Pazartesi Ekim 26, 2026

Çöktürme Planı Uygulayan Cumhur İttifakı’nı Cezalandırmalıyız!-Dursun Ali Küçük

*Bu seçimlerde Türk usulü cumhurbaşlığınının yanı diktatörlüğün yerleşmesine, Kürtlere karşı yürütülen savaşa tamam mı?

Devam mı?

Tamam deniliyorsa Cumhur İttifakı postalanmalı ve cezalandırılmalıdır.

 

*Bu seçimler; bir mevzi elde etmek, Kürtlerin fiiili kazanımlarını korumak ve halkın örgütlenmesi ve ayakta kalması vb vb için bir basamak olarak değerlendirilmelidir.

Hedefi budur. Kimseyi kandırmıyoruz.

Kurtuluşu getirmeyecek.

Ama Kürtlere karşı savaş hükümeti olan Cumhur ittifakını tepelemek çok önemlidir.

 

*Devlet konsepti: HDP baraj altı kalsın. HDP etkisizleştirilsin...

Recep: ""Onların baraj altında kalması demek, bizim farklı yere gelmemiz demektir."

Recep diktatörlüğün devamı için HDP nin baraj altı kalmasını açıkça söylüyor. HDP kaybederse dikataorluğunu garantileyecek.

Demirtaş’a ceza verecek...

Muhtemelen ya HDP yi tamamen etkisiz hale getirecek ya da tamamen kapatacak...

Cumhur ittifakının çöktürme planı bu vb şeyleri kapsıyor...

Heryerde Kurde karşı savaşı dayatacaklar....

Öteki halklara ve inançlara düşmanlıkta tavan yapacak...

Ekonomi çökecek....

İç çatışmalar artacak....

Kürtlerin işlerini hallederlerse sıra Türklere gelecek...

Şimdi Türklerin çoğunluğunu Kurde ve ötekine karşı kullanıyorlar...

Bir süre daha buna devam edecekler...

HDP lilere yönelecekler...Linç girişimleri olacak..

Irkçı ve faşist, yeşil faşist grupları üstlerine salacaklar...

Cumhur ittifakı, seçim kararı alınınca oyları biraz yüksekti. Son günlere kadar düşüşü yaşıyor...

Daha da düşüşe geçecek...

Gideceği korkusunu yaşamaya başladı...

Recep yolcudur..

Bu seçimlerle yolcu edilirse kankayıpları azalacak...

Yök kıl payı kazanırsa ve hileyle ipi göğüslerse çok kan akacak...

Recep ve Bahçeli savaş demektir...

Barış diye birşey olmayacak....

Çok baskı uygulasın halk uyanacak doğru değildir....

Derin baskılar boşa çıkarılmazsa herkes bir süre biat etmeye başlar...

En doğrusu Cumhur ittifakını yolcu etmek...

Hangi açıdan ele alırsanız alınız; bu, herkesin hayrina olacak...

Oylar HDP ve Demirtaş'a....

 

*HDP ile resmi devlet partilerini aynı kefeye koynmak yanlıştır...

Böyle düşününler bütün yumurtaları aynı sepete koyup çürük diyenlerdir.

Önerdikleri ve ciddi hatta Kürdistanı anlamda yaptıkları fazla birşeyde yoktur...

Kürdistanı ittifak diyenlerin sonuçta Selahattin Demirtaş’a oy vermeleri önemlidr.

Gönül isterdiki HDP ile seçim ittifakı kurup bu süreci birlikte götürmeliydiler.

Kürdistanı bir cephe biraz süreç işiydi, onuda bırakmıyacaklardı.

Bu kesimler bazıları tarafından baskı altına alındı...

HDP ve AKP aynı gösteren kafalar ve zihniyet bu baskılamayı yapıyordu.

Türkiyelileşmeyi asla kabul etmem. HDP ye ciddi eleştirilerim vardır.

Bu seçim sürecinde artı ve eksileri hesaplayarak Demirtaş ve HDP’nin desteklenmesinin daha yararlı olacağına inandım.

Ve bu temelde yazdım...

TC, HDP’yi kabul etmiyor. Eritmek istiyor. HDP ile yapmak istediğini yapamadı. Gerilla dağdan indirilseydi, HDP ye farklı bi rol oynatılırdı. Oda olmayınca Türkiyelileşme yattı..

