Cumartesi Ekim 10, 2026

9 Mayıs1945 Zafer Günü kutlu olsun

II.Dünya savaşı,insanoğlu'nun tanık olduğu,dünya tarihinin en korkunç savaşlarından biridir.Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği,çok ağır yıkımların olduğu,Yahudi soykırımı ile kitlesel ölümlerin yaşandığı en kanlı savaştır.100 milyondan fazla askeri personelin katıldığı,50 milyona yakın insanın hayatını kaybettiği bu savaş onarılması  çok büyük yaralar açmıştır.1939-45 yılları arasında cereyan eden bu savaş,Almanya'nın Polonya'yı işgal etmesiyle başladı.8-9 Mayıs 1945 yılında Adolf Hitler'in yer altında,saklandığı sığınağında,Kızıl Ordu'nun Berlin'i ele geçirdikten sonra kafasına kurşun sıkıp,intihar etmesiyle sonuçlandı.Alman birliklerinin teslimiyet bayrağını çekmesiyle yenilgiyi kabul etti.

8 Mayıs1945 yılında imzalanan Antlaşma'dan sonra Sovyetlerde ve 15 Cumhuriyet'te Zafer Günü kabul edildi.İlk Zafer Günü kutlamaları Josef Stalin'in isteği üzerine 24 Haziran 1945 yılında başladı.1946 yılından itibaren,bütün Cumhuriyetler'de bugün Zafer Günü olarak kutlanıp,anılmaktadır.SSCB'de Anayurt savunmasında vatanları için,Hitler faşizmine karşı mücadelede şehit düşen kahramanlar törenlerle anılmaktadır.1965 yılından sonra Devlet Başkanı Leonid Brejnev'in onayı ile resmi tatil ilan edildi.O gün bu gündür kutlanmaktadır.Bu gelenek yeni burjuva olan Putin- Medvedev ekibi tarafından da aynen devam ettirilmektedir.Bugün Rusya Cumhuriyeti'ne hakim o an yeni burjuvazi,sosyalizm döneminden kalan bütün değerler üzerine zenginliklerini inşa ettiler. Bu kutlamalar rakiplerine karşı nükleer güç gösterisi ile silah gösterisi şekline dönüştü.Avrupa Birliği ülkelerinde de resmi tatil olarak kabul edilen Zafer Günü,aynı şekilde 2000 yılından itibaren İsrail'de de kutlanmaktadır.

II.Dünya savaşı,dünya pazarlarının yeniden paylaşılması amacıyla ortaya çıkmıştır.Bir tarafta başını Almanya'nın çektiği Japonya,İtalya,İspanya'dan oluşan faşist blok diğer tarafta Fransa,İngiltere,ABD ve SSCB'i arasında olmuştur.İngiliz,Fransız,Amerika devletlerinin gayesi dünya egemenliğine hakim olmak isteyen faşist blokun hakimiyetini kırmak,siyasi planlarını başarısızlığa uğratmaktı.Esasında tüm emperyalistlerin birleştikleri tek nokta Sovyetler Birliği'nin yıkılması,komünizm tehlikesinin engellenmesidir.Savaşın en kirli senaryosu bu olmuştur.

1939 yılında Sovyetler ile Almanya arasında Saldırmazlık Antlaşması imzalandı.10 yıl süre için geçerli olacak bu antlaşmaya göre iki taraf birbirlerine saldırmayacaktı.Fakat A.Hitler için bu antlaşmanın hiç bir geçerliliği yoktu.Gizli gizli saldırı hazırlığı içerisine girdi.Hitler faşizmi 1941 yılında hemen hemen tüm Avrupa kıtasını işgal ederek hakimiyetini kurdu.Polonya,Danimarka,Norveç,Belçika,Hollanda,Fransa,Luxemburg,Yugoslavya,Romanya ve Yunanistan'ı işgal etti.Her ülkede Komünistlerin,anti-faşist örgütlenmeler ve yurtseverlerin dışında,bugün Zafer kutlamalarına hiç utanmadan sahıp çıkan iktidarlar kayıtsız şartsız teslim olmuşlardı.

