Devrimci'ler ölür ama devrimler sürer ;
İttihat ve Terakki Partisi'nin,'' Yeni Türkiye '' versiyonu olan AKP Erdoğan iktidarı,15 yıllık icraatları ile hem Türkiye,hem de ortadoğu coğrafyasında tehlikeli ve savaş kışkırtıcısı olarak tehlikeli olmaya devam ediyor.Osmanlı'nın son döneminde Talat,Enver,Cemal üçlüsünün çılgın politikaları ülkeyi savaşa sokmuş,Ermeni soykırımı'nı planlayarak yeni bir yüz yılın başlangıcında insanlığa karşı suçlar işlemişlerdir.İ ve T Partisi'nin yüz yıl önceki politikalarının bir ve aynısını bugün hayata geçirmeye çalışan Erdoğan kliğinin bölge ülkeleri ile barışık olmayıp savaş içinde olması kaygılandırmaktadır.Avrupa,Amerika ve ortadoğu ülkeleri ile kriz içerisinde bir ülke ekonomik ve siyasi olarak bu ağır savaş politikalarının faturasını kaldıramaz olmuş,her geçen gün krizlerle karşı karşıya gelmektedir.
İ ve T Partisi, Abdülhamid'in devrilmesinde Ermeniler ile ittifak içerisine girmiş,iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra Ermeni'lere en büyük darbe İ ve T Partisi'nden gelmiştir.Erdoğan da iktidara gelince,amacına ulaşmak için bütün yol ve yöntemleri deneyerek bugün Türkiye'nin Tek adamı olmuştur.Askeri vesayete karşı oluşturulan '' yetmez ama evet '' politikaları ile aydınları,gazetecileri solcuları,akademisyenleri kandırarak desteklerini almış,ama bugün hepsini cezaevine atmıştır .
Alevi,Dersim açılımları gibi,özünde karşı oldukları politikalarla kitleleri kandırmış.Akil adamlar komisyonları ile insanların aklı ile dalga geçmiştir.Sahte ''Kürt Açılımı'' ile Kürt ulusal Hareketi'ni dumura uğratmak,önderlerini tespit etmek,öldürücü darbenin vurulması için fırsat kollamıştır.
2015,Ermeni soykırımının 100.yılı olurken,aynı zamanda Kürt sorunu'nun çözümü için görüşme lerde masanın devrildiği yıllar olmuştur.Tarih'i ile yüzleşme olmamış,bir ''özür'' ün aksine Ermeni'ler,geleneksel Türk politikaları ile suçlanmıştır.Kürt illerinde halk kırım ve tehcir ile karşı karşıya kalırken,direnme hakkını kullanarak,Ortadoğu'nun,NATO'nun en güçlü ordusu'nu,60 kişilik Halk Savunma Birlikleri ile yenilgiye uğratırken,acısını TSK, masum kürt köylüsünden çıkarmıştır.BM İnsan Hakları raporlarına da yansıyan Kırım ve Tehcir olaylarında 2000'den fazla insan öldürülmüş, 500 binden fazla insan göçe zorlanmıştır.Kürt illerinin bütün vahşet görüntüleri kayda alınırken'' Kıyamat benzeri Tablo '' olark görülmüştür.BM yetkililerinin araştırma,inceleme yapmasına izin verilmemiş,antlaşmalar ayaklar altına alınmıştır.Kundakdaki bebelerin öldürüldüğü,insanların ölülerini derin dondurucuda sakladıkları,bodrum katında yakılarak öldürülmeleri hafızalarımızda henüz tazeliğini korumaktadır.
'' Nisan ayından sonra PKK yok olacak '' diye açıklama yapmaktan geri kalmayan,büyük sözler sarf eden Süleyman Soylu'nun hevesi Şırnak'tan gelen haber ile kesildi.Öyle ki,mazlumların Taybet Ana'nın,Miray bebelerin,Hacı Lokman Birlik'lerin ahı yerde kalmadı.Sur,Nusaybin,Şırnak köylülerinin ahı yerde kalmamıştır.Kürt illerini yakıp yıkan insanlığa karşı kabarık suç dosyaları bulunan TSK'nin Savaş konsepti ,Halkın Fedai'leri tarafından Şırnak kırsalında saf dışı bırakılmıştır.
