TKP/ML MK'sinden Newroz açıklaması
Elimize e-posta yoluyla ulaşan bir habere göre yazılı bir açıklama yapan Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Merkez Komitesi TKP/ML MK ’nin açıklama metninin tamamını haber değeri taşıdığı için paylaşıyoruz:
Direnişi Büyütecek, Özgürlüğü Kazanacağız!
Newroz Piroz Be!
2014 Newroz'u; Türk, Kürt uluslarından, çeşitli milliyet ve mezheplerden emekçi yığınların, çoktandır AKP şahsında, faşist diktatörlükle bir hesaplaşma arenasına dönüşen yerel seçimler düzleminde, direnişin ve özgürlüğü kazanma iddiasının büyüyeceği bir güne ev sahipliği yapacaktır.
Tarihsel anlamını, Kürt halkının direnişinden, karanlığa yakılan isyan ateşinden alan Newroz, umudumuzu büyütmekte, savaşma azmimizi bilemektedir. Zira, Newroz, TC'nin kuruluşundan bugüne, azgın bir şovenizm ve milliyetçilik eşliğinde uygulayageldiği inkar, imha ve asimilasyon politikalarına karşı Kürt ulusunun yürüttüğü mücadelenin isyan çığlığı olmuştur. Zalim Dehak'a başkaldıran Demirci Kawa'nın çekici; zulüm altında inleyen, yok sayılan, aşağılanan, dili ve kültürü yasaklanan ve kaderini tayin hakkı elinden alınan Kürt ulusuna, aydınlık geleceğin, kurtuluşun ve zaferin adresini göstermiştir. Kawa'nın çağrısına kulak kesilen Kürt halkı, görkemli bir direniş sergilemiş, onbinlerce evladını bu amansız kavgada sonsuzluğa uğurlamış, özgürlüğü ağır bedeller pahasına parça parça almasını bilmiştir.
Mazlum Doğan'la özdeşleşen Newroz ve onunla simgeleşen ulusal kurtuluş mücadelesi; TC devletinin kabusu olmuş, onu temellerinden sarsmış, dengesini bozmuş, çaresiz bırakmıştır. Kürt halkının, isyan ve direnişle alazlanan; dağların doruklarından yankılanan özgürlük türkülerini susturmak isteyen hakim sınıflar; tüm olanaklarını seferber etmiş, sayısız katliama imza atmış, binlerce köyü boşaltmış, milyonlarca Kürdü vatanından etmiştir. Ne var ki direniş, gün geçtikçe büyümüş, Kürdistan'ın dört bir yanına yayılmıştır.
İşçiler, Emekçiler!
Ezilen emekçi yığınların baskı, zulüm ve sömürüye başkaldırdığı Gezi İsyanı'nın sınıf mücadelesinde yarattığı iklimle karşılıyoruz Newroz'u. Sokağına, parkına, mahallesine, kentine ve kuşkusuz en önemlisi geleceğine sahip çıkan yığınlar, Gezi İsyanı'nda gücünü görmüş ve göstermiştir.
“Bu daha başlangıç...” şiarı, AKP hükümetinin siyasal temsilcisi olduğu düzenin, neo-liberal uygulamalarına karşı yakılan isyan ateşinin daha da büyüyeceğine işaret ediyordu. Bugün, politik arenada ortaya çıkan tablo, Gezi İsyanı'nın sarstığı, kimyasını bozduğu faşist kemalist diktatörlüğün resmidir.
Gezi İsyanı, hakim sınıf klikleri arasındaki koalisyonu bozmuştur. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ve artık süreklilik kazanan bilgi ve belgelerle ortaya çıkanlar, yalnızca AKP hükümetinin, bakanlarının değil aynı zamanda bugüne kadar onlarla işbirliği/kader ortaklığı içindeki Cemaat'in de gerçek yüzünü ortaya sermiştir. Şimdiye kadar ortak iş tutanlar, şimdi birbirini suçüstü yakalamakta, deşifre etmektedir.
