Pazar Ekim 11, 2026

Cemaat-AKP Kapışmasına Dair

“Bitmeyen söylentiler,söylenti olmaktan çıkar.”[1]

Cemaat-AKP “kapışması”nın ayyuka çıkıp, sağır sultanın bile bilgisine dahil olmasıyla kimileri “Ne oluyor?” şaşkınlığıyla sarsıldı…

Aslında şaşırtıcı hiçbir şey yoktu.

Bir “ittifak”ın sonuna gelinmişti. Tabir-i caiz ise bagajlar boşaltılıyordu.

Öncelikle şunu belirtelim: Hiçbir ittifak “sonsuz” değildir; her ittifakın bir ömrü, miyadı olduğu gibi Cemaat-AKP beraberliğinin de bir sınırı vardı.

Şimdi o sınırlardayız!

Neden mi?

Türkiye’de (uluslararası sermayenin de bilgi ve etkisi dahilinde) yeniden yapılanan sermaye “eski(yen) statüko”nun yerine (Anadolu Kaplanları destekli) Cemaat-AKP beraberliğini ikame ettiğinde (liberalleri çok “heyecanlandıran”!?) “yeni” devreye sokuluyordu.

Tam bu noktada Fethullah Hocalı Cemaat ile Tayyip Erdoğan’lı AKP, “pasif devrim” yapan “demokrat”lar(!?) ilan ediliveriyordu.

Oysa olup biten (liberallerin de “Yetmez ama evet” çığırtkanlığıyla taraf olduğu[2]) sermayenin yeniden yapılanmasıydı; hepsi bu…

SERMAYE -YENİDEN- YAPILANIRKEN

Jenny White’ın, “Yeni Türk kimliği Müslüman milliyetçiliğidir ve İslâmi burjuvazi inşa eder,” derken “Osmanlı modeli azınlıklara çerçeve sunmuyor,”[3] notunu düştüğü “yeni(lenen)” sermaye güzergâhında Fuat Keyman da “AKP eliyle gerçekleştirilmeye çalışılan Türkiye’nin yeniden inşasıyla yaşadığı dönüşüme”[4] dikkat çekiyordu.

Bu bir alt üst oluş; fragmantasyon + polarizasyondu ki, kaçınılmaz olarak da iktidar kontrolü bağlamında otoriterliği devreye sokmakla mükellefti.

Ancak her siyasi temerküz, o siyaset bileşenleri arasındaki ittifakı da sarsmaktan kaçınamaz…

Tam da bunun için ‘The Financial Times’ yazarı Dan Dombey’in, “Eski ittifaklar çözülüyor. Erdoğan Gülen hareketiyle ters düşmüş durumda. Kürtlerle görüşmeler gerginliği daha da artırıyor”; Ergin Yıldızoğlu’nun, “Her ‘şey’ darbe her ‘şey’ paralel,” notunu düştükleri kapışma ufkuna ulaşılması şaşırtıcı olamazdı ve değildir de… 

Kaldı ki bu hâlin verileri, hadi emareleri/sinyalleri diyelim, önceden de ayan beyan ortadaydı.

“Erdoğan-Cemaat kavgası”na dikkat çeken Mehmet Bekaroğlu, “AKP projesinin sonuna gelindi.” “Cemaat, Erdoğan sonrası AKP’nin planlarını yapıyor,” derken; Özgür Mumcu da ekliyordu: “Kavga kızgınlaştıkça kavganın tarafları kendi iktidarlarının kodlarını da alenileştiriyor. AKP ve cemaat arasındaki kavga kısa sürede biteceğe benzemiyor. Muhafazakâr camiada tarafların belirlendiği bir dönemdeyiz. (…) Askeriyenin ve yargının üzerinde kurduğu baskıdan büyük ölçüde kurtulan AKP, cemaatin emniyet ve yargı eliyle elde ettiği gücü de tasfiye etmek amacında. Beklenmedik gelişmeler olmazsa da bu tasfiyeyi gerçekleştirecek kudret ve imkâna sahip…”

Elbette bu ayrışmada Gezi/ Haziran Ayaklanması faktörü de hızlandırıcı/ tetikleyici bir rol oynadı. 

Yani Yrd. Doç. Erhan Keleşoğlu’nun, “AKP üzerinde Gezi’nin etkisinin derin olduğunu”; Kadri Gürsel’in de, “Gezi Parkı direnişi ve tetiklediği dinamikler, Erdoğan ve partisine gücünün sınırlarını gösterdi. Erdoğan iktidarı 31 Mayıs’ta kendi çan eğrisinin zirvesindeydi; ülkeyi yönetememesindeki vahametin büyüklüğü ile düşüşünün hızı doğru orantılı olacaktır,” ifadeleri boşuna değildir.

Tüm bunlar Milli Görüş kökenli İslâmi muhafazakârlığın neo-liberal AKP’sini daha da otoriterleştirdi.

‘The Economist’in, “Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı olmaya fazla odakladığı” ve “otoriter eğiliminin giderek arttığı”nı yazdığı; Vahap Coşkun’un, “AKP, bir lider partisi ve bu partide Erdoğan’ın dışında toplumda karşılığı olan bir politik aktör yok,” notunu düştüğü tabloda; Yüksel Taşkın da uyarıyordu: “Parti içinde… biat kültürünü yaratanlar, AKP’nin hızla parçalanmasına yol açacak”!

“Biat kültürü”, “teklik dayatması” geri dönülmez biçimde Cemaat-AKP “kapışması”nı görünür kılıacaktı.

DEVLETÇİ AKP 

Sisteme hâkim oldukça, ondan nemalanan ve yeni zenginlerini yaratan AKP’nin devletçileşmesi kaçınılmazdı ve böyle de oldu.

Cengiz Çandar’ın, “… ‘Muhafazakâr demokrat’ değil kaba ‘devletçi’…”; Mehmet Kamış’ın, “AKP, yeni devletin resmî partisi mi oldu?” eleştirilerini devreye sokan bu hâle; “Başbakan Erdoğan’ın ölümüne arkasındayız… Biatsa biat, itaatsa itaat, ölümüne arkasında duruyoruz. Evet biz biatcıyız,” diyen AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner “N milliyetçi ne de devletçi değiliz,” yanıtını verse de; bu asla inandırıcı değildir…

Giderek devletçileşen AKP gerçeği, Şaban İba’nın ifadesiyle “… ‘Sessiz devrim’ safsatası”nı yerle yeksan etmiştir ki, bu da Abdüllatif Şener’in çok önceleri, “Büyü bozulur AKP gider” diye ifade ettiği koordinatlara ulaşılmasına kapı açmıştır…

Çünkü AKP yolsuzlukları artık inkâr edilebilir olmaktan çıkmıştır. 

