Pazar Ekim 25, 2026

TKP/ML-GYDK;NEWROZ ATEŞİNİ SANDIKLARA TAŞIYARAK AKP'Yİ HAYIR OYLARIMIZLA YAKALIM!

NEWROZ PİROZ BE

Newroz başkaldırı ve özgürlük bayramıdır. Demirci Kawa'nın Asur Hükümdarı zalim Dehag'a karşı başlattığı isyan 2600 yıldır ezilen mazlum halklara yol göstermeye devam ediyor. Bir Kürt olan Demirci Kawa'nın 21 Mart günü tüm insanlığa armağan ettiği bu direniş geleneği, tarihin serüveni içinde sadece Kürtlerin sahiplendiği bir direniş olmaktan çıkarak, tüm Ortadoğu halklarının sahiplendiği bir güne dönüşmüştür.

İnsanlığın ezen ve ezilenler olarak ayrıştığı günden bu yana, ezenlerin amaç ve hedefleri hiçbir zaman değişmemiştir. Kölecilik döneminde köle sahipleri, feodalizmde feodal ağalar, kapitalist-emperyalist sistemde patronlar değişen sitemlerin yeni sahipleri olarak isim değiştirseler de, ezenlerin tek amacı kendi iktidarlarını korumak olmuştur. Bunun için ezmekten, katletmekten geri durmamışlardır.

Kürtler var olduklarından bu yana hep ezildiler, yok sayılıp katledildiler. Lozan'da paramparça edilen Kürdistan toprakları baskıcı ve inkarcı dört devlet; Irak, İran, Suriye ve Türkiye arasında paylaştırılarak bölündü. Türk hakim sınıfları, yarattıkları yeni ulus devletlerinde kendi dışındaki hiçbir ulusa ve ulusal azınlığa yaşam hakkı tanımadı. Türkiye Kürdistanı'nın Türk hakim sınıflarına bırakılmasından hemen sonra, Kütleri bekleyen baskı ve zulüm çok geçmeden uygulamaya kondu. 1925'teki ilk Kürt isyanının kanla bastırılmasıyla Kürtlerin bitirildiğini ve bir daha bir isyanın olmayacağını sanan Türk hakim sınıfları, ard arda başlayan isyanlarla yanıldıklarını kısa sürede anladılar. Faşist Kemalist diktatörlük Kürtler için özel kanunlar çıkartarak isyanları bastırmak istediyse de, Zilan, Koçgiri, Dersim isyanları Kürtlerin baş eğmeyeceklerini defalarca kanıtladı.

1984 yılında birkez daha ve yeniden başlayan Kürt özgürlük mücadelesi, döneminin en ileri isyanı olarak tarihteki yerini aldı. Bu özgürlük mücadelesi karşısında Türk hakim sınıfları oldukça zorlandırlar. Kısa sürede bastıracaklarını sandıkları bu özgürlük mücadelesiyle 33 yıldır baş edemeyen faşist diktatörlük, dönem dönem 'barış, müzakere' vb diyerek, Kürt Özgürlük Hareketiyle masaya oturduysa da, bunların sadece Türk devletinin güç ve zaman kazanmaya yönelik manevralar kısa sürede ortaya çıktı.

AKP, 14 yıllık hükümeti döneminde sürekli olarak bu sahte manevralara başvurdu. Oyalamanın da bir sınırının olduğu şartlarda, daha fazla ileri gidemeyeceğini anladığı her koşulda Kürtlere saldırdı. 1990'lardaki Çiller hükümetinin tüm kirli savaş silahlarını devralan AKP, Erdoğan'ın ağzından 'çocuk da olsa, kadın da olsa, yaşlı da olsa güvenlik güçlerimiz gerekeni yapacaktır' diyerek gerçek amacını ve hedefini açık olarak belirtmiş oldu. 2016 yılı Kürt ulusuna uygulanan en kanlı katliam tarihlerinden biri oldu. Evlerin bodrum katlarında 10'ar 20'şer insanların toplu olarak yakıldığına, kurşunlandığına, yaralıların ölüme terk edildiğine, ölü bedenlerin zırhlı araçların arkasından sürüklendiğine, sağ olarak ele geçen gerillaların infaz edildiklerine defalarca tanık olundu.