TSK'nın Beyin takımı olan 13 personel imha edilirken,medyada özenle düşürülme hakkında hiç bir şekilde konuşma olmaması dikkat çekmiştir.İşid çetelerine verdiği destek ile artık bütün dünyada bilinen,günahsız insanları her yerde korku ve panik yaratarak öldüren,insanlığın onur ve guru kaynağı Kürt'ler,Enternasyonal savaşçılar,devrimciler,Partizan'lar artık Erdoğan'ın bir numaralı düşmanları olmuşlardır.İşid hezimete uğradıkça,yenildikçe,toprak kaybettikçe Türkiye bundan en çok rahatsız olan ülkelerin başında gelmektedir.
İşid'in,Suriye'de yenilmesi savaşı kaybetmesi en çok Türkiye'de yaşayan Kürt'ler,Alevi'ler,azınlıklar,aydınlar,ilericiler tüm muhalif kesimlerin rahat nefes almasını sağlayacaktır.Aksi takdirde acıların en büyüğü ile bu halk karşı karşıya kalacaktır.Işıd darbe yedikçe elinde bulunan devrimcilere ait cenazeleri pazarlık konusu yapmak için saklamaktadır.Türkiye'de de aynı yöntem son zamanlarda Partizan'lara,gerillalara ait cenazeler saklanılmakta,gizlice gömülmektedir.İşid anlayışı Türkiye'de de uygulamaya konulmuştur.Bu uygulamalar geçmişten bu yana devam etmektedir.Artık şehit düşen gerillaların,devrimcilerin yakınları anaları,cenazesine kavuştuğu ,alabildiği için şanslı olacak,''sevinecek''tir.Bir ve aynı olanTürk ve İşid zulmü dünyada ne duyulmuş ne de görülmüştür. Gerilla'ların,Partizan savaşçıların naaşları verilmeyerek şantaj politikası artık devreye girmiştir.Artık böyle bir durumla karşı karşıyayız.Bu uygulamalar geçmişten günümüze gelmektedir.
Atatürk'ü eleştirdiği için cezaevine konulan,Af'la serbest kaldıktan sonra yurt dışına kaçarken MİT elemanı tarafından kafası taşla ezilerek öldürülen Sebahattin Ali'nin halen mezar yeri belli değildir. Sır'dır.Seyid Rıza,oğlu ve 5 Dersimli'nin Elazığ meydanında idam edildikten sonra cenazeleri nereye gömüldü yine sırdır.Seyfo' Ana'ya Erdoğan söz vermiş olmasına rağmen oğlunun cenazesine kavuşamadan gözlerini hayata yumdu.Hava saldırısında 10 gerilla ile şehit düşen Murat Gün'ün babası Kemal Gün oğlunun kemiklerini ancak 90 günlük açlık grevinden sonra alabildi.Bu zulüm dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir.BÖG savaşçısı 4 gerillanın Suriye'de İşid çetelerine karşı savaşırken şehit düşmüşler,devlet naaşlarının nerede gömülü olduğunu akıbetlerini saklamaktadır.Aliboğazı'nda şehit olan 12 Partizan'dan 8'nin cenazeleri aileleri tarfından alınırken,Yetiş Yanlız ile dört yoldaşının mezar yerleri,naaşları gizlenmektedir.Savaş konsepti'nin kirli yöntemleri açığa çıkmış Sur'daki gibi tüm bu uygulamaları BM'ler nezdinde yargılanmalara konu olacaktır.
Yeni bir yüzyılın başında Antranik Paşa ;
Ermeni Devrimci Hareketi'nin önderi olan aynı zamanda tüm Ermeni ulusu'nun tartışmasız halkahramanı olarak kabul edilen Antranik Ozanyan,25 Şubat 1865 yılında Giresun'un Şebinkarahisar ilçesinde dünyaya gelmiştir.Küçük yaşda başlayan bahtsızlıkları,ileriki dönemde kendisini Ermeni kurtuluş mücadelesinde bulmasıyla sonuçlanmıştır.Bir yaşında annesini kaybetmesi,onu derin - den etkilemiştir.İlk öğretimini Şebinkarahisar'ın,Muşeğyan köy ilkokulunda tamamlarken,orta öğretiminde Ermeni'lerin tarihi,kahramanlık yazıları ile ilgilenmeye başlamıştır.Osmanlı'da Ermeni' lere yapılanlar,onu zulme ve krallığa karşı olmayı getirdi.Ermeni devrimci şaiir'lerin yapıtlarından etkilenerek,okumaya başladı.Genç yaşta,17 yaşında evlendi.Ama aksilikler,peşini bırakmadı.Hamile eşi ile çocuğunu kaybetti.Bu durum isyancı bir karakter almasında önemli rol oynadı.17 yaşında cezaevleri ile tanıştı.Ama Ermeni arkadaşları ve halk ona yardım ederek cezaevinden çıkar – dılar.İlk siyasal faaliyetleri bölgede bulunan Hınçak Partisi'ne katılarak olmuştur.