A.Hitler'in amacı sosyalizmin kalesi SSCB'ni ele geçirip,yenilgiye uğratmak ve yok etmekti. Birinci görev olarak önüne koymuştu.Tüm dünyanın gözü önünde vardığı antlaşmaları,hiçe sayarak artık Sovyetler Birliği'ne saldırma vaktinin geldiğini şu sözlerle ifade ediyordu ''Rusya'yı bir daha asla ayağa kalkamayacak şekilde yok edeceğiz'' .Almanya,müttefiklerinin de desteğini alarak Finlandiya,Romanya,Macaristan,İtalya,Slovakya,Hırvatistan ve İspanyol'lardan oluşan sayıları 3 milyondan fazla asker ile Sovyetler'e saldırdılar.''Yıldırım'' savaş planı denilen bu harekata göre Alman'lar bir kaç ay içerisinde Moskova'ya yaklaşmak ve teslim almaktı.

1941 yılında ilk defa Nazi'ler 10 Tümen'lik bir ordu ile Brest'e (Beyaz Rusya) saldırdılar.Alman'ların 8 saat içerisinde teslim alacağız diye hesapladığı Brest kalesini,1 ay içereisinde alamadıkları müthiş bir direnişle karşılaştılar.Halen bugün duvarlarda yazılar kalmaktadır.Burada 4000'e yakın Ermeni savaşçısının ve diğer halklardan askerlerin de katıldığı bu savaşta kızıl ordu geri çekilme yolunu seçti.Duvarlarda ''öleceğiz ama kaleden çekilmeyeceğiz'',ekmek ve su yokluğuna rağ-men askerlerin direniş ve kahramanlığı ders kitaplarında okutulmaktadır.Ermeni partizanlarının savaşlara ait yazılarını bugün halen duvarlarda bulabilirsiniz.''Hatırla sen savaşçı Haykazun'u... 1941'' gibi.

SOVYETLER BİRLİĞİ KAHRAMANI  ,  MAREŞAL HOVANNES K.BAĞRAMYAN

II.Dünya savaşında Ermenistan ve diğer ülkelerde bulunan Ermeni'ler,Rus halkının yanında her koşulda yardıma hazır olduklarını,kardeş Rus halkının yardımına koşacaklarını kesin bir dille belirttiler.Pazar günü de dahil olmak üzere,iş günü ilan edilerek hazırlıklara başlandı.7'den-70'e herkes kardeşlik görevini yerine getirmek için seferberlik ilan edildi.Harbin ilk günlerinde Ermenistan'dan 20 000 gönüllü Rusya'ya geçerek savaşa katıldılar.Ermeni'ler kardeş olarak savaşa bütün olanakları ile destek oldular.Savaş içerisinde Ermeni ulusu çok kıymetli,komutanlar ile savaşçılar çıkardı.Bu kişiler savaşta tayin edici rol oynayarak savaşın kaderini değiştirdiler.Bunların başında Sovyetler Birliği Mareşal'ı Hovannes K.Bağramyan'dır.

Albay'lıktan,Mareşal'lığa kadar yükselen bu büyük komutanın  savaşta tayin edici rolü olduğunu hiç bir zaman unutmamalıyız.''Sovyetler Birliği Mareşali'' ve iki defa ''Sovyetler Birliği Kahramanı'' ünvanı ile ödüllendirilen H.Bağramyan Arzah (Dağlık Karabağ),Stepanakert doğumludur.I.Dünya Savaşına gönüllü er olarak ismini yazdırdı.Kafkas cephesinde Osmanlı'lara karşı savaştı.1917 Ekim Devriminde Lenin'in Kafkaslardaki özel temsilcisi Komiser Stepan Şahumyan'ın birliklerine katıldı.1918 yılında Çarlık Kafkas cephesinin dağılması ile Antranik Paşa'nın fedai ordusuna katılarak,kendi suvari birliği ile Karin'e (Erzurum) kadar geldi.Sardarabat savaşına katıldıktan sonra,1920 yılında kurulan Ermenistan ordusuna katıldı.A.Miasnikyan,H.Pjiskyan gibi önderlerin kurduğu Hay kızıl ordusunda savaş teorisinin temel bilgilerini aldı.

