Salı Ekim 20, 2026

YDG: Rojava ve Şengal İçin; Direnişe Omuz Ver, Dayanışmayı Büyüt!

 

Yeni Demokrat Gençlik, Rojava ve Şengal'de yaşanan gelişmelere dikkat çekmek, dayanışmayı ve direnişi büyütmek amacıyla bir kampanya başlattığını duyurdu.

"Rojava ve Şengal İçin; Direnişe Omuz Ver, Dayanışmayı Büyüt!

Kuzey Afrika'da başlayan “Arap İsyanları”nın sarstığı coğrafyalardan biri olan Ortadoğu'da, sınıf mücadelesi ivmesinden ve şiddetinden bir şey kaybetmeden devam ediyor. Arap halklarının fitilini ateşlediği direniş meşalesi, dünyanın dört bir yanında zalimlere, sömürücü zorbalara korkulu geceler yaşatırken, ezilen emekçi yığınlara umut ışığı olmuştur.

Ortadoğu halkları, “Arap baharı”ndan bu yana, demokrasi ve özgürlük, baskı, şiddet ve zulme karşı mücadelesini büyütmüş durumdadır. İsyan bayrağının, özgürlük ve direniş seslerinin en güçlü yankılandığı coğrafyalardan biri, Ortadoğu'da Suriye Kürdistanı/Rojava'dan geldi/geliyor.

Suriye'de Esad karşıtı direnişin başlamasıyla varlığı bile kabul edilmeyen Suriye Kürtleri, tarihi bir fırsat ile karşı karşıya kaldı. Suriye Kürtleri, Arap isyanlarının yarattığı direniş rüzgârlarını arkasına alarak, geleceği için harekete geçti ve Rojava'da kendi kaderini eline aldı. Birçok kentte yönetime el koydu, kendi iktidarlarını inşa etmeye başladı. Hızlı bir şekilde gelişen ve dört parçadaki Kürt ulusuna umut aşılayan bu tarihsel kazanımlar, düşmanlarını rahatsız etmekte de gecikmedi. Bölgede yeni bir güç olarak kısa sürede tarih sahnesine çıkan Rojava Kürtlerinin kazanımlarına; emperyalistler, onların işbirlikçi, uşakları saldırıya geçti.

Kuşkusuz Suriye'de savaşın başladığı günden bu yana, bu ülkede Esad'ı devirmek amacıyla elinden geleni ardına koymayan T.C devleti saldırganlıkta ipi en önde göğüsleyen oldu. T.C, Kürt ulusuna yönelik geleneksel düşmanlığını sınırların ötesine taşıdı. Rojava Kürtlerinin hemen her alanda ortaya çıkardıkları kurumsallaşmalarının, sınırları içinde yaşayan Kürt ulusuna umut ve direniş aşılamasına tahammül edemeyen T.C, bölgeye yönelik kapsamlı bir kuşatma saldırısını yaşama geçirdi.

Düne kadar Esad'ı devirmek adına dünyanın dört bir yanından Suriye'ye akan cihatçı çetelere her türlü desteği yapan T.C, Rojava'da Kürt ulusunun kazanımlarının gelişmesiyle kadrajına bu bölgeyi aldı. Amaç, Rojava'nın kuşatılması, etkisiz hale getirilmesi ve düşürülmesiydi. Bu amaçla, besledikleri El-Kai'de türevi çeteleri Rojava Kürtlerinin üzerine saldı. T.C'nin, askeri, lojistik, istihbarat vb. yardımlarıyla bugün Rojava'ya saldıran IŞİD çetesi, gerçekte bu coğrafyada AKP adına savaşmaktadır.

Gelinen aşamada, Rojava açısından stratejik bir konuma sahip olan ve bugün Rojava'da kazanımları açısından çatışmanın merkezi haline gelen IŞİD saldırısının temelinde T.C'nin ve onun sözcüsü AKP hükümetinin bu amaçları vardır.

Ne var ki T.C'nin bir koyup üç alma hesabı tutmamıştır. Rojava Kürtleri ortaya çıkardığı örgütlenmelerle ve sergiledikleri direnişle emperyalistlerin ve onların uşağı T.C'nin planları alt üst etmiştir. Bugün Kobané başta olma üzere Rojava'nın birçok bölgesinde YPG'nin ortaya koyduğu direniş bunun en açık ispatıdır. Kobané'yi düşürerek Rojava Kürtlerinin kazanımlarını yok etmek isteyen T.C IŞİD'le bu amacına ulaşamayacağını anlayınca başka planları devreye sokmuştur. Uçuşa yasak bölge ve tampon bölge, T.Cnin IŞİD'iyle YPG karşısında çaresiz kaldığının ve açık işgale girişmekten başka seçeneğinin kalmadığını göstermektedir.

