Cumartesi Ekim 24, 2026

Türkiye’yi havaya uçuracaklardı!

Hakikat aşkına sizler Özgür Ülke, Özgür Gündem, Azadiya Welat büroları bombalanırken neredeydiniz?

Bugün ‘özgür basın susturulamaz’ diyenler!
Sizler, yüzlerce köşe yazımı ‘delil’ diye iddianameye koyanlarla. Yetmedi, “Gülen cemaatinin kirli planları” başlıklı araştırma yazım ile birlikte evimdeki tüm kitapları alıp “kuvvetlendirici suç delili” olarak somut’a sayanlarla. Yetmedi, benimle ilgisi olmayan bilgisayar çıktısı bir kâğıdı evimde bulduğunu iddia edenlerle. O da yetmedi, bir tanıdığıma şantaj uygulayıp tehdit ederek zorla gizli tanık yaratanlarla. Bu gizli tanığa birçok belge imzalatıp onun ağzındanmış gibi “benim bomba yapıp yerleştirdiğimi” iddia edenlerle. Yetmedi maddi geçimimi sağlamak amacıyla yapmaya çalıştığım sigara ticaretini terörize edenlerle. Sigaraları çıkarıp çuvallar içerisine sahte bomba benzeri malzeme koyup, buna rağmen ‘bomba taşıyor’ diyenlerle. Yetmedi, sözde, PKK’ye iletilmek üzere benim ağzımdan yazılmış gibi (cezaevinde olmama rağmen) flash bellekte yakalandığı iddia edilen sahte bir “öz eleştiri” senaryosu hazırlayanlarla. Olmadı beni Urfa’nın ÖSB sorumlusu ilan edenlerle, ittifak yaptınız.

Bitmedi! Siz bugün ortalıkta “özgür basın susturulamaz” diye utanmadan slogan atanlar, sizler, beni, barış yanlısı bir köşe yazarını PKK içerisindeki şahin kanat ve süreç karşıtı olarak bütün dünyaya servis ettiniz.

Sizler bir köşe yazarından bir bombacı yaratıp muhalif sesimi kesmeye çalışanlarla ortak oldunuz. Siz benim gibi binlerce suçsuz insana en ağır cezalar isteyerek dönülmeze yollamak isteyenlerin dümenine su taşıdınız. Siz bugün mağdur edebiyatı yapanlar, sizler bir daha arkadaşlarımızın, evli isek eş ve çocuklarımızın, ailelerimizin yüzlerine hasret bırakmaya çalışanlarla birlikte alkışa tempo tuttunuz. Sizler tüm bunları Türkiye’nin en çok abonesi olan gazete ve basın iken yaptınız. Sizler tüm bunları devletin iktidar ortağı iken yaptınız.

Bizler alanlarda “özgür basın susturulamaz” der ve en ağır işkencelerden geçirilirken sizler bizim için; “bunlar gazetecilik yapmıyorlar” diyor ve bizleri terörist ilan ediyordunuz. Sizler onlarca gazetecinin muhalif sesini susturmaya çalışanlarla birlik oldunuz. Sizler bizim katlimize sebep oldunuz?

Bir de kalkmış ‘özgür basın susturulamaz’ diye sloganlar atıyorsunuz. Hiç mi bu kutsal sloganı söylerken utanmıyorsunuz, hiç mi yüzünüz kızarmıyor? Hakikat aşkına sizler Özgür Ülke, Özgür Gündem, Azadiya Welat büroları bombalanırken neredeydiniz? Doğruya, bizler ‘teröristtik’.
 
Sizler yapmış olduğunuz yalan-yanlış haberlerle Türkiye halklarının algısıyla oynayıp Türk ve Kürt halkının kardeşleşmesinin önüne geçtiniz. Sizler yaptığınız haberlerle komplolara ortak oldunuz.

Sizler hırsızsınız! Sizler nice Rozerin ve Şoreşger’lerin düşlerini çaldınız. Sizler nice anne-babaların kalplerine indirdiniz. Sizler nice sevgililerin hayalleriyle oynadınız. Sizler sevgiye düşmanlık yapıp hakikati inkâr ettiniz. Sizler inkârcı ve hakikati katledenlerdensiniz.

Siz Gülen cemaatinin yayın organları olan Zaman gazetesi ve Samanyolu TV çalışanları! Sizler kurulan kirli komploya ortak olup benim/bizim için “Reyhanlı gibi Ankara’yı da havaya uçuracaklardı” dediniz ve günlerce bu haberi Türkiye halklarına sundunuz.

