Pazar Ekim 11, 2026

Ankara Kapanından kurtulmak‏/Mahmut Alınak

Ey Kürtler, Aleviler, Araplar, Çerkesler, Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve ulusal hakları ellerinden alınan diğer halklar…

            Ey ezilen Türk halkı,

            Yoksullar, işsizler, emekçiler,

            Kadınlar, gençler

            Ve zindanlarda çürütülen mahpuslar,

            Kimi Türklük, kimi din, kimi Alevilik, kimi Kürtlük üzerinde siyaset yapan Meclis'teki partilerin sizin sorunlarınıza çare olacaklarına hâlâ inanıyorsanız, acı bir yanılgı içindesiniz demektir.

            Dikkatinizi muhakkak çekmiştir: Bu partiler sorunlarınızın çözümüyle değil gölgeleriyle ilgilenmektedirler. Roboski, cezaevleri, gezi direnişi ve pek çok olayda görüldüğü gibi, sorunlarınız onlar için sadece birer siyaset malzemesidir. Farkında mısınız, özlemlerinizi ve hayallerinizi sömürüyorlar. Hayatınızı sömürüyorlar. Örneğin Meclis'te tek bir parti yoktur ki, çıkıp yoksulluğu ve işsizliği ortadan kaldıracak projem şudur ve bu projeyi şu formüllerle yaşama geçireceğim, desin. Böyle bir parti yok ama yine yoksulluk ve işsizlik üzerine  nutuk çekerler.

            Meclis'teki hangi partinin Kürtler ve Türkler için toplumsal bir yıkım olan Kürt meselesini çözecek bir tavrı ve formülü var? O sözde müzakere ve barış süreci dedikleri masalla zaman tüketmekten başka ne yapıyorlar? Buna rağmen Kürt meselesini dillerinden düşürmezler. Maksatları bu asırlık meseleyi çözmek değil, Kürt halkını siyaset malzemesi olarak elde tutmaktır.

            Aleviler ve ulusal hakları çiğnenen diğer halkların haklarını hayata geçirebilecek bir projeleri ve tavırları var mı? Bunların işi vatan, bayrak, millet-milliyetçilik, din, kitap nutukları ile sizi kandırmaktır. Sizler kandırılmış bir topluluksunuz!

            Meclis'teki partilerin iktidardayken verdikleri veya muhalefetteyken mücadeleyle size kazandırdıkları tek gramlık bir hak var mı?

            Bir an kendi kendinizle baş başa kalın ve düşünün! Köle olmaktan başka hangi hakkınız var? Kurumları ve yasaları ile egemenlerin olan devleti siz mi yönetiyorsunuz? Valileri, kaymakamları, genelkurmayı, emniyeti, karakolları, cezaevlerini ve hastaneleri siz mi yönetiyor ve denetliyorsunuz? Sizin bu kurumlarda zerrece söz hakkınız var mı? Kırıntılarından bile yararlanamadığınız ekonomiyi siz mi yönetiyorsunuz? Milyar dolarlar kimin cebine akıyor? Fabrikalar, madenler, topraklar, barajlar, sahiller ve öteki ülke zenginlikleri sizin mi? Kaçınız villalarda yaşıyorsunuz? Sözde sizin olan bu partilerde adayları siz mi belirliyorsunuz? Üyesi olduğunuz veya oy verdiğiniz partilerde söz hakkınız var mı? Bilmiyorsunuz ki, onlar size sürü gözüyle bakıyor ve adayları seçecek akla sahip olmadığınızı söylüyorlar. Siz ise genel merkezlerinizin belirlediği o adaylara gidip kuzu kuzu oy verirsiniz.

            Kendi kendinizi kandırmayın; sizin hiçbir hakkınız yok. Devleti yönetenler istemedikçe sokakta ıslık çalma hakkınız bile yok. En insanı haklarınız için bile polis panzerlerinin saldırısına uğramakta, kurşunlanmakta ve ağır bedeller ödemektesiniz.

            Siz özgür değilsiniz, özgür olduklarını sanan bir köleler topluluğusunuz? Bin yıldır kandırılıyorsunuz. Kandırıldığınız içindir ki yalanlarla gönlünüzü fetheden siyasetçileri avuçlarınızın içi patlarcasına alkışlıyor, miting alanlarını balık istifi dolduruyor, onları omuzlarınızda taşıyorsunuz. Sizi cendereye alan bu soygun ve talan düzeni siz ona hizmet ettiğiniz ve izin verdiğiniz için kanınızı emiyor, çocuklarınızın geleceğini yağmalıyor.  

            Ya uyanır bu hırsızlar düzenini ve düzen partilerini reddedersiniz, ya da kendilerini özgür sanan bir köleler topluluğu olarak kalmaya devam edersiniz.  

