Cuma Eylül 25, 2026

Yalnızlaşan TC ve Erdoğan-Kazanan Kürdistan Olacaktır./Dursun Ali Küçük/

*”Kılıçdaroğlu “dünyanın tamamını kendimize düşman ilan ettik. “
Şavaş ve soykırım tezkeresine oy veren Tc tarihinde ilk soykırımlar yapan CHP’nin ve Kılıçdaoğlu’nun itirafıdır.
Saddam ilkin tecrit edildi, dünyadan yalnızlaştırıldı, Kürtleri kattlettiğ ve soykırımdan geçirdiği söylendi, sonrasında hafif hafif vuruldu. Karşılıklı düelolar giderken, savaşların anası Ortadoğu'da olacak salvoları eşliğinde bir haftada yıkıldı ve gitti. Onu en son lağım çukurunda buldular..
Esad ve Suriye diktatör ilan edildi. Arap Baharı ile iyice gündemleştirildi. Esad da tık yok. Aynı yola devam etti. Sonra ABD ve Batı birleşti. Türkiye’ye yol verildi. TC İslamcı cihadçıları ve İŞİD'i harekete geçirerek ayağından kendisini vurdu.
ABD ve Rusya ve Batı İslamcı terörislere ve İŞİD’e ve İŞİD’in babası TC ye iktidarı bırakamazdı.
Kobani düştü düşecek derken Kobani'nin etrafını koalisyon uçakları vurdu.
Kürt uluslaşmasında ve direnişinde Kobani bir tarih yazmış oldu. ABD ve Koalisyon Kürtlere müttefik oldu.
Erdoğan Suriye ye girerek ve İŞİD i destekleyerek Kürdistan’ın fiilen kurulmasına yol açtı.
Düştü düşecek denlen Esad Rusya eliyle kurtarıldı.

*Şimdi Türkiye etrafındaki çember daralıyor..
Kürtleri ve Rojava Kürdistan’ı yokedeyip derken kendileri büyük bir tehlikenin içine girdiler.
Kürtlerde epeyce zor durumda kaldı, acılar yaşadı, ama sanırım bu acı ve bazı kayıplarımız yeniden kazanımlara dönüşür.
Moralimizi bozmaya hiç gerek yok.
Uluslaşma ve kendi kendini yönetme, bağımsızlık fırtınalar ve tamda herşey gidecek mi denilen koşularda çıkar..
Evet burada Kürt lerin hayati adımlar atması ve yürü kulum demesi gerekiyor..

“Göbeğimiz kendimiz keseceğiz” dediler. Şimdi başkaları göbeklerini kesecek..
Trump onay verdi, kürtleri terketti ama sanırım bir yanıylada batağa saplansın dedi.
Türkiye “bana kalır” derken Rusya ile Suriye üzerinde anlaştı belli ölçülerde.
Minbiç’i ABD Rusya’nın denetimi vermeyi kabul etti. DSG ve Suriye rejim anlaşması ile Suriye ordusu bazı yerlere ve Minbiçe girdi.
Evet, ilerlemek için Kürtler geri adım attılar..
Halkım ve ülkem yokedileceğine hayatı seçerim denilerek, acı bir reçeteye razı olundu.
Ama bu acı recete, ileri iyi çıkışların habercisi olabilir.
Kürtler yine kendilerini var edecektir..

*Şimdi Erdoğan şahsında TC kuşatılıyor.
İŞİD lilerin katliam ve soykırımlarını, Avrupa vb yerlerdeki katliam ve cinayetleri dünya bir yerlere kodlamıştı..
Recep’in kükremelerini unutmayacaklar, tehditlerini görmemezlikten gelemezler.

