Pazartesi Ekim 26, 2026

Yaşamın Fakir’i Savaşın Martager’i Proletarya Partisi’nin OZANYAN’I NUBAR YOLDAŞ’a…

İnsanlar yaşayarak, çalışarak, üreterek, savaşarak iz bırakır. Savaşan her insan yaptığı ve yarattığı kadar iz bırakır.  Sınırları çizen, anıları derinleştirip kalıcılaştıran da budur.

Bütün fakirlerin “Fakir”i, savaşan her militanın “Martager”i olan Nubar yoldaşla ilgili kurulan, ilişkilendirilen her şey de muazzam bir emek, sonsuz fedakarlık, sınırsız bir bağlılık vardır. Yani yaşarken “Fakir”, savaşırken “Martager” olan sadece savaştığı ülkenin değil ezilen tüm halkların yoldaşı Nubar, ölümsüz bir devrim çınarıdır.

Kimin tarafından hangi biçimde nasıl anlatılırsa anlatılsın mutlaka eksik ve tamamlanmamış olanların hikayeleri gibidir Nubar yoldaşın savaş hikayesi…

Yaşamında fazla anlaşılamayan yaptıkları ve yarattıkları yeterince görülmeyen her ölümsüzün hikayesine benzer Nubar yoldaşın devrimci hikayesi…

Bir emekçi ne kadar fakir olabilirse o kadar yoksul yaşadı FAKİR yoldaş. Mülksüz, parasız, ceketsiz, saatsiz bir yaşamın; görünürlüğü olmayan bir militanın değişmeyen ismi oldu.

O, sistemin ürettiği metaların etkisi altına alamadığı bir derviş gibi yaşadı. Maddi olan dünyanın her maddiyatını anlamsız kıldı yaşamında.

Ne kalacak bir evi ne üstünde uzun süreli yatacak bir döşeği, ne düzgün giyecek bir gömleği ve ne de yeni bir ceketi oldu. Çalışıp elde ettiği beş kuruşu “yarın ne yaparım” diye düşünmeden yanındakilerle, yoksullarla paylaştı.

Dostlarının, yoldaşlarının kendisine verdiği her bir çift yeni ayakkabı ve elbiseyi önce devrimin, silahlı mücadelenin hangi ihtiyacı ve görevi için değerlendiririm diye düşündü. Yeni, parlak ve parlayana asla tenezzül etmedi. Devrimci olmayana bir an olsun bile tenezzül etmedi.

Üstünde eski yırtık bir hırka ağzında yoldaşlarından en sona kalan bir lokmayla yaşadı. Hangi ülke ve şehirde kaldıysa kendisine ait mülkü olmayan bir yaşamın parçası ve öznesi oldu. En yoksula tutundu, en fakir olana sarıldı. En zor olan yolu ve çalışmayı seçti. En riskli ve en fazla bedel isteyen görevlerin ilk adayı ve yolcusu oldu. Üstünde yırtılmaya ramak kalmış rengi solmuş bir hırka, ayağında her an yırtılabilir ayakkabısıyla yola çıktı.

Para tanımaz, cebinde taşımak istemez onunla ilgi hesap içine girmez bir yaşamın öznesi oldu. Maddi imkanlar eline geçtiğinde hemen ilk fırsatta ilk rastladığı yoldaşa elinde olanları devretmeye hazır bir anlayışın ve pratiğin vazgeçilmez ve tanınan ismi oldu.

Yaşamında bu kadar fakir olan bir yoldaşın savaşımında nasıl bir MARTAGER olabileceğini ancak NUBAR yoldaş tanındıktan sonra tanımlanabilir. Nubar yoldaşın dışında çok az militan bu kadar rahat ve basit bu tanımın içine girebilir. Onun dışında çok az insan bu tanım içinde bu kadar rahat inandırıcılık kazanabilir ve kazandırabilir. Ona dokunan, onunla bir anlık bile olsa tanışma yaşama şansını bulan herkes Nubar yoldaşın fakir bir yaşamın sahibi ve öznesi olduğunu bilir ve üstüne yemin içebilir.

Kan lekeleriyle kirlenmiş paranın hükümran olduğu kirli dünyanın içinde Fakir yoldaş gibi temiz ve onurlu kalmak ve Martager gibi korkusuzca savaşmak ancak NUBAR OZANYAN yoldaşa ait olabilir. Mülksüz ve parasız dünyanın en ileri sahipleri savaşta fedakar olur. “Yaşam da fedakar olmayan savaşta fedakar olamaz” ilkesi ekmek ve su kadar gerçek diyalektiğin çelişki yasaları kadar bilimseldir. Komutan Martager yoksul halkı kadar fakir ve savaş cephesinde yürek sınırlarını zorlayacak kadar korkusuzdu.