1894-96 yılları arasında Osmanlı sultanı,kanlı Abdülhamit krallığı altında Ermeni halkı kırım ve katliamlar ile yüz yüze kalmışlardır.Kılıç zoru ile yönetilen,istibdat rejimi olan,sultanın hakimiyeti altında yaşayan,Osmanlı halklar hapishanesi durumunda idi.Muhaliflerin susturulduğu ağır koşullarda,Ermeni'lerin ileri gelenleri yurt dışına kaçmak zorunda kalmışlardır.1907 yılında yurt dışında Paris'de toplanan muhalifler,Sultan Abdülhamid'in tahttan indirilmesi,parlamenter rejime geçilmesi ve radikal düzenlemelerin yapılması konusunda anlaşarak kongreye gittiler.EDF (Ermeni Devrimci Federasyonu) 4.Kongre'de toplanmış,Jön Türk'ler ile işbirliği yapma konusunda oy birliği ile karar almışlardı.EDF,Taşnak'lar ile Jön Türk'ler bir araya gelerek ''mevcut rejimi devirmek ve meşruti bir yönetim kurmak '' üzere antlaşmaya vardılar.SDHP (Sosyal Demokrat Hınçak Partisi ) ise bu Kongreye tasvip etmedikleri için katılmadılar.
1908 yılında kabul edilen yeni Anayasa ile Abdülhamid Han'ın,30 yıldan fazla süren kanlı yönetimine son verildi.Bu durum ülkede Özgürlüğe susamış halklar için çoşkuyla karşılandı.Jön Türk'lerin yönetici kadrolarından Enver Paşa bu ara Selanik'den ordusu ile İstanbul'a öldürücü darbe vurmak için ayak bastı.Sevinç içerisinde bulunan halklar,İstanbul sokaklarına inerek özgürlük ve kardeşliği sevinç içerisinde kutladılar.30 yıldan sonra zulümlerden kurtulan Ermeni'ler için bir mucize gerçekleşmişti.En çok sevinç içerisinde bulunanlar ise sokaklarda Ermeniler oldular.
Abdülhamid'in devrilmesi hareketinde etkin rol üstlenen Taşnak Partisi,Jön Türk'ler ile Paris'de yaptıkları kongrelerde ''Eşitlik,Özgürlük,Adalet'' sloganlarının altında yatan gizli emelleri göremediler.İttihat ve Terakki Partisi'nin kullandığı kulağa hoş gelen bu sloganların kurnazca uydurulmuş göz boyamak için söylemler olduğu ileride ortaya çıktı.Geçici özgürlükler ile Ermeni'lerin liderlerini ortya çıkaracak ve ileride öldürücü darbeyi vurmanın koşullarını yarattılar.Taşnak Partisi yayınladıkları bildirilerde ''özgürlük,eşitlik,kardeşlik çağrısı yankılanmaktadır.Dünün halkların hapishanesi bugünün özgür ülkesine dönüştü '' diye bidiriler dağıtmaya başlamıştı.Hınçak ile Ramgavar Partileri de aynı şekilde farklı olmayan söylemlerle,zafer sarhoşluğuna kapılmışlardı.Fransız Devrimi sloganı olan ''özgürlük,eşitlik,kardeşlik'' sloganına ilave olarak ''Adalet '' i de eklemişlerdi.Abdülhamid'in devrilmesinden ve Anayasa'nın ilanından sonra,Jön Türk'lerin parlak sözlerine inanmayan tek bir kişi vardı.O da Antranik Ozanyan olmuştur.Ermeni halkının efsanevi komutanı,güçlü ön sezgisi,politik kavrayışı ve uzak görüşlülüğüne sahipti.Antranik Paşa'yı önder konumuna getiren bu konumu olmuştur.Ama siyasi önderler,partiler bu durumu görememiş,aldanmışlardır.Sonuçda onarılmaz,geri dönüşü olmayan,vahim sonuçlar ile Ermeni ulusu karşı karşıya kalmışlardır.