Çöktürme planının hedeflarinden biri HDP oldu.

Cumhur ittifakı ve diğerleri HDP’nin baraj altında bırakılıp marjinalleşmesi için çalıyorlar.

Hiç bir Kürt, devrimci, demokrat ve inanç sabıbı bir insan bunu kabul etmez.

 

*Türkiye ki demokrat, devrimci ve demokrasi ve özgürlüklerden yana liberal vb kesimle birleşseydi, bu daha etkili olurdu.

Türkiye de oluşturulacak bir demokrasi cephesine Kürtler her konuda ittifak yapabilirdi. İki cephenin birliği vb vb vb

HDP bir bloktur. Türkiyeli sol ve devrimci, sosyalist, demokrat kesimlerde yer alıyor..

Bana sorarsanız Kurt sorununda elle tutulacak görüşleri gene bu kesimler ağırlıklı savunuyor.. demokrasi ve özgürlükler için çaba içindeler...

Aslında Türkiye de güçlü bir demokrasi cephesi veya güçlü bir demokrat, özgürlükçü ve bütün demokrasi güçlerini bünyesinde toplayan bir parti olsaydı çok iyi olacaktı.

Bu, Kürdistan ve Kürtlerinde işlerini kolaylaştırırdı.

Bazı Kürdistanı geçinenler Kürtlere yakın duran bu sol kesimi hiç beğenmez.

PKK’yı beğenmez.

HDP’yi beğenmez.

Ama AKP’ yi gizlice beğenirler. Kaldı ki geçen referandumda açıkça Erdoğan tarafını tuttular....

Bunları unutmuyoruz.

Bu durumunu gizleyip şimdi de tek eleştirileri HDP ve Demirtaş...

Kürdistanılığın böylesi benden uzak dursun. Kürdistanılık bir kılıf ve Kürdi durusuda boşa çıkarıyorlar...

Ben Kürdistanıyım. Türkiyelileşme bana göre değil. Ama sizin Kürdistanılığınız boştur, öyle Kürdistanılık mı olur?

 

*Kürt cephesi ve demokrasi cephesi ağırlıklı HDP te toplanmıştır.

İster kabul edelim ister etmeyelim ...

Gerçek durum budur...

Seçim döneminde ben ağırlıklı Cumhur ittifakına vururum.

HDP eleştirisi zamanı değil bana göre... Eleştirilerimi seçimden sonraya bıraktım..

Bu seçimde HDP yi hedef yapmak, bağımsızlık referandumunda KDP ve YNK eleştirilerini yapmaya benzerdir.

Kerkükteydim. Bağımsızlık referandumundaydım. Efrindeydim. Şengaldeydim. Kobanideydim...

Şimdi onlar gibi olmasada, Kuzeyde ve Türkiye de bu seçimde Demirtaş ve HDP ileyim..

Türkiye de demokratik güçlerin yanındayım...

 

*Bunun için oylar DEMİRTAŞ ve HDP’ye diyorum...

 

Dursun Ali Küçük

49218

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

“Sanatçılar”mış(!) / Engin Gören

MGK’nın emir erleri deseydiniz gerçekliğinizi tarif etmiş olurdunuz! 

MGK, MİT ve AKP iktidarının talimatıyla böyle bir organizasyona girdikleri açıklamanın içeriğinden açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

Irkçı, Şöven, “Ergenekon”cu, Günümüzün Topal Osmanının(D.Pericek’in) muritleri,   Faşist diktatörlüğün tetikçileri!   Emperyalizmin uşağı faşist ordunun postal yalayıcıları takımı bugün bir “imza kampanyası” düzenlemiş “283 sanatçı imza” atmışlarmış!

Bölgemizde Netleşen Emperyalistler Arasi İt Dalaşı

Ortadoğu’da uzun yılları kapsayan pazara hakim olma dalaşında saflar netleşiyor. Emperyalist  tekelci sermaye devletleri ve onların egemenliği altında varlıklarını sürdüren komprador işbirlikci faşist diktatörlükler arasında yürütülen hakimiyet dalaşında  saflar netleşiyor. Herbiri karşımıza ülkemizi işgal , istila ederek “kurtarıcımız” olarak çıkıyor.

YDG: 1 Kasım’da Oylar HDP’ye

Baskı, tutuklama, katliam ve bunların karşısında örgütlenen direnişlerle şekillenen bir politik atmosferle 1 Kasım seçimlerine doğru yol alıyoruz.