*Son iki gündür önemli gelimeler yaşanıyor
Trump dün Erdoğan ve DSG genel komutanı Mazlum Kobani ile görüştü, derhal Erdoğan dan ateşkes ilan edilmesini istedi.
Mazlum Kaobani ile görüşmesi iyiye işarettir.
ABD, Kürtleri yalnızlığa itti, ama kendi güvenliğini ve güvenirliliğini de sarstı. Kürtler biraz kaybetti ama sanırım ABD Ortadoğu’sa daha fazla kaybedecek..
Bunu gördükleri kanısındayım..
ABD ve Trump TC karşı ambargo ve ekonomik yaptırımları başlattı. Süleyman Soylu, Hulisi Akar ve Enerji Bakanını kara listeye aldı.
Bu başlangıç, ayak sürülmesi durumunda Erdoğan ve başkaları kara listeye girebilir.
Yaptırım konuşmasının son cümleler önemli: Türkiye bir bakıma İŞİD’e yardımcı olmakla değerlendiriliyor.
“"ABD Suriye'deki bu çirkin faaliyetlere imkan ve olanak sağlayanlara, finanse edenlere sert bir şekilde ekonomik yaptırımlar uygulayacaktır. Türk liderleri bu tehlikeli ve yok edici yolda yürümeye devam ederse Türkiye'nin ekonomisini seri bir şekilde yok edeceğim."
ABD Savunma Bakanı Esper. “Cumhurbaşkanı Erdoğan, potansiyel IŞİD dirilmesi, olası savaş suçları ve büyüyen insanlık krizi dahil olmak üzere bunun sonuçlarından tamamen sorumludur. Gelecek hafta NATO'yu ziyaret edip diğer NATO üyelerine Türkiye'nin saldırgan tutumuna karşılık kolektif ve bireysel ekonomik önlemler almaları doğrultusunda baskı yapacağım”
Başta az ülke “operasyonu durdurun” derken şimdi hemen hepsi bir an önce işgale son veriniz demektedir.
NATO Genel Sekreteri başta TC ve erdoğan la görüştük, sınırlı olacak , bize söz verdiler diyerek bir anlamda destek sunarken şimdi “operasyonu hemen durdurun” demektedir.
Şimdii ÇİN ve önemli dünya güçleri işgali hemen durudurunuz çağrısı yapıyor.
Erdoğan Azerbaycan’a giderken “Minbiç gireceğiz ve Kobane vb alacağız”, ve Dışişleri bakanı “sonuna kadar gideceğiz “ denilmesine karşı süngüler giderek aşağıya doğru iniyor.
Artık ABD ve batı Türkiye ittfaklarını sorguluyor.
Ambargo başladı ve gelişmelere ve TC tutumuna göre daha da artıracaklarını açıklıyorlar.
Yarın BMGK’in de Rojava ile ilgili kapalı oturum var..
BM devreye giriyor, BM insan hakları gözlemcisi açıklamalarda bulunuyor.
Kamuoyu ve TC teşhiri heryerde gündemde. Erdoğan ve TC artık mahkum sandalyesine oturtuldu. Bozuk sicilleri deşifre ediliyor. Böyle giderse işledikleri soykırımlar ve insanlık suçları dünya gündemine oturabilir.
Eğer Recep kafa tutarsa kaçınılmaz olarak bu noktalara gidebilir.
Evet başa dönelim: “Dünyanın tamamını kendimize düşman ilan ettik”
Bu itirafdır ve Türkiye kendini çembere koymuştur. İŞİD kafalı Erdoğan sonunda tuzağa düştü.
Çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüde düşer.
Rojava ya gireceğiz. “Bir gece ansızın geleceğiz”, “göbeğimizi kendimiz keseceğiz”, “inlerinde vuracağız” gibisinden hep Kürtlere karşı horozlanmalar, hoyratça barbarlık ve saldırganlık vb vb boşa düşecek..
Ansızın düşebilir, ansızın sessiz sedasız çekilebilir noktalarına kadar gidebilir…
Evet, katil ve barbarlar kendi kendilerinin barbarlığında ve birbirini gaza verişleri ile kendini dünyaya dayattılar ve Kürtlerin başına bela ettiler.
Şimdi düşüş anı başlıyor..
Ortoğu’da neredeyse herkesim TC ve Erdoğan’a karşı birleşti. ABD yargılanabilirler gibisinden işin önünü açıyor.
Herkes TC yi kınıyor. Vicdanlar TC ve Erdoğan’I yargılıyor.
Kamuoyu, bu yeni Hitleri değerlendiriyor ve mahkum ediyor..
Suriye’ye karşı savaş başlamadan önceki durumu hatırlayınıız.
TC, o noktaya doğru seyrediyor..
“Aslan” kafese giriyor gibisinden gelişmelerle yüzleşebiliriz.
*Mesut Barzani son işgal bölgeye yapılmıştır derken haklıydı. Sanırım tehlikeyi gördüler.
Rojavayı güya alacaktı, Kürtsüz bir Rojava yaratacaktı, sonra Güney Kürdistan’I gündeme alacaktı.
Rojavada DSG yi bahane ediyordu. Güney Kürdistan için başlattığı Pençe işgallerini genişleterek PKK’yi bahane edecekti.
İşte bunun için birlik çok çok yakıcıdır..
Kürtler İsrail gibi ciddi bir savaş verecek ve dünyaya kendini kabul ettireceklerdir.
Birleşirsek ve dünyayı yanımıza alırsak TC’yi iyice bataklığa gömebiliriz.
Gece gündüz yokedeceğiz, gireceğiz, tepelerine ineceğiz, inlerinde geberteceğiz, mezarlara gömeceğiz vb diyen TC’ye tarihi bir ders vermeliyiz.
Bakınız bu TC, barbarlık ve soykırım ve işgal yapmak için bütün ırkçı, faşitst, islam, solcu vb vb birleştiriyor. Heps igal ve yoketme için Türkün Türke gazını veriyor, Tvler, medya, spor, kültür vb her alanda şov yapıyorlar, camiler Fetih duaları okuyor….
Biz mazlum, ezilen, haklı, sömürge bir ülke, ulus ve halk olarak birleşemiyoruz?
Bunlara karşı ciddi bir savaş veremiyoruz.
Kerkük te gördük, hava sahası kapatılmıştı. Ordu parçalı olmasaydı ve Kürt partileri, pavel vb ler kuyular kazmasaydı, ciddi bir savaşa tutuşup kazanabilirdik.
Birlik olsaydık, dünya diplomasisinde yerimiz olurdu. Her yerde her an hazır olurduk. Gelgitleri az yaşayabilirdik.
TC sömürgeciliği ve barbarlığı çembere düştü. Kuşatılacak. Dünya insanlığı ve kamuoyu vicdanında kusatılmış ve makum oluyor.
Son devletlerin tavrı ve açıklamalarına bakılırsa siyasi alanda kuşatılıyor. Askeri alanda kuşatılmaya sıra gelirmi gelmezmi yaşarak göreceğiz. En azında askeri anlamda şimdi belli oranda dişleri çekilecek, başka noktalara varır mı, bu karşılıklı çekişme ve çelişkiler belirleyecek..
Hadi hayırlısı umutlu olalım..
Kürdistan partilerine bırakın şu çağrıları diyelim.
Çağrılarla bu işler olmaz. Birbirlerinizi tanıyorsunuz, hadi gidiniz merheba deyiniz, çaylarını içiniz, yeni bir sayfa açıp kardeş kardeş neler yapacağınıza çabucak karar veriniz.
Çağrı istemiyoruz. Önceki gibi yapmayınız. Gidin ön hazırlık yapınız ve halkınıza somut açıklamalar yapınız..
Her an herşey değişebilir..
Herşey Rojava Kürdistanı için..
Herşey Kürdistan için.. 