'' baskı altında kalan halkların yanındayım ''
1905 yılında Bulgaristan'a geçen Antranik Paşa,burada bir an olsun boş durmadı.Askeri birikimlerini ''Savaş Talimatnamesi'' adı altında broşürde topladı.Fedai'lerin savaşta dikkat edecekleri noktaları özel olarak belirtir.Halk içinde Fedai'lerin örnek alınacak kişiler olmasını,mevzilerin hazırlanırken bölgenin incelenmesini,yiyecek içecek yaşam malzemelerinin buna göre düzenlenmesini,fedailerin disiplin içinde olmalarını,küfür etmemelerini,morallerini en üst seviyede tutmalarını,boş zamanlarda eğitim yapmalarını,gece savaşının püf noktalarını,pusuya düşmemelerini,zehirlenmelere karşı alınacak önlemleri emir almadan ''ne ye,ne yedir'' prensibinden hareket etmeleri için..görüşlerini broşürde toplayarak,fedai'lerin eğitimi için uğraştı.
Balkan'larda,Osmanlı'lara karşı başlayan,ulusal ayaklanmalar şeklinde Özgürlük ve Bağımsızlık hareketlerine karşı sessiz kalmayan Antranik Paşa,Bulgar,Arnavut,Yunanistan,Sırbistan,Montenegro (Karadağ) halklarının haklı mücadelelerini desteklemiş,bizzat '' Gönüllüler Birliği '' ile katılmıştır.'' Ben milliyetçi değilim,Tek millet tanıyorum,o da ezilenlerin milletidir '' şeklinde düşüncesini özetlemiştir.Farklı kültür,etnik,millet,dil ve ırklardan insanlarla tanışarak tek bayrak olan Enternasyonalist'lerin Bayrağı altında Bağımsızlık ve Özgürlük mücadelesinde birleşmiş oldu.
Abdülhamit katliamlarından 1895-96 yıllarında yurtlarından kaçmak zorunda kalan Ermeni'lerin Güney'den Suriye'ye sürgüne gönderilirken,Batı'dan ise Balkan'lara kaçış şeklinde olmuştur.Bulgaristan'a sığınan Ermeni'ler ulusal görevlerini yerine getirmek için,Bulgar'ların yanında savaşa katılmışlardır.Osmanlı'lara karşı başkaldıran halklar kitleler halinde müfrezelerde yer almak için isimlerini yazdırarak savaşa katılmışlardır.Ermeni'ler,Antranik Paşa komutasında 234 kişiden oluşan gönüllüler Birliği ile cephede yer aldılar.Bulgar askerlerinin görev dağılımında gösterdikleri yer sınır güvenliğ bölgesi olmuştur.10 bin askerin komutanı olan Yaver Paşa'yı,sınırda yenilgiye uğratmış,esir almıştır.Bu durum Bulgar medayasında geniş yer almış cesaretinden dolayı,övgüler dolusu manşetlere konu olmuştur.Bulgar hükümeti adına askeri cesaret '' Altın Haç '' ile '' Balkanlar kahramanı '' altın madalya ile ödüllendiridi.O,dönem,Balkan savaşlarını bir gazetenin muhabiri olarak izleyen Leon Troçki ise yazdığı makalelerde '' Şarkı ve efsane kahramanı Antranik,Gönüllüler ordusunun ruhuydu.O komutan elbiselerinin içinde mükemmeldi ..'' diye gazetesine haber gönderdi.
Diğer Ermeni gurupları ise Bulgar birlikleri ile birleştiler.İçlerinde bazıları Bulgar'ların yüksek rütbeli subayları durumuna geldiler.Antranik Paşa,Bulgar kurtuluş kuvvetlerinin hazırlanmasında,eğitiminde,savaş taktiklerinin hazırlanmasında,uygulanmasında büyük rolü olmuştur.Bulgar Partizanları ile de tanışan Antranik Paşa eğitim ve talimleri birlikte yürüttüler.Antranik Paşa ,Enternasyonal Devrimci olarak, '' ben milliyetçi değilim yanlız baskı altında kalan halkların yanındayım ''diyordu.
