Perşembe Kasım 5, 2026

Çöktürme Planı Uygulayan Cumhur İttifakı’nı Cezalandırmalıyız!-Dursun Ali Küçük

*Bu seçimlerde Türk usulü cumhurbaşlığınının yanı diktatörlüğün yerleşmesine, Kürtlere karşı yürütülen savaşa tamam mı?

Devam mı?

Tamam deniliyorsa Cumhur İttifakı postalanmalı ve cezalandırılmalıdır.

 

*Bu seçimler; bir mevzi elde etmek, Kürtlerin fiiili kazanımlarını korumak ve halkın örgütlenmesi ve ayakta kalması vb vb için bir basamak olarak değerlendirilmelidir.

Hedefi budur. Kimseyi kandırmıyoruz.

Kurtuluşu getirmeyecek.

Ama Kürtlere karşı savaş hükümeti olan Cumhur ittifakını tepelemek çok önemlidir.

 

*Devlet konsepti: HDP baraj altı kalsın. HDP etkisizleştirilsin...

Recep: ""Onların baraj altında kalması demek, bizim farklı yere gelmemiz demektir."

Recep diktatörlüğün devamı için HDP nin baraj altı kalmasını açıkça söylüyor. HDP kaybederse dikataorluğunu garantileyecek.

Demirtaş’a ceza verecek...

Muhtemelen ya HDP yi tamamen etkisiz hale getirecek ya da tamamen kapatacak...

Cumhur ittifakının çöktürme planı bu vb şeyleri kapsıyor...

Heryerde Kurde karşı savaşı dayatacaklar....

Öteki halklara ve inançlara düşmanlıkta tavan yapacak...

Ekonomi çökecek....

İç çatışmalar artacak....

Kürtlerin işlerini hallederlerse sıra Türklere gelecek...

Şimdi Türklerin çoğunluğunu Kurde ve ötekine karşı kullanıyorlar...

Bir süre daha buna devam edecekler...

HDP lilere yönelecekler...Linç girişimleri olacak..

Irkçı ve faşist, yeşil faşist grupları üstlerine salacaklar...

Cumhur ittifakı, seçim kararı alınınca oyları biraz yüksekti. Son günlere kadar düşüşü yaşıyor...

Daha da düşüşe geçecek...

Gideceği korkusunu yaşamaya başladı...

Recep yolcudur..

Bu seçimlerle yolcu edilirse kankayıpları azalacak...

Yök kıl payı kazanırsa ve hileyle ipi göğüslerse çok kan akacak...

Recep ve Bahçeli savaş demektir...

Barış diye birşey olmayacak....

Çok baskı uygulasın halk uyanacak doğru değildir....

Derin baskılar boşa çıkarılmazsa herkes bir süre biat etmeye başlar...

En doğrusu Cumhur ittifakını yolcu etmek...

Hangi açıdan ele alırsanız alınız; bu, herkesin hayrina olacak...

Oylar HDP ve Demirtaş'a....

 

*HDP ile resmi devlet partilerini aynı kefeye koynmak yanlıştır...

Böyle düşününler bütün yumurtaları aynı sepete koyup çürük diyenlerdir.

Önerdikleri ve ciddi hatta Kürdistanı anlamda yaptıkları fazla birşeyde yoktur...

Kürdistanı ittifak diyenlerin sonuçta Selahattin Demirtaş’a oy vermeleri önemlidr.

Gönül isterdiki HDP ile seçim ittifakı kurup bu süreci birlikte götürmeliydiler.

Kürdistanı bir cephe biraz süreç işiydi, onuda bırakmıyacaklardı.

Bu kesimler bazıları tarafından baskı altına alındı...

HDP ve AKP aynı gösteren kafalar ve zihniyet bu baskılamayı yapıyordu.

Türkiyelileşmeyi asla kabul etmem. HDP ye ciddi eleştirilerim vardır.

Bu seçim sürecinde artı ve eksileri hesaplayarak Demirtaş ve HDP’nin desteklenmesinin daha yararlı olacağına inandım.

Ve bu temelde yazdım...

TC, HDP’yi kabul etmiyor. Eritmek istiyor. HDP ile yapmak istediğini yapamadı. Gerilla dağdan indirilseydi, HDP ye farklı bi rol oynatılırdı. Oda olmayınca Türkiyelileşme yattı..

Çöktürme planının hedeflarinden biri HDP oldu.

Cumhur ittifakı ve diğerleri HDP’nin baraj altında bırakılıp marjinalleşmesi için çalıyorlar.

Hiç bir Kürt, devrimci, demokrat ve inanç sabıbı bir insan bunu kabul etmez.

