Cumartesi Eylül 26, 2026

On çılgın insan arıyorum

Düzen siyasetçileri karabataklara benziyor. Bu sinsi kuşlar avlarını yakalayabilmek için şekil değiştirip onlar gibi görünür ve onlar gibi davranırlar. Zavallı balıklar kılık değiştirmiş bu katil kuşların kendi türlerinden olduğunu sanarak onlara yaklaşmakta bir sakınca görmezler. Bu tedbirsizlikleri onların feci sonu olur, tehlikenin farkına vardıklarında artık çok geçtir, kendilerini bir anda bu canavarların karanlık midesinde bulurlar.

Ankaracı düzen siyasetçileri de halkı kandırmak için bu katil kuşların yaptığını yapar, halktan yanaymış gibi görünürler. Kenan Evren bile kanlı bir diktatörlük kurarken, il il dolaşıp ne kadar halktan yana olduğunu söylemez miydi?

Tayyip Erdoğan iktidar olmadan önce ne kadar demokrat görünüyordu değil mi? Peki ya sonra ne oldu? Alanları kana buladı, gençler ve çocuklar için ölüm fermanları verdi. Halkın iş, aş ve özgürlük istemesi suç oldu. Yarın başka bir düzen siyasetçisi başa geçsin o da aynı şeyleri yapacaktır. Bu nedenle mesele sadece Tayyip Erdoğan ve AKP meselesi değildir. Mesele Tayyip Erdoğan ve tüm benzerlerinin halkı cendereye alan bu düzenle birlikte siyaset mezarlığına yollanmaları meselesidir.

Tayyip Erdoğan birkaç yıl sonra ölecek veya o zamana kalmadan Kenan Evren, Süleyman Demirel ve daha birçokları gibi eskiyip evinde ölümü bekler hale gelecek. Söyler misiniz, o zaman halk özgürleşmiş mi olacak? Düzen kendi medyasını kullanarak kendisine başka bir Tayyip Erdoğan bulacak. Halk bu defa da televizyonların parlattığı o yeni liderin peşine takılacak. Medyanın "Sarışın Güzel Kadın,"diye allayıp pulladığı Tansu Çiller başbakan olmadı mı?

Halkın piyon olarak kullanıldığı bu kirli oyun bir asırdır oynanıyor.

Bakın, halk örgütlü ve güçlü ise, bin Tayyip Erdoğan da gelse haddini bilmek zorunda kalır. Ama… Halk kendi kaderini düzen siyasetçilerinin eline vermiş ve örgütsüz ise, mecliste güya kendisini temsil eden yüz milletvekili de olsa, daha birkaç hafta önce Meclisten geçen o Güvenlik Yasası gibi devlet terör yasaları ile başına ateş yağdırılır. Bu nedenle korkulacak şey, Ahmet, Mehmet veya Tayyip değil örgütsüzlük olmalıdır.

Dikkat edin, bu düzen siyasetçilerinin hiçbiri devlet ve mülkiyet meselelerine girmiyor. Devleti ve mülkiyeti sorgulayan tek bir söz duydunuz mu onların ağzından? Oysa bu iki mesele halkın iktidar olacağı şekilde çözümlenmeden bu sömürgeci düzen devam edip gidecektir. Bu nedenle televizyonlarda birbirleriyle koltuk kavgasına tutuşan bu siyasetçilerin tüm vaatleri ve sözleri yalandır, gülücükler dağıtan pırıltılı maskelerinin altında çirkin bir yüz saklıdır.

Hatırlayın, geçen seçimden hemen sonra hepsi elbirliği ile yeni anayasa tartışması başlattılar. Güya yeni bir anayasa yapılacak ve biz de özgürleşecektik! Sonra? Sonrası yok. İki yılı bu palavrayla geçirdiler. Biz de onlara inandık! Sonra da çözüm süreci yalanını piyasaya sürdüler. İki yılımızı da böyle harcadılar. Ne oldu şimdi, ortada hiçbir şey yok! Kazıklandığımız yanımıza kâr kaldı.  