Leningrad'da yüksek süvari okulu,Moskova'da askeri akademisinde eğitim aldı.1940 yılına gelene kadar H.Bağramyan'ın askeri bilgi taktik ve strateji hakkında yazdığı yazılar basılmaya başlandı.Suvari birliklerinin hucümları ile ilgili askeri tezi yayınlandı.Artık H.Bağramyan yetkinleşmiş bir komutan olarak Moskova Askeri Genel Komutanlığı'na çağrılarak görevlendirildi.Batı Cephesi Alman istilasına karşı savunma için planlar yapması kararlaştırıldı.Artık H.Bağramyan için II.Dünya savaşı başlamış oldu.Kızıl ordunun  Batı cephesinde her geçen gün durumunun geriye gitmesi,yeni planlar yapma gereği duyuldu.Almanlar Kiev'e hucüm edip ele geçirdikten sonra Moskova'ya ilerlemeyi planladılar.

Kiev'de Kızıl Ordu'nun çemberde kalabileceğini sezen H.Bağramyan durumu Moskova'ya bildirdi.Bağramyan'la ilişki kuran Moskova,geri çekilme teklifini kabul etti.Ama çok geç kalınmıştı.Özel bir uçakla çembere düşen Kızıl Ordu'yu uyarmaya gitti.Çemberden çıkamayan askerler büyük zaiyatlar verdi.H.Bağramyan'ın acilen topladığı 1000 kişilik özel kuvvetle Kızıl Ordu'yu çemberden kurtarmayı başardı.Bu olağanüstü başarısından dolayı ''Kızıl Bayrak''nişanıyla ödüllendirildi. H.Bağramyan ilk defa Yelez bölgesinde Almanların 34.Ordu'sunu Moskova kapılarında çembere alıp yenilgiye uğrattıktan sonra hatıralarında olayı şöyle anlatıyordu,''Alman'ların yıldırım harbi planları altüst oldu ve ordularının yenilmezliği inancı tarihe karıştı''.

Almanların dalga dalga gelen hucümları Moskova önlerinde kırıldı.Kızıl ordu tarafından 120 km geri püskürtüldü.Alman Merkez komutanlığı 10İtalyan,10Finlandiya,22Romen,13Macar, 179Alman toplam 240 Tümenlik bir kuvvetle Stalingrad (Volgograd) ve Kafkasları işgal edip harbi 1942 yılında galibiyetle bitirmeyi planladılar.Ama hiç bir şey istenildiği gibi olmadı.

STALİNGRAD DİRENİŞİ ,

Stalingrad savaşı 2 dönem olmak üzere 6 aydan fazla sürdü.I.Dönem Alman hucümlarına karşı savunma,II.Dönem ise Kızıl Ordunun hucümü ve galibiyeti.Zaferin başlangıç noktası Stalingradı kuşatan Nazi'leri kış şartlarında çembere alınmasıyla başladı.300 000 bin asker bu kuşatmada teslim oldu.Bunun hazırlıkları iki ay sürdü.Bütün kuvvetler Stalingrad'a kaydırıldı.Nazi'ler çembere alındı.Büyük darbe alan Alman ordusu daha kendine gelemedi.Nazi'ler moral olarak çöktüler.Sovyet askerleri yokluk ve yoksulluk içerisinde olmasına rağmen moral olarak üstünlük sağladılar.Stalingrad'ı ele geçirip,Kafkaslardaki petrol havzalarına göz koyan Nazi'ler,Kızıl ordu'nun direnişi ile bozguna uğradılar.Stalingrad direnişi aynı zamanada,tüm dünyayı faşizm tehlikesinden kurtardı.200 gün süren Stalingrad savaşı insanlık tarihinin en kanlı savaşlarından biri olarak tarihe geçti.1 milyon Sovyet askeri öldü.Faşist Blok burada 1/4 oranında askerini kaybetti.Naziler geri çekilmeye,Kızıl ordu ise SSCB topraklarını işgalden kurtarıp Avrupa'ya doğru ilerlemeye başladı.