Parti ne karar alıp onu nereye hangi göreve göndermek istemişse onun kabulden ve hızlı hareket etmekten başka bir fikri ve hissiyatı olmamıştır. Ülkeyi terk etmek acı da olsa o bu acıya katlanarak görev alanına gitmiştir. Avrupa’yı terk etmek kararı karşısında hızlı ve güvenli görevine gitmenin yoğunluğunu ve çabasını yaşamıştır. Ne geride bırakmakta zorlanacağı bir mülkü, ne boynunda gözyaşlarını taşıyacağı bir yari olmadan geriye dönüp bakmadan ileriye yürümüştür.

Cepheye düşmanla karşı karşıya, omuz omuza savaş kararında ve talimatında kimseye öncelik sırasını bırakmadan koşarak düşman üstüne yürümüştür. En etkili, en ölümcül darbeyi düşmana vuracak silahın ilk ateşleyicisi o olmuştur. Düşman mermileri patladığında karşısında en cesur ve en diri duruşu ilk o göstermiştir.

O MARTAGER ismini düşmanla girdiği çatışmalarda karşı karşıya kaldığı direnişler içinde almıştır. General Martager ismini silah ve patlayıcı ustalığında her gün düşmana nasıl etkili ve sarsıcı darbeler vururum taktik ve planların yoğunluğu içinde almıştır. O hiçbir şeyi alınteri dökmeden sayısız ve sınırsız emek vermeden elde etmemiştir. Bilinç ve bileğinin hakkıyla emek ve alınterinin onuruyla halkların sevgi ve saygınlığını dürüstlüğü, fedakarlığı ve yiğitliği içinde hak etmiştir.

Yaşamın Fakir’i, savaşın Martager’I, Proletarya Partisi’nin Ozanyan’ı Nubar yoldaş ne kariyere ne ün ve mevkiye zerre kadar tenezzül etmeden devrimci savaş kişiliğini yaşamış ve Partili kimliğini yaşatmıştır. Emeğe değer biçmesini, halka hizmet etmesini bilerek devrimcilik yapmıştır. Proletarya Partisi’nin ve devrimin en sancılı dönemlerinin en zor görevlerin en zor alanların “devrimciliği nasıl yapılır”ın sahici ismi olmuştur. Bundandır ki partisi 1. Kongresini onun ismiyle onurlandırmıştır.

Şan Olsun Nubar Ozanyan’a!

Süreci Ozanyanlaşarak Aşacağız!

Bir yoldaşı

 

8547

Paris ve Timsah Gözyaşları

 

Paris’te 7 Ocak günü İslamist El Kaide’ci teröristlerce mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan saldırı sonucu 12 kişi öldürüldü, 20 ye yakın insan da yaralandı.  Ardından bir matba ve marketteki insanların rehin alınmaları sonucu gerçekleştirilen operasyonla, teröristler dahil ölen insan sayısı 19 oldu. Bu gün katliamlara karşı tüm Batı dünyası Paris’te yüzbinlerin katıldığı bir mitingde bir araya geldi ve “teröre karşı birarada” görüntüsü verdi..

Kamaşan Karmaşa:Nesimi ADAY

Sultanahmet'in Canlı Bomba'sı IŞİD sinyalleri vermiş.

"Besle kargayı, oysun gözünü."

Amerika da El Qaide'yi öyle büyütmüştü. SSCB’yi yenecekti. Ama hırsına yenildi. Kurduğu örgüt bumerang etkisi yarattı, 11 Eylül vahşetiyle kendisine döndü.

CHARLIE HEBDO’YA SALDIRI, TE’VİLLERİ VE TAVRIMIZ

 

“Bir türkü söylediler, duydunuz mu Bir kuşu vurdular, gördünüz mü Böyle neden susuyorsunuz böyle Güzelliğiniz çoğalıyor, öldünüz mü?” Özdemir Asaf.)

 

7 Ocak 2015 günü üç İslâmcı militan, Paris’in 11. mahallesinde bulunan mizah dergisi Charlie Hebdo’nun bürosunu bastılar ve içeridekileri ağır silahlarla taradılar. Katliamın bilançosu feciydi; aralarında Fransa’nın en ünlü çizerlerinin bulunduğu 12 ölü; bir kısmı ağır, 20 kadar yaralı. Katiller, öyle anlaşılıyor ki, Charlie’de yayınlanan İslâm dinini eleştirir mahiyetteki karikatürlerden haz etmemişlerdi!

 

TKP/ML-Yurtdışı Komitesi

ROSA VE KARL DEVRİM VE SOSYALİZM KAVGAMIZDA SONSUZA DEK YAŞAYACAKTIR!