            Şunu hiç aklınızdan çıkarmayın:

            Geçmiş yüz yıllık tarihin de gösterdiği gibi bu devlet mekanizması, bu hükümetler ve bu meclis partileriyle sizin hiçbir sorununuz çözümlenmeyecek. Bunlarla yapılacak müzakerelerin sonu hayal kırıklığıdır. Bunlar ümitlerinizi sömürmek ve zamanınızı çalmaktan başka bir şey yapmazlar.  Sizi hiç gerçekleşmeyecek hayallerle oyalıyorlar, siz de onlara kanıyorsunuz.

            Unutmayın! Ankara siyaseti vurgunculara, talancılara, hırsızlara hizmet eden ve onları koruyan bir siyasettir. Geçen yüzyılda pek çok hükümet kuruldu. Bin bir vaatte bulundular, hepsi yalan çıktı. Görüldü ki bunların birbirlerinden hiçbir farkı yok. AKP de onların devamı ve benzeridir. Mide bulandıran yalanları ve dalavereleriyle tornadan çıkmış gibi birbirlerine benziyorlar. AKP gibi ötekilerde yolsuzluğun batağındaydılar. Halkın verdiği yetkiyi kendileri için kullanıyorlar.

            Kanmayın onların kürsülerdeki palavralarına; vatan, millet, kardeşlik nutukları sizi kandırmak içindir. Onların dertleri siz değilsiniz, kendileri ve yandaşlarıdır. Ben de bir zamanlar o Ankara siyasetinin bir parçasıydım. Orada halk için yararlı bazı şeyler olacakmış sanıyordum. Bunun mümkün olmadığını, yanıldığımı anlayınca Ankara siyasetiyle yolumu ayırdım.

            Ey ezilenler,

            Özgürleşmek ve insani haklarınıza kavuşmak istiyorsanız yapacağınız ilk şey, Ankara kapanından ve bu kapana hizmet eden meclis partilerinden kurtulmaktır.  Sizler kısıldığınız Ankara cenderesinde kaldıkça, bin yıl daha kandırılacaksınız, bin yıl daha esaret altında kalacaksınız. Siyasetçiler sizi amansızca kandırmaya devam edecekler, siz ise onları alkışlayacaksınız. Çocuklarınıza bırakacağınız miras ise esir bir hayat olacaktır.

            Sizin özgürlüğünüze giden yol, bu talancı düzene karşı birleşmekten ve örgütlenmekten geçer. İktidar olmalısınız. Sokağınızı, mahallenizi, köyünüzü, kentinizi, ülkenizi siz yönetmelisiniz. Ülkenin zenginlikleri ve özgürlükler hırsızların, hortumcuların değil bu toprakların gerçek sahipleri olan sizlerin olmalıdır.

            Ya özgür olursunuz, ya da köle kalmaya devam edersiniz. Karar sizin! alinakmahmut@hotmail.com

96191

Mahmut Alınak

Eski kürt milletvekillerindendir.Çeşitli kitapları bulunmaktadır.Aralık 2011 yılına kadar sitemizde sürekli yazılar yazan Mahmut Alınak,Aralık 2011'de KCK tutuklamalarına maruz kalarak tutsak edilmiştir.Temmuz 2012'de tahliye edilmiş olup,zaman zaman yazıları ile okur kitlesine ulaşmaktadır.

alinakmahmut@hotmail.com

Son Haberler

Sayfalar

Mahmut Alınak

Herkes işini yapmalıdır

Yıllar önce önder karolarımızdan Sefagül Kesgin yoldaş çok önemli bir noktaya vurgu yaparak biz yoldaşlarını uyarmış, herkesin öncelikle kendi görevlerine yoğunlaşması gerektiğinin vurgusunu yapmıştı.

“Herkes işini yapsın” demişti. Örgüt bir bilimdir. Bu bilimde en önemli ilkelerden biri “herkese uygun bir iş vermek”tir. Her militan da kendisine verilen işi amacına uygun bir biçimde sonuç alıcı şekilde yapmasıdır.

Öncelikle kendi işi üzerinde yoğunlaşıp işi daha iyi bir şekilde nasıl yaparım kaygı ve sorumluluğunu taşımalıdır.

Faşizmi Yıkıp Özgürlüğü Kazandığımızda Keyif Çayını İçeceğiz!

Fransa’da 16 Ekim Cuma günü öğretmen Samuel Paty, basın ve düşünce özgürlüğü konusunu işlemek için öğrencilerine Muhammed peygamber karikatürünü gösterdiği gerekçesiyle okulun önünde Çeçen cihatçı biri tarafından başı kesilerek öldürüldü.

Bu olay Fransa’da yaşayan Müslümanlara zarar verdi. Bununla da kalmayarak Fransa’da göçmen karşıtlığını da tırmandırdı. Fransa İçişleri Bakanı bu olayla yakından, uzaktan ilişkisi olan Müslüman derneklerin kapatılacağını, nefret suçu işledikleri nedeniyle de bazı camilerin kapısına kilit vurulacağını duyurdu.