 Neticede Stalingrad gibi,Kafkas harbi de Kızıl ordunun galbiyetiyle sona erdi.Ukrayna'nın kurtuluş savaşında Hay'lar kan dökerek,Ukrayna halkıyla  gerçek dostluk kurdular.Bağramyan 1942-43 kış mevsiminde Alman'ların hucümlarını Moskova önlerinde püskürterek karşı hucümlara geçtiler.Yine bu başarılarından dolayı I.sınıf ''Kuduzov'' nişanıyla ödüllendirildi.Resmen stratejist ve taktıkçi,üstün kabiliyete haiz bir general olarak da ün saldı.Almanların askeri yığınağını toptan imha etmek için General Max Reyner'in planını red eden J.Stalin,H.Bağramyan'ın planını kabul etti.J.Stalin,Ermeni'lerin savaşçı geleneklerini çok iyi biliyordu.Sovyetler ordusunun güneyde kalan kısmı Stalingrad ve Don cephesi savaşları sonucu merkezden kopmuşlardı.Kafkasya'nın savunması Ermeni'lere güvenilerek verilmişti.Stalingrad savunmasına da katılan Ermeni 76.Tümeni bütün cephelerde ön sıralarda görev aldı.Yine Stalingrad  savunmasında 198 uçuş yapan ünlü pilot Sarkis Durnazyan başarılarından dolayı ''Sovyetler Birliği Kahramanı'' ünvanıyla ödüllendirildi. Geçmişte Ermeni'lerin Gürcistan için savaştıklarını,J.Stalin'in kendi hayatının da Ermeni devrimci Kamo'ya borçlu olduğunu bu yüzden Ermeni'lere güveni tamdı.

1943 Temmuz-Ağustos Gurks  cephesi savaşlarındaH.Bağramyan savaşın gidişatını değiştirdi.Alman orduları hucuma geçip zafer kazanmaya niyetlendiler.Ama H.Bağramyan buna karşılık verip hucüma geçmesiyle dağıldılar.geri çekilmek mecburiyetinde kaldılar.J.Stalin ,H.Bağramyan'ı bu zaferinden dolayı kutlayarak teşekkür etti.İlk defa Moskova  120 top atışıyla selamladı.

Kendi hatıralarında H.Bağramyan Orloy-Gurksk-Pelkorot cephesinin,Moskova ve Stalingrad cephelerinden daha önemli olduğuna değinerek ''Moskova cephesine katılan iki taraf kuvvetlerinin asker sayısı 1,5,Stalingrad 2,Gurksk ise 3 milyondan fazlaydı'' şeklinde belirtti.227 km ilerleyen H.Bağramyan 800'e yakın yerleşim yerlerini kurtardı.100 000 Almanı saf dışı bıraktıktan sonra,çok miktarda askeri malzemeyi ele geçirdi.Bunun üzerine H.Bağramyan orgeneralliğe yükseldi. I.derece ''Suvorov'' nişanıyla ödüllendirildi.

               ASKERİ STRATEJİST VE TAKTİSYEN H.BAĞRAMYAN,

1944 yılı başlarında Sovyet-Alman cephesinde önemli değişiklikler meydana geldi.Bağramyan önderliğindeki kızıl ordu birlikleri Alman savunma hattını 80km genişliğinde,30km derinliğinde yardı.Almanlara büyük zaaiyat verdi.Stratejik öneme sahip Korotov şehrini kurtararak kızıl ordunun çembere düşmesi tehlikesini ortadan kaldırdı.Alman ''merkez'' ordu ile ''kuzey'' ordu guruplarının arasına derinlemesine girerek onları ikiye ayırdı.Alman ordu guruplarını ikiye ayırmaya muaffak olan bu meşhur stratejist ve taktik ustası arayı 200km daha genişletmeyi başardı.Stalin Moskova'dan telefonla H.Bağramyan'ı tebrik etti.Minsk bölgelerinde bozguna uğrayan Alman ordu birlikleri Merkez ve Kuzey gurupları arasına yardım gitmedi.29 temmuz 1944'de Stalin H.Bağramyanı kutlayarak ''Sovyetler Birliği kahramanı'',''Lenin'',''Altın Yıldız'' madalyaları ile onurlandırdı. Baltıklarda savaş yürüten H.Bağramyan cephesi en zor ve mühim olanıyla görevlendirilmişti.4000 göl ve bataklıklar ile çevrili bu bölgede askeri hareket  yapmak olağanüstü bir kuvvet ile bilgiyi gerektiriyordu.

Times gazetesi 5 temmuz 1944'deki yazısında  ''general Bağramyan'ın meşhur Alman Orgeneral'i Linderman'ın ordu guruplarını dağıtarak Polotsk'ı kurtardı ve Baltık kapılarını açtı'' şeklinde okuyucularına duyurdu.Almanlar bunun üzerine geri çekilme kararı aldılar.Fakat Hitler'in emriyle durakladılar.35/40 Alman Tümeni burada sarılarak imha edildi.