Ortaya saçılan milyon dolarlar, ayakkabı kutuları, yolsuzluklar, sistemin işleyişini göstermekte, kodlarını anlatmaktadır. Komprador burjuvazi ve toprak ağalarının iktidarı; dizginsiz bir sömürü, buna eşlik eden, başta Kürt ulusunun kaderini tayin hakkı başta olmak üzere azınlık milliyetlerin bütün haklarını yok sayan faşist zorbalık üzerine kuruludur. Faşist diktatörlük, “tek millet”, “tek bayrak”, “tek vatan” parolası ve buna paralel gelişen faşist terör ve zorbalıkla, Kürt ulusu üzerindeki baskı politikasını sürdüregelmiştir.
Türk, Kürt Uluslarından Emekçi Halkımız!
Bundandır ki, AKP hükümetinin bugün “demokratik çözüm”, “barış süreci” olarak yüksek perdeden haykırdığı söylemler, büyük bir aldatmacadan ibarettir. AKP, düzenin sadık bir hizmetkarı olarak, hükümeti sürecinde yaşama geçirdiği politikalarla Kürt halkına yönelik kin ve düşmanlığını açıkça göstermiştir. Roboski'de çoğu çocuk 34 gencimizin bombalanması emrini veren, harekatın başındaki generale rütbe veren Erdoğan değil midir?
“Barış” ve “çözüm”den söz edenlerin; günde beş miting yaparak, saatlerce konuşanların ve hemen her konuya müdahale yetkisini kendisinde görenlerin, Roboski davasında üç maymunu oynamaları tesadüf değildir.
Faşist diktatörlüğün, bugün “barış” ve “çözüm”den söz etmesi, demokrasinin bünyelerine sirayet etmesinden değil Kürt halkının sergilediği direnişten dolayıdır. Kürt ulusu, ulus olmaktan doğan haklarını, yasaklara, engellere, devlet vahşetine rağmen pratikte yaşama geçirmiş, TC'ye de fiiliyatta açığa çıkan bu gerçeği kabul etmek düşmüştür.
Kuşkusuz bu “rıza” eylemi de, niteliklerine uygun olmuş, bunu yaparken Kürtlerin birliğini parçalamayı amaç edinmekten, demokrasi ve değişim nutukları atmaktan geri durmamışlardır! Aradan geçen bir yıl içinde, Kürt ulusunun siyasal özgürlükler, seçim yasası/barajı, PKK lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması, rehin politikasının bir sonucu olarak gözaltına alınan ve tutuklanan 8 bini aşkın Kürt siyasetçinin serbest bırakılmasına yönelik en küçük bir adım dahi atılmamıştır.
“Çözüm”den söz eden AKP, Rojava'da cihatçı çeteleri beslemekte, onlara her türlü yardımı yapmaktan geri durmamakta, akıl hocalığı yapmaktadır.
Rojava'da kendi kaderini eline alan Kürt ulusu, geleceğini kendisi inşa etmekte, tüm saldırı ve kuşatmaya karşın örgütlülüklerini genişletmekte, kurumsallaşmasını derinleştirmekte, direnişi büyütmektedir.
Faşist Kemalist Diktatörlük ise “Osmanlı'da oyun çoktur” deyişinin hakkını vermekte, yalan, iki yüzlülük ve aldatmacada sınırları zorlamaktadır. Ne ki, hak ettikleri yanıtı almak için fazla beklemelerine gerek kalmayacak, çokça önem atfettikleri, dillendirmekten bıkmadıkları sandıkta da, Kürt halkının direnişine tanık olacaklardır.
Baskı, şiddet, katliamla yoğrulu milli baskı politikasına karşı tarihin tanıklığı, isyan ve direnişle büyüyen Newroz ateşinin Kürt ulusunu, halkını aydınlatmaya, bilinçlendirmeye ve yol göstermeye devam ettiğidir.
