"Diz Çökmeyişin Meşalesi, Kopuşun Adı: KAYPAKKAYA
Sınıf mücadelesi denen o büyük düş, insanlık tarihi boyunca her zaman altınça- ğın kapılarını aralayan öncülerin, mahir ellerinde yazıldı.
İnsanlığın kızıl geleceği, kavganın manifestosunu yaşadığı coğrafyaya nakşeden önderlerin açtığı yoldan ilerledi. Yerkürenin dört bir yanını saran o büyük fırtınanın yaşadığımız coğrafyadaki temsilcisi, devrimin pusulası ise İbrahim Kaypakkaya oldu.
Katledilişinin 44. yılında komünist önder İbrahim Kaypakkaya ödenen ve ödetilen bedellerle yaşıyor ve savaşıyor. Faşizmin zindanlarında "ser verip sır vermeyen" mirası ile direncin ve diz çökmeyişin adı olan Kaypakkaya, faşizme karşı her cephede direncin manifestosu olarak yazıldı. İşçi direnişlerine, köylülerin doğa ve yaşam nöbetlerine, gençliğin sokakları mesken eyleyen gelecek kavgasına; kadın ve LGBTİ’lerin isyan çığlıklarına, Kürt ulusunun öz yönetim direnişlerinden Suriye Kürdistanı’nda DAİŞ barbarlığına karşı destansı direnişlerine ve Rojava devrimine ışık saçıyor.
Faşizmin her türlü saldırısına karşı diz çökmeyişin adı olan Kaypakkaya yoldaş aynı zamanda sınıf mücadelesinde Marksizm-Leninizm ve Maoizm’e yönelen ideolojik saldırılara karşı komünist kopuşun da en net ifadesidir. Kaypakkaya yoldaşın komünist niteliği onun MLM’ye olan sadakati ve bu yolda onu rehber edinerek bir kopuş gerçekleştirmesiyle tanımlanmaktadır.
İbrahim Kaypakkaya, kuşkusuz temel teorik tezleriyle ve Komünist Partisi’nin kurucu önderi olması sıfatıyla bugünden sadece tarihsel bir kategoriye indirilemeyecek kadar güncelliğini korumaktadır. Kısa ömrü, devrimci düşüncelerinin rotasını çıkarmaya, ülke gerçekliğine MLM biliminin yol göstericiliğinde ışık tutmasına yetmiştir.
Ortaya çıktığı tarihsel koşullarda ve o dönemin devrimci hareketine rengini veren ve de komünistlik adı altında pazarlanan her türlü oportünist, revizyonist düşüncenin temel sınıfsal karakteristiğine karşı gerçek bir komünist duruş olmuştur o.
Ülkenin tarihsel, sosyal, siyasal gerçekliğinin bilimsellikten uzak analizi ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan yanlış devlet tahlili, devrimin yolu, hedefleri, dostları, düşmanları ve niteliği sorunlarına karşı proletarya ideolojisinin çekincesiz haykırışı olmuştur.
MLM’yi ülke topraklarına özgünleştirmenin sembolü ve önderi olmuştur.
Diz Çökmeyişin Meşalesi!
Kaypakkaya yoldaş, 68 devrimci gençlik hareketinin ve onun bağrından doğan 71 silahlı devrimci çıkışının tasfiye edilmesi, boğulmasını hedefleyen 71 Askeri Faşist Cuntası koşullarında her türlü zorluğa karşın halka ve devrime bağlılığından taviz vermemiştir. Faşist diktatörlüğün, gelişen ve büyüyen gençlik hareketine, postal ve süngü; darağaçları ve katliamlara yönelen dizginsiz vahşetine karşın sınıf mücadelesinin engin denizinde kulaç atmaktan bir an olsun vazgeçmemiştir. Yoldaş Kaypakkaya, 15 temmuzdan bu yana OHAL ilanları ile karşımıza çıkan iklimin daha soğuk ve fırtınalı hali içinde, halkın silahlı kurtuluşunu örgütlemek adına soluğu dağların doruklarında almıştır.
Halk demokrasisi, sosyalizm ve komünizm ideallerine olan inanca azgınca saldırıldığı, yığınların geleceğe dair umutlarının yok edilmek istendiği; işçi sınıfı ve emekçi yığınların, militan gençliğin zulme karşı isyanının bastırılmaya, direniş iradesinin kırılmaya ve diz çöktürülmeye çalışıldığı bir konjoktürde tıpkı Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan; Mahir Çayan gibi diz çökmeyişin adı olmuştur!
