Salı Eylül 22, 2026

YDG: Halk Savaşçıları Ölümsüzdür! Mücadeleniz, Mücadelemizdir!

Dersim Ovacık’ta (Pulur) 21 Ekim’i 22 Ekim’e bağlayan gece faşist TC devletinin sürdürdüğü operasyonlarda çıkan çatışmada üç TİKKO gerillası toprağa düştü. Ovacık Şahverdi köyü çevresinde saat 23.00 sıralarında başlatılan hava destekli operasyonda, yaşamını halkının bağımsızlığı ve özgürlüğüne adamış Cengiz İçli (Ünal), Hakan Çakır (Yurdal), Özgüç Yalçın (Sefkan) isimli üç halk savaşçısı şehit düştü.

TC devleti özellikle Suruç katliamından sonra “teröre karşı mücadele” adı altında devrimci ve yurtsever güçlere yönelik kapsamlı bir saldırı furyası başlattı. Suruç’ta gerçekleşen katliamda vahşi IŞİD çetelerini tetikçi olarak kullandığı alenen ortaya çıkan devlet, utanmazca gerçekleşen katliamda hiçbir suçu yokmuş gibi davranarak katliamı devrimci ve yurtsever, ilerici güçlere saldırmanın bahanesi haline getirdi.

Başlatılan operasyonlarda 3 bini aşkın insan gözaltına alındı, bini aşkın insan tutuklandı. Faşist TC devleti, buna paralel gerek sınır içinde gerekse de sınır dışında askeri operasyonlara, hava bombardımanlarına hız verdi. Kandil-Zergele’de köyleri bombalayarak bölgede yaşayan halkı katletti. Devamında Amed’den Muş’a T. Kürdistanı’nın dört bir yanında sokağa çıkma yasakları ilan ederek, keskin nişancılarla katliam politikasına başladı. Şırnak’ın Cizre ilçesinde 10 gün boyunca sokağa çıkma yasağı ve OHAL ilan ederek bölgeyi adeta İsrail’in Filistin halkına yaptığı gibi askeri işgal altında tuttu. Bu sırada aralarında küçücük çocukların ve yaşlılarında bulunduğu onlarca insanı katletti. Muş’un Varto ilçesinde yaşanan çatışmada şehit düşen Ekin Wan’ın bedenini çırılçıplak soyarak ne kadar alçalabileceğini kadın direnişinden ne kadar korktuğunu bir kez daha gösterdi.

10 Ekim günü Ankara’da Tren Garı’nda devletin yine IŞİD’i tetikçi olarak kullandığı katliamda 100’ü aşkın insan katledildi, yüzlerce insan yaralandı. Devletin kaptan köşkünde oturan AKP özellikle Ankara katliamı ile halka yönelik vahşetinde neler yapabileceğini, coğrafyamızı adeta kana bulayarak gösterdi, göstermeye de devam ediyor! Batıda her türlü eylem ve etkinliğe azgınca saldıran ve evleri basarak devrimcileri kurşunlayan devlet bir süredir T. Kürdistanı’nda şehitliklere saldırarak bombardıman gerçekleştiriyor. T. Kürdistanı’nın hemen her yerinde kapsamlı askeri operasyonlarla gerillayı etkisizleştirmeye, imha etmeye çalışıyor.

Bu kapsamdaki operasyonları sırasında bir önceki gün Dersim Pülümür’de şehitliğe yönelik hava bombardımanında üç kadın PKK gerillası şehit düştü. Tüm bu gözaltı, tutuklamaların, sokağa çıkma yasakları ile katliamların; hava bombardımanları ile gerillaya yönelik kara operasyonlarının tek bir amacı vardır: Ezilenleri, emekçi halkımızı teslim almak!

Ancak nafile! Bunu başaramayacaksınız! Ne gözaltı ve tutuklamalarınız ne de katliamlarınız, halkımızın her gün biraz daha yükselen haklı mücadelesini ve direnişini durduramaz!

Ovacık’ta toprağa düşen üç TKP/ML TİKKO gerillası bugüne kadar özgürlük, bağımsızlık ve halk demokrasisi yolunda şehit düşen tüm halk savaşçıları gibi toprakta birer tohum oldu. Onların dağların doruklarında dalgalandırdığı kızıl bayrak bugüne kadar asla yere düşmedi bundan sonrada düşmeyecek.