Diktatoryal gücün yolsuzluklara eşitlendiği tabloda mesela ‘Usta’nın Hikâyesi’nde Başbakan Erdoğan’a “Nasıl zengin oldunuz?” sorusu sorulmadı

Başbakan’ın öğrencilik yıllarında -misal!- simit sattığı, su sattığı, hatta sınıf arkadaşlarına Sirkeci’den aldığı “kartpostal” sattığı bol bol anlatıldı da; ilaç olsun diye şu soru mesela hiç yöneltilmedi: 

“Bu kadar dar ekonomik imkânlardan geldiniz, nasıl bu kadar zengin oldunuz ve dünyanın nasıl en zengin başbakanları arasına girdiniz?”

VE -ALENİ- KAVGA!

Böylesi bir tabloda, çok önceleri çekilmiş silahların tetiği dershaneler ile çekildi…

Dr. Hidayet Şefkatli Tuksal’ın, “ “Gülen Cemaati, önceleri hep öğretmen yetiştirdi. Sonra Dershane, okullar açtı, öğretmenleri orada istihdam etti. Sonra asker, polis yetiştirdi. Şimdi de hukukçu yetiştiriyor. Bütün parlak beyinler hukukta. Bu, alternatif bir stratejidir,” notunu düştüğü koordinatlarda kolay mı? 

AKP’nin dershaneleri kapatması Gülen cemaati için ekonomik + siyasi açıdan onulmaz bir yaraydı. Çünkü 4 bin ruhsatlı, 2 binle 5 bin arasında da yasadışı dershanenin hizmeti verdiği Türkiye’de dershanelerin yüzde 60’ı, dershane yayıncılığının ise yüzde 80’i Gülen cemaatine aitti!

Aslında kılıçlar, dershanelerden çok önce çekilmiş, MİT içinde yürütülen operasyonlarla doruk noktasına ulaşmıştı... 

Eğer herkul.org’a şöyle bir göz atarsanız kapışmayı, pay ve güç savaşının neden kaynaklandığını görebilirsiniz. 

Elbet birincisi dershaneler...

Bunun dışında polis, yargı, MİT ve diğerleri de var...

İsrail’le  ilişkiler... 

Biraz daha geriye gidersek Erdoğan’ın Davos’taki “van minüt” çıkışı, Mavi Marmara olayı, hani o İsrail komandolarının kanlı baskını, Suriye ve El Nusra... 

Zincirin halkaları çoğaltılabilir. 

Gülen’in şu sözleri aslında bu savaşın boyutunu gösteriyor: 

“Firavun ile Harun aleyhinizde ise isabetli yolda yürüyorsunuz demektir...” 

Güç ve pay savaşımı daha da şiddetlenerek sürecekti artık!

Çünkü Gülen hareketi ve (Milli Görüş kökenli) AKP, iki farklı gövdeydi. AKP, 12 yıl kadar önce klasik bir parti olarak kuruldu. Gülen hareketini bazıları hâlâ ”hizmet hareketi” sansa da, özünde siyasi bir harekettir ve 1970’lerden beri örgütlene örgütlene bugünkü düzeyine ulaştı... Birbirlerinin içinde eriyip yokolacak bir durum yok!

Her ikisinin de, din olgusunu kullanmasına bakılarak, aynı ”hedef ve amaç” taşıdığı sanılıyor! Siyasi İslâm’ın ne olduğunu anlamak için İslâm dünyasına bakın!

Neden parçalandılar, sorusuna gelelim: Çünkü her ikisi de iktidara tırmanmanın doruklarına dayandılar. Dorukta iki büyük güç, iki büyük odak, iki büyük hırs oturamaz. Çatışma, işte doruğa ulaşılınca başladı!

GÜLEN HAREKETİ

Burada bir parantez açarak Gülen Hareketi’ne göz atmakta yarar var.

Gülen Hareketi 80’li yıllarda ivme kazanmış, 1982 anayasa oylamasıyla biçim değiştirmiştir. 

Mehmet Kutlular’ın Yeni Asya kolundan kopan Gülen ve arkadaşları, Kenan Evren’in ”Anayasayı desteklesinler” mesajına olumlu yanıt verince, eksen değişmiştir. 

Turgut Özal’ın katkısı bunda büyük rol oynamıştır 12 Eylül darbesi sürecinde.

Aslında öykü uzundur: Bugüne dek uzanan çizgi şimdilerde ”hizmet zinciri” adını alsa bile, Gülen zamanında Turgut Özal, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, kimi CHP’lilerle yakından ilişki kurmuştur. Parti gözetmeksizin hem Tansu Çiller’le hem de Alparslan Türkeş’le ilişkilerini sürdürmüştür. Bir kişi dışında: Necmettin Erbakan...

Sovyetler Birliği’nin likidasyonu, Doğu ve Batı Almanya arasındaki Berlin duvarının yıkılması Gülen cemaatine yaradı

Üniversiteler, okullar... Finans kurumu... Rusya’dan Afrika’ya değin uzanan bir pazar, okullar...

28 Şubat sürecinde Orgeneral Çevik Bir’e tüm okullarının anahtarlarını vermek istemeleri...

Unutmadan ekleyeyim: Erdoğan 1994 yerel seçimleri öncesi Gülen’i ziyaret edip elini öpmüştür. 

Gülencilerin polis ve yargı içindeki örgütlenmeleri 2002 seçimlerinden sonra yani AKP’nin iktidar olmasının ardından değil, 80’li yıllarda başlamış, 90’lı yıllarda da sürmüştür. 

Yargıda en güçlü dönemi yaşıyorlar 2013 yılında... 

“Bunlar nasıl olmuştu” mu?

Gayet basit: ABD emperyalizminin “ılımlı İslâm projesi” ekseninde verdiği açık destekle…

Kimse inkâra kalkmasın Gülen Hareketi ABD emperyalizmi ile “fazlaca içli dışlı”dır; “demokrat” falan da değil; takiyecidir!