7385

Fransa’da El Freni Çekildi! İşe Yarar Mı?

Avrupa Birliği üyesi 27 ülkede 720 sandalyeli Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri, 6-9 Haziran tarihleri arasında yapıldı. Almanya, İtalya ve Fransa’da aşırı sağ olarak tanımlanan faşist hareket ciddi anlamda sandalye sayısına ulaştı. Böylelikle merkez sağla birlikte faşist hareket AP’deki en büyük grup olarak yerini korudu.

Seçimlerin yankısı ve sonuçları ciddi anlamda tartışmaları doğurdu. AP’ye Almanya’dan sonra sağcılar adına en fazla vekil gönderen Fransa, tartışmaların girdabından çıkıp erken seçim hamlesi ile sarsıntıyı giderme yoluna gitti.

Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (3)

Devrimci siyasal mücadelenin genel olarak nesnel zemini, sosyal devrimleri de olanaklı kılan nesnel zemin ile, aslında ortak paydalara sahiptir. Emperyalist- kapitalist barbarlığın hüküm sürdüğü ve kendisinin doğrudan var ettiği her bir antagonist çelişme ve sorunların giderek daha bir keskinleşerek; ulusların, halkların ve doğanın yaşamını kâbusa çevirip, geleceklerini ciddi şekilde riske soktuğu şu süreçte, gerek özel olarak Türkiye ve K.

Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (2)

Somut özgülün realitesi içerisinde devrimci siyasal mücadelenin etkili ve sonuç alıcı kazanımlara dönüşerek yürütülebilmesi için gerekli olan bir diğer öncelikli koşul ise; elbette ki bu mücadelenin, küresel ve yerel zeminde, toplum gündemini doğrudan ilgilendiren ve de ilgilendirecek olan sorunlar üzerinden ele alınarak yürütülmesidir.

Halkların İhanetçilerden Çektiği (Nubar Ozanyan)

Zulmün gölgesinde yaşam bulmaya çalışırken karanlığın sadece gece gelmediği, güneşin altında da gelip halkları bulduğu katliamlar birçok halkı nefessiz bırakmaya çalışmıştır. 1915 Ermeni Soykırımı boyunca başta Asuri, Süryani, Pontus halkı olmak üzere Êzîdî ve Kürt halkı da büyük trajediler yaşamıştır. Bugün Türk faşizmi eliyle Başûr Kurdistan’ında gerçekleşen işgal ve ilhak saldırılarında Kürt halkıyla birlikte Asuri-Süryani halkı da tanımsız acılar yaşamaktadır.