Hasan Hakkı Erdoğan'a dair birkaç söz

“Bazı ölümler vardır ki, kuş tüyünden hafif, bazı ölümler vardır ki, Tay Dağı’ndan daha ağırdır.”

Masum gülen yüzlü çocuk, neşeli fıkralarıyla yaşama sosyal anlam katan, bilimsel sosyalizme inancıyla gittiği her yerde yürüttüğü her çalışmada, ilişki kurduğu her bireyde güven oluşturan kararlı bakışlarıyla karşısındaki dostlarına teminat olan Hasan Hakkı Erdoğan seni,1978’de baharı yaza devrettiği bir mevsimde tanıdım.

YDK:Kadın direnişi barajı da yıkar, ablukayı da!

Kadına dönük her türden şiddetin günlük yaşamın acımasız, sıradan bir parçası haline gelmesi için tüm kurumları ile devreye giren erkek egemen devlete karşı, 7 Haziran seçimlerinde sözümüzü HDP’yi destekleyerek “Kadın dayanışmasına baraj mı dayanır!” şeklinde söylemiş; kadın dayanışması ve direnişiyle barajları aşmıştık.

TİKKO savaşçısı Komutan Rasih’i anlattı

45 Numaralı Komutana

Kartal Bürosunun Tekzip İsteği

4 Kral Lui / Halk kraldır. 

Tekrarın ve tekrarın sırrı nedir ?  

Bireyi kendi dışına çıkaramayan/ kitleselleştiremyen / kitleselleştiremediği de bireyce bilindiğinde devrimciliği yaşadığı diğer burjuva hayellerine iz bırakmayacak bir şekilde kaçamak haline getiren yaşantının sırrı nedir ?

Kendinizi / tekrarlarınızı, tekrara sizi sürükleyerek ayakta duran bürokrasizminizin sırrı...

Acaba hiç düşündünüz mü sizlerden önce de, sonrada bu sokaklarda kaç insanın yürüdüğünü, yürüyeceğini   ? 

Büroların seyir defteri yok mudur  ?

Öncesi, Sonrasıyla Suruç Güzergâhı…

“Görebildiğiniz yere kadar gidin.Oraya ulaştığınızda dahauzağı da görebileceksiniz.”[1)

Charles Dickens’ın, “Zamanların en iyisiydi ve de zamanların en kötüsü,” saptamasıyla betimlenen bir kesitte; öncesiyle Suruç Katliamı, sonrasındaysa coğrafyamız ve Ortadoğu açısından sarsıcı sonuçlara yol açan ve Ceyda Karan’ın, “Cehennemin kapılarının aralanması”; Nilgün Cerrahoğlu’nun “Ateş çemberi” olarak betimledikleri bir realiteyle yüzleşiyoruz…

Biyoloji kader mi?Yada fitrat"a-dair.

“Cinsel ahlâkın ilk ve tek ilkesi:Suçlayan her zaman suçludur.”[1]

Öğrettikleri, hatırlattıklarıyla Greif Direnişi ·

“Öğretmek,yeniden öğrenmektir.”[1]

İçinden geçtiğimiz neo-liberal yıkım, “sivil toplum”cu vazgeçiş ve post-modern zırva(lar) kesitinde, V. İ. Lenin’in, “Umutsuzluk ve karamsarlık, yıkımın nedenlerini kavrayamayan, çıkış yolu göremeyen, mücadele yeteneğini kaybetmiş olanlara ait bir sorundur,” saptamasını durmadan anımsayıp/ anımsatmanın önemi çok büyük; hatta “olmazsa olmaz”!

İNCİR YAPRAĞI GÖLGESİNDE 1 KASIM SEÇİMLERİ

Ülkemizde de, önümüzdeki 1 Kasım 2015’de yeniden parlamento seçimleri var. Ancak, burjuvazinin “demokrasi oyunu” içindeki bu seçim, başta Kürt ulusu olmak üzere, işçi sınıf ve emekçiler üzerinde devlet terörünün en üst sınırına çıkarıldığı bir “demokrasi” ortamı içinde yapılıyor. Ve buna ancak ve ancak; “İncir yağrağı gölgesinde yapılan bir seçim” denebilir. Bu da burjuvazinin “demokrasi” oyunun ayıbını örtmeye yetmeyecektir.

Sayfalar