Bitmedi. Şimdi de 7 Haziran seçimlerine kilitlendik. Bilmiyoruz ki, seçim sonuçları ne olursa olsun, hangi parti veya partiler iktidar olurlarsa olsunlar bize yine bir şey yok. Çünkü bu militarist meclis halkın değil egemen oligarkların meclisidir ve onlara hizmet eder. Yüz yıldır bu meclisten sizin faydanıza olan tek bir kanun çıktı mı?

 Seçim günü biz züğürtler bizim takım kazandı diye düğün bayram ederken, bu alçak düzen yine yerinde kalmaya ve canımıza okumaya devam edecek.

Sözü fazla uzatmayayım. Gören gözler için önümüzde iki yol var: Ya biz ezilenler el ele verip devlet ve mülkiyet meselesini çözecek şekilde iktidar oluruz ya da hep olduğu gibi solucan muamelesi görmeye devam ederiz.

Sözlerim, onurlu bir hayat sürdürmek istiyorum diyenleredir. Bir yıl önce yaptığım, ancak çeşitli nedenlerle gerçekleştiremediğimiz ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜ çağrımı şimdi yeniden tekrarlıyorum:

İster Kürt, ister Türk emekçisi olun, ister Çerkes, ister Arap, Laz, Ermeni, Rum,  Süryani, E'zidi, Türk veya Kürt Alevi'si olun, ister kadın, ister erkek olun; bu yürüyüşe katılacak on çılgın insan arıyorum. Bu on çılgın insan halkla birlikte yeni bir tarih yazabilirler.

Yürüyüşün ne zaman, nereden ve nasıl başlayacağına ve nerede, nasıl biteceğine elbette onlar karar verecekler. Örneğin Kars-Şırnak, Şırnak- Diyarbakır arası yol düşünülebilir. Herhalde günde yaklaşık 20 km. yol yürümek mümkündür. Yol güzergâhında geçtiğimiz her yerde bu diktatörlük düzenini halka şikâyet edilir ve özgür bir yaşam kurmak için neler yapılması gerektiği halkla tartışılır.

Özgürlük Yürüyüşünü Diyarbakır'da çadır kurarak bir Özgürlük Nöbeti'ne dönüştürebiliriz. Bu nöbete ve nöbetin ne kadar süreceğine de yine yürüyüşçüler karar verecekler.

İstenirse otobüsle Diyarbakır'dan İstanbul'a da gidilebilir. Taksim meydanında da çadır kurularak Özgürlük Nöbeti sürdürülebilir.

Yola çıkmış o on çılgın insanı gözümün önüne getirdiğimde kalbim  tatlı bir heyecanla çarpıyor. 

Mail adresim aşağıdadır. Bilgisayarımın başında tarihte iz bırakmak   isteyen on çılgın insandan haber bekliyorum.      alinakmahmut@hotmail.com


81742

Mahmut Alınak

Eski kürt milletvekillerindendir.Çeşitli kitapları bulunmaktadır.Aralık 2011 yılına kadar sitemizde sürekli yazılar yazan Mahmut Alınak,Aralık 2011'de KCK tutuklamalarına maruz kalarak tutsak edilmiştir.Temmuz 2012'de tahliye edilmiş olup,zaman zaman yazıları ile okur kitlesine ulaşmaktadır.

alinakmahmut@hotmail.com

Son Haberler

Mahmut Alınak

Bizim keko, Mazlum (Nubar OZANYAN)

5 Nolu Zindan’da günler geçmek bilmiyor, işkencenin dozajı akıl almaz sınırlara dayanıyordu. Ağır işkence altında dayanamayıp itirafçılaşan ve ihbarcılaşanların sayısı artıyordu. Süreç, yıkıma ve ihanete doğru gidiyordu. Her yan umutsuzluk ve karamsarlık doluydu. Öldüresiye işkenceleri göze alarak bir merhaba, bir ses ve bir gülüş yollamak, o günün koşullarında direnişin ilk adımı oluyordu.