Türkiye’de Ermeni bir devrimci militan: Haldun Karyol (MEHMET GÜNEŞ)

Haldun Karyol, asıl adıyla Harutyan Karyolacıyan, kadim dostum, 8 Temmuz günü aramızdan ayrıldı. Haldun bir Ermeni’ydi ama her şeyden önemlisi Türkiye’de yetişmiş, ender görülebilecek, kendine has eylemci bir devrimci militandı. Onu ender ve ebedi kılan hikayesini bilmek ve öğrenmek, bugün Türkiye’de devrim mücadelesine baş koymuş her militanın hakkı. O yüzden, Haldun’u yakından tanıyan biri olarak, onu anlatmayı devrimci bir görev olarak üstleniyorum.

Mevcut koşullarda devrimci siyasal mücadelenin öne çıkan toplumsal dinamikleri (1)

Nasıl ki genel siyasal mücadele ve siyaset ediş tarzı, küresel ve yerel bazdaki ekonomik, politik, eğitsel, askeri, kültür-sanatsal, çevresel-iklimsel, ezen-ezilen cins, inanç ve etnik sorunlar yekûnu olan toplumsal dinamikler zemini üzerinden kendisini var edip sürdürüyorsa; birebir aynı şekilde, devrimci siyasal mücadele ve siyaset ediş tarzı da aynı küresel ve yerel toplumsal dinamikler üzerinden kendisini var edip sürdürmesi gerekiyor. Normal ve de olması gerekendir bu.

Küçük bir damla ile fırtınayı başlatanlar (Nubar Ozanyan)

Aradan 12 yıl geçti. Etki gücü Ortadoğu’ya yayılan 12 yaşında genç bir devrim yaşıyor adına Rojava denilen topraklarda. Derin yoksulluk, bitmeyen zulümle terbiye edilip cehenneme çevrilen Ortadoğu’da Rojava, bir özgürlük adası gibi duruyor.

Türk Faşizmi EURO 2024’te Sahaya İndi

İki yılda bir Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) tarafından organize edilen Avrupa Futbol Şampiyonası, bu yıl EURO 2024 olarak Almanya’da düzenlendi.

Kapitalist Toplumsal Bir Kırılma ve Yeniden Tarihi Yeni Bir Toplumsal Süreç

Kapitalist emperyalist sistem, önceki bunalım ve çelişmelerinden farklı olarak,, kendisinin taşıyamayacağı ve çözemeyeceği sistem içi   yapısal ekonomik ve siyasal çelişmeler ile karşı karşıya kaldığı bir sürecin içine girmiştir. Bir taraftan yeni emperyalist ülkelerin ortaya çıkışıyla (ki, bu; kapitalizmin ala bildiğine gelişmesi, genişlemesi, üretimin ve sermayenin alabildiğine temerküzü ve de mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi sürecinin de ilerlediği anlamına gelir) kendini yeniden üretemez olan bir sürecin içine girmiştir.

Bunların neler olduğunu kısa olarak açalım:

Prof. Dr. Korkut Boratav CHP’den Sermaye Sınıfıyla Hesaplaşmasını İstiyor...

Marksist iktisat Profesörü Korkut Boratav, gazeteci İrfan Aktan’a verdiği mülakatta, sürece ilişkin gerçekten de çok değerli ve devrimci sol-sosyalist ve komünist politik öznelerce dikkate alınması gereken çok önemli siyasi ve iktisadi analizler yapıyor, saptamalarda bulunuyor. 

Örneğin kendisine sorulan şu soruya verdiği yanıtta olduğu gibi:

“Yoksulların, alt sınıfların bu kadar derin bir kriz yaşadığı dönemde nasıl oluyor da ideolojik hegemonyayı yine de iktidar sağlayabiliyor ve buna karşı güçlü bir sol alternatif çıkmıyor?” (abç)

Yağma ve Talan Cumhuriyeti (Analiz)

Geçtiğimiz haftalarda Kayseri’deki pogrom girişimiyle başlayan ırkçı ve mülteci düşmanı saldırılar Antalya, Antep, Urfa, Hatay, Bursa, İstanbul gibi şehirlerde de kendisini göstererek göçmenlere ait işyerlerinin ve malların yağmalanmasına, yakılmasına ve çok sayıda göçmenin yaralanmasına, hatta Antalya’da göçmen bir gencin öldürülmesine neden olmuştur.

Bir çeşit günah keçisine dönüştürülen göçmenlere karşı yükselen bu dalga görünen o ki daha çok olaya ve şiddete gebe bir yerdedir.

Sayfalar