Her şeye rağmen biz özgür basın çalışanları bugün sizin için, sizin kalitenizde sözler sarf etmiyor ve her şeye rağmen “basına karşı baskı ve tutuklamaların doğru olmadığını” söylüyoruz. Emin olun samimi olacağınızı bilsek sizlerle birlikte aynı alanlarda bile oluruz ama, siz samimi değilsiniz.

Sizin çözüm sürecine karşı olduğunuzu biliyoruz. Bizden, yani Kürtlerden nefret ettiğinizi haber ve dizilerinizden anlayabiliyoruz. Sizler bizi, yani Kürtleri, Alevi’leri, Komünistleri, Anarşistleri, Kızılbaşları, Ermeni, Süryani, Êzidi ve hatta Müslümanları (!) dahi sevmeyip düşmanlık beslediğinizi biliyoruz. Ama biz yine de sizin için “Türkiye’yi havaya uçuracaklardı” demiyor, türlü türlü komplolara alet olmuyoruz.

Hani bugün meydanlarda söylediğiniz “özgür basın susturulamaz” sloganları var ya, işte biz bu sloganı onlarca yıldır söylüyor ve direniyoruz. Siz bu sloganı söylemek için çok geç kaldınız. Bu slogan için bizler binlerce yoldaşımızı toprağa verdik. Onun için lütfen kutsalımıza karışmayın, gidin kendinize başka sloganlar bulun.

Siz tüm bu komplolara bulaşanlar, sizler çözüm süreci karşıtlığı yapanlar, sizler emin olun ki mevcut halinizle çürümüşsünüz. Çünkü sizler bir halkın özgürlük umudunu elinden almaya çalışanlarla beraber mesai yapıp dirsek çürüttünüz.

17.12.2014

mehmet_serhat_polatsoy@hotmail.com

82097

Mehmet Serhat Polatsoy

Özellikle Kürt Ulusal Hareketi üzerine ve kürtlerin sorunları üzerine makaleler yazmakta olan yazarımız 2011 sonlarından beri yazılarıyla sitemizde yer almaktadır.

serhatpolatsoy@kaypakkaya-partizan.net(hazırlanıyor)

Son Haberler

Sayfalar

Mehmet Serhat Polatsoy

Ermeni'yim Fedai'yim

Uzun yorucu sıkıntılı bir yolculuktan sonra Gerillalar,Enternasyonal savaşçılar eşliğinde Rojava'ya ulaşıyoruz.Her şeyi unutuyor ,sevinç çığlıkları atıyoruz.

Bir Sevda’dır Mercan:( Bir tutsak Partizan)

“Oturmuşsun tarihin en güzel yerine

Asırların açlığını doyurmaktasın

Ne mutlu sana partizan”

“İnsanların bir tarihi vardır. Gerillaların ise başka tarihleri… Başka zaman tanımları vardır onların. Kentlerin devasa uğultusunu çığlıklarıyla yırtanların bambaşka bir tarihleri olur.”

Şehitlerimizde Ölümü Değil Yaşamı Soluyor,Geçmişi Değil Geleceği Görüyoruz!(Zeynel Gökdemir)

“Kimse hüzünlü olmasın

Sırası değil hüznün daha

Bir gün bir şehir alanında

Bir yığının gözlerinde

Omuzlarına düşerse bir çınar yaprağı

Hüzünlensin yaşayanlar o zaman

Sırası değil hüznün daha

Öylesine sıkılmış ki yumruklar

İyice sıkılsın yumruklar

Unutulsun bu gövdeye duyulan hasretß

Unutulsun bu alışılmış duyarlılık.

O kadar sade o kadar kalabalık ki

Devrimcilik Sınırlara Dokunabilme Sanatıdır

Ak ... ak ...
Bazı proletaryalar geçmişe çok takılıyor.
O öyle yaptı diyor. Şu da böyle yaptı diyor.
Olan oldu gayri.
Temel çelişkiler derinleşerek duruyorken ..... 
Sık eleyip sık dokumayacan.
Mazallah daha düne kadar başka ülkelerin devrimlerini lojistik olarak desteklemekle o ülkelerde aktif olarak bulunmak farklı şeylerdir diyenlerin bu gün o ülkelerde bulunmayı devrimci bir vazife olarak görmelerine bu ne nane  bu ne maydonuz diyerek güldüğünüzü duyarsalar gayri

Son sığınağımız; Anılarımız!