 

*Türkiye ki demokrat, devrimci ve demokrasi ve özgürlüklerden yana liberal vb kesimle birleşseydi, bu daha etkili olurdu.

Türkiye de oluşturulacak bir demokrasi cephesine Kürtler her konuda ittifak yapabilirdi. İki cephenin birliği vb vb vb

HDP bir bloktur. Türkiyeli sol ve devrimci, sosyalist, demokrat kesimlerde yer alıyor..

Bana sorarsanız Kurt sorununda elle tutulacak görüşleri gene bu kesimler ağırlıklı savunuyor.. demokrasi ve özgürlükler için çaba içindeler...

Aslında Türkiye de güçlü bir demokrasi cephesi veya güçlü bir demokrat, özgürlükçü ve bütün demokrasi güçlerini bünyesinde toplayan bir parti olsaydı çok iyi olacaktı.

Bu, Kürdistan ve Kürtlerinde işlerini kolaylaştırırdı.

Bazı Kürdistanı geçinenler Kürtlere yakın duran bu sol kesimi hiç beğenmez.

PKK’yı beğenmez.

HDP’yi beğenmez.

Ama AKP’ yi gizlice beğenirler. Kaldı ki geçen referandumda açıkça Erdoğan tarafını tuttular....

Bunları unutmuyoruz.

Bu durumunu gizleyip şimdi de tek eleştirileri HDP ve Demirtaş...

Kürdistanılığın böylesi benden uzak dursun. Kürdistanılık bir kılıf ve Kürdi durusuda boşa çıkarıyorlar...

Ben Kürdistanıyım. Türkiyelileşme bana göre değil. Ama sizin Kürdistanılığınız boştur, öyle Kürdistanılık mı olur?

 

*Kürt cephesi ve demokrasi cephesi ağırlıklı HDP te toplanmıştır.

İster kabul edelim ister etmeyelim ...

Gerçek durum budur...

Seçim döneminde ben ağırlıklı Cumhur ittifakına vururum.

HDP eleştirisi zamanı değil bana göre... Eleştirilerimi seçimden sonraya bıraktım..

Bu seçimde HDP yi hedef yapmak, bağımsızlık referandumunda KDP ve YNK eleştirilerini yapmaya benzerdir.

Kerkükteydim. Bağımsızlık referandumundaydım. Efrindeydim. Şengaldeydim. Kobanideydim...

Şimdi onlar gibi olmasada, Kuzeyde ve Türkiye de bu seçimde Demirtaş ve HDP ileyim..

Türkiye de demokratik güçlerin yanındayım...

 

*Bunun için oylar DEMİRTAŞ ve HDP’ye diyorum...

 

Dursun Ali Küçük

49415

Koşulları ve anı değerlendirmek olarak politika üretimi…

Politikanın ne olduğu üzerinde netleşmek, komünistler açısından kendini pratik mücadelede var etmenin en önemli unsuru olan politik tavır konusunda kuşkusuz ön açıcı olacaktır.

İki Yanlış Bir Doğru Etmez; Gezi’nin Direniş Ruhu Yaşıyor!

23 Haziran’da yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri, iktidarın yakın dönemdeki en önemli önceliği haline gelmiş durumda.

İstanbul’un gerek nüfus ve stratejik konumu gerekse de Türkiye ekonomisindeki yeri açısından bu durum anlaşılır. 31 Mart seçimlerini ‘Başkanlık Sistemi’nin bir oylamasına dönüştüren AKP/Saray böylece bu durağı kaçınılmaz hale getirdi. Zira, 31 Mart seçimlerini yerel bir seçimden genel seçim niteliğine taşıyan doğrudan R.T. Erdoğan/Saray iktidarı oldu.

Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin ürünü: Kaypakkaya

Bir kırması ve yoldaşları ile Kaypakkaya, 46 yıl evvel faşist TC devleti tarafından pusuya düşürülerek, günlerce işkence edilerek katledildiğinde bizlere gözbebeğimiz gibi sakınmamız gereken çok değerli “silahlar” bırakmıştı. Bu “silahlar”, bu ülkede devrimi nasıl ve ne ile gerçekleştirileceğimizi açıkça önümüze koyuyordu. Aradan geçen 46 yıl boyunca onun bizlere devrettiği bu mirası, yüzlerce yoldaşımızı ölümsüzlüğe uğurlamak zorunda kalsak da asla terk etmedik.

TKP-ML MK SB : Şan ve Şeref Olsun Ölümsüzleşenlerimize!

Türk Kürt Uluslarından, Çeşitli Milliyet ve İnançlardan Halkımıza!