CEMAAT DEMİŞTİ Kİ[5]

KOMÜNİZMLE

MÜCADELE “Ve yine bu devreye ait bir teşebbüs de Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’ni açma teşebbüsümüz oldu. O güne kadar sadece İzmir’de vardı. İkincisi de Erzurum’da bizim gayretlerimizle açılacaktı.  “İsmi Ali’ydi, bir arkadaşı İzmir’e gönderip tüzük getirttik. Derneği kuracaktık. Ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençlerle Caferiye Camiinin önünde toplandık. Gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti. Dernek ve cemiyet işlerinden anlayan bir akrabam vardı. O gelip bizi uyardı, bize yol gösterdi… Tabii, o gün için içimizde kanunları bilen de yoktu. Zaten Erzurum’daki arkadaşlar da, benim derneklerle bu kadar içli-dışlı olmamı biraz fazla buluyorlardı. Benim hareketlerimden rahatsız oldular. ‘Bu Komünizmle Mücadele Derneği’ de nerden çıktı? Sen, ‘Nurları oku. Bundan iyi mücadele olmaz.’ dediler. Daha sonra da ‘Meğer biz yanılmışız’ diyecekler ve Komünizmle Mücadele Derneğini onlar kuracaklardı. Fakat o gün için benim teşebbüslerim yadırganıp tenkit konusu yapılıyordu.”[6]

12 EYLÜL “Ve, işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tuluû saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekasına alâmet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bir kere daha selam duruyoruz.”[7]

SİVAS KATLİAMI “Kontrolden çıkan bu şiddet, misafirlerin kaldığı Madımak Oteli’nin perdelerinin tutuşturulması ile bir katliamla sonuçlandı. Aralarında Asım Bezirci, Nesimi Çimen, Muhlis Akarsu, Metin Altıok ve Hasret Gültekin gibi tanınmış isimlerin de bulunduğu, şenlikler için şehre gelmiş 33 davetlinin içinde yer aldığı toplam 37 kişi, bu otelde çıkan yangında dumandan boğularak veya yanarak hayatlarını kaybetti.”[8]  “2 Temmuz 1993’te gerçekleştirilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli’nde yangın çıkmış, aralarında otel görevlilerinin de bulunduğu 37 kişi ölmüştü.”[9]

GAZİ DİRENİŞİ “Gazi olaylarını tetikleyen saldırıda ölen ‘Alevî dedesi’ değil kimsesiz biriymiş. Saldırıda ‘Alevî dedesi’ Halil Kaya’nın öldüğü bir TV kanalından kamuoyuna duyurulurken haber, olayların tetiklenmesinde önemli rol oynadı. Ancak bunun büyük bir ‘provokasyon’ olduğu yıllar sonra ortaya çıktı. Saldırıda ölen Halil Kaya, sanıldığı gibi Alevî dedesi değil, naylon çadırda yaşadığı için cemevine yerleştirilen bir evsizmiş. Faili meçhul saldırıda ölen tek kişi olan 67 yaşındaki Halil Kaya’dan, binlerce yayında hâlâ ‘Alevî dedesi’ olarak söz ediliyor… Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Elmas ise gerçeği bütün açıklığıyla anlatıyor. Gazi Mahallesi’nde neredeyse bütün duvarlar yasadışı örgütlerin sloganlarıyla dolu. Birçoğu boyayla kapatılarak silinmiş. Emniyet, 12 Mart’ta bir olay beklemiyor; ancak tedbiri de elden bırakmıyor.”[10]

KÜRTLER VE

PKK ZERDÜŞT Kürt ırkçılığı ilhamını Türk ırkçılığından alıyor. Onlar da tarihin İslâm öncesi evrelerine özel bir gurur ile sığınıyor. Onlar da cahiliye dönemine dair ırki seyahatler düzenliyor. Onlar da mitolojinin efsunkâr rüzgârıyla coşup, folklorik gösterilere başvuruyor. Her iki ırkçı zümrenin de görmediği; daha doğrusu görmek istemediği bir gerçek var. Türkler de, Kürtler de Müslümanlığı kültürel bir fantezi olarak algılamıyor; onu varoluş gerçeği olarak bizzat yaşıyor. Örgütlerin göz ardı ettiği bu hakikâti vatandaş görüyor; tıpkı PKK’nın da, TİT’in de derin bağlantılarını gördüğü gibi. Kürtlerin en büyük talihsizliği, Kürt aydınının kendisine cesur bir söylem seçememesidir.”[11]

AÇLIK GREVİNDE ZİYAFET VE UYUŞTURUCU

“… ‘Hayata Dönüş Operasyonu’ kapsamında, Tokat’ın Turhal ilçesindeki E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve açlık grevi yaptıklarını açıklayan 6 terör örgütü üyesi, yemek yerken jandarma tarafından yakalandı. Cezaevinin 4. koğuşunda bulunan TKP–ML–TİKKO örgütü davalarından tutuklu Kamil Sekman, Ergül Koç, Alişan Akdeniz, Serhat Uğurlu ile DHKP–C üyesi İnan Yamaç ve Yıldıray Okuyan isimli örgüt üyeleri bir süre önce ‘F tipi cezaevlerini’ protesto etmek amacıyla açlık grevi başladıklarını açıklamışlardı. Cezaevine baskın düzenleyen jandarma, 6 örgüt üyesini yemek yerken yakaladı. Hastanede sağlık kontrolünden geçirilen 6 örgüt üyesinin sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi. Bayrampaşa Cezaevi’nde ölüm oruçlarının sona erdirilmesi için gerçekleştirilen operasyondan sonra harabeye dönen cezaevinde yapılan aramada, uyuşturucu dahil birçok malzeme ele geçirdi.”[12]

ROBOSKÎ “PKK Köylüleri Yem mi Yaptı?”[13] “Şırnak’ın Uludere ilçesinin Irak tarafında kalan bölgeye düzenlenen hava operasyonunda, sınırda kaçakçılık yapan 35 köylünün hayatını kaybetmesini bahane eden PKK yandaşları, doğu ve güneydoğu illeri ile bazı büyük şehirlerde terör estirdi.”[14]

ALEVİLERE “CAMİ-CEMEVİ” İLE SAMİMİYET

TESTİ “Ankara Mamak’ta temeli atılan cami-cemevi projesi pek çok gerçeği birden su yüzüne çıkardı. Bir samimiyet testine dönüştü. Alevî-Sünni meselesinde kimlerin kafası karışık, kardeşliğin tesisini kimler istiyor, kimler köstekliyor, kim sorunun devamından yana, kim bu ayrılığı fitneye dönüştürmek istiyor… “Hatırlayın lütfen; daha birkaç ay önce Alevî evlerine çarpı işareti konulmuş, yer yerinden oynamıştı. Sonra ortaya çıktı ve mahkemeye intikal etti ki, Alevîlerin kapısına kırmızı boya çalanlar Alevîliği tepe tepe suistimal eden DHKP-C’den başkası değil. Bu örgüt canlı bombalarını ve