Kaypakkaya yoldaş, ağır cunta koşullarında, faşist cellatların, iyiye ve güzele ait ne varsa yok etmek adına sefere çıktığı bir süreçte, direniş meşalesini büyütmeyi, halkımızın özgür gelecek düşlerine sımsıkı sarılmayı bilmiş bugün AKP iktidarı eliyle, OHAL altında tüm baskı, şiddet, gözaltı, tutuklama ve katliamlara; imha, inkar ve asimilasyona karşın geleceğinden, emeğinden, dilinden, kültüründen, siyasi iradesinden; kimliğinden, inancından vazgeçmeyen, ezilenler, ötekileştirenler için adeta bir meşale olmuştur!
Yoldaş Kaypakkaya, zemheri ayazında, kara kışta, yığınların yüreğinde yanan ve asla söndürülemeyecek isyan ateşini görmüş bu öfkeden ve onun tarihsel haklılığından aldığı güçle faşist cellatlar karşısında diz çökmemiştir!
Yoldaş Kaypakkaya; Türk hakim sınıflarının AKP eliyle yaşama geçirdiği, işçi sınıfı ve emekçilerin emeği ve alınterine, geleceğine; Kürt halkının öz yönetim, dil ve kimlik talebine; kadınların toplumsal cinsiyet eşitliği çığlığına, Alevilerin inancını özgürce yaşama iradesine yönelen saldırılar karşısında gelişen direnişin ilham kaynağıdır!
Yaşamı, "nerede bir direniş ve mücadele varsa orada olma" felsefesinin nadide örnekleriyle dolu Kaypakkaya, AKP iktidarının cihatçı çetelerle katliamlarla boğmak istediği Rojava devriminden yükselen özgürlük türkülerinde yaşamaya devam etmektedir!
Muştulanan Günün Bilimsel Önderi!
Kaypakkaya yoldaş, tarihi sınıf mücadelesinin önemli bir silahı olarak ele almış ve onu geleceğe yönelen bir silaha dönüştürerek bilimsel sosyalizmin sadık savunucusu olmuştur.
Ülkemiz topraklarında çelişkileri kavrayan ve bunların çözümünde Marksizm’e sarılan Kaypakkaya, sınıf mücadelesi içerisinde her hareketi sıkı takibe almış ve onun içinde kendini var eden ve bunu bilimsel analizlere tabi tutan ve sonuçlandıran bir yöntem izlemiştir.
Kaypakkaya yoldaşın teori ve pratiğinde hareketin seyri, gelişimi ve çelişkilerine dair ortaya çıkan duruma çok yönlü yaklaşarak nüfuz etmeye çalışan bir yaklaşım söz konusudur. Öğrenme, ders çıkarma ve genel sosyal, siyasal, kültürel, toplumsal gerçekliği gözeterek bütünsel bağ kurarak programatik görüşler oluşturmuştur!
Köylü direnişleri, toprak işgalleri, işçi sınıfının mücadelesi, öğrenci gençliğin hareketi ve yönelimi, çeşitli toplumsal sosyal katmanların ortaya çıkan durum üzerinden siyasal temsilcilerinin aldığı pozisyon ve bunlar arasındaki çelişkiler üzerine güçlü gözlem ve analizler yaparak bilimsel sonuçlara ulaşmaktadır.
Örneğin 15-16 Haziran işçi direnişinin analizini birçok yönüyle gerçekleştirip çıkardığı dersler oldukça çarpıcıdır. Reformcu orta burjuva ve küçük burjuva akımlarla ve anlayışlarla hesaplaşma, mücadele ekseninde bir rota benimseyerek devrimin genel karakterine yönelik temel ilkeler ortaya çıkarmayı başarmıştır. Parçayı bütünden koparmaksızın, parçalar arasındaki diyalektik bağı güçlü bir mantık örgüsüyle kurarak, sınıf mücadelesinin ihtiyaçlarını, gerekliliklerini bilimsel analizlerle incelemiş proleter hareketin ideolojik, siyasal, örgütsel hattının örülmesi mücadelesine, bunun inşa edilmesine yönelik net bir sınıfsal duruşla tutum belirginleştirmiştir.
Bu bağlamda, 2002'de Komprador Burjuvazi ve toprak ağalarının temsilcisi AKP iktidarının, yaşama geçirdiği uygulamaların açığa çıkardığı; islamcı-laik ekseninde kutuplaşan ve düşmanlaşan, giderek muhafazakarlaşan, Kürt sorununun tüm toplumsal gözeneklere nüfuz eden derin etkisindeki toplumsal gerçekliğin nasıl analiz edileceği noktasında da yol göstermeketdir!
Kaypakkaya'dan Aliboğazı'na Direniş Sürüyor!
