Zelenskıy Halk Kahramanı mı? (Monika Gärtner-Engel )
Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskıy, Ukrayna savaşında Rusya Devlet Başkanı Valdemir Putin'in tam tersi gibi görünüyor. Putin alaycı bir soğuklukla ortaya çıkıyor. KGB'nin eski bir gizli servis subayı olarak, acımasız kararlarını her zaman tek başına sunan, güç takıntılı bir emperyalist tekel politikacısıdır. Şu anda 12.000'den fazla barış göstericisini tutukladı ve Halep'te (Suriye), Grozni'de (Çeçenistan) veya şimdi Ukrayna şehirlerinin bombalanmasında insanlık dışı savaşı temsil ediyor. Buna karşılık, Zelenskıy, insanlara yakın, gerçekçi ve genellikle kitleler, basit askerler veya siyasi danışmanlar ile çevrili görünüyor - şu anda çoğunlukla şiş gözlü, üç günlük sakallı ve zeytin yeşili bir tişörtlü.
Başkan seçildikten sonra, lüks bir limuzin yerine yürüyerek meclise girdi. Modern bir iletişimci olarak, günlük televizyon konuşmaları, video, Twitter veya telgraf mesajlarıyla karşımıza çıkıyor. Konuşmalarında, Rus saldırganlık savaşındaki acımasızlığı açık bir şekilde kınadı. Saldırıya uğrayan Kiev'de kendi fotoğraflarını yayınladı ve Putin'e karşı çıktı. Davut Golyata karşı mı? Zelenskıy, barış ve özgürlük şampiyonu mu? Almanya medyası ona saygı duyuyor.
7 Mart tarihli Frankfurter Rundschau, onun "büyüleyici konuşmalarını" alkışladı. Ukrayna işçi sınıfı ve halk kitleleri, özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı için Rus emperyalist saldırganlığına haklı olarak aktif olarak direniyor. Zelenskıy kısa süre önce şunları söyledi: “Özgürlüğümüzden başka kaybedecek bir şeyimiz yok.”
Peki Zelenskıy hangi “özgürlükten” bahsediyor? Ukrayna'daki tüm komünist sembolleri ve partileri suç sayan 2015 anti-komünist yasalarını sıkı bir şekilde uyguluyor. Mevcut savaşın "komünist" Putin'e karşı yürütüldüğünü demagojik bir şekilde iddia ediyor.
Yeni-emperyalist Rusya'nın bu temsilcisinin, 1920'de Ukrayna'ya ilk kez kendi kaderini tayin hakkını açıkça vermiş olan sosyalist Sovyetler Birliği'nin ilk lideri Lenin'i eleştirerek bu savaşı açıkça anti-komünist bir şekilde haklı çıkarması tesadüf değil. Ayrıca Şubat 2021'de üç muhalif televizyon kanalının yasaklanması da dahil olmak üzere diğer muhalefet hareketlerini bastırdı.
Zelenskıy gerçekte ne kadar "halkçı" olduğu, işçi hareketiyle olan ilişkisinden anlaşılmaktadır. Geçen yaz, memleketi Kryvyi Rih'de grev yapan madencileri korumak yerine, maden sahibinin grev liderlerine yönelik acımasız baskısını örtbas etti. O, faşistlerle de yakın işbirliği içindedir. Faşist Azak alayını Ukrayna Ulusal Muhafızlarına entegre etti ve faşist "Sağ Sektör"ün orduyla koordineli özel askeri operasyonlar yürütmesini sağladı.
Görev süresinin başlangıcından bu yana, Ukrayna, küresel yolsuzlukla mücadele endeksinde 122. sıraya düştü. Zelenskıy, "tüm Avrupa ülkelerinde barış" için savaştığını ilan ediyor. Ancak şu anda saldırgan bir şekilde NATO'nun Ukrayna üzerindeki “hava sahasını kapatmasını” talep ediyor. Bu hava sahası Rusya tarafından kontrol ediliyor. Önemsizleştirici "tecrit" terimi, NATO'nun Rus uçaklarını düşürmesini gerektirecektir. Bu provakativ istek, NATO ile Rusya arasındaki doğrudan askeri çatışma ve dolayısıyla nükler silahların kullanıldığı olası bir 3. Dünya Savaşını neden olmaktır.
Zelenskıy ve Ukrayna'nın Berlin büyük elçisi Andriy Melnyk, bu müdahaleyi, saldırgan ve bir savaş çığırtkanlığıyla, 6 Mart 2022 Pazar günü Anne Will'in sunduğı TV'de talep ettiler. Annalena Baerbock (Alman Dışişleri Bakanı) bile, böyle bir adımın 3. dünya savaşına neden olacağını söylemesine karşın, bu taleplerinde diretiler. - Bilindiği gibi, büyük elçi Melnyk, aynı zamanda, Hitler hayranı ve faşist Stephan Bandera'nın mezarına çiçek bırakan birisidir. - ve tüm bunların farkında olan Alman Federal Meclisi'nde ayakta alkışlanarak kutlandı.