Mahkemelerin işkenceci, işkencecilerin ise yargıç olduğu bir dönemi yaşarken Mazlum Doğan arkadaş bir şeyler yapmanın yol göstericisi oldu.

Oyuna gelen savaşmak zorunda kaldı.[ismail cem özkan]

Rusya Ukrayna’yı işgal etti ve büyük bir zafiyet ile karşılaştı. Evdeki hesap savaş alanına uymadı ve haftalardır işgal ettiği toprak parçası dağın fare doğurması kadar, Rusya bir arpa boy yol alamadı...

Peki, bunda en büyük rol / sorun nedir?

Savaş bir örgütlenme modelidir. İyi örgüt olursanız savaşı yürütürsünüz...

Peki, örgütlenme ya da örgüt nedir?

Hep anlatılan saç ayakları vardır, genelde üç rakamlı ile başlar cümleye…

Para, istihbarat, lojistik…

Peki, Rusya üç saç ayak konusunda konuda ne kadar başarılı?

Zelenskıy Halk Kahramanı mı? (Monika Gärtner-Engel )

Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskıy, Ukrayna savaşında Rusya Devlet Başkanı Valdemir Putin'in tam tersi gibi görünüyor.  Putin alaycı bir soğuklukla ortaya çıkıyor. KGB'nin eski bir gizli servis subayı olarak, acımasız kararlarını her zaman tek başına sunan, güç takıntılı bir emperyalist tekel politikacısıdır. Şu anda 12.000'den fazla barış göstericisini tutukladı ve Halep'te (Suriye), Grozni'de (Çeçenistan) veya şimdi Ukrayna şehirlerinin bombalanmasında insanlık dışı savaşı temsil ediyor.

Bu 8 Mart bir başka olacak! – Ayfer Polat

Türkiye’de giderek derinleşen ekonomik krizle birlikte artan yoksullaşmaya paralel ciddi bir hak arama mücadelesi işçi emekçi eylemleri, grevler dalga dalga yayılmakta, elektrik faturalarını ödeyemeyen kitleler, “Geçinemiyoruz” diyerek meydanlara dökülüyor.  2022 daha şimdiden işçi ve emekçilerin hak arama mücadeleleri ve bu mücadeleden doğacak kazanımların damgasını vuracağı bir yıl olacağını söylemek mümkün.

Devrimci Teori ve Komünist Partisi

"Nesnel gerçekliği yansıtmayan, pratiğin çelişmelerini doğru olarak saptayamayan ve pratiğin önüne doğru çözüm önerileri getiremeyen teori de, pratiği değiştirmeye ve devrimci tarzda ilerletmeye yetmeyecektir. "

“Öncü savaşçı rolünün –der Lenin- ancak en ileri teorinin kılavuzluk ettiği bir parti ile yerine getirebileceğini belirtmek istiyoruz.” 1

Emperyalist savaşa karşı halkların aktif direnişi için ileri

Emperyalist savaşa karşı barış daha güçlüdür. Çünkü dünya işçi sınıfı ve ezilen halklar barıştan yanadır. Savaş isteyen ve savaş çıkaran ise bir avuç emperyalist tekeller ve onların emperyalist devletleridir.

Rus emperyalistlerinin Ukrayna’ya işgal amaçlı askeri saldırıları, peşinden nükler tehditler, başta, baş savaş kışkırtıcısı ABD olmak üzere Batılı emperyalistlerin ve bunların savaş örgütü NATO’nun savaşı körükleyen çabaları, aşırı silahlanmaları, dünya halkaları için büyük bir yıkımın hazırlığının göstergeleridir.