Kaypakkaya yoldaşın buzu kırarak, ağır bedellerle açtığı yolun taşları ardılları tarafından döşendi/döşeniyor. Kökleri Kaypakkaya yoldaş tarafından atılan geleneğimiz, yüzlerce şehidimizin kanıyla , sayısız bedel pahasına bugüne taşındı.Toprağa düşen özge fidan, kanla, canla binbir emekle gelişti, büyüdü! Kaypakkaya'nın dağların doruklarına çektiği komünizmin kızıl bayrağı o günden bu yana dalgalanmayı sürdürüyor.
24-28 Kasım 2016 tarihlerinde Dersim Aliboğazı'nda faşist diktatörlüğe karşı halk ordusu savaşçılarının duruşu, cüret ve cesareti, direniş geleneğimize eklenen yeni bir halka olmuştur!
On ikiler, 44 yıl öncesinden Kaypakkaya yoldaşın halk demokrasisi, sosyalizm ve komünizm kavgasının büyütülmesine yönelik çağrısına bugünden verilen yanıttır!
On ikiler, Kaypakkaya yoldaşın cuntaya, faşist cellatların kara zulme karşın diz çökmeyen direnişin sürdürücüleri olmuştur! Onikiler, Kaypakkaya yoldaşın, halkın özgürlüğü ve kurtuluşuna olan sarsılmaz inancından feyz almış ve onu bugüne taşımıştır! Dersim dağlarından göğe yükselen on iki kutup yıldızı, zifiri karanlığa yakılan birer direnç meşalesi olmuştur!
Halkın kurtuluş kavgasında toprağa düşen oniki halk savaşçısı; Denizlerin, Mahirlerin; 31 Mayıs 1971’de Nurhak Dağları’nda toprağa düşen Sinan Cemgil, Alpaslan Özdoğan ve Kadir Manga’nın; 18 Mayıs 1977’de Antep’te PKK'nin öncü kadrolarından Haki Karer’in; 13 Mayıs 1978’de Kaypakkaya’nın ölümsüzlüğünün yıldönümünde hesap sorma eylemine giderken yıldızlaşan Ermeni komünist Armenak Bakırcıyan'ın, Amed zindanlarında 18 Mayıs 1982’de teslimiyete karşı bedenlerini ateşe veren Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Eşref Anyık, Mahmut Zengin’in geleceğe uzanan özgürlük türkülerinin bugünkü adı olmuştur!
İbrahim Kaypakkaya Yaşıyor!
Mayıs Ayı Şehitleri Ölümsüzdür!
On ikiler Zafer Pusulamızdır!
PARTİZAN
Son Haberler
Sayfalar
Güzel insanların ardından kurulan her cümle yetersizdir…(İsmail Cem Özkan)
Şimdi anıları olanlar hemen anılarını paylaşmayacak, zamanı gelince yazarlar ya da anı kitabı yapılacaksa oraya bir kaç kelime bırakacaklardır ama popüler olanı yapacaklar yani varsa birlikte çektikleri/ çekildikleri fotoğraflarını paylaşacaklar...
Turan Eser benim geçmişi (artık geçmiş oldu, zamanda üzerine eklenince) uzun bir sancılı dönemin dostluğuna dayanıyor...
Emperyalizm Üzerine Notlar-6
13-15 Eylül 2024 ICOR Uluslararası “Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” Semineri 1. Gün
Giriş: Almanya’nın Thüringen Eyaleti’ndeki Truckenthal’da 13-15 Eylül 2024 tarihleri arasında ICOR’un, Lenin’in 100. ölüm yıldönümü anısına, ”Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” adı altında uluslararası büyük bir seminer yapıldı. Bu seminer’de “Lenin ve Emperyalizm” başlıklı 1. bölüm’de ben de bir sunum yaptım.
Rothe Fahne (Kızıl Bayrak) dergisinden kısa bir bilgilendirmeyi buraya alıyorum.
Erdoğan ve cumhur ittifakı’nın hazırlıkları iç savaş odaklıdır!
İçinden geçilmekte olan sürecin bu ayırt edici özelliği, rejimin ne kadar da kırılgan bir durumda olduğunun, çıplak bir ifadesi olarak da okunabilir elbet.
Serdareme, Caneme, Hevaleme…
Her devrimci değerlidir. Ancak bazıları istisnadır. Yaşam ve duruşlarıyla, söz ve eylemleriyle derin izler, unutulmaz anılar geride bırakır. Geçtikleri her yerde devrimin, özgürlüğün dinmeyen esintilerini bırakır. Devrimcilerin değerlerini belirleyen her daim hatırlanan pratik ve eylemleri ve yazdığı unutulmaz eserleridir. Serdar Can yoldaş her ikisini de doğru yapmaya çalıştı. Hem devrimin kalemini hem de devrimin silahını iyi kullandı. Hem de en geç yaşlarında.