Zelenskıy, kozmopolit cephenin ardında belirgin bir milliyetçidir. "Ukrayna'ya şan olsun" diyerek konuşmasını bitirmeyi ihmal etmiyor. Kendi siyasi etkisini ve Ukrayna tekellerini artırmak için Ukrayna'yı bağımlı bir kapitalist ülke olarak AB ve NATO'nun emperyalist bloğuna yönlendirmek istiyor. En büyük nükleer santrallerle hayatı tehdit eden bir "çevre politikası" ve Donbass'ta Rus nüfusuna karşı ulusal bir baskı politikası izliyor. Ukrayna hükümeti, Donetsk ve Luhansk'ta göreceli özerklik ve seçimler vaat eden Minsk Anlaşması'na hiçbir zaman bağlı kalmadı. Askeri nitelikte olanlar da dahil olmak üzere çok sayıda provokasyon başlattı.
Zelenskıy'ın hükümet politikası, bir yandan açıkça gerici-milliyetçi ve anti-komünist, diğer yandan gerici odaklı bir küçük-burjuva düşünce sisteminin klavyesinde oynuyor. Her şeyden önce o, “özgürlük” ve “barış” terimlerini, aşırı gerici ve milliyetçi politikaları için kütüye kullanıyor.
Bu propagandalar, Ukrayna'daki kitleleri son derece karmaşık bir duruma sokuyor. Tabii ki, Rus işgalcilerine karşı aktif direnişleri haklı. Özellikle gönüllüler, Hitler faşizmine karşı mücadele geleneğinde bunu sıklıkla öznel olarak yapıyorlar. KSRD'den Ukraynalı yoldaşlar, kendi savaş mangalarının sokaklarda "Kalk, engin ülke" şarkısını söyleyerek yürüdüklerini bildiriyor. Bu, "Hitler'in Nazizmine karşı savaş zamanından iyi bilinen bir Sovyet şarkısıdır." (5 Mart 2022 tarihli ICOR kuruluşu KSRD'nin mektubu)
Ancak, Ukrayna'da demokrasi ve özgürlük için savaşmak isteyen herkes, aynı zamanda, aşırı gerici, komünizm karşıtı Ukrayna hükümetinin NATO/AB emperyalist bloğuna dahil olma isteğine karşı da savaşmalıdır. Bu nedenle KSRD, ICOR'a yazdığı mektupta, “Anti-faşist ve anti-emperyalist bir cephe inşa etmek özellikle önemlidir. ... Emperyalizm bir dünya belası olmaya devam ediyor ve ancak sosyalist devrim için ortak bir mücadeleyle bunu yenebiliriz. Bu mücadelede tüm dünyanın proleter partileri ve örgütleri omuz omuza durmalıdır. Birleşik cepheye ilerleyin! Yaşasın işçilerin sınıf birliği!”
Gerçek halk kahramanları, Zelenskıygibi burjuva politikacılar değil, işçi sınıfı, kadın kitlesi ve gençliğin kendisidir! Bunlar, Rusya'da, savaşa karşı cesurca sokaklara çıkan binlercesidir. Bunlar, Rusya'nın Ukrayna'daki ilerlemesine karşı koyması ve nihayetinde oldukça karmaşık bir iki cepheli savaş yürütmesi gereken Ukrayna'nın emekçi insanlarıdır. Bunlar, Rusya'nın Ukrayna saldırısına karşı dünyanın dört bir yanında savaşan insanlardır. Bunlar, Ukrayna, Rusya ve tüm kıtalardan devrimci dünya örgütü ICOR'da ve demokrasi, barış, özgürlük ve sosyalizm için anti-emperyalist ve anti-faşist birleşik cephede birlikte savaşan devrimcilerdir.
Son Haberler
Sayfalar
Gündem'e, düne ve bugüne dair…[1]
“halkımın damlayan kanını gördüm ve ateş gibi tutuşuyordu her damla!”[2]
Bu benim Gündem’e ilk gelişim değil. Yıllar önce, “kirli savaş” döneminde daha çok -orada yaşadığım için- Ankara’da, ama aynı zamanda İstanbul’daki merkez ile Diyarbakır büroda gözüpek genç gazetecilerle yanyana olmanın onurunu yaşamıştım. O zamanlar, gazeteyi yanılmıyorsam Gültan yönetiyordu… Yurdusev haber müdürüydü. Hüseyin dış haberlerde, Ali ve Emine Kültür-Sanat servisindeydiler… Koordinatör yanılmıyorsam Sanlı’ydı…
Neden suriyeli savaş mağdurları istenmez
Dünyamız küresel emperyalist semayenin yaşadığı ekonomik kriz sonucu büyük sarsıntılar yaşıyor. Ortadoğu’da başta Amerikan emperyalizmi olmak üzere,empryalist haydutlar kendi çıkarları,sömürü ve rahatları için insan kanına doymuyor. Daha fazlasını istiyor,kan , katliam kâr, kâr, kâr …Onları kendi çıkar ve menfaatleri ilgilendiriyor. Biz bunları yüzyılın tarihinde çokca yaşadık. Alman emperyalizmi birinci emperyalist savaşta Ermeni soykırımını İttihat-Terraki paşalarıyla birlikte gerçekleştirmedimi?
