Pazar Ekim 11, 2026

Adım Karabağ:Nubar OZANYAN

Binlerce yıldır yaşadığım bu toprakları ilim, bal ve gül diyarı yapmışım; kadınlar olmuş yaşamın ve mutluluğun isimleri. Müzik ve şarap, ekmek kadar kutsal olmuş soframızda. İnanana da inanmayana da açmışız kapımızı, ekmek ve şarabımızı bölüşmüşüz. Burada yaşamak mucizedir. Her ağaç Ermeni kokar. Her hercai menekşe, özgürlük solur. Medeniyetlerin beşiği topraklarımızda, kaç kavmin geçtiğini saymadan yaşamışız. Şimdi üç kıtada, yedi düvelde at oynattığını iddia eden, barbarlığıyla övünen ve ne yapacağını bilmeyen işgalci Türk ve Azerbaycan devletleri, buğdayımızı çalıp ekmeğimizi ve toprağımızı kirletmeye çalışıyor.

Dün nasıl ki; Kobanê’de direnerek destanlar yaratan Kürtler vardıysa bugün adına “Biz azız ancak bize Ermeni derler” diyen, kahramanlıklar yaratan bir halk var. Dün nasıl ki “Burası Kobanê’dir, burası Heftanîn’dir” diyen Kürtler vardıysa bugün de “Burası Karabağ’dır. Ve son” diyen Ermeniler vardır. Düşman ne ormanlarımızda ne de vadilerimizde asla rahat yüzü görmeyecektir. Ceviz ağaçlarımızın altında bizleri imha planları yapamayacaktır. Cennetimizi cehenneme çevirmek isteyenlere, ölülerini almak için sadece zaman tanıyacağız.
Azerbaycan ve Türk ordusunun, müttefiklerinin ve çetelerin askeri operasyon gerçekleştirip işgal etmeye çalıştığı her karış mazlum toprağını, kendi toprağı olarak düşünenlerin kabusu olacağız. Efrîn’i, Serêkaniye’yi, Girê Sipî, Heftanîn ve Gare’yi “vatan toprakları” yapmaya çalışanlar şimdi, Karabağ’ı Türk toprağı yapmaya çalışıyorlar. Ancak halkın isyan haykırışları işgalcileri karanlık gecelerinde boğacaktır.

Kürt çocuklarının “Berxwedan jiyane” haykırışına Ermeni çocuklarının “Xaxteluyenk” (Kazanacağız) haykırışları karışıyor. Çocuklarını bu dünyada arayıp bulamayan annelerin-babaların sayısı, yağmur damlarından daha fazla oldu. Onlar, o kadar çok çoğaldılar ki; ne sultanlar ne paşalar kurtaramaz sel gibi akan öfkeli kalabalıkların yürüyüşünü. Bilinir ki, yaşanılan topraklar ancak özgürse güzeldir. İşgal altındaki topraklarda doğan her çocuk, ağlamayı unutarak başlar haykırmaya:

“Ben Yerevan’da doğdum. Adım Artsakh. Adım Spartak. Cepheye giden babam alnımdan öperek ön safa gitti. Kazanana kadar dönmeyeceğinin sözünü verdi. Ağladığımı sanmayın. Sahip olduğum tüm gücümle bağırıyorum; dünyanın dört bir yanında da olsak mutlaka kazanacağız!

Bana ve Kürt çocuğuna sessiz kalanlar bilsinler ki, sizler de hiçbir yerde güvencede olamayacaksınız. Gökkubbenin altındaki her yeri ağlamayı unutmuş, özgürlüğü haykıran çocukların sesleriyle dolduracağız. Ve haykırışlar, siz işgalcilerin bitmeyen kabusu ve korkusu olacaktır. Ve dünya, eşleri ve çocukları katledilenlerin gözyaşları altında tahammülsüz kalıncaya kadar da özgürlük diye haykırmaya devam edeceğiz.