örgüt yöneticilerinin cenazelerini cemevinden kaldırdıkça makul Alevî çoğunluk ıstırap çekiyor, iki arada bir derede kalıyor…”[15]

GEZİ İSYANLARI “Çevre Duyarlılığı Yakıp Yıkmaya Dönüştü”[16] “Provokatörlere Suç Üstü”[17] “Demokratik Taleplere Canımız Feda”[18] “Sarısülük Davasında Polise Linç Girişimi”[19] “Zaman İstihbarat Şefi: Gezi Sırasında Camiye Bira Tenekesi Sonradan Konuldu”[20] “Özgürlük istemekle özgürlüğün genel bir değer olarak ne olduğunu ve nasıl tesis edilebileceğini bilmek ayrı ayrı şeyler. Taksim Platformu’nun (TP) mantığı ve tavrı bu tespitin en büyük ispatı. TP sözcüsü şöyle bir açıklama yaptı: ‘Gezi Parkı için referandum olmaz. Dünyanın gelişmiş demokrasilerinde toplumsal duyarlılık dikkate alınır ve gereği yapılır. Bilimsel gerçekler referandum yoluyla değiştirilemez.” Halk arasındaki deyişle, bu söze, ancak, ‘buyur burdan yak!’ diye cevap verilebilir. Bu açıklama hükümetin şikâyetçi olunan ‘dayatma’sından kat kat güçlü bir dayatma, zira, Başbakan’a ‘sen de kimsin!’ diyebilirsiniz, ama ‘bilim”e diyemezsiniz, değil mi? Bu, arkaik XIX. yüzyıl pozitivizmine dayanan totaliter zihniyeti yansıtan bir duruştur.”[21]

“YENİ -OLMAYAN- EVRE”

Evet Gülen Hareketi de, Erdoğan’ın AKP’si gibi ABD mamulatıdır; ama sadece bu kadar da değil…

Bunun Sarıgül’lü, Kılıçdaroğlu’lu CHP boyutu da var.

‘ABD Kongresi Araştırmalar Merkezi’nin hazırladığı ve Ortadoğu uzmanı Jim Zanotti imzasını taşıyan 41 sayfalık raporda, AKP’nin Gülen Hareketi’nden gelen yetkilileri, siyasi ve ideolojik muhalifleri susturmak veya zayıflatmak için kullandığı belirtilirken; Cemaat-AKP “kapışması”nın devreye soktuğu boşluk CHP ile doldurulmak isteniyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun da aralarında bulunduğu bir grup CHP’li, Gülen’e yakın sivil toplum kuruluşlarından Pasifik Enstitüsü’nün Los Angeles’ta düzenlediği ‘Gıda ve Kültür’ festivaline katılıyorlar.[22] Sonrası malum…

“İyi de bunlar niye” mi?

Öncelikle AKP iktidar yorgunluğundan malûlken, ‘Zaman’ yazarı Mehmet Kamış, kanunsuz işler yapan iktidarlardan daha sonra hesap sorulacağını belirterek AKP’ye göndermelerde bulunup, “Seçimle gelen hiç kimse devletin sahibi olmaz,” derken; 16 yıl aradan sonra ilk televizyon röportajını BBC’ye veren Gülen, AKP ile Cemaat arasındaki kavganın geleceğiyle ilgili bir soruya “Bu isyan ruhu, bu kin ve nefret ruhu çabuk bastırılamaz” diye dikkat çekici bir yanıt verdi.

Hükümet-cemaat tartışmaları ve cemaate yönelik eleştirilere sert tepki gösterirken, “Bazen kuvvet insanı küstahlaştırabilir” diyen Gülen, “Mümin bile olsa ahlâken firavun olur. Sıfatları itibarıyla firavun olur. Bazen nimetlerin sağanak sağanak baştan yağması o da insanı böyle nemrutlaştırır, firavunlaştırır” diye konuştu.

Yine ‘The Wall Street Journal’a yaptığı açıklamada Gülen,, Batı ülkelerinin çalkantılı bir bölgede en büyük müttefiki olan Türkiye’nin siyasi ve ekonomik istikrarını etkileyebilecek kesin ayrılık sinyallerinde bulundu.

Burası çok önemlidir. Çünkü sermaye “yeniden” yapılanırken; yeni uluslararası ilişkiler ekseninde bir çok şey farklılaşarak, yeniden ve bir kez daha tanımlanıyor!

Örneğin Bülent Özçelik’in, “Yeniden Milli Mücadele’den Stratejik Derinliğe AKP Milleti”[23] veya İlker Demir’in, “Başbakan Milli Görüş’e mi Koşuyor?”[24] başlıklı yazılarında altını çizdikleri üzere Erdoğan AKP’sinin “İslâmi Milli Görüş”çüğü yeniden depreşirken; “Arap Baharı”nın “Hazan”a dönüşmesiyle ABD patentli “ılımlı İslâm” yönelimi de askıya alınmıştır…[25]

Tam da bunun için Cengiz Çandar, “Türkiye’nin AB yönünü terk ederek, Şanghay yoluna koyulması, Selçuklu öncesine dönmek anlamına gelir,” diye haykırırken; Koray Çalışkan da ekliyor:

“Batı’da AKP artık muhafazakâr ve demokrat olarak görülmüyor. Avrupa Birliği sürecinde gayet isteksiz ve hatta engelleyici bir parti görünümü çiziyor. El Nusra gibi bütün dünyanın terörist olduğunu bildiği bir oluşumun Davutoğlu tarafından yalnızca ‘extremist’ bir örgüt olarak nitelendirilmesini anlamakta güçlük çekiyorlar.”

