Pazartesi Ekim 5, 2026

Üç gerilla önderinin yanındayız! (Nubar OZANYAN)

TC devletinin soykırım aklı ve imha kılıcı yine devrede. Kürdistan’ın parça parça ilhak ve işgal hareketi sürerken gerilla direnişi de görkeminden bir şey kaybetmeden devam ediyor. Kağıttan kaplan olan ABD emperyalistlerinin PKK’nin üç öncü komutanı ve önderine karşı aldığı imha kararı asla kabul edilemez. Bu köhne kararın halklar nezdinde, özgürlük ve adalet karşısında hiçbir meşruluğu ve hükmü yoktur.

Kimdir bu üç değerli komutan? Onlar, Kürdistan dağlarında olanakların en az, zorlukların en fazla olduğu bir coğrafyada bütün ömür ve zamanlarını Kürt halkının özgürlüğü ve onuru için adamışlar. Haklı mücadelelerine bir an olsun bile ara vermeden devam etmişler; yüreklerinde halk ve bilinçlerinde gerilla sevgisi bir an olsun eksik olmamıştır. Onlar sadece Kürt halkının özgürlük ve onuru için dağlarda mücadele yürütmüyor aynı zamanda Ortadoğu’nun tüm ezilen halklarının özgürlüğü ve onuru için de mücadele ediyorlar. Bu açıdan onlar, yargılanmayı değil sahiplenilmeyi hak ediyor.

Yarım asırlık ömürlerinin tümünü, hiçbir kişisel çıkar gütmeden ve hiçbir kaygı taşımadan, hiçbir övgüye tenezzül etmeden ortaya koymuş, yüreklerini Kürdistan dağlarına ve ideallerini halkın özgürlüğüne emanet etmişlerdir. Kürdistan dağlarına sevdalı, ideallerine ve yaşama büyük bir tutkuyla sarılmışlardır. Uzun süreli gerilla yaşamları, bilgi-birikim-tecrübe ve bedel anılarıyla doludur. Örnek alınacak duruşları ve yoldaşça bir yaşamları vardır.

Bu üç gerilla komutanının her birini ayrı zaman ve yerlerde tanıma ve sohbet edip birlikte zaman geçirme şansım oldu. Son derece alçakgönüllü, her sözlerinde yoldaşlık, her yaklaşımında dürüstlük gördüm. Hemen her konuşmalarında kendi pratiklerine dair özeleştirel yaklaşan bu değerli devrimcilerden mücadelemizin ayrıntılarında saklı çok şey öğrendim. Heval Cemil Bayık, PKK örgütünü yönetme ve örgütleme ustasıdır. Heval Duran Kalkan, birleşik devrimci mücadelenin mimarlarından, tarih ve devrim bilimin mahir bir devrimcisidir. Heval Murat Karayılan, gerilla savaş stratejisinin ve zengin yaratıcı taktiklerin ustasıdır; bir yoldaş sevdalısıdır.

Tüm ömürlerinde bir çift gerilla elbisesi, bir adet silah, bir adet kareli defter ve bir tükenmez kalem dışında hiçbir şeye sahip olmamışlar. Yaşamlarının yegane amacı önderliklerinin ve Kürt halkının özgürlüğünü kazanmaktır. Yoldaş ve dost canlısı bu onurlu insanlar, bütün pratiklerinde ve çalışmalarında Türkiye devrimine katkı sunmaya çabalamaktadırlar. Ufukları sadece Kürdistan devrimiyle sınırlı değildir. Türkiye devriminin de gelişip güçlenmesi için çabaları vardır. Onlar sadece Türkiyeli devrimcilerin sağlam dostu değildir. Aynı zamanda Ermeni-Süryani-Rum-Êzîdî-enternasyonal halkların da sağlam dostu ve güvenilir yoldaşıdırlar.

TC devleti sadece soykırımcı, inkarcı ve imhacı değil, aynı zamanda mafyalaşmış bir çete devleti ve suç örgütüdür. Topal Osman’dan Sedat Peker’e, Mehmet Ağar’dan Süleyman Soylu’ya dek sayısız kez kanla yıkanmış adalet ve hukuk anlayışı ve pratikleri devam ediyor. Kirden ve kandan beslenen mafyalaşmış çete devletinin ne meşruiyeti ne hukuki bir yanı vardır. Çete ve mafyaya dayanarak Ermeni-Rum-Süryani halklarına karşı katliam ve suikastlar gerçekleştirenler, mal ve mülklerine el koyanlar bugün de Kürt düşmanlığı üzerinden suikast ve katliam yapıyorlar.

Kürt halkının özgürlük idealleriyle sembolleşmiş üç gerilla önderi hakkında imha kararı, Kürt soykırımının başlangıç kararıdır. TC devletinin patronu olan ABD’nin bu kararının hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Bu karar, Kürt halkının soykırımına yeşil ışık yakmadır.

Üç gerilla önderi ve değerli komutana yönelik soykırımcı bu kararı tanımıyoruz/tanımayacağız. Başta Heval Cemil Bayık, Heval Duran Kalkan ve Heval Murat Karayılan olmak üzere Kürt ulusunun haklı ve meşru mücadelesinin yanında olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz. Onlar sadece Kürt halkının özgürlüğü, adaleti ve onuru değildir. Türkiyeli devrimcilerin Ermeni-Rum-Süryani-Asuri-Êzîdî halklarının da onurudur. Asıl suçlu olan ve yargılanması gereken soykırımcı-inkarcı suç örgütü TC devletidir. Ve ona her türlü desteği veren ABD’dir. Kapitalist emperyalist sistemin sömürgen tekelleridir. Ve onların siyasetçileridir.

Dem Dema Azadiyê. Dem Dema berxwedanê!