Burjuva İdeolojisinin İflası

Emperyalist burjuvazi derinleşen ekonomik ve siyasi krizine çözüm arıyor. Çözümü, her zaman olduğu gibi yine işçi sınıfı ve emekçilerin daha fazla sömürülmesi, artı-değerin kat kat  artırılmasında, doğanın onurulmaz tahribatında görüyor.

Մենքկ՛հաղթենք! Biz Kazanacağız!(1)

’70’li yıllarda Filistin halkının mücadelesi “zafere kadar devrim”di. Birkaç sene önce Kürt halkının Kobane Direnişi’nde yükselttiği şiar“Kobane düşmedi,düşmeyecek”ti.

Dayanışma Yaşatır, Gerçekler Özgürleştirir!

Dayanışma,“sosyal mesafe” adı altında birbirinden yalıtılmak, birbirine yabancılaştırılmak istenen ezilenler için tüm bunlara karşı geliştirdiği bir panzehir işlevi gördü.

Dayanışmanın, ezilenlerin inceliği ve gücü olduğu pandeminin tavan yaptığı süreçlerde günlük yaşamda bir kez daha ispatlandı. Salgın karşısında hiçbir önlem almayan devlete inat ezilenler, kendi öz örgütlenmelerini, tabandan gelişen inisiyatiflerini inşa etti.

Ezen-ezilen cins çelişmesi”nin özgün ifadesi olan ataerkilizme karşı mücadele sorunu

Erkeğin kadına uyguladığı her türden şiddete karşı durmak öncelikle insani bir görev ve sorumluluktur!

Ataerkilizme karşı sistematik bir mücadele sefer birliği ilan etmek şarttır ve bu, günün acil ihtiyacıdır. 

Bu görev ve sorumluluk en başta kendisini komünist/sosyalist ve devrimci-demokrat addeden politik kurumlarındır. Ve aslında bu görev ve sorumluluk kadınıyla erkeğiyle insanım diyen herkesindir. Ve elbette ki erkeğindir de.

Denge Azadî | İçte ve Dışta Kürt’e saldırı!

"Devrimci güçlerin faşizme karşı ortak mücadeleyi örgütlemekten başka seçeneği yoktur. Gün faşizme karşı mücadele günüdür"

AKP faşist iktidarının ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne dahil olması Ortadoğu’da çatışmalı süreçlerin içerisine girmesini birlikte getirdi.

2011’de Suriye’de başlayan iç çatışmalara taraf olan ve bu çatışmaya/savaşa bilfiil katılan AKP faşist iktidarı,RojavaDevrimi’ne saldırdı. Kürtlerin Rojava’da kurdukları/oluşturdukları demokratik özerk yönetimi boğmak için IŞİD denilen cihatçı çeteleri de destekledi.

Dağlık Karabağ Sorunu Nedir?

Tarihi, ekonomik, kültürel, sosyal dokusu ile yüzyıllardır Ermenilerin yaşadığı Dağlık Karabağ bölgesi, Ermenistan’la sınırı olmayan bu coğrafya; SSCB döneminde nüfusun büyük çoğunluğunu Ermeniler oluşturmasına rağmen yanlış bir kararla Azerbaycan’a bağlanmıştır.

SSCB Anayasası’na göre Sovyetler Birliği’nin idari düzeninde, Birlik üyesi cumhuriyetler, SSCB Anayasası’nda gösterilen durumlar dışında kendi topraklarında devlet iktidarını bağımsız olarak tesis ediyorlardı.

Ah o atalarımız! İsmail Cem Özkan

Irkçılar kendi çıkarlarına uygun tarih uydururlar, çünkü ırkçı olmak her şeyin üstünde olmak ve saf olmayı getirir... O yüzden bir ırkçı ile eğer sohbet ederseniz, onlar ideal bir geçmiş ve işlerine geldiği gibi tarihi uydurduklarını görürsünüz...

Sil Baştan

Ne zamandan beri sosyalizmle komünizm ayrı gayrı oldu bilmem.

Tek bildiğim; örgütlülük, örgütsüzlük... devletlilik, devletsizlik sadece anarşistler arasında değil sosyalistler arasında da daima tartışılagelmiştir.

Belki de sosyalistler arasında bu tartışmaların gerçekleşmesinin nedeni de sadece sosyalizmle komünizm arasında bu ayrılığın gerçekleşmiş olmasının düşünülmesinden de değildir.

Ayrıca Marksın, komünizm hakkında yeteri kadar açıklama yapmadığının da düşünülmesindendir.

Bu şekilde niye düşünüldü onu da bilmem.

Vatan’ın F3’ünde Dört Gün

“O sözler ki kalbimizin üstünde

Dolu bir tabanca gibi

Ölüp ölesiye taşırız

O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan

Uğrunda asılırız...”[1]

 

Sayfalar