Newroz Parolamız Olacak, İsyan Büyüyecek!
Kahrolsun Faşist Kemalist Diktatörlük!
Tüm Uluslara Tam hak Eşitliği!
Yaşasın Halk Savaşı!
Newroz Piroz Be!
TKP/ML MK
Mart 2014
Son Haberler
Sayfalar
TKP/ML MK : 44.YILIMIZDA ŞAN OLSUN İHTİLALCİ PROLETER ÇİZGİMİZE!
“Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif…
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç…
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü…”
Yoldaşlar,
Partimiz TKP/ML kuruluşunun 44. Yılını kutluyor. Partimiz, Önderimiz İbrahim Kaypakkaya önderliğinde Şafak Revizyonizme karşı ideolojik-politik temelde örgütsel mücadelenin sonucu olarak 24 Nisan 1972’de tarih sahnesindeki yerini aldı.
Tarih Tanıktır: 24 Nisan’da Kaypakkaya Çizgisinin Doğuşuna
Yüzyılda Ülkemiz iki önemli tarihi zelzeleye tanıklık etti. 24 NİSAN. Öyle ki, her iki toplumsal olay tarihimizde silinmez ve silinmeyecek izler bıraktı. Hele ki bu silinmez tarihi olay aynı güne denk gelmişse - ki öyle- bir o kadar daha önemli ve de değerlidir. Tarihimizde bazı yaşanmışlıklar vadesi dolduğunda unutulur, tarih sahnesinde silinip giderler. Ve kendi kendini tasfiye ederler.
15 NİSAN 2015 TARİHİNDE TUTUKLANAN 10 DEVRİMCİ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!
ALMAN CEZA HUKUKUNUN 129/a-b MADDESİ İPTAL EDİLSİN!
Almanya Adalet Bakanlığının 2012 tarihinde verdiği talimatla başlatılan soruşturma 15 Nisan 2015 tarihinde yapılan bir operasyonla ilk aşaması tamamlamış ve bu operasyon sonucu Avrupa çapında içlerinde ATİK yöneticileri ve TKP/ML yöneticisi oldukları iddiasıyla 10 devrimci tutuklanmıştır. Almanya bu uluslararası operasyonu; Yunanistan, İsviçre ve Fransa devletleriyle ortak bir şekilde gerçekleştirdi. Tutuklanan 10 devrimci Almanya'nın Bavyera eyaletinin çeşitli cezaevlerinde tutulmaktadırlar.
Atik Operasyonu, Ortaya Çıkan Gerçekler Ve Büyük Kuşatmanın İlk Hamlesi!-Marco KARAKAYA
Nisan 2015’de ATİK yöneticilerinin de içinde bulunduğu 13 devrimci Alman ve Türk devletinin işbirliği ile “terör örgütü üyesi” olmaktan dolayı tutuklandı. Fransa, İsviçre ve Yunanistan’ın da dahil edildiği Avrupa çapında bir operasyon yaşandı. Alman devleti bu üç ülkede iade talebinde bulundu.
Filipinler İşçi Sınıfı Üzerinde Gün Geçtikçe Yoğunlaşan Neoliberal Saldırılar
Kamu Emekçileri Birlik, Tanınma ve İlerleme Konfederasyonu’nun (COURAGE) 10. Kongresi’nin Açılış Konuşması, 5 Nisan 2016 Halkların Uluslararası Mücadele Birliği Başkanı Profesör Jose Maria Sison
Biz, Halkların Uluslararası Mücadele Birliği (ILPS) olarak Devlet Çalışanları Birlik, Tanınma ve İlerleme Konfederasyonu’na (COURAGE) ve sizin 10. kongrenize gelmiş bulunan yüzlerce katılımcıya en gönülden selamlarımızı iletiyoruz. Aynı zamanda bu kongreyle eş zamana düşen COURAGE’ın kuruluşunun 30. yıl dönümünü de sizle beraber kutlamaktayız.
