Burjuvazinin MLPD'yi Kriminalize Etme Taktikleri
Kapitalizmin krizinin derinleşmesi, burjuvazi ile proletarya arasında varolan sınıf çelişmesini de keskinleştirici bir rol oynamaktadır. Burjuvazi, böylesi dönemlerde, proletaryanın öncü örgütü üzerindeki baskılarını artırma ve onu sınıftan tecrit etmenin taktiklerini izler.
Alman Tekelci burjuvazisi, MLPD’nin proletarya içindeki etkinliğinin artmasını engellemek ve onu tecrit etmeye çalışmaktadır. Kapitalizmin ekonomik, finans ve siyasi krizinin derinleştiği, toplumun genel olarak burjuva sistemine karşı güvensizliğinin geliştiği bir süreçte, Alman tekelci burjuvazisinin temsilcisi birçok siyasi kurum çok yönlü ve aşamalı olarak, MLPD üzerindeki baskılarını artırmakta, küçük burjuvazi yoluyla da onu işçi sınıfı ve emekçiler içinden tecrit etmeye çalışmaktadır.
MLPD’nin işçi sınıfı içinden tecrit edilmesi görevini, bütün burjuva partilerin yerine getirmeye yeminli olmasının yanında, esas olarak işçi sınıfından yana gibi gözüken küçük burjuva devrimcileri (oportünist, revizyonist ve anarşistler) de bu görevi üstlenmiş gibi. Tekelci burjuvazi, “sol” görünümlü, anarşist ve maceracı bu tasfiyeci gruplara, bu görevi vermiş gözükmektedir. Çünkü, bu grupların ezici çoğunluğu, Stalin şahsında, işçi sınıfının dünya görüşü olan Marksizme-Leninizme karşıdırlar. Burjuvazi ve neonaziler ile bazı anarşist-maceracı küçük burjuva gruplar, siyasal farklılıkları olsa da, MLPD düşmanlığında birleşmiş durumdalar.
Burjuvazi, MLPD’nin önderlerine konuşma yasağı getiriyor. Geniş kitlelerin katıldığı festivallerini yasaklıyor, merkezi bürolarını kapatıyor. Neonazi faşistler ise, MLPD’nin önder ve ileri gelen kadrolarını açıktan ölümle tehdit ediyor. Küçük burjuva anarşist-maceracı gruplar ise yürüyüş ve mitinglerde MLPD’ye saldırıyor. Tekelci burjuva devletin polis şefleri, burjuva basınında ve tv’lerdeki açık oturumlarda MLPD’yi hedef alıyor.
Küçük burjuva marjinal maceracı gruplarda, yürüyüş ve mitinglerde MLPD saflarında yürüyenlere sprey boya sıkarak saldırmakta, onun bayraklarını indirmeye çalışarak, yırtarak polisin görevini üstlenmekte bir sakınca görmüyorlar. Onlar, ML bir partiyi düşmanlaştırmakta burjuvaziyle aynı saflarda hizalanmanın ayırdına varamayacak durumdalar ya da bilinçli olarak planlı davranmaktalar. Bunun sonuçlarını görmüyor olduklarını varsaymakla hareket edemeyiz, onların bu küçük burjuva yaklaşımlarını, düşmanla onları taraf yapan MLPD ‘ye yönelik saldırılarını görmemek ML yolunda yürüyenler için naif bir yaklaşım olsa gerek.
Üzücü olan, kendine ML diyen Türkiye’li bazı gruplarda bu anarşist-maceracı grupların MLPD’ye yönelik karşı-devrimci saldırılarını görmezden gelerek, onları destekler duruma düşmektedirler.
Burjuvazinin MLPD’den rahatsızlığı anlaşılır. Çünkü iki karşıt sınıftırlar ve MLPD; proletaryanın ideolojik olarak kazanılmış ve pratik olarak deneyimlenmiş ML partisidir . Almanya çapında çalışması ve büyük fabrikalarda örgütlenmesi vardır. Büyük işçi direnişlerinde MLPD’nin imzası vardır. Tekelci burjuvazi bu nedenle MLPD’ye saldırmaktadır. Ancak, proletaryanın dünya görüşünden yoksun küçük burjuva tasfiyeci (likidatör) gruplarda, burjuvazinin bu karşı-devrimci taktiklerini, kendi taktikleri olarak benimsemişlerdir.