Dün Kasım’da Kobanê’ydim. Ekim’de Karabağ olacağım. Yarın özgür bir ülke olacağım. Teslim olmayanların isimleri, okullarımızın duvarlarına ve okul tahtalarımıza yazılacak. Çocuk derimi fosforla yakıp, misket bombalarıyla parçalasanız da bedenimi, utanç verici yenilginizden kurtulamayacaksınız. Ve dua edeceğim, ellerimi ve parmaklarımı direniş için eğitenlere! Kaybımız çok olsa da onurumun kaybım kadar büyük olduğunu biliyorum!

Ne İdlibli, Afgan ve Pakistanlı çeteler, ne Türk ve İsrail yapımı İHA ve SİHAlar, ne cesurların yanında koyun olan Türk generallerinin savaş stratejileri ve korkak komutları işgalcileri yenilgiden kurtaracaktır. Türkiye ve Azerbaycan üst düzey yetkililerinin karşılıklı ziyaretlerinin, ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz. Ancak akıllarına gelmeyecek sürprizlerle onları ziyaret edecektir bizim özgürlük savaşçılarımız.

Ve biz işgal altında, misket bombaları altında soluksuz bıraktırılarak büyümek zorunda kalan Kürt, Ermeni, Filistinli çocuklar ne anne ve babaların ne de çocukların gözyaşlarının olmadığı bir dünya yaratacağız. Hayallerimize kirli ruhlarınızın bedenlerini giydiremeyeceksiniz. Ve kuracağımız o çocuk dünyamıza siz işgalcilerin o lanetli pis elleri asla değemeyecektir!”

11247

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

İSRAİLOĞULLARI ve DARİUS I (2.Bölüm)

Yorumcuların (bunlar Zerdüşt rahipleridir, Med bölgesinde yaşayan Mager kabilesi mensubudurlar, Batı dillerindeki Magie, Magic(sihir, büyü) kavramı buradan gelmektedir) anlatımlarından kızının hükümdarlığını sona erdireceği sonucu çıkartan Astyages, kızını bir Med soylusu yerine küçümsediği, hor gördüğü Perslerin bir prensi olan Kambyses ile evlendirir. Efsane bu ya Astyages bu evliliğin gerçekleşmesinden kısa bir süre sonra bir rüya daha görür. Rüyada kızı Mandane'nin cinsel organından bir asma ağacı çıkarak tüm Asya'nın üzerine yayılır.

Gülmek devrimcidir… [ismail cem özkan]

Gülmek mutlu olmak ve kendine güvenen anlamına gelir. Gülen insan yaşayandır, umudu var olan demektir. Gülmek her canlıyı daha güzel yapar, her birini ayrı ayrı sevimi gösterir. Gülen insan “Merhaba” diyendir, kısaca benden sana zarar gelmez!

100. yılında Ekim Devriminin İzinde!

Dünyayı sarsan büyük Ekim Devriminin 100. yıldönümünü geride bıraktık. Dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarına başka bir dünyanın, sosyalizmin mümkün ve aynı zamanda gerçek, uygulanabilir olduğunu gösteren Ekim, geride bıraktığımız yüzyıl içindeki en önemli tarihsel dönemeçlerden birini oluşturuyor.

Yalinayak düşlerin yalın sözleriyle Sokrates-Özden Çiçek

Milattan önce yaklaşık 5. yüzyıl Atina`sında yaşayan, düşünen, sorgulayan ve bilmediğini bilen  Sokrates`in yaşamıdır konu edilen.

Yeni Bir Yıla Girerken, Kapitalist Sistem

Kapitalizm, insanı, sermayenin değişim ve kullanım aracı haline getirdiğinden bu yana; insan kendi toplumsal sisteminin öznesi olmaktan çıkıp, sisteme egemen olan sınıfın nesnesi haline getirilmiştir. Sermayenin kendi çıkarları için geliştirdiği bu ilişki biçimi ve niteliği, insan ve doğa için yıkımdan başka bir yöntem öngörmemiştir. Kapitalizm bütün vahşiliğini, sermayenin bu ilişkiler niteliğinin içinde üretmektedir. Sermaye ne denli büyüp, çalışanlar (işçiler) ise ne denli sermayenin egemenliği altına girmişse, toplumsal yıkım ve çürümüşlük bir o kadar artmaktadır.

“Denizden nehre Filistin”; Kudüs Filistin’dir!