Direniş Kobané'de tarih sayfalarına şanlı örnekler bırakarak devam etmektedir ve sadece sınırın bir yakasında da değildir. Direniş, sınırın iki yakasında sürmekte, sınırları aşmaktadır. Urfa Suruç'ta ve coğrafyamızın dört bir yanında Kobané'nin direniş sesleri yankılanmakta, büyümektedir.

Söz konusu direniş, IŞİD çetesinin Şengal'de büyük bir vahşetle gerçekleştirdiği katliamlara yenilerinin eklenmesine engel olmaktadır. IŞİD çetesinin ve onları besleyen zalimlerin gerçek yüzü Şengal'de kanlı bir şekilde açığa çıkmıştır.

Suriye ve Irak'ta yaşanan gelişmeler T.C'nin ve onun sözcüsü AKP hükümetinin emperyalistlerin çıkarları ekseninde yaşama geçirdiği politikalar nedeniyle doğrudan coğrafyamızda karşılık bulmaktadır. Suriye savaşından kaçarak Türkiye'ye sığınan 1.5 milyon Suriyeli bunun en açık örneğidir. Meclisin açılmasıyla beraber gündeme getirilen ve AKP hükümetine sınır ötesi operasyon yetkileri tanıması düşünülen tezkere önümüzde günlerde bizi sıcak günlerin beklediğine işaret etmektedir.

Geleceğimiz, bir avuç emperyalistin ve onların çıkarlarını kıblesi yapmış, işbirlikçi, uşaklarının eline teslim edilmek istenmektedir.

Şengal ve Rojava İçin Bir Ses Ver

Şengal'de IŞİD'in katliamlarından kaçarak coğrafyamıza sığınan Ézidî Kürtlerinin yaşam mücadelesi devam ediyor. Ézidî Kürtleri birçok ilde kötü koşullarda yaşama tutunmaya çalışıyor. Rojava'dan Kobané’den yükselen direnişe yanıt olmak, bulunduğumuz her yerde büyütmek boynumuzun borcudur.

Yaklaşan kış koşullarında,kazağımızı, battaniyemizi, hırkamızı göndererek, Ezidi Kürtlerine ezilenlerin inceliğini  olan dayanışma elimizi uzatmalıyız. Elbette görevimiz yalnızca dayanışmayı büyütmek değildir. Bunu besleyen bir diğer parçası olarak direnişi büyütmek gereklidir. Rojava Kürtlerinin kazanımlarını yok etmeye and içmiş IŞİD çetesine karşı direnişin ülkemizdeki ayağı onu besleyen büyüten bugünlere getiren AKP'ye karşı direnişi büyütmekten geçmektedir. Rojava Kürtleri kendi topraklarında çetelere karşı mücadeleyi büyütürken bize düşen mücadelenin coğrafyamızdaki gerekliliklerine sarılmak olmalıdır.

Yeni Demokrat Gençlik olarak, "Rojava ve Şengal için; Direnişe Omuz Ver, Dayanışmayı Büyüt!" şiarıyla bir süredir yürüttüğümüz ve 20–21 Eylül tarihlerinde Ankara'da düzenlediğimiz divan toplantısıyla resmi olarak startını verdiğimiz kampanyamız, bir yanıyla Şengal'den IŞİD zulmünden kaçan Ezidi Kürtleriyle dayanışmayı öte yandan çetelerin başlıca destekçisi AKP'ye karşı direnişi büyütmeyi hedefleyecektir.

 Kuşkusuz bu uzun soluklu bir mücadeleyi kapsamaktadır. T.C devletinin şovenizm zehriyle çeşitli milliyet ve inançlardan halk gençliği üzerinde yarattığı yaratmak istediği karabulutu parçalamak üzerinde yükseleceğimiz temel zemini oluşturacaktır.

6 Kasımda YÖK'ün kuruluş yıldönümünde sonuçlanacak olan kampanyamız boyunca, yoğun bir kitle çalışmasıyla, çeşitli eylem ve etkinliklerle içimizdeki ve halk gençliğinin saflarında şovenizme karşı mücadeleyi büyütmeyi, Kürt halkının acıları ve sevinçlerine daha fazla ortak olmayı hedefliyoruz. Rojava ve Şengal için ses vermek, direniş bayrağını yükseltmek, dayanışma ağlarını örmek, geleceğimiz ve özgürlüğümüz için bir zorunluluktur.

Yeni Demokrat Gençlik "


88270

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Partizan'dan

TKP/ML Kadın Komitesi “Umudun öyküsünü yazıp özgürlüğü fethedenlere sözümüz…”

Ocak ayının devrim ve komünizm şehitlerini anma haftasına dair bir açıklama yayınlayan TKP/ML Kadın Komitesi “Umutsuzluğu umuda çeviren yoldaşlarımıza söz veriyoruz ki; faşist ablukayı, sömürü düzenini, cinsiyetçiliği, şovenizmi paramparça etmeden, düşmanı yere sermeden durmak yok!” dedi.