'' halkımızın ve sizin başınıza felaketler getirecekler ''
İlkin Taşnak Partisi Yurt Dışı Bürosu'nu Cenevre'den İstanbul'a taşıdı.Halkın ileri temsilcileri aydınlar,yazarlar hukukçular bu rüzgardan etkilenmişler teker teker ülkelerine dönmüşlerdir.Jön Türk'ler ordu,meclis,yönetim kademelerine kendi adamlarını yerleştirerek kilit noktaları ele geçirdiler.Meclis'de ise Ermeni'lere 12 milletvekili ile temsil hakkı tanıdılar.Yurt dışında gelip meclisde Ermenileri temsilen bulunan Kirkor Zohrab,sosyalist kimliği ile tanınan,güçlü ajitasyon yeteneği olan,politikacı olarak öne çıkıyordu.Yine Rupen Zartoyan ile Vahakn,Jön Türk'lerin güzel sloganlarına aldanarak ülkeye dönen değerli politikacılar olmuşlardır.Antranik Paşa bu ikisine gitmemeleri için yalvardı.Ama sözünü dinletemedi.Vahan Papazyan,Simon Zavenyan da dahil hepsi Klikya katliamlarında idam edildiler.
Taşnak Partisi yöneticileri Yurt dışında bulunan Antranik Paşa'ya haber göndererek,gelip Millet meclisinde mebus olma çağrısında bulundular.Talat ile Enver'in söylemlerine inanarak,Ermeni'lerin devlet kademelerinde en iyi yerlerde bulunacaklarını,en iyi görevlerden birisinin de Antranik'e ayarlandığını söylemişlerdir.Taşnak liderlerinin İstanbul'a gelmesini istedikleri Antranik'e Muş'tan 50 Lira karşılığında mebus olmasını teklif ettiler.Genç Türk'lerin,İttihat ve Terakki'cilerin politikalarını önceden gören Antranik Paşa cevap olarak '' Ben Sultan Enver ile Talat'ın elini sıkıp kardeş olamam.Bu yeni kardeşlerinize dikkat edin,onlar halkımızın ve sizin başınıza feleketler getirecekler '' diye cevap vererek red etmiştir.V.İ.Lenin'in öğrencisi olan P.Gunanyanz hapiste bulunduğu dönemde İ ve T politikalarını inceledikten sonra çarpıcı tespitlerde bulunmuştur.'' Genç Türk'lerinbaşlattıkları hareket Hay'lara ve Osmanlı'da yaşayan diğer halklara karşı düşmanca hazırlanmış bir politikadır '' demiştir.
İttihat ve Terakki Partisi'nin esas gayesi,Osmanlı'da sanıldığı gibi krallığın devrilerek yerine özgür,halkların barış ve demokrasi içerisinde birlikte yaşayacağı düzen değildir.Parçalanmaya yüz tutmuş Osmanlı'nın birliği ve bütünlüğünü korumak esas görevi olmuştur.Bunun için Pan islamizm,PanTürk'izm gibi ırkçı ideolojilere sarılarak kaybedilen toprakların derdine düşmüştür.Ama karşılarında engel olarak Rusya'yı gördükleri için,Rusya'yı çembere almak ve zayıflatmak için Türk cumhuriyetlerine açılma politikalarını hayata geçirmek niyetinde olmuşlardır.Bir duvar gibi duran Ermenistan'a bu yüzden öldürücü darbe vurmaktı.Ermeni Parti'leri bu durumu göremediler.İttihat ve Terakki Parti'lerinin peşine takıldılar.
1909 yılında sahte bir isimle İstanbul'a geçen Antranik Paşa,Taşnak yöneticileri ile uzun görüşmelerde bulundu.Ama kendisini ikna edemediler.Antranik'in İstanbul'dan ayrılmasından 45 gün sonra başlayan Adana kırımları 30 bin Ermeni'nin ölümüyle sonuçlamış,Suriye'nin kuzeyi Kessab'a kadar uzanmıştır.1 Nisan 1909 yılında başlayan kırımlardan sonra Ermeni'ler şaşkına döndüler.Krikor Zohrab başkanlığında bir heyet sadrazam Hilmi Paşa ile görüşerek olayın soruşturulmasını talep ederler.Sadrazam bu öneriyi kabul etmiştir.Adana katliamına yabancı misyonerler ile konsoloslar tanık olmuşlar raporlarında belirtmişlerdir.Meclis tartışmalarında Ermeni mebus'lardan Vartkes'' döğüştüğünüz ve yemin ettiğiniz güzel ilkelerimiz nerede ? '' , Murad Boyacıyan ise '' diktatörlük günlerinde dağlarda savaştık acaba bu anayasal günlerde de mi yine dağlara çıkmaya mecbur kalacağız '' diye tepkilerini Jön Türk'lere meclis'de dile getirmişlerdir.