Evet durum ve gidişat buyken; geçmişte Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, “Muhterem Gülen Hoca Efendi’yi 2013 Mayıs’ında ziyaret ettim. 3 saat neler konuştuğumuzu tek tek anlatacak değilim. Hoca Efendi’yi yeni tanıyan biri değilim. Ondan hiç ayrılmayan da biriyim. Cemaat de kötü bir şey değil. Sosyolojinin bir varlığı. Gülen siyasi bir kişilik değil. Hayatın her alanında dernekleri, vakıfları var. Medyada, yazılı basında çok güçlüler. Ama tüm gördükleri Türkiye’nin hayrına yapılacak ne varsa onu yapmaya çalışıyorlar… Başbakanımız, Hoca Efendi’ye karşı çok güzel hisler içinde. Gülen Hoca Efendi de hükümeti, Başbakan’ı, Cumhurbaşkanı’nı çok seviyor, beğeniyor. Hizmetlerinden ötürü sabahlara kadar dua ettiğini ifade ediyor,” sözleri bugünlerde hepimizin gülümsemesine yol açıyorken; Emma Goldman’ın, “Kapitalist toplum, hiç durmadan çalışanların asla bir şeye sahip olmadığı, buna karşılık hiç çalışmayanların her şeyin keyfini çıkardığı bir toplumdur,” uyarısını da anımsatıyor “Sürdürülemez kapitalizmin tüm piyonlarına, alayına isyan” diyenlere…

 

11 Şubat 2014 13:11:01, Ankara.

 

N O T L A R

[*] Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği Derneği Ankara Şube Bülten, Yıl:40, No:74, Ekim 2013-Mayıs 2014… 

[1] Verbal Kint.

[2] “Siyasi iktidarı AKP hükümetinde ifadesini bulan Müslüman entelijensiyanın (Osmanlı egemen sınıfın bir kalıntısı olarak) Osmanlı dönemine geri dönme, onun yönetim biçimini, uluslararası ilişkiler anlayışını restore etme amaçlarını liberal-postmodern zevzekliklerden de (‘öteki’ söyleminden, kimlik siyasetinden, küreselleşmeci fantezilerinden) destek alarak dile getirdiklerini biliyoruz.” (Ergin Yıldızoğlu, “Bourbons Alla Turca”, Cumhuriyet, 13 Mayıs 2013, s.11.) [3] Jenny White, Müslüman Milliyetçiliği ve Yeni Türkler, Çev: Fuat Güllüpınar-Coşkun Taştan, İletişim Yay., 2013.

[4] Türkiye’nin Yeniden İnşası: Modernleşme, Demokratikleşme, Kimlik, Der: E. Fuat Keyman, İstanbul Bilgi Üniv. Yay., 2013.

[5] Emrah Emrah Zıraman, “Gülen Cemaati Halk Düşmanıdır”, Birgün, 28 Aralık 2013. [6] http://bit.ly/K8BBV1 [7] Fethullah Gülen, Başyazı, Sızıntı Dergisi, Ekim 1980 http://bit.ly/18tYzB6 [8] Mümtaz’er Türköne, “15 Yıl Sonra Madımak”, Zaman, 1 Temmuz 2008,http://bit.ly/1hIQFEO [9] “Madımak Provokasyonuna Karanfilli Anma”, Zaman, 2 Temmuz 2009,http://bit.ly/K9sRP3 [10] Zaman, 10 Mart 2007, http://bit.ly/1cEf26X [11] Ekrem Dumanlı, “Zerdüşt Kürtler, Şamanist Türkler”, Zaman, 21 Mart 2006, http://bit.ly/1cEfJgM [12] Zaman, 22 Aralık 2000, http://bit.ly/19nsr0g [13] Zaman, 30 Aralık 2011, web arşivi: dscoıgf, http://bit.ly/1cthv2B [14] “PKK Yandaşları Kepenk Kapatmayan İş Yerlerine Saldırdı”, Zaman, 31 Aralık 2011http://bit.ly/K8H7qQ [15] Ekrem Dumanlı, “Alevîlik Testi”, Zaman, 16 Eylül 2013, http://bit.ly/1cWhAs0

[16] Zaman Manşeti, 3 Haziran 2013.

[17] Zaman Manşeti, 6 Haziran 2013.

[18] Zaman Manşeti, 7 Haziran 2013. [19] 24 Eylül 2013, Zaman, http://bit.ly/1ctRIHp [20] Aralık 2013, Basından, http://bit.ly/1kMgTbY [21] Atilla Yayla, “Gezi Olayları ve Siyaseti Dizayn Teşebbüsü”, Zaman, 28 Haziran 2013, http://bit.ly/JwKze7

[22] “Gülen’e Yakın Enstitüden CHP’lilere Davet”, Cumhuriyet, 23 Mayıs 2013, s.5.

[23] Bülent Özçelik, “Yeniden Milli Mücadele’den Stratejik Derinliğe AKP Milleti”, Toplumsal Alternatif, No:4, Ağustos 2013, s.27-31.

[24] İlker Demir, “Başbakan Milli Görüş’e mi Koşuyor?”, Taraf, 1 Ağustos 2013, s.9.

[25] “Bugün, Erdoğan’dan yakınan, her belayı bir adamın kişiliğine bağlayan Batılı yazarların, yerli liberallerin ‘suskun’ kalmaları dikkat çekiyor.” (Ergin Yıldızoğlu, “Ah! Ne Büyük Reformcuydu...”, Cumhuriyet, 26 Haziran 2013, s.4.)

100641

Temel Demirer

Hakkında

Objektifiz ama tarafsız değiliz. Tarafsız olmak korkaklıktır. Çünkü insan doğru ve yanlış arasında tarafsız olamaz.BiyografiKendimden söz etmenin pek anlamlı ve “şık” olmadığına inanan biri olarak çok düşündüm...
Ne yazacağımı kestiremedim...
Ve nihayet şunları diyebilmenin en doğrusu olduğuna karar kıldım...
“İnsana ait hiçbir şey bana yabancı değil,” diyen(lerden);
dünyaya aşağıdan bakan(lardan);
kendi kuşağımla müthiş bir serüveni yaşayan(lardan);
yaşadıklarımdan asla pişman olmayan(lardan);
ve hatta yaşadıklarımı yaşamış olmayı bir onur ve şans addeden(lerden);
John Maxwell’in, “İnsanlar, onları ne kadar umursadığımızı bilmedikçe, ne kadar bildiğimizi umursamazlar...”; Bertolt Brecht’in, “Yenilgilerimiz, rezalete karşı savaşa katılanlarımızın yeterince kalabalık olmadığından başka bir anlama gelmez”; V. İ. Lenin’in, “Silah kullanmasını öğrenmeyen, silah elde etmeye çalışmayan bir ezilen sınıf, ancak köle muamelesi görmeye layıktır,” sözlerine müthiş değer veren(lerden);
sevdasız kavga, kavgasız sevda olmaz diyen(lerden);
bir afet-i devrana aşık olan(lardan);
hâlâ “tek yol devrim” gerçeğine bağlı olan(lardan);
ve nihayet “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek!” diyen(lerin) safındaki sıradan, vasıfsız, herhangi biriyim...
54 tevellütlüyüm... Kemal’den olma Necla’dan doğmayım... Çorum ili Kale mahallesi nüfusuna kayıtlıyım...
Okur yazarım...
Ve nihayet hâlen “sakıncalı” dedikleri(nden) ve GBT’lerindeyse sabıkalıyım...
11.01.2004 14:32:09, Ankara.