H.Bağramyan askeri bilimin en meşhur kişilerinden biridir.Hazırladığı planları yürürlüğe koyarak galibiyetlere ulaştı.Böylece H.Bağramyan 22 Haziran 1941'den,9 Mayıs 1945'e kadar 1418 gün geceli,gündüzlü cephede faaliyet göstererek zaferden zafere ulaştı.

               CEPHELERDE PARTİZAN SAVAŞI ,

Moskova savunma komitesi mayıs 1942'de Partizan guruplarının kurulmasına karar verdi. Kuzey'den,Güneye Nazi'lerin işgal ettikleri topraklarda Ermeni Partizan gurupları savaşa  iştirak ettiler.Bunların belli başlıları ''Hahtanak'',''A.I.Mıkoyan'' olanıdır.En tanınmışları Ukrayna ve Bryansk bölgesi partizanlar içinde büyük üne sahip olan yüzbaşı Sarkis Azaryan 1943'de şehit  düştü. Kirovagrad bölgesinin partizan gurup komutanı kalust Stepanyan,Brest bölgesi partizan tugay komutanı Sımpat Arzumanyan,''Stalin'' Partizan tugay komutan vekili Sarkis Gedyan,Kırım Partizan birliklerinin kurmay komutanı Yüzbaşı K.Sarkisyan idiler.Ama çarpışmalar esnasında  Ermeni ulusunun cesur evlatlarından Aşot Harutyunyan,Hayk Mardirosyan,Suren Boğosyan Gestapo tarafından kurşuna dizildiler.

Alman'lara esir düşen pilot Aram karapetyan 1944'de Minsk şehrinin kurtuluş günü bir Alman uçağını kaçırıp başarıyla Beyaz-Rusya Partizanları saflarına gelebilmiştir.

Kırım'da istihbarat görevi yapan teğmen Hayk Mardirosyan 1000 gün Gestapo ünüformasıyla Tevedosya şehrinin Alman karargahında çalışarak kızıl ordu genel komutanlığına,tüm gizli bilgileri nakletmiştir.15 yaşındaki Tamara'dan bu konuda büyük destek görmüştür.Şubat 1944'de Gestapo Hayk-Tamara Mardirosyan'ları tutuklayarak kurşuna dizmişlerdir.

Polonya'da istihbaratçı Aram Mirzoyan Alman nöbetçisini öldürerek Gestapo bürosundan önemli askeri haritaları alarak Partizan'lara teslim etti.Almanlar tarafından tutuklanarak ağır işkencelere tabi tutuldu.Amam Partizan'lar tarafından kısa sürede kurtarıldı.

Minsk bölgesinde kendi istihbarat bölüğü ile çalışan M.Bağdasaryan Alman subay ünüformasıyla,kendi birlik üyeleriyle geceleri şehirde dolaşarak Alman askerlerini imha ediyordu.Bu nedenle Gestapo başına 50 000 Mark mükafat koydu.Bu kahraman 318 Alman askerini öldürdü.27 treni raydan çıkararak kullanılamaz hale getirdi.

              ERMENİLER SOYKIRIM TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA ;

Stalingrad cephesi Sovyetler için ne kadar önemliyse,Ermeni'ler için de Kafkasya cephesi de o kadar önemlidir.Nazi'lerin,Stalingrad'da ağır kayıplar vererek geri çekilmeleri,Kafkas'larda ilerlemelerini durdurdu.Sınırda yığınak yapmış olan Türk Devleti,Ermenistan'ı işgal etmek için Stalingrad ve Kafkas'ların düşmesini bekliyordu.Ermenistan var olmak ile yok olmak arasında bulunuyordu.Alman'ların savaş esnasında  Türk elçisi olan V.Pape'nin bidirdiğine göre dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu ''kızıl ordunun maf olmasını candan diliyorum.Böyle bir fırsatın yüzyılda bir olabileceğini,bunun gerçekleşmesinin Türk halkının eski bir dileği'' olduğunu bildiriyordu.Almanya'ya garanti vererek,''Sovyet sınırının daima Türk tehdidi altında ''olduğunu da belirtti. Bu Talat ve Enver'in Pan-Türk'ist hayallerinin yeniden canlandırılması anlamına geliyordu.Türk hükümeti daha ileri giderek boğazları Alman,İtalyan gemilerine sonuna kadar açmışlardı.Ama daha da ileri gidemediler.Ermeni amiraller Sovyet sahilleri ile Kafkas'ları başarıyla savundular.1942 yılında Genelkurmay'dan bir heyet Naziler ile küstah planlarını hayata geçirmek için,Almanya'ya Nazi'lerle görüşmeye gittiler.Türk devleti'nin bütün dikkatleri Stalingrad ile Kafkas savaşlarına çevrilmişti.Oradan gelecek bir haber ile saldırıya geçeceklerdi.