Onlar, işçi sınıfının, emekçi yığınların kurtuluşu ve özgürlüğü yolunda ölümsüzlüğe kanat açtı. Onlar, dili, kültürü, siyasal iradesi yok sayılan; asimilasyon, imha ve inkâr cenderesinde un ufak edilmek istenen Kürt halkının özgürlüğü uğruna savaşıyordu.

Onlar, inancı, kültürü yasaklayan, hor görülen her milliyet ve inançtan ezilenler için mücadele ediyordu. Onlar, bugün vahşete dönüşen cinayetlerde teker teker katledilen kadınların özgürlüğü için direniyordu. Onlar, baskı, şiddet ve terörle, özelleştirme ve neo-liberal saldırılarla geleceği çalınan halk gençliği için mücadele ediyordu.

Şimdi onların her biri, birer özgürlük nişanesi, direniş abidesi olarak tarihin en onurlu katındaki yerlerini aldılar. Her biri gençlik mücadelesinin her alanında emek veren, bedel ödeyen bu yoldaşlar yine gençlik mücadelesinin nişangahı olarak en ön saflarda yer alarak ölümsüzleştiler.

Cengiz, Hakan ve Özgüç... Yeni Demokrat Gençlik Hareketinin yaratılması mücadelemizde omuz omuza faaliyet yürüttüğümüz yoldaşlarımızın her biri gençliğin örgütlenmesi ve faşizme karşı militan bir güç haline gelmesi için uzun yıllar faaliyet yürüttüler. Konferanslarımızın, köy çalışmalarımızın, kampanyalarımızın örgütleyicisi ve uygulayıcısı olan yoldaşlarımız gençlik mücadelemizi harlayarak, selamlayarak; direnişle ve baş eğmezlikle ölümsüzleştiler! Onların mücadelesini, mücadelemiz bilecek, bizlere devrettikleri bayrağı daima doruklarda dalgalandıracağız!

Devrim Şehitleri Ölümsüzdür

Halk Savaşçıları Ölümsüzdür!

Yeni Demokrat Gençlik 

48888

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -2-

Son yıllarda, emperyalist savaş tehlikesinin zemininin güçlenmesine paralel, dünya genelinde ırkçı hareketlerin ve partilerin dikkat çekici boyutta güçlendiğine vurgu yapmış, bu yükselişin, sadece belirli demografik gruplarla sınırlı kalmadığını, kadınları da içine aldığını gördüğümüzü ifade etmiştik.

Peki, kadınlar neden bu tür hareketlere katılıyor? Bu sorunun yanıtı, birçok faktörün karmaşık bir birleşiminde yatıyor.

Faşizmin Yüzünü Örten Çirkin Bir Maske (Nubar Ozanyan)

İttihatçı Türk kompradorları, ekonomik-mali-siyasal krizden bir türlü kurtulamıyor. Faşizmi maskeleyen kaba uydurma parlamentoyla bile ülkeyi yönetemiyor. Zorbalık her taraftan fışkırıyor. Kötülük ve çirkinlik her yerde bütün utancıyla görülüyor. Dağda, köyde, sokakta Kürt ve emekçi kanı dökmekten çekinmeyenler dünyanın gözü ve kulağının üzerinde olduğu parlamentoda bile Kürt kadın parlamenterin kanını dökmekten çekinmiyor. Zorbalık, pervasızlık, yasa, hukuk tanımamazlık ayyuka çıkmış, had safhaya ulaşmıştır.

Emperyalist haydutlar, 3.Dünya savaşı hazırlıklarını yoğunlaştırmakla meşgul…

Bazı sol-sosyalist ve kendilerini komünist addeden kesimler hâlâ (evet, hâlâ) bir 3. Dünya Savaşı çıkacak mı çıkmayacak mı ve keza “süreci belirleyen esas etmen savaş mı devrim mi?” ikilemi girdabında, adeta miskince bir fikirsel jimnastik rehavetiyle, sorunu ele almaya devam ede dursunlar; fakat süreç, maalesef ki hem de çok hızlı bir şekilde, o istenmeyen malûm sona doğru ilerliyor. 