'' aslan gibi insanlar,koyun gibi mezbahaya gittiler ''
İttihat'çıların oyunları bunula kalmaz.Adana kırımlarını araştırmak üzere görevlendirilen Hagop Babikyan şüpheli şekilde inceleme raporunu Meclis'de okuyamadan öldürülür.Sonradan zehirlendiği ortaya çıktı.Bu durumu meclis kürsüsünden okuyan Krikor Zohrab ise hırpalanır.Darbelerle meclis kürsüsünden indirilir.Adana kırımlarından gerekli dersleri çıkaramayan Taşnak Partisi,halen İ veTerakki Partisi'ne olan güvenlerini halkın tepkisine rağmen devam ettirmişlerdir.Büyük soykırım öncesi Ermeni'lerin silahsızlandırılması,askere almalar,direniş gücünü kırmak için sıkı aramalar..tüm bunlara rağmen siyasilerde en ufak bir şüphe dahi uyandırmamıştır.Adana kırımları için ise Jön Türk'ler '' gericilerin yobazların düzenlediğini '' söyleyerek sorumluluklarını gizlemişlerdir. Adana kırımlarını Mısır'da iken haber alan Antranik Paşa,arkadaşlarına yolladığı mektupta,'' Eğer yoldaş Talat'lar fırsatını bulsalar,sizleri de kesecekler,bunu çok iyi anlayın '' diye belirtmiştir.Taşnak'ların İttihatçı'lara güven politikaları 1913 yılına kadar devam etmiştir.
Pazarların paylaşımı konusunda birbirleri ile rekabet halinde bulunan emperyalist güçler arasında başlayan I.Dünya Savaşı'nda Osmanlı'lar Almanya'nın başını çektiği Avusturya,Macaristan saflarında yer aldı.İngiltere,Fransa,Rusya,İtalya ise karşı bloku oluşturuyordu.Osmanlı'ların gayesi,Ermeni'leri Rus'lara karşı savaşa sokmak,Rus'ların amacı,Osmanlı Ermeni'lerini saflarına çekerek savaşı kazanmaktı.Her koşulda Ermeni sorunundan kurtulmak isteyen İttihatçı'lar savaşın bulunmaz bir fırsat olarak görmüşlerdir.İ ve T,Merkez Komitesi üyesi Dr.Nazım bu durumu açık ve net olarak itiraf etmiştir.'' Bu toplantıda kaç defa söyledim yine söylüyorum.Eğer bu temizlik harekatı genel ve nihai olmazsa,yarardan çok zararı dokunur.Ermeni halkını topraklarımızdan kökten temizlemeliyiz.Bir kişi bile kurtulmamalı ve Ermeni ismi unutulmalıdır.Şimdi savaş içerisindeyiz.Bundan daha uygun zaman bulunamaz..Büyük devletlerin müdahalesi ve gazetelerin haberi bile olmaz..
Bu defaki işlem,kökten temizleme işlemi olacaktır..'' demiştir. Ermeni'lerin I.Dünya savaşında politikalarını belirleyecek olan Taşnak Partisi 8.Genel Kongresi Erzurum'da toplanmak üzere bir araya geldiler.Bu toplantıya İttihat ve Terakki Partisi'nden delegeler de katılmışlardır.Bunların başında Teşkilat-ı Mahsusa şefi Bahattin Şakir,Naci Bey ile Halil Bey'dir.Kongreye ne kadar önem verdikleri gönderdikleri kişilerden anlaşılmaktadır.Bu kişiler eli kanlı,zalim kişiler olarak dikkat çekicidir.Fakat daha sonra 1915 soykırımında aldıkları rol,katliamlardan dolayı Ermeni'ler tarfından 1922 yıllarında cezalandırılmışlardır.1914 Ağustos ayında Kongre'nin Erzurum'da yapılmasına izin veren ittihatçı'lar Ermeni'lerin dostluk eli uzatmasını beklediler kendi kontrollerinde bir kongreden beklentilerini dile getirmişlerdir.