Maceracı ve marjinal tasfiyeci grupların, MLPD’ye yönelik saldırgan tavrıları, burjuvazinin MLPD’yi kriminalize etme çalışmalarına hizmet etmektedir. Bütün ML parti ve devrimci örgütlerin ortaklaşa mücadeleyi geliştirmeleri gerekirken, bazılarının, tasfiyeci-macerajı grupları kollamaları, onların Marksist-Leninstlere karşı saldırılarına kol-kanat germeleri kabul edilemez.
Bugün, anti-faşist, anti-emperyalist birleşik cepheyi bütün alanlarda geliştirme görevi acilken, küçük burjuva maceracı grupların enternasyonal proletaryanın birliğine kast eden eylemleri teşhir edilmeli, gerçek niyetleri ve ML düşmanlıkları kitlelere, bıkmadan usanmadan anlatılmalıdır.
“Sol” maceracılık ve oportünizm yenilgiye, Marksizm-Leninizm zafere götürür!
Not: MLPD: Almanya Marksist-Leninist Partisi (Marxistisch-Leninistische Partei Deutschlands)
Yusuf Köse
Yusuf Köse
Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır. Ayrıca 7 adet kitabı bulunmaktadır. Kitapları şunlardır: Emperyalist Türkiye, Kadın ve Komünizm, Marx'tan Mao'ya Marksist Düşünce Diyalektiği, Marksizm’i Ortodoks’ça Savunmak, Tarihin Önünde Yürümek, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi.
http://yusuf-kose.blogspot.com/
Son Haberler
DERİN’e inen, ZİRVE’ye çıkan KOMUTAN! Tarihsel akıcılığın soluksuz komutanı Nubar Ozanyan!
Komutan Nubar yoldaş, yaşamının bütününde ve her bir anında demokratik halk devrimini gerçekleştirecek Kaypakkayacı kadro-militan kişiliğin sahici ismi olmuş tur.
Bir komutan, bir savaşçı nasıl bu kadar samimiyet ve içtenlikle sonsuza kadar davasına bağlı kalabilir?
Kaypakkayanın savaş stratejisine ve ilkelerine nasıl bu kadar güçlü sarılarak bir duruş, konumlanış ve yürüyüş gerçekleştirebilir? Tüm bu soruların yanıtını komutan Nubar yoldaşın şehit düştüğü ana dek devrimci yaşamının her anında ve ortaya koyduğu her pratiğinde görmek mümkündür.
Ekim Devrimi ve STALİN
Ekim Devrimi’nden söz ederken Stalin’den söz etmemek; Stalin’i yok saymak, Ekim Devrimi’nin kazanımlarını ve öğretilerini yok saymaktır. Bunu başaranlar (!) var ve de Stalin’siz bir Ekim düşleyenlerin olduğu da bir o kadar gerçek. Özellikle de burjuvazi ve onun beşinci kolu gibi çalışan troçkistler.
Burjuvazi’nin komünistlerin ve komünist önderlerin neden düşmanı olduğunu burada anlatmak, okuyucuyu aptal yerine koymak olur. Burjuvazi her zaman komünizmin ve komünizmin teorik ve pratik önederlerinin bir numaralı düşmanı olmuştur.
TKP-ML Örgütlenme Komitesi:“Partiye, ilkelerine ve çizgisine sahip çık, darbeciliğe tavır al!”
TÜM PARTİ TARAFTARLARIMIZA, ŞEHİT VE TUTSAK AİLELERİMİZE, DOST VE DEVRİMCİ ÖRGÜTLERE, ÇEŞİTLİ MİLLİYETLERDEN EMEKÇİ HALKIMIZA!
Devrimci ve Demokrat Kamuoyuna;
Partiye, İlkelerine ve Çizgisine Sahip Çık, Darbeciliğe Tavır Al!