İkinci Dünya Savaşı'nın kazanılmasında Ermeni ulusu,büyük fedakarlık gösterdi.Ana vatan savunmasında,600 000 vatan evladını savaşa gönderdi.Bunlardan 300 000'i geri dönmedi.1915 Ermeni soykırımında 1,5  milyon insanını kaybeden Ermeni ulusu,henüz yaralarını sarmadan,bir karış vatan toprağı için kendilerini yeniden insanlığın başına bela olan faşizme karşı savaş içinde buldu.

AUSCHWITZ - BIRKENAU ÖZGÜRLEŞİYOR ;

Hitle Faşizmi II.dünya savaşında Yahudi ulusuna karşı soykırım yaparak 7 mılyona yakın insanın ölümüne sebep olmuştur.İmha ve yok etmek için dünyanın değişik yerlerine toplama kampları kurmuştur.Bunların içinde en büyük ve merkezi olarak bilinen Auschwıtz kampıdır.Bu kamp Kızıl ordu birlikleri tarafından kurtarılarak,tutuklular özgürleşmişlerdir.

Ölüm kampı olarak da bilinen Auschwıtz-Bırkenau 1940 yılında inşa edildi.Avrupa ülkelerinden tutuklanıp buraya getirilen Yahudi'ler,komünistler,romanlar,savaş esirleri buraya kapatıldı. İnsanlar değişik kategorilere göre tasnif edildikten sonra öldürülüyordu.1300 000 Yahudi buraya getirildi.900 000'ni getirildikten sonra gaz odalarında imha edildi.

Çok kötü koşullar altında burada tutulan insanlar özel güvenlik subayları SS'ler tarafından öldürüldüler.SS doktorları fiziki yapısı çalışmaya elverişli olanı ayırıyor,olmayanları ise gaz odalarında imha ettiler.13 Ocak 1945 sabahı,bütün cephelerde hazimete uğrayan Naziler'e karşı,kampın kurtarılması için sabahtan bir saldırı başlatıldı.Panikleyen Nazi'ler geri çekilirken kamptaki tüm gaz odalarını havaya uçurdular.Tutukluların bir kısmını kendilerini siper amaçlı yanlarına aldılar. Ama,ağır ve hareket edemeyenleri orada bıraktılar.Bazı yerlerde Kızıl ordu,güçlü Nazi direnişi ile karşılaştılar.Çıkan çatışmalarda 250 Kızıl ordu askeri şehit düştü.Ama kamp Nazi'lerden kurtarıldı.7500 civarında insan ölmek üzere iken,nazilerden kurtarıldı.Kampta Nazi'lerin geride bıraktığı 1 milyondan fazla giysi,4500 çift ayakkabı ile 7 ton saç buluındu.Bu tablo vahşetin geldiği boyutu gösteriyordu. Artık savaşın sonunun yaklaştığı Nazi'lere vurulan öldürücü darbelerden belli olmaya başladı.Kızıl Ordu'nun hedefinde 1 Mayıs'ta Berlin'i ele geçirip savaşa son vermekti.Berlin'e doğru geri kaçan Nazi'ler,ilerleyen kızıl ordu durumundaydı.Şubat 1945'de Ermeni ''Tamanyan'' 89.Tümeni Nver Safaryan komutasında ilk defa Oder nehrini geçerek Frankfurt'a girdiler.Ermeni kızıl tümeni 60 gün süren kanlı çatışmalara girdi.Almanların,ermeni'leri nehre dökme planı boşa çıkarıldı.Berlin cephesinde ise Ermeni 89.Kızıl Tümeni Berlin'in Rosenthal bölgesini işgal etti.Binbaşı Hrant Simonyan'ın taburu,Potştrasa sokak kavgalarına tümenin diğer taburları ise Uferştrase ve Ordştrsa sokak çatışmalarına katıldılar.Şehrin girişinde Alman'ların inşa ettikleri ''Hampul Hayt'' kalesi,Nver Safaryan tarafından çembere alındı.2 Mayıs'ta 4000 esirle zapt edildi.3 Nişan'lı Hay Kızıl 89.Tümeni ve komutanı Nver safaryan'ın ismi Berlin'i işgal eden kuvvetler arasına katıldı.İlerleyen kızıl ordu tümeni 7/8 Mayıs'ta Elb nehrinde İtilaf devletleri ile birleştiler.Almanya teslim oldu.