ABD Başkanı Donald Trump’un, tüm tepkilere karşın 6 Aralık’ta Kudüs’ü “İsrail’in resmi başkenti” olarak tanıması ve Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınacağını açıklamasıyla tansiyonun zaten her daim yüksek olduğu Filistin’de gerilim iyice yükseldi.

İSRAİLOĞULLARI ve BÜYÜK KURUS (1. Bölüm“)

Amerika ve İsrail’in Irak’a ilk saldırısında, yani kendi koydukları isimle "1. Körfez Savaşı’nda" Saddam Hüseyin İsrail’e hatırladığım kadarıyla mealen şöyle bağırıyordu; " atalarımız gibi, Büyük Kral Nebukadnezar gibi sizi Filistin’den söküp atacağız, bir 2500 yıl daha kendinize gelemeyeceksiniz" bu laf üzerine, anamın ve Cafer dayımın bana aşıladığı ve sonrasında Marksist tedrisatla birlikte bir sisteme kavuşmuş bilimsel merakım beni yine eski kitapçılara ve kütüphanelere sürüklemişti.

Müslüm Elma: Biz devrimciler, sosyalistler düşüncelerimizi ifade etmekte çekinmeyiz

"Sayın Mahkeme Heyeti,

Sayın Avukatlarım tarafından araç içi denetim ve 15.03.2014 tarihli ev içi gözetimine ilişkin değerlendirme itirazlarını gerekçelendiriyorum ve bu itirazın aynı zamanda Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 257. maddesi 1. fıkrası gereğince açıklama olarak anlaşılmasını istiyorum. İllegal temelde yapılan bu dinlemeleri ‘özel yaşam hakkına yapılan bir müdahale olarak görüyorum. Ve gerekçelerimi Alman devletinin Anayasasında yer alan şu görüşlere dayandırıyorum.

Birazda İktisadı Konuşağ Gardaş

Bilirsiniz bir şoförün kullandığı araçtan farklı bir araç kullanmasının acemiliğini atması bir kaç saatini, çok çok bir kaç günü alır.

Lakin patronların kendi işlerini öyle bir abarttığını, öyle bir abarttığını, kendi arabalarını kullanabilmede bir sanat haline getirdiklerini görürsünüzki şaşar kalırsınız.

Devrimcilerin kolektif ve sosyalizm anlayışlarıda böyledir.

Netekim, ne ağızlarında istediğiniz günde gelin ne de istediğiniz saatte dergi satımına, faaliyetlerin hazırlamasına katılın dediklerini duyarsınız.

Yaşamda kazanmak

Sömürü ve zulme dayalı toplumda özgür ve onurlu bir tarzda yaşamak ne kadar zor ise mücadele etmekte bir o kadar zordur. Yaşam ve savaş diyalektiği ve gerçekliği kavrandığı ölçüde doğru yaşamanın devrimci savaş için ne kadar gerekli ve zorunlu olduğu anlaşılır. Devrimci saflarda en az dikkate değer olarak görülen yeterli ve gerekli önem verilmeyen üzerinde en az tartışılan konunun başında devrimci yaşam gelir. Toplumsal-güncel olan hemen her gelişme hakkında ve her konu üzerinde durulmaya konuşulmaya tartışılmaya çalışılır. Belli değerlendirmeler yapılmaya çalışılır.

Partizan: Filistin halkı yalnız değildir/الشعبالفلسطينيليسوحده

ABD’nin çeşitli inanç ve milliyetlerden Filistin halkına dönük bu savaş ilanı, Siyonist İsrail’in özellikle Suriye eksenli giderek genişleyen coğrafi alanını meşrulaştırmaya yöneliktir. İsrail ile girişilen bu mutabakat sadece Filistin halkını değil bütün Ortadoğu’daki ezilen halkları ilgilendirmektedir.

Bu saldırı en başta Lübnan, Suriye ve Filistin halkına yönelik olup geniş bir alanı kapsayan bir işgalin ve tarihsel haksızlığın ilanıdır. Çizilen sınırları, emperyalistlerin imtiyazlarının ürettiği açıktır.

Sayfalar