Fakir (Nubar Ozanyan)

Yaşamı boyunca hep yokluk ve fakirlik içinde yaşadı. Bundandır ki arkadaşları ona “Fakir’’ dedi. Ne zaman biraz dünya nimetlerine yakın olan olanaklara sahip olsa o yine fakir yaşamından ayrılmadı. Yaşamı fakir, bilinç ve yüreği zengin olan Nubar Ozanyan en alttakilerin, yoksulların, mazlumların yoldaşı olmaktan bir an olsun geri durmadı.

Servet Vergisi ve Sermayenin Olmayan Vijdanı

Bugünlerde de toplumsal eşitsizlik sermayenin birikimine ve merkezileşmesine koşut olarak artınca, zenginlerden servet vergisi alınmasını dilendirenlerde çoğalmaya başladı.[1] Servet vergisi, toplumsal servetin  belli ellerde birikmesinden bu yana ara sıra gündeme getiriliyor. Zaman zaman kısmen de uygulanmıştır. Örneğin savaş dönemlerinde vb. Yine ABD'de, 1960'larda 400 zenginden %53 oranında vergi alınmıştır.

Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar Yoldaş’a!

Halen pek çoğumuzun inanmak istemediği Nubar Ozanyan’ın ölümsüzleşmesinin 7. yılında, onu bir kez daha saygı ve sevgi ile anarken, şehadetinin yıldönümünde onu anlatmak da bizim için en zor yazılardan olacaktır.

Rusya / Ukrayna Savaşında Yeni Bir Aşama

Savaşın Rus topraklarına doğru genişlemesi Ukrayna'daki savaşın yeni bir aşamaya geçmesi anlamına geliyor.

6 Ağustos Salı gününden bu yana Ukrayna birlikleri Rusya sınırını geçerek Rusya'daki savaşta yeni bir cephe açtı. En az üç Ukrayna tugayı ve çeşitli taburlar savaşa dahil oldu ve ilerleme Rus topraklarının yaklaşık 30 kilometre içine kadar ulaştı. Bu, savaşın yeni bir aşamasının başlangıcına ve dünya savaşı tehdidinin önemli ölçüde yoğunlaşmasına işaret ediyor.

İKTİDARIN BÜYÜK YALANI: “HİÇ KİMSENİN YAŞAM TARZINA KARIŞMIYORUZ.”

Genel olarak tüm siyasal İslamcıların, ama özel olarak da İslamo-faşist Erdoğan ve iktidarının, başvurduğu en kullanışlı “idare etme” araçlarının ilk sırasında hiç kuşkusuz ki dinlerince de serbest sayılan takiyedir. Yani amaçlananı gerçekleştirebilmek için, gözünü dahi kırpmadan YALAN SÖYLEMEKTİR. 

Türkiye „Yarı-Sömürge“ Bir Ülke Mi? Emperyalizm Üzerine Notlar-4

Sömürge-Yarı-SömürgecilikÜzerine

Belliki sol-sosyalist eski nostaljik söylemlerin tekrarı bugün artık kitlelerde herhangi bir karşılık bulmuyor!

Geçenlerde, “dini bütün” olarak tabir edilen kesimlerden bir ahbabımla, “ne olacak bu memleketin hali” kıvamında sohbetteyken, şöylesi bir cümle kurmuştu: “Abi benim anlamadığım, bunca açlık, yoksulluk, işsizlik ve zulüm varken, yani koşullar aslında tam da siz devrimci solcuların kolayca taban bulmanıza ve kitleleri harekete geçirmenize ve hatta devrim bile yapmanıza bunca uygunken; bu derece atıl ve etkisiz olmanız, sence normal mi?”

KADINLARIN BİRLİĞİ | Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -1-

Emperyalistler arası çelişkiler derinleştikçe, ekonomik kriz ağırlaştıkça vb. bu sistemin sarıldığı en temel dayanaklardan birinin ırkçılık-faşizm olduğunu biliyoruz. Zira bunun, sistemin alametifarikalarından biri olduğunu birçok -acı- deneyimiyle elbette biliyoruz. Şu anda yine tam da böyle zamanlardan geçtiğimizi söylüyoruz. Bu tehlikeye dair önlemler almaktan bahsediyoruz, özellikle Avrupa’da ırkçı partilerin yükselişini izlerken, Avrupa Parlamentosu’ndan çeşitli Avrupa ülkelerinin kendi seçimlerine odaklarımızı çeviriyoruz vs.

Sayfalar