Ermeni Taşnak Partisi yöneticileri,aldıkları kararlarda herhangi bir savaş durumunda,Osmanlı devletine sadık kalacaklarını ilan ederken,Kafkaslarda bulunan Ermeni'lerin Rus'lara karşı ayaklanma önerilerini ise red etmişlerdir.Eğer kabul ettikleri takdirde Kars,Van,Bitlis gibi vilayetlerde özerklik verme sözünde bulundular.Bir anlamda Rus'lara isyan önerisini,Ermeni'ler korkunç sonuçlarını gördükleri için red etmişlerdir.Bu duruma çok öfkelenen Talat Paşa '' İttihat ve Terakki partisi'nin artık yapacaklarında özgür olduğunu '' derken,1915 soykırımını işaret ediyordu.
I.Dünya savaşı patlak verdiği yıllarda Antranik paşa İstanbul'a haber yollayarak,devrimcilerin,aydınların şehri terk ederek,yurt dışına çıkmalarını önermiştir.Ama,sözlerini dinlemeyen dönemin ileri gelenleri bunun bedelini hayatları ile ödemişlerdir.Antranik Paşa bu durumu anılarında'' aslan gibi insanlar,koyun gibi mezbahaya gittiler '' şeklinde değerlendirmiştir.
(Devam Edecek)
Agop Ekmekciyan
Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.
agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)
Son Haberler
Sayfalar
İşçiler Ve Burjuvalar
Herhangi bir yerde, sermayeye karşı işçi direnişi, işçi eylemi, işçi grevi olunca, burjuvazinin ve işçinin aklına, istisnasız, önce Marx gelir.
Mayıs aylarının ortasından bu yana Metal işçilerinin domino etkisi yaratırcasına yayılan direnişleri de önce Marx’ı ve onun dev eseri Kapital’i akla getirdi.
Kolektif Despotizme Hayır
Yok seçilebilmek için hiç bir partinin kendilerini işaret etmelerine gerek yok muş.
Yok muhafazakar kürtler hdp ye yüzünü dönmüş
Yok bundan sonra hdp nin baraj sorunu yok muş.
Yok böyle bir şey kardeşim.
Bu halk Demirtaşın samimiyetine de güvenerek akp karşıtlığı nedeniyle hdp ye oy verdi.
Demirtaş ne yapıyor.
CHP seçim barajının düşürülmesinde tut daha başka yasa değişiklikleri teklifleri hazırladığını açıklarken..
Demirtaş ne yapıyor ?
Bazı tartışmalar üzerine / Umut munzur
Değerlendirme ve tespitlerimize başlamadan önce “zorunlu” bir açıklama yapma ihtiyacı duyduk. Mayıs ayında İştiraki dergisinin blog sayfasında yayınlanan “Eskiyen Ne Varsa Atalım” başlıklı araştırma-değerlendirme yazımızdan sonra mail adresimize olumlu yönde eleştiriler ve katkılar geldiği gibi olumsuzlayan eleştirilerde aldık. Bu eleştirilerin her biri bizim açımızdan oldukça değerlidir. Değerlendirmelere dönük yazımız içerisinde de belirttiğimiz üzere eleştirilere açık olduğumuzu, değişeme dair yanlış değerlendirmelerimiz olabileceğini de peşinen kabul ettik.
Avrupa'da Komünist olmak suçsa ben de Komünistim!
Hani, kişi hak ve özgürlükleri, düşünce özgürlüğü esas alınmaktaydı. Hani ,'çoğulculuk, Avrupa demokrasisinde olmazsa olmazdı. Hani' kişinin düşünce özgürlüğü her şeyin üzerinde görülmekteydi. Bu örnekleri Avrupa 'demokrasisi için daha da çoğaltabiliriz. Avrupa emperyalizminin başı olan, Alman emperyalizminin geçmiş siciline baktığımızda geçmişinin ne kadar kanlı ve toplu katliamlarla dolu olduğunu görürüz. Yakın yüzyılımızın en eli kanlı emperyalist devleti Alman devletinden başkası değildir. Amerikan emperyalizmine taş çıkartır kirliliğe sahiptir.
Şehrin yara izleri
Gece 12 saat. Yani 24:00! 2 Temmuza birkaç gün var! Şehrin merkezindeki kilisenin önünde yaklaşık 50 kişiyiz. Ne olacağına, nasıl bir yolculuğa çıkacağımıza ilişkin sadece kaba bir bilgimiz var!
