeceklerini açıklayarak duruş aldılar. Buna göre, AKP-MHP ''cumhur ittifakı''nda, CHP, SP, İyi Parti ''Millet ittifakı''nda, birleşirken, devrimci, demokrat ve Kürt yurtsever kesimi HDP etrafında birleşerek seçime dahil oldu. Bunların karşısına az sayıda devrimci yapılar ise ''Boykot'' kararı alarak, seçime katılmayacaklarını açıkladılar.

Mutlak yöntemin kendini yeniden üretme biçimi ve Diyalektik Tarihsel Materyalist Yöntemi Anlamayan dairesel kafaların teğetinde Doğru’lar

İçinde bulunduğumuz hazır bulduğumuz ve sürekli hareketle var olan dış dünyanın nesnel varlığının en yüksek ürünü olan bilinçli maddenin üretimi -düşüncenin üretimi- ve yeniden üretimi sadece yeni koşulların üretimi ile var olmazlar. Çünkü her yeni hareket ve koşul bir önceki hareketin ürünü olmakla kalmaz onu içerir, onu ret eder yani yadsırda.

Seçimler ve Oy Verme-Recep Maraşlı

Seçime yurt dışı katılım oranı şu ana kadar çok düşük. En çok % 32 oldu... 2 gün sonra yurtdışı oy verme işi bitiyor. Böyle kalırsa HDP'ye kurulan baraj tuzağını önlemek çok zor.

Erdoğan rejimine muhalif olanlar eğer sandığa gitmezlerse iktidarın istikrarına altın tepsi ile katkıda bulunmuş olurlar.

Her gün her an sistemin üretim ilişkileri içinde, sosyal-siyasal ağları içinde yaşayıp da sıra oy vermeye gelince bunu "sistemi meşrulaştıracağı" gerekçesiyle boykot edenleri anlamak mümkün değil

Çöktürme Planı Uygulayan Cumhur İttifakı’nı Cezalandırmalıyız!-Dursun Ali Küçük

*Bu seçimlerde Türk usulü cumhurbaşlığınının yanı diktatörlüğün yerleşmesine, Kürtlere karşı yürütülen savaşa tamam mı?

Devam mı?

Tamam deniliyorsa Cumhur İttifakı postalanmalı ve cezalandırılmalıdır.

 

*Bu seçimler; bir mevzi elde etmek, Kürtlerin fiiili kazanımlarını korumak ve halkın örgütlenmesi ve ayakta kalması vb vb için bir basamak olarak değerlendirilmelidir.

Hedefi budur. Kimseyi kandırmıyoruz.

Kurtuluşu getirmeyecek.

Ama Kürtlere karşı savaş hükümeti olan Cumhur ittifakını tepelemek çok önemlidir.

 

Müslüm Elma : “ Ey şehit kahramanlar kavganız sürüyor, sürecektir.“

"Sayın mahkeme heyeti,

Özgeçmişime ilişkin bazı bilgiler sunmak istiyorum:

Ben 09.02.1960 Türkiye Kürdistanı’nın Dersim şehrinde doğdum. Dersim, Kürt-Alevi mezhebine mensup halkımızın yoğunluklu olarak yaşadığı bir şehirdir. Benim ailemde bunlardan biridir. Bu şehrin tarihi hem acılı hem de onurludur. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Kürt coğrafyasındaki egemenliğini en son olarak bu şehirde yaptığı katliamla pekiştirmiştir. 1937-1938 yıllarında binlerce Dersimli köylerde, dağ başlarında ve idam sehpalarında can vermiştir.

Kaypakkaya'nın direniş geleneğini onurla sürdüren Partizanlardan M. Usta, sürece dair görüşlerini yazdı.

1980 AFC'si sırasında zulmün saraylarından Amed zindanında; Cafer Cangöz ve birçok yoldaşıyla birlikte işkencecilere kök söktüren, Kaypakkaya'nın direniş geleneğini onurla sürdüren Partizanlardan M. Usta, sürece dair görüşlerini yazdı.

Bugün hem zorluklara karşı direnip teslim olmayan bir kuşağın yaratılmasına hem de bölgede bir kara bulut gibi çöken gericiliğe karşı ezilen halkların ortak yürüyüşüne ihtiyaç vardır. Bu ortak yürüyüş yıldızların, ortak parıltısı görevini görecektir.

AKP/MHP Ordu kliği 24 haziran seçimi ile 20 Temmuz 2016 darbesini pekiştirmek istiyor

24 Haziran cumhurbaşkanı seçim tarihi yaklaştıkça politik atmosfer daha üst düzeylere tırmanıyor. Başını Recep Tayip Erdoğan’ın çektiği AKP/MHP/Ordu kliği devlet aygıtını kendi lehlerinde daha sağlam temeller üzerine oturtmak istiyor. Bünyesinde yer aldıkları iktidar mekanizmalarını iyice kendi güdümlerine almayı amaçlıyorlar. Cumhurbaşkalığı kisvesiyle Kürtler, ezilen sınıflar ve devrimci, demokrat kesimler üzerindeki faşist baskı ve katliamları çok daha katmerli boyutlara tırmandırmayı hedefliyorlar.

Sayfalar