TÜRKİYE’DE YAYINLANAN KİTAPLARIM

* GÖZ GÖRMEZ BİLİNÇ GÖRÜR, Hazırlayan: Mehmet Özer, Nota Bene Yay., 2012, 152 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ORTADOĞU: YALANCI BAHAR, Derleyen: Babür Pınar-Recai Ulutaş, Nitelik Kitap, 2012, 448 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2009 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2011, 434 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* BEYOND GLOBALIZATION – WORLD LEARNING/ INTERNATIONAL HONORS PROGRAM TURKEY READER 2011/12, Derleyenler: Yücel Demirer - Sibel Özbudun, 2011, 476 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif), (“Geopolitics of Turkey in the US-EU-Mideast Triangle”- Temel Demirer)


* EMPERYALİZM VE ULUSAL SORUN, Derleyen: Babür Pınar-Muzaffer İlhan Erdost, Nitelik Kitap, 2011, 335 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSMAİL BEŞİKÇİ, Derleyenler: Barış Ünlü-Ozan Değer, İletişim Yay., 2011, 589 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SESİNİ YİTİREN ŞEHİR SİVAS, Editör: Mehmet Özer, Çankaya Belediyesi Yay., Temmuz 2011, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2009 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2010, 659 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KRİZ, KAPİTALİZM, İSYAN, Ütopya Yay., 2010, 559 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KRİZ VE HAYAT YAZILARI: BİR TAŞ DA SİZ ATIN, Ütopya Yay., 2010, 464 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ASLOLAN DEVRİMİN GÜNDEMİDİR, Kaldıraç Yay., 2010, 784 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TEKEL DİRENİŞİ DERSLERİ 2010-SENDİKALARIMIZI GERİ ALACAĞIZ, Kaldıraç Yay., 2010, 206 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA: İSYAN HEP VARDI!, Sibel Özbudun (der.), Kaldıraç Yay., Ocak 2010, 661 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KUŞATMAYI YARMAK: EĞİTİM, BİLİM VE AYDINLAR, Kaldıraç Yayınevi, Ekim 2009, 392 sayfa, Temel Demirer-Sibel Özbudun.


* ALMANAK-2008 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2009, 608 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* HAK(SIZLIK), HUKUK(SUZLUK) MU? “SUÇUMUZ İNSAN OLMAK”!, (Sibel Özbudun’un önsözüyle), Kardelen Yay., Nisan 2009, 365 sayfa, Temel Demirer.


* HRANT’IN KATİL(LER)İ… (Sait Çetinoğlu’nun önsözüyle), Pêrî Yayınları, Şubat 2009, 336 sayfa, Temel Demirer.


* LİBERALİZM/MUHAFAZAKÂRLIK KISKACINDA KADIN, Kaldıraç Yayınevi, Şubat 2009, 237 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2007 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2008, 456 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “HAYIR, EVET’TEN ÖNCE GELİR”! HUKUK(SUZLUK) YAZILARI, Ütopya Yay., Mayıs 2008, 496 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “SÖYLENECEK YALAN KALMADI” İNSAN HAK(SIZLIK)LARI, Ütopya Yay., Mayıs 2008, 510 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA’DA İSYANIN TARİHİ, Hazırlayan: Sibel Özbudun, Ütopya Yay., 2008, 549 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESEL KAPİTALİZMİ MEŞRULAŞTIRAN SÖYLEMLER, Editör: Fikret Başkaya, Özgür Üniversite Kitaplığı: 67, Maki Yay., 2008, 218 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YABANCILAŞMA VE..., Ütopya Yay., 2008, 316 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)
* ALMANAK-2006 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2007, 654 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MİLLİYETÇİLİK, YURTSEVERLİK VE SOL, Editör: Fikret Başkaya, Özgür Üniversite Kitaplığı: 65, Maki Yay., 2007, 212 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA’DAKİ GELİŞMELER, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, Ankara-2007, 34 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME, KADIN VE ‘YENİ’-ATAERKİ, Ütopya Yayınevi, Ankara-2007, 228 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İMPARATORUN SOYTARISI EGEMEN MEDYA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2007, 319 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2005 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2006, 439 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “DERİN” MİLLİYETÇİLİĞİN SİYASAL İKTİSADI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MAFYA NARKOEKONOMİ VE SUSURLUK / ŞEMDİNLİ, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 379 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AVRUPA BİRLİĞİ VE “ÇOKKÜLTÜRCÜLÜK YALANI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 444 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EĞİTİM ÜNİVERSİTE YÖK VE AYDIN(LAR), Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 543 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KIYAMETE ÇEYREK KALA! EKOLOJİ YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 501 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* DÜNYAYI ISITAN LATİN ATEŞİ, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2006, 302 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA YERLİLERİ: TEK BİR HAYIR, YÜZLERCE EVET, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-2006, 368 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KAVRAM SÖZLÜĞÜ-SÖYLEM VE GERÇEK (1), Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2005, 709 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2004 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2005, 464 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA BAŞKALDIRIYOR, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 416 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ELVEDA NİSYAN, MERHABA İSYAN, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 558 sayfa, Temel Demirer.


* KÜRESEL İNTİFADA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 592 sayfa, Temel Demirer.