Bir hemşire konuşuyor, yüzünde duman izleri; “bombalanmanın ne olduğunu bilmeyen, tasavvur bile edemez. Yanmanın ne demek olduğunu görmeyen, bunu hayalinde bile canlandıramaz….
Rojava’nın işgaline müsaade etmeyeceğiz!
Ortadoğu’da ve özellikle Suriye’de suların yakın zaman durulmayacağı çok açık! Mezhep, aşiret ve bölgecilik üzerinden gelişen savaşlar, başta Türkiye ve İran olmak üzere bölge devletlerinin ve emperyalistlerin de müdahalesiyle her geçen gün daha fazla kanın dökülmesine yol açmaktadır. Türk devleti; Sünni mezhepçiliği ve Türk ulusçuluğu üzerinden bu kanlı savaşlarda Kürtlerin hiçbir kazanım elde edememesi düzleminde saldırgan bir politika yürütüyor.
Örgüt; ilkeleri, hukuku ve kolektif işleyişiyle vardır (1-2- bölüm)
Bazen aynı şeyleri, onlarca-binlerce kez tartışmak zorundayız. Bizim bunlardan ne bıkmak ne de kaçmak gibi bir lüksümüz var. Devrim bir ihtiyaç ve zorunluluk olduğu sürece, gerçekleştirilmesi için bir örgütlenme de bu örgütlenmeyi sürekli geliştirmek de bir ihtiyaç ve daha ötesi zorunluluk olmaya devam edecek. Örgüt demek, bir amaç için bir araya gelmiş insanlar demek. Ve hepimiz biliriz ki insan demek aynı zamanda sorun demektir. Üstelik çözümü de kendi içinde barındıran bu sorunlar, gelişmenin-ilerlemenin de esas dinamiklerinden birini oluşturur.
ALMAN DEVLETİNİN 15 NİSAN 2015 TARİHİNDE PARTİ FAALİYETÇİLERİMİZE EŞ ZAMANLI OLARAK DÜZENLEDİĞİ OPERASYON POLİTİKTİR, YANITIMIZDA POLİTİK OLACAKTIR!
Alman Adalet Bakanlığının emri ile 15 Nisan 2015 tarihinde eş zamanlı olarak TKP/ML faaliyetçilerine karşı son yılların en büyük ve bir o kadar da hukuksuz operasyonu yapıldı. Almanya’nın çıkardığı tutuklama kararıyla yürütülen operasyonda eş zamanlı olarak İsviçre’de 1, Fransa’da 1, Yunanistan’da 2, Almanya’da 7 kişi olmak üzere toplam 11 devrimci tutuklanmıştır. Almanya’nın iade talebiyle Fransa, İsviçre ve Yunanistan’da tutuklattığı devrimcileri Almanya’ya getirtip 129 a–b ‘Anti-terör’ maddesinden yargılamak istenmektedir.
Alman Devletinin Şizofrenisi!
Emperyalizm Savaş, Sosyalizm Barış Demektir!
Bugün yanı başımızda savaşlar sürerken ve bu savaşların ülke içine hızla yayılma potansiyeli taşırken, evrenseli unutup yerelle yetinmek ve bunun üzerinde siyaset yapmak zorunda kalıyoruz. Kürdistan’ı da içine alacak birbiçimde Ortadoğu’un bütünü, Asya ve Afrika’nın yarıdan fazlası, Latin Amerika’nın üçte biri fili bir savaşla içiçe bir yaşam sürdürüken, bunların nedenlerini ve bu savaşları çıkaran sisteme fazla dokunmadan ya da görmezden gelerek, salt yerel sorunlarla sınırlı kalıyor çözümlemelerimiz.
Açik sözlü olmak iyidir! 7 Haziran sonrasina dair degerlendirme
“Açık sözlü olmak iyidir, en kötü ihtimalle sonradan kaybedeceklerini en başta kaybedersin.”[1]
Kimilerinin “yanıt”ladığı(!)[2] “7 Haziran 2015 Seçimleri’ne Dair -Gerekçeli- Tavrımız”[3] başlıklı yazımızın ardından, şimdi 8 Haziran’a (ve sonrasına) ilişkin bir değerlendirme “farz” oldu.
Erdoğan Kaçak Sarayda Cami Açılışı Yaptı.
Türkiye ve Kürdistan’da Türk Devleti savaş naraları atıyor. Kan istiyor, katliam istiyor, zulüm istiyor, istiyor da istiyor...