Faşizme karşı kazanılan bu Zafer'de Sovyet halkı 26.6 milyon kahraman evladını kaybetti.

Geleneksel olarak her yıl düzenlenen 9 Mayı Zafer Günü etkinlilerine bu yıl da Ermenistan'dan yine savaş Gazi'leri Moskova'ya  davet edildi.Günümüzde 1400 'e varan sayılarıyla zaferin haklı gururu ve onuru ile yaşıyorlar. 

103151

Sınıf ve HDP

Hayat yaşadıklarımızı anlamlılaştırınca güzelleşir.

Kürtlerin, lazların, çerkezlerin.... yoksulların... ezilenlerin .... herkesin  partisiyiz.

Son zamanlarda hiç dikkat ettiniz mi sınıfın söylemleri de Hdp' nin söylemleri.

Şimdi diyeceksiniz ki bu ne hdp' nin ne sınıfın  ne de başka birinin söylemi.

Olması gerekenin söylemi.

Elbetteki bu doğru.

Örgütlenme veyahutta partileşme tartışmasını sürdüren / bitirmiş herkesin kullanması gereken söylemler bunlar.

Sorun bu söylemlerin kullanılması değil.

HDP’ye Barajı Ancak Erdoğan Aşırtabilir

Kişisel kanım, HDP’nin şu an yüzde onu aştığı yönündedir.

Kürtlerin oyları ve yüzde biri zor bulan, liberal, sosyalist, demokrat denebileceklerin oyları bunlara ek olarak çok cüzi miktarda CHP’lilerden gelecek stratejik oylar; AKP’lilerden gelebilecek Erdoğan’a ders verme oyları veya sandığa gitmemeler vs., hepsi bir arada HDP’nin yüzde onu aşmasını sağlamaktadır.

Tanrıların zulmü

Gerçek tanrılar yıkıldığında ruhani tanrılarda ölecektir. 

7 Haziran genel seçimleri nedeniyle saray sotarıları seçim meydanlarında “din” afyonuna daha fazla sarılmaya başladılar. Bir ellerinde din kitabı, bir ellerinde ise kanlı kılıç ile kitlelerin karşısına çıkıyorlar. Tanrının,  kullarının uymasını istediği eza ve cefa kurallarını ezilenlere veriyorlar, sefanın saltanatını ise kendisine alıyorlar. Buna karşı gelenleri ise tanrının zulüm kılıcıyla boyunlarının vurulacağını ilan ediyorlar. Tanrı kendileri, kullar ise işçi ve emekçiler oluyor.

Kıskaç arasındaki erdogan:Teslim Töre

Türkiye’ nin başkan diktatörü, İslam’ ın halifesi, bölgenin Osmanlısı, globalizmin İslam kapitalist patronu olma hevesi ile yola çıkmış, IŞİD ideolojisinin İslam içi başka bir versiyonu olan Erdoğan içinden zor çıkabileceği bir kıskacın arasına sıkışmış durumda. Arasına sıkışmış olduğu kıskacın kollarından birisi halk, diğeri global sermaye. Kıskacın halk kolunu : insan hakları, demokrasi, özgürlük, insani değer ve birikimler, halkların kardeşliği doğrultusunda ortak vatan, ortak dil, fakat her halkın kendine ait resmi dilleri, ortak bayrak ama her ulusun kendine özgü bayrağı vb.

Direnişin resmi yapılıyor…

Gezi direnişinden geriye kalanlar nedir diye sordu bir arkadaş, gezi henüz bitmedi ki geriye bir şey kalsın. Gezi direnişinin başlangıcından bugüne iki yıl geçti ve direnişin sonuçları, devam eden barikat ateşi ve kora dönüşmüş alevin sıcaklığı hala bir şekilde bizleri etkilemeye devam ediyor.