* “YENİ DÜZEN(SİZLİK)”DEN BAŞKALDIRIYA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 592 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ ROMA: TERÖRİST ABD-IV. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 270 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE İMPARATORLUK: “YENİ EKONOMİ”DEN ÖNLEYİCİ SAVAŞA...-III. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 382 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞMENİN TİRANLIĞI: NE, NİÇİN, NASIL?-II. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ MUHAFAZAKÂRLIK YOĞUNLAŞIRKEN KÜRESEL VAHŞET-I. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 334 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ABD SALDIRGANLIĞI: IRAK VE ÖTESİ-III. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* 11 EYLÜL’DEN AFGANİSTAN’A ABD İMPARATORLUĞU-II. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 287 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KOVBOYUN SÖMÜRGE İMPARATORLUĞU-I. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 346 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SAKLANMAYA ÇALIŞILAN BİR MEŞALE: İBRAHİM KAYPAKKAYA, Umut Yayıncılık, İstanbul-2003, 232 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSYANIN ADI: FİLİSTİN-İNTİFADA KAZANACAK!, Ütopya Yayınevi, Ankara-2002, 479 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* XXI. YÜZYILLA GELENLER: SÖYLENCELER VE GERÇEK, Ütopya Yayınevi, Ankara-2002, 447 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİST MÜCADELE ETİĞİ, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2001, 336 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE TERÖR (TERÖRİZM, SALDIRGANLIK, SAVAŞ) II. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 334 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE TERÖR (TERÖR KAVRAMI VE GERÇEĞİ) I. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 364 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AMERİKA: RÜYA MI, KÂBUS MU? YANKEE İMPARATORLUĞU, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 368 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ÖDP YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 316 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)
* KÜRESELLEŞMENİN EKOLOJİK SONUÇLARI, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2000, 190 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EKOLOJİ POLİTİK, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2000, 136 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AVRUPA BİRLİĞİ ve SOSYALİSTLER: AKINTIYA KARŞI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* GERİCİLİK KÜRESELLEŞİRKEN FAŞİZM!.. YENİDEN Mİ?.., Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 299 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KADIN YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 170 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MARKSİZM VE EKOLOJİ, Öteki Yayınevi, Ankara-2000, 481 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TERÖR NE? TERÖRİST KİM? (AVRUPA ASYA ve ORTADOĞU), Cilt:2, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TERÖR NE? TERÖRİST KİM? (ABD EMPERYALİZMİ ve LATİN AMERİKA), Cilt:1, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 284 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EĞİTİM: NE İÇİN? ÜNİVERSİTE: NASIL? YÖK: NEREYE?, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 264 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* NEO-LİBERAL SALDIRI KRİZ ve İNSANLIK, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 494 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “YDD” KISKACINDA ÇEVRE ve KENT, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 473 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* CHE FİDEL KÜBA, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 135 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YABANCILAŞMA, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 112 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MEDYA ELEŞTİRİSİ ya da HERMES’İ SORGULAMAK, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 176 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* DÜNYANIN BALKONUNDAKİ İSYANCILAR, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, ikinci baskı, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ÖDP: İMKÂNLAR ve SORU(N)LAR, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 576 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MAYALARIN DÖNÜŞÜ, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-1998, 311 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* POSTMODERN MÜDAHALE ve BAŞKALDIRI İMKÂNI (BRECHT “BİTTİ” FUTBOL “VERELİM”!), Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 528 sayfa, Temel Demirer.


* SOKAKTA ve DUVARDA 1968, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 207 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* VE KİRLENDİ DÜNYA..., Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1997, 319 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOKAK’TAKİNE NOTLAR, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1997, 456 sayfa, Temel Demirer.


* ÖDP’YE KENAR NOTLARI, İnsancıl Yayınları, İstanbul-1997, 88 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KOYUNLAR KURTLAR KÖPEKLER (YENİ DÜNYA DÜZENSİZLİĞİ EMPERYALİZM ve UMUT), Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-1997, 160 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KARA PARA KİRLİ SAVAŞ (TÜRKİYE’DE MAFYA ve DEVLET), Özgür Üniversite Yayınları, 171 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSPANYA’DAKİ II. KITALARARASI BULUŞMA İÇİN “YDD”YE KARŞI TEZLER - II. KITALARARASI BULUŞMA İÇİN EKOLOJİK KIYAMET TEZLERİ, Özgür Üniversite Yayınları, 56 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ DÜNYA DÜZENİ AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE, Dev. Maden-Sen Yayınları, 64 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* CANAVARLAŞAN MEDYA, 1996-İstanbul, Yorum Yayınevi, 287 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ DÜZENİ ya da DÜZENSİZLİĞİ, 1996-İstanbul, Pelikan Yayınları, 304 sayfa, Temel Demirer.


* SOLAN FOTOĞRAFLARDA BİTEN VE BAŞLAYAN, 1993-İstanbul, Sorun Yayınları, 248 sayfa, Temel Demirer.


* GERİCİLİK DÖNEMİNDE DÜNYA ve TÜRKİYE, 1993-İstanbul, Sorun Yayınları, 190 sayfa, Temel Demirer.


* DİSK’İN “ÖREN TEZLERİ” ve SOSYALİST TAVIR, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 189 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TOPLUMSAL DİNAMİKLER ve ÖRGÜTLENME EKSENLERİ, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 270 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİZM “YENİ DÜNYA DÜZENİ” TÜRKİYE, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 192 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİZMİN SORUNLARI ÜZERİNE AÇILIM TARTIŞMALARI, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 256 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YOL BALADI, 1988-Ankara, Ekin Yayınları, 61 sayfa, Temel Demirer.
* T.B.“K”.P PROGRAM TASLAĞININ ELEŞTİREL ANALİZİ, 1988-İstanbul, Sorun Yayınları, 86 sayfa, Temel Demirer.

İletişim:

temeldemirer@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

http://www.facebook.com/TemelDemirer

https://twitter.com/temeldemirer

Son Haberler

Sayfalar

Temel Demirer

Ermenistan'lı Devrimciler: “Son gülüşünü unutmayacağız! Nubar Ozanyan, Rojava halkına emanetimizdir”

Nubar Ozanyan, Rojava halkına emanetimizdir!

Üzerinde şu anda bulunduğumuz Ortadoğu coğrafyasında savaşların, katliamların, soykırımların eksik olmadığı, aynı zamanda buna karşı halkların, Partizanlar’ın şanlı mücadelelerine tanık oluyoruz.

TMLGB MK: "Nubar Ozanyan'ın düşleri yol göstericimiz, mücadelesi azmimiz olacaktır!"

"14 Ağustos günü partimiz TKP/ML'nin değerli üyesi, ordumuz TİKKO'nun fedakar komutanı Nubar Ozanyan (Orhan Bakırcıyan) yoldaş, partimizin büyük emekler harcayarak konumlandığı Rojava'da ezilenlerin özgürlük ve kurtuluş umudunu büyüterek şehitler kervanına katılmıştır. Partimizin büyük bir kaybı olan Orhan yoldaş, Ermeni kimliği ile gittiği Rojava'da Kürt, Arap, Türkmen, Ezidi ve diğer ezilen ulus ve inançların yükselttiği özgürlük ve kurtuluş bayrağının taşıyıcısı olmuş, Aliboğazı'nda destanlaşarak ölümsüzleşen 12'lerin düşlerini devralarak Rojava'da savaş mevzilerinde yaşatmıştır.

