Cumartesi Eylül 26, 2026

Agos nedir, ne işe yarar? Ümit Kıvanç

Hrant Dink'in gazetesidir; bu kadarını biliyorsunuz. Gerisini de çarçabuk, kısacık yoldan söyleyebilirim: Esas Türkiye'nin belgesidir. Eski Türkiye, Yeni Türkiye değil, "Türkiye aslında neydi?"deki Türkiye. Agos okumuyorsanız, yaşadığınız ülke hakkındaki fikriniz güdük, kavrayışınız sığ kalır. Anadolu şehirlerinin kanı çekilmişliğini, hayatımızda eksik olan hayatî birtakım madde ve duyguları, ruhsal bozukluklarımızın kaynaklarını, bazı soruların niye sorulamadığını, sorulsa niye hep cevapsız kaldığını bilmezsiniz. Belki en önemlisi, nasıl büyük bir zenginliği elimizin tersiyle ittiğimizi...

Agos'ta anlatılan, sadece Ermenilerin meseleleri değil, hepimizin hikâyesidir. Nasıl bir toplum olabilirdik, nasıl bir hayatımız olabilirdi, nasıl bir ülkede yaşıyor olabilirdik... Sadece kaçırılmış imkânlara hayıflanma değildir Agos; yeni imkânlar arama önerisidir. Hrant'ın özgünlüğü buradaydı. Korkunç bir acının insanı felç eden teessüründen sıyrılıp, suçu ve acıyı inkâr etmeden, tam tersine, onunla yüzleşerek geleceğe kapı açma derdindeydi. Agos'u öncelikle bunun için Türkçe çıkarmıştı.

Türk toplumu, Ermeni meselesini kendisine dışarıdan dayatılmış bir fuzulî mesele olarak görme, bu toprakların hepimizden eski sâkinleri olan Ermenileri, Rumları şuursuzca "yabancı" diye niteleme eğilimindedir. Agos okursanız, "hepimiz" diye bir kavram geliştirirsiniz, zenginleşirsiniz. Her şeyin aslında nasıl da tam bağrımızda, bünyemizde olup bittiğini, "dışarıdan" dediğiniz şeyin kökünün bu topraklarda olduğunu, söküp atmaya kalktığınız şeyin basbayağı sizin kalbiniz veya yüreğiniz olduğunu kolayca, rahatça, bir çırpıda kavrayıverirsiniz.

Ölürken, böyle bir fırsatım olursa, en çok övüneceğim şey, Agos'un çıkışına katkıda bulunmuş olmaktır. Hrant'ı koruyamamış olmanın utancı izin verirse, elbette.

Agos'ta bir görev devir teslimi yapıldı. Rober Koptaş, gazetenin yönetimini Yetvart Danzikyan'a devretti. Rober dostum, Yeto yakın arkadaşım. Rober'in gazeteyi güzel yönettiğini, onun döneminde Agos'un eldeki imkânlara göre hayli kaliteli bir yayın yaptığını düşünüyorum. Tebriki hak ediyor. Hayatı adını Yozgat, Edirne, Trakya... diye kodlayarak geçen Yetvart'ın başarılı olmasını da çok istiyorum. Bu işi hakkıyla yapacağına güveniyorum.

Agos Türkiye'nin yazı-çizi hayatında başka hiçbir şeyle kıyaslanmayacak bir kaynak, bir değerdir. Aynı zamanda, başta kısaca anlatmaya çalıştığım gibi, başka hiçbir yerden edinemeyeceğiniz zihinsel besin kaynakları ihtiva eder.

Rober'e, şimdi neler yapmayı planlıyorsa o işlerde, Yetvart'a Agos'un başında başarılar dilerim.

riyatabirleri.com


72874

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

“Dün nasılsa bugün de öyle,

öldürülür taşıyanlar ışığı,

başkaları alır onların yerini,

ışığa dokunamaz ama kimse.”[1]

 

Bertolt Brecht’in, “Ondan beridir ki, umudu var dünyanın...” betimlemesinde olduğu gibi, tarihin ön saflarındaydı…

Baş eğdirilemeyen mücadelesine ilişkin olarak hepimiz; Louis Aragon’un, “Sevmiş olmaktandır övüncüm/ başka değil,” dizelerini anımsatandı…

“Cehennemin giriş kapısı”nı yıkan(1) KAYPAKKAYA ve onun öğrettikleri..

O’nun yolunda düşen yoldaşlarımın anısına...

Doğanın bahar üretkenliğiyle, işçi sınıfının sınıf ruhunu haykırdığı 1 Mayıs’ıyla; Mayıs ayı, Kaypakkaya ayı desek, diğer aylar gücenir mi bilmiyorum. Bilinen bir şey varsa, o da, Kaypakkaya’dan öğrenmenin ayı ve günü olmadığıdır. 