Anılar… Anılar ve yine Anılar… Onlar, yaralardan daha uzun yaşarlar! Bizim yoldaşlarımızla olan anılarımız belleğin en temiz, yüreğin en tırmanması, en ulaşılması güç zirvesine çıkarsız, namuslu, dürüst ve sevgiyle kazınır hiç çıkmayacasına. İZ belgeselinin çekimi için gittiğimizde, beni ve ekibimi işte böyle karşıladı Zeynep arkadaş. Evinde konuk ettiği sürece de bu duyguları en küçük hücrelerimize ve yüreğimize işledi.

Ekim Devrimi'nin yüzüncü yılında,öğretileri ve kazanımları (3)

Tek Ülkede Sosyalizm

“Paris toplarının gürlemesi, proletaryanın en geri katmanlarını derin uykulardan uyandırdı ve sosyalist devrimci propagandaya her yerde yeni bir atılım verdi. Bu nedenle Komünün yapıtı ölü değil; şimdiye değin herbirimizde yaşadı o. Komünün davası, toplumsal devrim davasıdır, emekçilerin bütünsel siyasal ve iktisadi kurtuluş davasıdır, dünya proletaryasının davasıdır. Ve bu anlamda ölümsüzdür o.”1

Serdar Can’dan “Armenak Bakırcıyan” kitabına dair değerlendirme

Partizan geleneğinin yürek işçisi Serdar Can, yaşamı boyunca devrimci geleneğin değerli isimlerinden biri olarak yaşamını bu davaya adamıştır. Bu doğrultuda vakıf olduğu tarihi olayların anlatımında da objektif olunması için elinden gelen çabayı göstermiş ve sorumluluk gereği düzeltilerde bulunmak için makaleler kaleme almıştı. Hasan Hayri Aslan’ın yazdığı “Ölümden de Öte” kitabına dair yazdığı değerlendirme de bu minvalde kaleme alınmış ve “sezarın hakkı sezara” düsturu ile hareket etmeye çalışmıştı.

Rojava'da 40 gün -1.bölüm

En son Yerevan'dan görüştüğümüzde "bizim Rojava'daki durumumuzu görmek için muhakkak gel her şey burada çok güzel, Parti teşkilatımızın Rojava'da saygınlığı ve halk tarafından sempatisi var" demişti. “Sen yeter ki gel, istediğin yerde seni karşılarım" dedikten sonra Ağustos ayında "muhakkak geleceğim" demiştik ve sözleştik. Zamansız, hiç beklemediğim bir anda çalan telefonumdan gelen haber ile yıkılmıştık.

Diyarbakır zindanının solduramadığı bir “beton gülü”nü,Zeynep’imizi kaybettik. (Erdal Emre )

Kahkaha ve gözyaşı ortağın Delço ile birlikte Cumartesi günü ziyaretine gelecektik. Öyle anlaşmıştık...

On-altı yıllık direnç rezervlerinin sonlarına yaklaştığın biliniyordu. Ama onca yıl dayanan yaşama coşkun bir zaman daha dayanır sanıyorduk. Biraz da bu nedenle ağırdan aldık... Bağışla..!

NUBAR OZANYAN YOLDAŞ

KARAR, İNANÇ, VE MÜCADELENİN SİMGESİYDİ

Rojava’da şehit düşen Nubar Ozanyan Yoldaş ardında köklü ve derin izler bırakmıştır. Hem karşı devrime karşı açıktan verdiği mücadelede, hem de parti içindeki her türlü anti-MLM akımlara karşı örnek bir duruş sergilemiştir. Bunun sonucu yeraldığı saflarda mücadelenin, kararın, inancın, azmin simgesi olarak öne çıkmıştır. Ve sonuçta parti şehitleri mertebesinde yerini almıştır. Şehit düşmüşse ve mücadele ettiği saflardan bedenen kopmuşsa da, verdiği mücadele sonucu yarattığı zengin değerleri yoldaşlarına devretmiştir.

Emeğin mirasçısıyız: Özden Çiçek

Felsefe tarihine ilişkin okumalar yapıldığında sayısız önemli kaynak kitapların yanı sıra,  bir dönemin en çok okunan (bestseller) felsefe kitapları listesinde Sofie`nin Dünyası adlı felsefi romanına da  rastlamışsınızdır. Felsefe kitaplarına olan ilginin  başladığı ilk dönemlerde  Sofie`nin Dünyası romanının pek çok kişide bıraktığı etki önemlidir. Asıl önemli olan ise kitabın önsözünden önce Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832)`ye ait olan meşhur sözüdür. Nice sözler vardır söyleyemediklerimizi bir çırpıda anlatıveren, nice sözler vardır bizleri ayağa kaldıran.

Sayfalar