“Her şeyin başı dürüstlüktür!” (F. Engels)
Okullarda şeriatçı rejim tamam! (H. Hayri ASLAN)
Eğitim bir kez daha “yaz-boz” oldu. “Yaz-boz” işi basit bir becereksizlik olayı değil, aslında postmodern ortaçağ rejimini yerleştirmede baya iyi beceriyorlar. Önce iyice bir çalkalıyorlar, sonra da kendi salyalarından mayalıyorlar. Aynı şeyi, ordu, polis, adliye ve diğer kurumlarda da yapmadılar mı? Kuralsız saldırılarla iyice bıktırıp yıldırdırmaya paralel olarak, o kapkara rejimi her yerde adım adım inşa ediyorlar... her yerde!
Tecrit etme ve teslim almanın bir öğesi olarak; TEK TİP ELBİSE (1)
15 Temmuz darbe girişimiyle toplumsal muhalefet güçleri başta olmak üzere işçi sınıfı ve emekçilere, ezilenlere yönelik saldırılarının dozajını arttıran devlet, bunun bir parçası olarak şimdi de zindanlarda TTE uygulamasını gündeme getiriyor. Toplumun tek tipleştirilmesi vesilesiyle teslim alınmasını hedefleyen oldukça kapsamlı bu saldırının amacı, içeriği ve buna karşı neler yapılabileceğine dair tartışmaları, geçmişin deneyimleriyle birlikte yürütmek doğru olacaktır.
Kerkük işgali ve ardında yatan gerçek
Güney Kürdistan yakın bir zamana kadar ABD'nin “himayesinde” görünüyordu. 2003'de Saddam liderliğindeki yönetimi deviren ABD güdümünde Irak devleti kuruldu. Irak sınırlarındaki Araplar ve Kürtler üzerinden “bölgesel yönetimlere” geçildi. Ancak bu yönetimler bağımsız ve kendi iradeleriyle kurulan yönetimler değildi. ABD hükmü altında oluşturulan yönetimlerdi. Dolayısıyla o dönem KDP ve YNK üzerinden “Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi”(IKBY) o minvalde oluşturulmuştu.
Kadınların devrim selamına bir cevabımız olmalı - Ebru Yıldırım
Gecenin karanlığı koyu, gökyüzü soğuk ve menzil uzak değil. Stalingrad direniyor genci yaşlısıyla. Biliyor umut var, Nazilere geçiş yok. Bu kavga anavatan için, sosyalizmin zaferi için. Naziler Sovyetlere düşman, özgürlüğe, emeğe, eşitliğe kısaca insana dair ne varsa hepsine düşman. Sovyet meclis demek, kolektivizm, gönüllülük, emek, değer yani insana dair ne varsa o demek. İşte savaş bu kadar yalın: İnsanlık mı barbarlık mı? Soru net olunca cevap da aynı oranda kesin oluyor. Yıl 1942, 588. Gece Bombardıman Alayı havalanıyor gökyüzüne. Sıkı sıkı sarılıyor 20'li yaşlarında genç kadınlar.
Müslüm Elma’dan Mektup
TKP/ML yöneticisi olma iddiası ile Nisan 2015’den beri tutuklu bulunan Müslüm Elma, yoldaşları tarafından gönderilen Duvar Gazetesine cevap mektubu yolladı. Müslüm Elmanın yolladığı ve elimize ulaşan mektubu olduğu gibi yayınlıyoruz:
“Sevgili yoldaşlar,
Ortadoğu'nun yönetim şekli, Demokratik Konfederalizm
Kürtlere biçilen fiziki yaşam ile ölüm arasındaki mesafe, tıpkı kutsal kitaptaki sırat köprüsünün çizgisi kadar, siyasal yaşam ile ölümü arasındaki mesafe ise her dem "araf" halidir.
Hegemonik devletler kendi sistemlerini koruma adına dün olduğu gibi bugün de Ortadoğu'dalar ki burası kaynıyor. Halklar ve inançlar yüzyıldır işgal, talan, asimilasyon, soykırım ve sömürü ile acı düzenini an be an yaşıyor ve kendi coğrafyalarında adeta köle statüsündeler.