Doğru komutanlık

Her sınıf ideolojik anlayışına, amaçlarına ve hedeflerine göre sürece-dışına müdahale eder, yön verip şekillendirmeye biçimlendirip örgütlemeye çalışır. Sınıf bilinçli proleterler demokratik halk devrimi amacına uygun bir şekilde bilgi ve becerileriyle, emek ve çabalarıyla, örgütlü güçleriyle sürece müdahale eder. Küçük burjuva devrimcileri ise yetki ve mevkileriyle müdahale eder. Birincisi devrimcidir. Değiştirip-dönüştüren, devrimcileştirip-örgütleyen, düzeltip-düzenleyendir. İkincisi ise statükocudur, bürokrattır. Var olanı tekrar ederek, yaşatarak, devam ettirendir.

“Aliboğazı’ndan Rojava’ya direnişimiz sürüyor!”

Halk ordusu savaşçıları kısa süreli aralıklarla iki farklı alanda farklı iki ayrı direniş mevzisi olan Aliboğazı ve Rojava topraklarında büyük bir kahramanlık örneği sergilediler. Birincisi Aliboğazı ikincisi ise DAİŞ çetelerine karşı direnip savaşarak, düşmana darbe vurup mevzilerini korudular.

“Sınıfsız toplum kurulana kadar kültür devrimleri gereklidir”

Büyük Proleter Kültür Devrimi (BPKD) 1966 yılında sosyalist Çin’de ÇKP MK içindeki kapitalist yolculara karşı Mao Zedung’un bizzat önderlik ettiği büyük bir devrimdi. Sosyalizmi kurmuş ve bu yolda ilerleyen bir ülkede, Çin’de, Liu Şao-Çi’nin başını çektiği parti içindeki yeni burjuvaziye karşı, Mao’nun Ağustos 1966 tarihinde “Karargahı Bombalayın” şiarıyla başlayan o büyük devrim, revizyonistlerin parti içinde alaşağı edilmesiyle başarıya ulaşmıştı.

Kutup yıldızları…

“Ey rüzgar

Eğer kış geldiyse

İlkbahar çok uzakta olabilir mi?”

Yol

Düşünce tarihinde Ad Hominem(insana yönelme, işaret etme) denilen latince bir kavram vardır.gerçi latince olmasının halk nazarında bir halta yaradığı yoktur, bu yazıya konu olacak ülkemiz yarı akıllıları veya akıllı görünmeye çalışanları, halk tarafından anlaşılmamayı bir üstünlük belirtisi olarak gördüklerinden dolayı bu türden bolca latince kelimeler kullanırlar. Ancak bu fularlı, top sakallı, ressam şapkalı “akıllılara” cevap verirken bir halta yaramaktadır.

TKP/ML-GYDK:Halk savaşını sürdürme kararlılığımızın temsilcisi şehitlerimizin adları ve idealleri sonsuza dek yaşayacaktır!

Yoldaşlar; Çeşitli milliyetlerden işçi ve emekçiler;

Burjuvazinin Cumhuriyeti Kendini Tekrarlıyor

TC’nin dünü ile bugünü arasındaki benzerlikleri yeni kuşak bilmeyebilir, ama araştırırsa kolayca öğrenebilir. 

Rol çalanların postunu delmek ancak ileri atılım yaparak mümkün!

Yeni bir zaman dilimine eski çelişkilerle girildiğinin en somut kanıtı Reina’da meydana gelen saldırı ve sonrasında yapılan açıklamalar oldu. Saldırının üzerinden saatler geçmeden bilindik sorumlular(!) açıklandı: PKK, DAEŞ, PYD-YPG... Kokteyl örgüt kavramı artık her durumda, acil kurtuluş olarak devrede.

Tutsak Partizan Serda Göçer, Hasan Karakoç’u yazdı: “Bayrak yarışı bizimkisi...”

Güneş inzivaya çekilirken, yerini karanlığa bıraktı. Gün bitimi, yerine yarını bırakacağının habercisiyken, günün son işi olarak yastığa kafamı koymadan, zindan duvarına kimsenin görmediği sadece benim görebildiğim günün bitiminin ifadesi çentiği attım. Ve her gün yaptığım gibi bugün de bizden olanların/çalınanların hesabını tuttuğum listeye yenilerini ekledim.

Sevan Nisanyan'a özgürlük,Tutuklu gazetecilere özgürlük

2 Ocak 2014'den bu yana cezaevinde bulunan dilbilimci,yazar ve turizmci Sevan Nişanyan,ceza hukuku çiğnenerek,sadece savunmuş olduğu düşüncelerinden dolayı tutuklu bulunuyor.Soykırım tartışmalarında geleneksel türk tezlerini çürüten,aynı zamanda tarihçi kimliği ile tanıdığımız,siyasal islamın ipliğni pazara çıkaran,sözünü esirgemeden,bedeli her ne olursa olsun,ister ölüm,ister cezaevi çekinmeyen ve bu yüzden AKP hükümeti'nin linç kampanyaları ile karşılaşan Nişanyan en son tutuklanarak 16 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Sayfalar