Enflasyon: İşçilerden Alıp Tekellere Daha Fazla Aktarımdır

Arif Alıç

“Bütün geçmiş tarih göstermektedir ki, para değerinde ne zaman böyle bir düşme olsa, kapitalistler hemen işçileri aldatmak için bu fırsattan yararlanmaya bakarlar.” Marx[1]

Burjuva medyası, liberal ekonomistler her ne kadar bağırıp çağırsalar da kapitalist sistemde enflasyonun anlamı; işçilerden daha fazla alıp tekellere aktarımdır. Yani, işçi sınıfı ve emekçilerin daha fazla soyulmasının resmi adıdır, enflasyon.

Emperyalist Savaş, Menteşeleri Sökülmüş “Göreceli Barış” Kapısını Zorluyor

“Emperyalist savaş tehlikesinin kapıya dayandığını, gelinen aşamada bugün hemen hemen herkes –burjuvazinin yayın organlarından The Economist de dahil- gizleyemiyorlar. Bunlar emperyalist savaşın ekonomik nedenlerini gizleyip, karşıtı olduğu emperyalist gücün saldırganlığına bağlarlar.

“… kapitalizmin nesnel gerçekliği, bizi emperyalist savaşın bütün koşullarının – bütün temel çelişmelerin keskinleşerek- olgunlaştığına götürüyor. Stalin, 2. Emperyalist savaşın gelişini 1927 yılında açıklamıştı. 

Birleşik Mücadele Güçleri ve Birlikte Yürümek

Birleşik Mücadele Güçleri (BMG) ikinci yılında girmiş bulunuyor. 4 Şubat 2021 tarihinde kuruluşunu ilan eden BMG, yayınladığı deklarasyonda: “Türkiye-Kürdistan sathında muazzam gelişmelerin yaşanabileceği bir siyasal ve toplumsal zeminle karşı karşıyayız. Emperyalist kapitalizmin ekonomik, siyasal ve toplumsal krizi günden güne büyürken, AKP-MHP-Ergenekon faşist ittifakı, saldırılarına azgın bir şekilde devam ediyor. Koşullar, faşizmin çizdiği sınırlara hapsolmuş hiçbir anlayış ve önerinin kurtuluş reçetesi olamayacağını gösteriyor.

“... Yaşasın TİKKO Konferansımız!”(2)

TKP-ML’nin 1. Kongre’de aldığı karar doğrultusunda “Halk Savaşı’nda derinleş, gerillada uzmanlaş” şiarıyla Konferans gerçekleştiren TİKKO’nun Genel Komutanlığı’ndan Ekin Vartinik ve Azad Axpanos kendilerine yöneltilen soruları yanıtladı. 

– Konferansla ilgili sorulara geçmeden önce kısaca ülkedeki ve bölgedeki durumu nasıl değerlendirdiğinizi öğrenebilir miyiz?

Ekin Vartinik/Azad Axpanos: Başlamadan önce devrim ve komünizm mücadelesinde ölümsüzleşenlerimizi saygı ve minnetle anıyor, kavgalarına bağlılığımızı yineliyoruz.

Savaş hali (Nubar OZANYAN)

Rojava halkı, hemen hergün Türk devletinin yeni bir saldırı ve tehdit haberiyle uyanıyor. Hemen hergün bu saldırılarda insanlar ya katlediliyor ya da ağır bir şekilde yaralanıyor, sakat kalıyor.

Doğduğu topraklarda özgürce yaşamaktan başka bir amaçları olmayan halklar, beklemedikleri bir an ve "nereden geldiği tam tespit edilemeyen" bombalı saldırılara maruz kalıyorlar.

Diktatör Erdoğan, tehdit ve ölüm saçan İHA-SİHAlarıyla halkı katletmeye devam ediyor. Amûde-Kobanê-Hesekê-Qamişlo-Derîk-Şêngal-Mexmur'da hemen her gün yeni katliamlar işliyor.

Sayfalar