11950

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

Margenthau anlatıyor…

Yeni bir yüzyılın başında Ermeni halkının başına gelen Felaket’e tanık olan, 1913-1916 yılları arasında Osmanlı Türkiye’sinde Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi görevinde bulunan Henry Morgenthau, Talat Paşa ile görüşmelerinde bugünkü Türkiye’nin başına gelecekleri konusunda uyarılarda bulunuyordu;

“Ermeni’lere yönelik tutumun Türkiye’yi dünyanın gözünde çok kötü duruma düşüreceği ve ülkesinin bu rezaletten asla kurtulamayacağı konusunda Talat’ı ikna etmeye çalışıyordum…”

“‘Büyük hata yapıyorsun’ dedim, üç kere tekrarladım…”

“Gök Kubbenin Altında Kaos Var”

2019 yılını geride bırakırken, dünyadaki ekonomik ve siyasal gelişmeleri, kısaca şöyle özetleyebiliriz:[1]

Miadını Tamamlayan Sisteme Karşı Halklar Ayaklanıyor

Dünya çapında ülkeler yeni bir sürece giriyor. Halklar kitlesel olarak sokaklara dökülüyor. Yaşadıkları koşullara olan tepkilerini mevcut yönetimlere başkaldırarak dile getiriyorlar. Çünkü halklar eskiye kıyasla daha yoksullaşmış, daha çok sömürüye tabi tutulmuş, aldıkları ücretlerin alım gücü iyice düşürülmüş, işsizlik çığ gibi büyümüş, yaşam şartları iyice zorlaştırılmıştır. Tüm bunlar yetmediği gibi ürünlere sık sık yapılan zamlar, artırılan vergiler, artan kesintiler, gaspedilen haklar vb. gasplar ile sistemin yarattığı külfet halklara çıkarılıyor.

İSMAİL BULUT ve YILDIZ ÇİÇEK

Kity Genovese, Hüseyin Aslan, "çeşmeden çıkan gerçek" İSMAİL BULUT ve YILDIZ ÇİÇEK

Bu Ne Hiddet, Bu Ne Celal; Bu Neyin Hezeyanı Böyle?!...H.Gündoğan

Bu Ne Hiddet, Bu Ne Celal; Bu Neyin Hezeyanı Böyle?!...

"Bir bardak suda koparılan fırtına" ya tanık olduk resmen..

Takınılan tavır, gösterilen tepki ve sarf edilen laflar kesinlikle eleştirel bir tutumun öğeleri olamazdı.

“Önem bakışında olsun, bakılan şeyde değil…”[1]

(Yobazlığa denk gerici bir bakış açısı ve anlayışı üzerine eleştirel notlar…)

 

22 Kasım 1986 Yılında Ölümsüzleşen 9’ların Kızıl Anılarını Selamlıyoruz!

Hapisten çıkmıştı çoğu… Kısa süre şehirlerde kalıp örgütsel çalışmaları yürüttükten sonra, Parti konferansına delege olarak katılmak üzere Dersim’e gerilla bölgesine tereddütsüz yürüdüler. Silah kuşanıp gerilla savaşı siperlerinde konumlandılar. Gerilla birliği çok geçmeden düşman saldırısına maruz kalarak büyük bir çarpışmaya girdi. Bu çarpışmada yedisi konferans delegesi, ikisi parti savaşçısı olmak üzere toplam 9 yoldaş, 22 Kasım 1986 günü Dersim-Ovacık kırsalında düşman tarafından hunharca katledildi. Yoldaşların katledilmesi partimiz açısından ağır bir örgütsel darbe oldu.

Yabancılaşmayı kırmak, insanı yüceltmek gerek"

Mavruk, Aytmatov okuduğu dönemlerin onun hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ediyor…

Şair Ruhan Mavruk, son dönemde toplumu en çok etkileyen olgunun yabancılaşma olduğunu ifade ederek, şiirlerinde bunun yarattığı sorunlara dikkat çekmeye çalıştığını söyledi.

Erdoğan’dan Yeni Nubar Yalımyanlar, Sakine Cansızlar Tehdidi

Erdoğan’dan Yeni Nubar Yalımyanlar, Sakine Cansızlar Tehdidi *

TC'nin başı R.T. Erdoğan, 30 Ekim 2019 tarihinde yaptığı grup toplantısında açıktan misilleme yapacaklarını açıkladı.

Sosyalizm Kazanacak

Emperyalist burjuvazinin kapitalist sistemi dünyayı uçuruma doğru hızla götürdüğünü neredeyse burjuvazinin kendisi de kabul eder duruma geldi. Kapitalist sistem ciddi bir bunalım içinde ve artık sistemi yönetemez duruma gelmiş durumdadır. Sermaye büyüdükçe ve merkezileştikçe daha fazla saldırganlaşıyor. Birkaç yüzyıl denebilecek süreçte işçi sınıfının ağır bedeller karşılığı kazandığı demokratik ve ekonomik hakları gasp ediyor. 

Garbis ve Anıya Saygı/ Erdal Emre

Hayattayken fazlaca anımsanmayan, hatta neredeyse yalnızlığa mahkûm edilen kimi insanların beklenmedik ölümü geniş kesimlerde bir şok tesiri yaratır. Ölümlerini izleyen günlerde ise birbiri ardına ve çoğunlukla birbirine benzeyen taziye mesajları, anı anlatımları, “ölümsüzleşti”, “unutulmayacak”, “yaşayacak” temalı tutkulu, tek tip konuşmalar yapılır. Sonra her şey rutine döner.

Karşı karşıya bulunduğumuz ve ne yazık ki artan ölçüde kanıksadığımız bir durumdur bu. Özellikle de, küçülen, ama aynı zamanda hızı giderek artan dünyamızın yeni gerçeği…

Sayfalar