Latin Amerika’nın kesilen devrimci damarları
ABD’nin arka bahçesinde, burjuvaziye karşı mücadelenin büyük bir yanını ABD emperyalizmine karşı mücadele olulşturduğu bilinen bir gerçektir. İspanyol sömürgeciliği kovulduktan sonra, Latin Amerika halkları bu kez karşılarında ABD emperyalizmini buldu.
IŞİD-İsrail, Kürt Hamas'ı ve Suriyeliler meselesi
IŞİD'in son Atatürk Havalimanı saldırısı ile başlayan tartışmalar yüzeysel olmak kadar gerçeği de ters yüz eden tartışmalardır.
Öyle ki esas açıktan manipule edilerek yapılan çözümlemeler usulen oluyor ve bunlar DAİŞ'in planlayıcılarına objektif hizmet olarak da geri dönüyor.
Dik duran nikbinlik: SABAHATTİN ALİ[*]
“Non segnis stat remeatque dies.”[1]
Cumhuriyet tarihinin -bilinen- ilk “faili (belli) meçhul”üdür Sabahattin Ali; elbette bilinmeyenler hariç.
Kafası taşla ezildi; başka bir rivayete göre bir polis amirinin elinde kaldı. Sabahattin Ali cinayeti, elbette “faili meçhul” bir cinayet değildir. Devlet, Ali Ertekin’i kullanmıştır. Ancak işin içinde devlet olduğu için cinayet hep “meçhul” kalmış/ bırakılmıştır.
Madımak'tan Çığlıklar Geliyor
Yanarak şekil buldu insanlık,böyle süregeldi tarih...
Tarih tekerrür etti. Binlerce yılın cadı yakma deneyimleriyle evrilmiş kara cübbeli sakallıların ağızlarından salyalar akıtarak giriştikleri en pis en canavarca eylem. Ve o eylemin gerçekleştirildiği mekan: Madımak.
O Madımak'tan halen çığlıklar geliyor…
Emperyalist Avrupa birliği göbekten çatırdıyor
Kimler umut bağlamadı, büyük hayaller beslemedi ki? Nice eski tüfek “sosyalist”, “komünist”ler Marksist-Leninist ideolojiyi Avrupa birliğine feda etmedi ki? Kimler büyük umutlarla tekelci sermayenin yaverliğine soyunmadı ki? “Marksizm Leninizm’in eskidiğini, vadesini doldurduğunu, tarihin çöplüğüne atılması gerektiğini” hangi dönme liberal, demokrat revizyonist burjuvalar savunmadı ki? Ve emperyalist çıkar gruplarıyla oynaşmayı, cilveleşmeyi esas aldılar.
AB Emperyalist bir birliktir dağıtılmalıdır
24 Haziran’da ingiltere de yapılan AB referandumu sonucu, AB emperyalist burjuvazisi içinde paniğe yol açtı. Brexit’in domino etkisi yaparak ABexit’e dönüşmesinden korkmaya başladılar.
Avrupa Birliği, “... başta ABD ve Japon emperyalist tekellerine rakip olarak ortaya çıkmışsa da, işçi sınıfı, ezilen halklar ve ezilen ulusların karşısında yer alan bir bloktur. Başta da Avrupa işçi sınıfı ve halklarına karşı oluşturulmuş emperyalist bir birliktir.”1
Demek gidiyorsun küçük kırlangıç…
Bir can almakla insan biter mi heval,
Kahpe kurşun kalemini kırar mı heval..
Şu Dicle'nin suyu senden geçermiş heval,
Analar oğul diye içermiş heval...
Bir rüzgar gibi hala esermişsin heval...
Şu Cudi'nin dağlarında gezermişsin heval,
Şu Munzur'un dağlarında gezermişsin heval...
Hitler,Mussolini ve Erdoğangillerin yaratılmasında liberallerin payı!
Son zamanlarda, bir çok liberal ve demokrat köşe yazarı, AKP iktidarını ve Erdoğan’ın “tek kişi(!)” diktatörlüğünü eleştirirken, Sovyetler Birliği’ni ve Stalin’i anmadan geçemiyorlar. Stalin’i Erdoğan ile eşleştiriyorlar ve Erdoğan’ın uygulamalarını Stalin önderliğinde SSCB olan uygulamalara benzetiyorlar.
Hepimiz ATİK 'liyiz,tutuklanmakla bitmeyiz !
Çok önemli tarihi bir süreçten geçiyoruz.
10 ATİK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu) aktivistinin bir yıldır tutuklu bulunduğu,Almanya'da yargılanmalarına sayılı günler kaldı.Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) üyelerinin yargılandığı davadan sonra,Almanya'da görülen son 30 yılın en büyük siyasi davası olarak gürülmektedir.
Alman devleti'nin Türk istihbarat örgütü ile anlaşması sonucu Avrupa'nın değişik ülkelerinde gerçekleştirilen operasyonlarda 10 devrimci,haksız yere tutuklandı.
Comment form