Kamuoyuna zorunlu açıklama;Hasan Aksu'nun sitemizle hiç bir bağı kalmamıştır

""Sitemiz Hasan Aksu"nun talebini değerlendirerek site yazarlığından çıkartmış ve tüm yazıları sitemizden silinmiştir. Şunu iyi bilmekte fayda vardırkı Aksu sitemize en son gönderdiği yazı 23 /11/2016 tarihinde göndermiştir oda sitemizde yayınlanmıştır.

 Sevgili KAYPAKKAYA PARTİZAN SİTESİ YÖNETİCİLERİNE

Bundan böyle sitenizle bir ilişkimin olamayacağını bildirmek isterim. Üzgünüm; çünkü siz yayın sitesi olarak farklı ve değişik görüşlere yer vermeyen ve de hoşgörü göstermeyen "ya bendensin ya da kara toprağınsın" zihniyetinin devam ettiriciliğini yapmaktasınız.

Rojova’dan kadın Partizan, “Orhan yoldaş, yüreğinde ülkesini, ufkunda dünyayı yaşattı”

“Her dilden bir adları vardı onların

Ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar...”

O’nu sadece şehit düştükten sonra anlatmadık. O yaşarken de her zaman her yerde kendisinden söz ettiren hayranlıkla anlatılan bir komutandı. O’nu sadece biz anlatmadık. O’nu Rojava halkının her kesiminden insanlar, Türkiye Devrimci Hareketi’nden diğer yoldaşlar, YPG YPJ savaşçıları anlattı, hayran kaldı.

Ararat'a sevdalı bir komünist: Nubar Ozanyan

Rojava’daölümsüzleşen TKP/ML üyesi TİKKO komutanı Nubar Ozanyan’ın şehadetinin ardından yoldaşları Ozanyan’ı anlattı. Şişli Karagözyan Ermeni yetimhanesinden arkadaşı Stepan Melkonyan, 1964 yılından itibaren yetimhanede aynı sıraları paylaştıklarını aktardı. Aynı sıralardan Armenak Bakıryan, Nubar Yalım, Hayrabet Honca, Manuel Demir, İmam Boztaş ve Hrant Dink de geçmişti.

Yetimhaneden Devrimci Bir Kültür Doğdu

Kaypakkaya Haber sitesinden kamuoyuna zorunlu açıklama

Sitemizde yayınlanan bazı makale ve açıklamalardan dolayı bazı çevre ve kişiler sitemizi hedef almış bulunuyor. Sitemizi 'karşı devrimci, işbirlikçi, hain' ilan edenler hızlarını almayarak saldırılarına devam ediyorlar. Son olarak ''MLM Yolunda Partizan'' kamuoyuna yayınladığı bir açıklamayla ''Bu tavrından vazgeçmediği, kamuoyuna özeleştiri vermediği takdirde bu site bizim neznimizde karşı-devrimin aracı haline gelmiş bir internet sitesi olarak muamele görecektir.'' diyerek, kamuoyuna yaptıkları açıklamalarının gerekçelerini ise şöyle sıralamış bulunuyorlar:

''Göğü fethetmeye çıkan kahramanlar 'dan NUBAR OZANYAN dövüşerek güneşe gömüldü! Mustafa Çalışkan

''Göğü fethetmeye çıkan kahramanlar 'dan NUBAR OZANYAN 
dövüşerek güneşe gömüldü!

Ermeni Yetimhanelerinden; Filistin’e-Karabağ’a-Hayastan’a, Kürdistan’a-Rojava’ya Uzanan Bir Devrim Tarihidir General Martager

Tarihin en karanlık yerlerine gömülmek istenen mazlum Ermeni halkının isyan çığlığıdır Martager yoldaş. DAİŞ faşistleri tarafından köle pazarlarında satılan Ezidi kadınların kurtuluş öfkesidir.

“Ancak çölde yaşayabilirler” diye emir yağdıran İttihat Terakkicilerin devamcı ve takipçileri olan DAİŞ çetelerinin soykırım saldırıları  başladığında Ermeni halkının derin tarihsel acılarına tutunarak Rojavaya uzandı.

TKP/ML Örgütlenme Komitesi;“Partimizin Seçkin Üyesi, Tikko Rojava Komutanı Nubar Ozanyan (Fermun Çırak) Yoldaş Ölümsüzdür! Onun Mücadele Azmi Ve Kararlılığı Daima Yolumuzu Aydınlatacaktır!”

Bütün yaşamını partimizin gelişip güçlenmesi ve Demokratik Halk Devrimini gerçekleştirmeye adayan Nubar Ozanyan yoldaşı kaybetmenin acısı içindeyiz. 14 Ağustos 2017 tarihi, hüzün ve kahramanlığın günü olarak hep anılacaktır.

Nubar yoldaş, partimizin değerli bir üyesi ve Rojava'daki TİKKO birliğinin komutanlarındandı. Parti içinde kullandığı Orhan (Armenak Bakırcıyan) ismini ise, partimiz kadrolarından Orhan yoldaştan almıştı ve yoldaşımızın anısını savaş cephesinde de yaşatarak silah elde toprağa düştü.

NUBAR OZANYAN YOLDAŞ, Seni unutmayacağız,yaşamımıza örnek alacağız

“Gerici güçlere karşı sıcak mücadelenin en üst mertebeye ulaştığı bir alanda bir yoldaşı daha kaybettik. Bir yoldaşı daha devrim şehitleri kervanına uğurladık. Nubar Ozanyan Yoldaş’ı! Nubar Yoldaş, (kod adıyla Orhan Bakırcıyan) Rojava’da karşı devrimin tüm gerici güruhlarına karşı verilen onurlu savaşta 14 Ağustos’ta şehit düştü.

Bize devrettiğin mirası büyütecek, savaş içinde yaşayacak, seni savaşımızın kızıllığında yaşatacağız!

Partizan,"Rojava komutanı Orhan yoldaş; Elinde hep yükseklerde tuttuğun kızıl bayrağı daha yükseklere taşıyacağımızdan, sınıf düşmanlarımıza karşı amansız savaşımızı yükselteceğimizden, tüm dogmatik, bürokrat, tasfiyeci akımlara karşı tıpkı senin gibi uzlaşmasız mücadele edeceğimizden emin ol!" 

 

 "Bize devrettiğin mirası büyütecek, savaş içinde yaşayacak, seni savaşımızın kızıllığında yaşatacağız! Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz..."

"Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz...

Sayfalar