Uluslararası Komünist Hareket ve Spartaküs Birliği’nin iki keskin kılıcı Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, 15 Ocak 1919’da Alman tekelci burjuvazisinin resmi uşakları tarafından katledilmişlerdi. Deminde ki devrimci durumun ayağa kaldırdığı Alman işçi sınıfının ayaklanmasında dümene geçip yiğitlik ve kararlılıkla tarihe devrimle müdahale ettiler; yenilgiye uğrayan ayaklanmayla birlikte, bundan tam 96 yıl önce vahşice öldürüldüler.

Dünya mizah günü 7 Ocak’tır! İsmail Cem Özkan

7 Ocak 2015 tarihi kanlı bir gün olarak mizah tarihine geçti. Mizah dergisi olan Charlie Hebdo dergisine yönelik saldırıda çalışanları, mizah yazarları ve karikatürcüleri hayatını kaybetti. Yapılan saldırı dergiye yapılmış gibi gözükse de aslında mizaha karşı yapılmış saldırıdır.

Sakine-Fidan ve Leyla’nın Hesabını Doğru Sormak-Dursun Ali Küçük

Sakine, Leyla ve Fidan'ın hesabını kim verecek?

3 Kürdistanlı kadın Paris'in ortasında vuruldu.
Ben, o zaman da kendi sezgilerime ve gelişmelere dayanarak daha ilk günde TC ve doğrudan MİT'in yaptığına işaret ettim. (http://kurdistan-post.eu/tr/bir-sakine-vardi-efsane)

Çoğu kesim Sakineyi barışa kurban etti. Yazdığım bir makalemde ise "siz barışın kurbanınımısınız" diye işaret ettim.
(http://kurdistan-post.eu/tr/sakine-sizler-baris-dilencisi-misiniz)

Lozan neyin galibiyeti idi:Mehmet Can

‘’Bilmeyen ahmak, bilip de  söylemeyen suçludur.’’ (Fransız Atasözü)

Yalandan kim ölmüş! İsmail Cem Özkan

Tarih yalanlar üzerine kuranlar bugün yaşadığımız çarpıklığın ve kafa karışıklığının da temelini kurmuştur. Karşılaştırmalı tarih eğitimi ve anlayışı yerine tek doğrunun hüküm sürdüğü ve tek doğrunun mutlak ve değişmez olarak tarih sayfalarına yazıldığı kabul edenler, diğer ulusların tarihçileri karşısında afallayıp, ne savunacağını bilemez kanıt ve belge yoksunu birer ırkçı konumuna düşer. Çünkü onlara verilen eğitim kanıtlar üzerine değil, büyüklerin kabul etmiş ettiği doğrular üzerine kuruludur.

2014ʼten 2015ʼe çakal tedirginliği

Bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla girerken hem dünyada hem Türkiye’de yaşanan gelişmelere dair kısa bir değerlendirme yapmak yararlı olacaktır. 2014 yılı hem enternasyonal proletarya hem de Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkı açısından yoğun bir sömürü, baskı ve katliamın yanında; buna paralel isyan, direniş ve mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Dünya proletaryası ve ezilen halklar, kendilerine dayatılan yaşam koşullarına karşı isyan etti, sokaklara çıktı ve meydanları doldurdu. Bu isyanların kimileri kazanımla, kimileri ise yenilgiyle sonuçlandı.

Yunanistan'da Haziran Hareketi:Selami ince

Adeta ‘yönetilemez’ bir ülke haline gelen Yunanistan’ın, yeni Avrupa’nın oluşumunda oynayacağı rol çok önemli. Yunanistan seçim sonuçları, krizdeki Avrupa’yı yöneten ama özünde krizin nedeni olan AB liderlerine karşı da bir zafer olacak. Bu açıdan bakıldığında Yunanistan seçimlerinin sadece ülkenin iç politikasına dair bir seçim olmadığını, Avrupa’nın bir seçimi olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Yani, Yunanistan seçimlerini sadece, Radikal Sol Birlik’in (SYRIZA) Yunanistan’daki neoliberal AB partileri ile yarışı olarak değerlendirmek yetersiz olur.

Şehitlik yalan o gençler Sarıkamışta kendilerinin olmayan bir savaşta öldüler

Devlet bugün 100 yıl önceki Sarıkamış katliamı için tören düzenliyor. Ölen o gençlerden ve ailelerinden özür dilemiyorlar, düpedüz şov yapıyorlar. Hükümet yetkilileri sıcacık kürkleri içinde nutuk çekerek, bize yutturulan o tarihi yalanı bir defa daha cilalıyorlar. Oysa o katliamın faili kendilerinin de temsil ettikleri bu devlettir.

Sayfalar