Erdoğan yeni anayasa istemi ne tür bir ihtiyacin ürünü ?
Siyasal İslamcı din bezirganı Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, özelliklede son yerel seçimlerde uğradığı ağır hezimetin ardından, adeta gün aşırı bir sıklıkla, toplumun artık yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu dilendirmekte. Bu demek oluyor ki Erdoğan’a göre, 22 yıllık iktidarları döneminde yeni bir anayasa, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmemiş. Gelse, ille ki o zaman da bunu gündeme taşır ve çözmek isterdi, değil mi? Peki şu son dört-beş aylık zaman diliminde ne oldu da birdenbire acil bir ihtiyaç haline geldi?
Asıl Olan, Örgütlü Yığınların Mücadelesidir
Çağımız, emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır. Yaşanan tüm değişimlere, ideolojik anlamdaki çürüme ve yozlaşmaya rağmen işçi sınıfının ezen ve ezilenler mücadelesindeki tarihsel misyonu hala gerçekliğini korumaya devam ediyor.
Yaşanmakta olan, ikili hukuk denkleminde,bir ara rejim midir?
Resmi adıyla, “Cumhur Başkanlığı Hükümet Sistemi”ne, günlük kullanım diliyle “tek adam diktatörlüğü”ne geçişle birlikte ve özellikle de ırkçı faşist-kontra bir odak partisi olan MHP katılımıyla oluşturulan “Cumhur İttifakı” iktidarı altında; sistemin, Anayasasında kendisini tanımlaya geldiği ve iyi kötü ve de taklidi de olsa, bir şekilde uygulanmaya çalışılan “laik” ve Anayasal “hukuk Devleti” prensipleri, adım adım terk edilmeye başlandı.
Komutan Orhan Cihat Bingöl (Nubar Ozanyan)
Duyduğumuzda inanmakta ve kabul etmekte zorlandığımız şehit haberleri yüreğimizi fena halde acıtsa da ideallerine ve anılarına bağlı kalma, mücadele bayraklarını daha yükseklere taşıma sözü vermeye devam edeceğiz.
Kürt ve özgürlük düşmanları sevinmesin! Hesapsızca toprağa düşen her gerilla Kürdistan topraklarında yeniden doğacaktır. Ve onlar her daim ölümsüzlük içinde çoğalarak büyüyecek birer dağ olup düşmanın üstüne yürüyerek anılacaklar. Ne yaşamları ne toprağa düşüşleri ucuz ve kolay olmayacaktır.
Vitrin olma kız... vitrin olma...
Sen, senle halk arasında artırılan düşmanlığı çözmenin araçlarının neler olduğunu bilmiyorsan...
Şimdi ne kadar güzel olurdu değil mi kız...
ne kadar güzel olurdu...
mecliste, belediye başkanlıklarında bir...
Öyleyse.... öyleye...
Hayeller.... söylemler...
Kitleler...
yüzlerini dahil seçemeceğimiz kalabalıklar...
Gerçekler ise....
Zil zurna, kah kaha atarken sümükleri dahil ağızlarına giren masaları tek tek dolaşarak, mekan yeni insanlar..
Hemi... hemi...
hayat bu... gerçeklik bu ise...
Şeriat ve kadın
Tüm kurumları üzerinden devlet erkine artık tamamen hakim hale geldiğini düşünen siyasal İslamcı Erdoğan iktidarı, dini esaslar üzerinden toplumsal yaşamın yeniden kurgulanması esas hedefi doğrultusundaki ana hamlelerini, “İstanbul Sözleşmesi”ni feshederek, “Her kürtaj bir Uludere’dir”tavrıyla, en nihayetinde vasat ölçüler içinde kadın haklarını belli yönleriyle koruyan “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası”na ilişkin tutumuyla ve keza “9.
Türkiye ve kuzey Kürdistanlı solculara yönelik bayrak eleştirisi
Kendisi de sol-sosyalist cenahtan olan yazar ve aynı zamanda televizyon programcısı sayın Merdan Yanardağ, on binlerce solcunun, Fransa’da faşistleri yenilgiye uğratarak seçimlerin galibi olan Yeni Halk Cephesi’nin zaferini kutlamak için, ellerinde Fransa bayrağı ile toplaştığı Cumhuriyet Meydanı’nda, coşkuyla Enternasyonal marşını seslendirmelerinden övgü ve gıptayla bahsederken: “Bakın diğer ülke devrimcilerinin kendi ulusunun bayrağıyla bir sorunu yok. Ellerinde Fransa Bayrağı ile hep birlikte Enternasyonal okuyorlar.