Zayıflığın Üstüne Atılan Örtü, “Birlik Anlayışında” Sınıf Uzlaşmacılığının Devrimci Hareketleri Getirdiği Nokta!- MARCO KARAKAYA
Devrimci ve demokratik güçlerin sınıf mücadelesinin sorunları ekseninde ortak kaygıları, sorunları ve buluştukları büyük bir payda vardır. Bu paydaşlık dostluk ilişkilerini nesnel olarak yaratır. Bunun yanında bu nesnel zeminin güçlendirilmesi gibi öznel bir tutumda zorunludur. Bu ise siyasetin işidir. Yani devrimci ve demokratik mücadeleye dair dünya görüşü, sınıfsal-sosyal- toplumsal düzeydeki çeşitlilik ve farklı çıkarları olan kesimlerin bir araya gelme zorunluluğu birlikte mücadele siyasetini üretmeye iten dinamik olur.
Yol açan,yol gösteren...
İşçilerin, emekçilerin ve ezilenlerin örgütlenme ve savaşma ihtiyacının olduğu yerde bir yönetme ve yürütme ihtiyacı var demektir. Bir yol göstericiliğe ihtiyaç var demektir. İşçi, kadın, gençlik vb. çalışmalarını, bir birimi, bir grubu, bir örgütü örgütlemek-yönetmek ya da bir harekete önderlik etmek kısaca devrimin parçalarda ve farklı alanlarında ve bir bütüne önderlik etmek gibi bir görev ve sorumlulukla karşı karşıya olunduğu bir gerçektir.
Kiralık Kürtler-Ahmet Kahraman
Başkaldıran mekanı, yükseklerde uçan kartallar onursallığıyla düellocu olan Kürdistan, öbür yanıyla uzun sürmüş işgal toprakları olması nedeniyle, alt beyni köleleşmiş tipler, ihanet yuvalarıyla doludur. Onuru çürümüş, namus damarı çatlamış tiplerle…
Bu düşmüşlüktür. Ülkenin trajedisidir.
Onur için hayatların orta yere serildiği Kürdistan’da dem, devran olur, düşmanla alış-verişte babanın, kardeşin, amca ve dayının hayatı, pazarlık konusudur.
Tarihsel ihanetleri sıralayacak değilim ama, ta İdrisê Bedlisî, Bedirhan Paşa, Şeyh Übeydullah zamanından beri bu böyledir.
Ya Sosyalizm Ya Kapitalist Barbarlık
Kapitalizm, 20 yüzyılın başlarında emperyalizme evrilmesiyle, yeni bir aşamaya gelmişti. Bu aşamanın adı çürümeydi. Kapitalizmin bundan öte gideceği bir yer yoktu. Bu onun son istasyonuydu.
Beni de atın vatandaşlıktan! Kifayet Ceylan
Tecavüzcülerin namus bekçiliğine soyunduğu bu ülkede onlarla aynı havayı solumak istemiyorum. Ensar Vakfı’nda tecavüze uğrayan çocuklarla ilgilenmesi gereken bir bakanın, hem de bir kadının “Bir kereden bir şey olmaz” dediği bir ülkede yaşamak onuruma dokunuyor. İktidar tarafından korunup kollanan vakıfların “Biz de Ensar'ız...” naralarıyla sokaklarda boy göstermelerinden utanç duyuyorum.
TKP-ML TİKKO: Herkesi HBDH çatısı altında birleşmeye çağırıyoruz
TKP-ML TİKKO tüm devrimcileri özellikle de sempatizan, taraftar ve militanlarını HBDH içinde faşizme ve her türden gericiliğe karşı savaşmaya ve birlikte yürümeye çağırdı.
Kürdistan ve Türkiye’den 10 devrimci örgüt aralık ayından bu yana yürütülen tartışma sürecinin ardından güç ve eylem birliği olarak tanımladıkları Halkların Birleşik Devrim Hareketi’nin (HBDH) kuruluşunu bir bildiriyle ilan etti.