Artı-Değerin Kaynağı-5.Bölüm

 Üretim Sürecinin Değişimine Bağlı Olarak İşçi Sınıfının Değişimi

İşçi sınıfının değişimi, esas olarak başka bir incelemenin konusu olmakla birlikte, konuyu burada, makalenin genel içeriğine bağlı kalarak, kısaca ele alınacaktır. Dijitalleşmenin artması, üretim sürecinde yüksek teknolojinin giderek daha fazla yer almasının, işçi sınıfı üzerinde yaratacağı etkilere de değinmek gerekiyor.

Koronavirüs ve Emperyalistler Arası Çelişki

Birleşmiş Milletler, koronavirüs   pandemisi sürecinde dünyanın en yoksul ülkelerinde yaşayan  700  milyon  insanın  açlık  ve salgından  kurtarılması  için  90  milyar doların yeterli olduğunu ve bu miktarın da “en zengin 20 ülkesinin küresel ekonomiyi (yani tekelleri kurtarmak için-yn.) ayakta tutmak için ayırdığı 8 trilyon dolar değerindeki  destek  paketinin  yalnızca  yüzde 1’ne tekabül’’ ettiğini açıklayarak aslında bir gerçeğe işaret etmektedir. Üreten işçi ve emekçiler olmasına rağmen, çok küçük bir azınlık yaratılan değerleri gasp etmektedir.

Artı-Değerin Kaynağı-4.Bölüm

Uluslararası Yüksek Teknoloji Tekellerinin İşgücü İstihdamı

Burada bütün tekelleri ele almayacağız. Ancak öne çıkan uluslararası yüksek teknoloji tekeli Foxconn’u kısaca burada inceleyecek. Foxconn’un ele alınmasının nedeni, piyasada yüksek teknoloji ürünü olarak öne çıkan markaları üretmesi ve onlara parça tedarik eden önde gelen tekellerden birisi olması ve aynı zamanda işçileri en zor koşullarda çalıştırdığı ile ün kazanmış Tayvan menşeli uluslararası niteliğe sahip bir haydut tekel.

40. ölüm yıldönümünde sevgi ve saygı ile… (1.ve2. bölüm)

Aradan dile kolay 40 yıl geçmiş… Acılarımız dün gibi taze, halen iyileşmeyen yaralara rağmen unutulmayan, halkın sevgisini kazanmış, her milliyetten halkın gönlünde taht kurmuş, enternasyonalist devrimci Armenak Bakır’ı sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Rus-Amerikan-İran tangosu ve Kürt düğümü (Fehim Taştekin )

Yine herkes Kürt mevzisine çalışıyor. Biri topla-roketle vurarak, diğeri tahkim ederek, ayartarak. Kürtler üzerine kurulan denklem kadar karmaşığı zor bulunur.

83. yılında… Bazı yaralar asla kapanmaz!

1915 yılında gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı’nın ortaya çıkarmış olduğu travma ve acıların yaraları henüz bu topraklar üzerinde kapanmamışken, bu sefer Ermenilere sahip çıkan Dersim halkına karşı soykırım uygulandı. Kürt, Alevi-Kızılbaş inancına göre kabesi insanlık olan ve bu yüzden tarihte çeşitli baskı ve kırımlara maruz kalan bu halk, Ermenilere sahip çıkmanın bedelini çok ağır bir şekilde ödedi.

Artı-Değerin Kaynağı-3.Bölüm

Kapitalistler İşgücü Arayışında[1]

Halklar Masum Mu?

 

Yayınladığım son yazılar konusunda, arkadaşlardan açık sayfalara ve emailime gelen eleştirilere tek tek cevap yerine, buradan toplu cevap vermeyi daha uygun buldum.

Arkadaşlar, Ermeni jenositi konusunda halkların bir bölümünü suçlu ilan etmenin, yanlış olduğunu; ezilen, katliama uğrayan bir halkın, bir başka halkı katletemeyeceğini, dolayısıyla halkların masum olduğunu söylüyorlar.

Birleşik Mücadelenin Önemi Giderek Artıyor

Nihai hedefimiz devrimdir. Yasal ve yasa dışı tüm eylemlerimiz devrimin gerçekleşmesi içindir. Devrimin öncü kurmayı ola-rak parti, işçi sınıfı önderliğinde toplumun tüm bağlaşıklarını örgütleyerek, belirlediği stratejinin yol göstericiliğinde devrimi gerçekleştirir.

Sayfalar