Ateş Olmak ve Ateşi Çalmak: İbrahim Kaypakkaya

“Bu dünyada insanlar mum ateşi önündeki üç kelebek gibidir.

İlki ateşe yaklaşmış ve demiş ki: Ben aşkı biliyorum.

İkincisi ateşe yavaşça kanadıyla dokunmuş ve demiş ki:

Aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim...

Üçüncüsü kendini ateşin ortasına atarak, yanarak kül olmuş...

Gerçek aşkı işte sadece o kelebek bilir...”

İbrahim Kaypakkaya, bir ikonoklastır, yani bir ikon kırıcıdır. Kaypakkaya, katmanlı bir sistematik ve yıkıcı bir teori ve yıkıcı bir pratiktir.

Metal işçileri sınıfının gücüyle direniyorlar

14 Mayıs’da Bursa Renault fabrikasında başlayan metal işçilerinin direnişi, dalga dalga yayılarak TOFAŞ, MAKO, Çoşkunöz, Ototrim, TürkTraktör, Ford Otosan ve daha bir çok fabrikayı da sardı. İşçiler, faşist Türk Metal-İş sendikasının kendilerini daha fazla oylamasına isyan etti ve sendikayı devreden çıkararak, sınıf hareketi içinde küçük, ama tarihi bir adım atarak, burjuvazi karşısında bir sınıf oluşunun gereğini yerine getirdiler. 

Kaypakkaya’yı sevmek

Kim, ne zaman onun ismini ansa devletin en katı, en soğuk, en acımasız yüzüyle karşı karşıya kalıyor!

Kim ne zaman onun fotoğrafını assa, taşısa, devletin sorgularıyla, kelepçesiyle, zindanlarıyla tanışıyor!

Kim, ne zaman onu sevdiğini, izinde yürüdüğünü söylese vay haline!

Bu dünyada, bu ülkede sevilmesi suç olan kaç insan var?

O kitap da ser verilir ama sır verilmez…

Kızıl kaplı, kızıl sayfalı,

kızıl harfli bir kitaptır O…

O kitap dokuzyüzkırkdokuzda
Çorum’da dünyaya geldiği gün yazılmaya başlanmıştır…

Çapa Fikir kulübünde yazılmaya devam eder,
6.Filoya karşı yazılan bildiriden ötürü okuldan atılmak vardır o kitapta…

O kızıl kaplı kitap,
PDA’nın karşı devrimci çizgisiyle hesaplaşmaktır aynı zamanda…

O kitapta Vartinik köyü Mirik mezrasındaki kahramanlık yazılıdır…
Ali Haydar Yıldız yazılıdır mesela…

O kitabın adı İbrahim Kaypakkaya’dır, ”Halk Savaşı’dır”…

Ludwigshafen`de binler haykırdı: “Önderimiz İbrahim,İbrahim Kaypakkaya”

TKP/ML nin kurucu önderi  İbrahim Kaypakkaya, işkencede katledilişinin 42’inci yılında Almanya’nın Ludwigshafen kentinde binlerce insanın katıldığı gece ile anıldı. 

Kaypakkaya şahsında  tüm parti ve devrim şehitleri ayrıca dünya da sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitiren ustalar ve önderler anısına yapılan saygı duruşuyla açılan anma gecesinde, ATİK e yönelik operasyonlarda avrupada tutuklanan 12 devrimci tutsağın derhal serbest bırakılmasına dair, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganları haykırıldı.

Ellez Emmim’in Traktörü

Uzun zamandır yazmak istiyordum. Bir tülü sıra gelmedi. Sorun sınıflarla, üretim ilişkileri ve onun araçlarıyla ilgili ve bu gelişmeleri de direk yaşıyan bir köy olunca, insan doğduğu köye değinmeden edemiyor. 

Bizim köyün adı Tersihan. Diğer yüzlerce köy isimlerinin akibeti gibi bizim köyün ismi de sonradan değiştirilmiş ve milli bir isim olması için “Konaktepe” konmuş. Irkçılık salt renk ve dinsel olmuyor. insanların tarihsel köklerini yok etmek ve kendine yabancılaştırmak için de, kendinden olmayan isimlere karşı da baskı uygulamaktan geri durmadı, Türk egemen sınıfları.

Sayfalar