Partimizin 1. Kongresinde 9. Gündem maddesi olarak “Parti Tüzüğü” de tartışılmış ve çeşitli kararlar alınmıştır. 1. Kongremiz, esas olarak 8. PMK, özel olarak da darbeci tasfiyeci anlayışın parti tüzüğü ve işleyişimize yönelik pratiklerini değerlendirmiş ve kimi sonuçlara ulaşmıştır.

Parti tüzüğü gündeminde partimizin kadro ve üye politikası da tartışılmış ve 8. Konferans’ımızın “yeni kadro ve militan yetiştirmek” olarak formüle ettiği “kadro ve halef yetiştirme” politikamız üzerinde de durulmuştur.

TKP-ML TİKKO’dan Cemil Amed :İbrahim Kaypakkaya, Dörtler ve Haki Karer’in ölümsüzlük yıldönümü değerlendirmesi

TKP-ML TİKKO’dan Cemil Amed, İbrahim Kaypakkaya, Dörtler ve Haki Karer’in ölümsüzlük yıldönümünde bir değerlendirmede bulundu.

Cemil Amed yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti.

Tabure

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Gümüşsuyu Amfisi, 1970’in eylülünde Dev-Genç’in parkeli, sarkık bıyıklı militanlarıyla tıklım tıklım dolmuştu. Sahnedeki masada, toplantıyı yöneten üç kişi vardı. Ortada, Filistin’e gidip geldikten sonra tutuklanan ve bir müddet yattıktan sonra serbest bırakılan İstanbul Dev-Genç Bölge Yürütme Komitesi başkanı Cihan Alptekin oturuyordu.

Bir Partizan | Çöldeki Bedevi

Oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Sürecin bütün temsiliyetleri bir arayış içinde. Tarihi tecrübeler bir hazneye doldurarak masaya yatırılmakta, tatbik edilmekte ve ortaya çıkan sonuçlarla sahaya koşulmaktadır.

Bizler devrimciyiz ve gerçeği kavramalıyız! Gerçek olan tek şey ise bilimsel bakış ve gerçeği açığa çıkartacak yöntemdir. Zira bu bizim elimizdeki kılavuzdur-ilmimizdir.

 Devrimin estetiği

18 MAYIS | Matematiksel bir düzlem ve ihtilâlci bir işlem olarak KAYPAKKAYA

Her düşünce veya hareket, kurucularının kendisini hayata karşı konumlandırması ile başlar. Bu konumlanışın temelleri kuşkusuz insan ve onu çevreleyen etmenlerle tartışılabilir. Konumlanış en temelde hayata karşı hissedilen kaygı ile ilgilidir ki; bu kaygıyı ortaya çıkaran bir maddi zemin de söz konusudur. Metafizik bir kavram olan kaygı, hem akli hem de hissi düzeyde vuku bulduğundan salt psikolojik veya entelektüel düzeyde tanımlanamaz; zira bu tam tersine duyu, duygu ve düşünce yapılarını kuşatan bütüncül canlı bir yapıdır.

Partizan: “Gelişimin her anında öncülüğü en iyi şekilde yaşatmayı başarmış Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 70 yaşında!”

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın ölümsüzleşmesinin 46. yılında bir açıklama yapan Partizan, “Bu bilinç ve kavrayışla attığımız adımları coşkuyla hızlandırmaya ve coşkuyu kitleler nezdinde umuda çevirmeye adayız. Bu taşıyıcısı olduğumuz mirasa karşı bir sorumluluk; ezilen, yok sayılan milyonlara karşı bir görev ve başta Kaypakkaya yoldaş olmak üzere tüm şehitlerimize sözümüzdür” dedi. Açıklama şu şekilde:

“Gelişimin her anında öncülüğü en iyi şekilde yaşatmayı başarmış Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 70 yaşında!

Örgütle ve Örgütlü Yaşamak

Örgütle ve örgütlü yaşamak -1-

Ele aldığımız başlık, oldukça geniş ve çok fazla alt başlıklara ayrılabilecek bir konudur. Araştırma-inceleme, çalışma tarzı, eğitim, A/P gibi çoğaltabileceğimiz birçok konu, temeli itibariyle, “örgütlü yaşam nedir? Nasıl olur?” sorusuna ve cevabına dayanıyor.

TKP-ML MK SB:Artık Söyleyecek Sözümüz Az, Yapacak İşimiz Çoktur!

FIRTINAYI YARATACAK DAMLALAR OLACAĞIZ! KAYPAKKAYA YOLDAŞI FIRTINALARLA ANACAĞIZ!

Çeşitli ulus, milliyet ve inançlardan Türkiye proletaryası ve halkına;

Sayfalar