AKP, tüm bu baskıcı ve katliamcı uygulamalarla Kürt Özgürlük Hareketini yok edemeyeceğini biliyor. Kendi ömrünü uzatmak için yeni saldırı planları yapmaktadır. Yanına aldığı faşist ve ırkçı MHP'yle birlikte, mevcut yasalarda değişiklikler yaparak, katliam ve baskılar için daha güçlü yasal zemin oluşturarak sadırılarını tırmandırmak istiyor. AKP'nin 18 maddede yaptığı değişiklikle toplumun önüne koyduğu 'yeni anayasa' 'referandumun'dan çıkacak evet'le nefes alamak istiyor. Başkanlık sistemi denilen devletin yeniden reorganizesini içeren bu değişim, aynı zamanda Türk komprador burjuvazisinin ve toprak ağalarının da bir istemidir. Burjuvazi, yeni Başkanlık sistemiyle devletin daha da baskıcı bir düzeye çekilerek, ulusal ve sınıfsal mücadelenin rahatça bastırılabileceğini düşünmektedir.

AKP, hükümete geldiği 2002 yılından bu yana devletin yeniden organize edilmesi için sürekli çalıştı. AKP, bunu yürürlüğe koymanın en iyi fırsatı olarak da 15 Temmuz 2016 tarihini seçti. Darbe Girişimi sonrası bunu ''Allahın bir lütfu'' olarak gören AKP'nin, apar topar 'Başkanlık Sistemini' gündeme getirmesi boşuna değildir.

'Anayasa referandumuna' güçlü bir HAYIR'la karşı konmuştur. AKP, bu güçlü karşı koyuştan korkmaktadır. Bunun için Hayır kampanyası yürüten tüm muhalif güçlere saldırmaktadır. HDP Eş Başkanları başta olmak üzere 11 Milletvekilinin yanı sıra, binlerce HDP yönetici ve çalışanı boşuna tutuklanmamıştır. Aynı saldırılar HAYIR kampanyası yürüten tüm devrimci ve ilerici güçlere karşı da devam ediyor.

Yeni bir Newroz'u kutladığımız bu günde, Newroz'un ateşini sandıklara taşıyarak AKP'yi Hayır oylarımızla yakalım. Newroz'un ruhu ve direnişi tüm ezilenlerden, Kürtlerden, işçilerden, kadınlardan, gençlerden bunu bekliyor. Bunu tüm devrimci, ilerici ve yurtsever güçlerle yapacak güçteyiz. Gücümüzü 16 Nisan'da AKP'ye göstereceğiz!

YAŞASIN NEWROZ!

NEWROZ PİROZ BE!

YAŞASIN ULUSLARIN KENDİ KADERLERİNİ TAYİN HAKKI!

KAHROLSUN EMPERYALİZM, FAŞİZM VE HER TÜRDEN GERİCİLİK!

MART 2017

TKP/ML-GYDK

53590

Proletarya Partisi

 Proleterya Partisi'nden gundeme iliskin yazilar

Proletarya Partisi

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

“Dün nasılsa bugün de öyle,

öldürülür taşıyanlar ışığı,

başkaları alır onların yerini,

ışığa dokunamaz ama kimse.”[1]

 

Bertolt Brecht’in, “Ondan beridir ki, umudu var dünyanın...” betimlemesinde olduğu gibi, tarihin ön saflarındaydı…

Baş eğdirilemeyen mücadelesine ilişkin olarak hepimiz; Louis Aragon’un, “Sevmiş olmaktandır övüncüm/ başka değil,” dizelerini anımsatandı…

“Cehennemin giriş kapısı”nı yıkan(1) KAYPAKKAYA ve onun öğrettikleri..

O’nun yolunda düşen yoldaşlarımın anısına...

Doğanın bahar üretkenliğiyle, işçi sınıfının sınıf ruhunu haykırdığı 1 Mayıs’ıyla; Mayıs ayı, Kaypakkaya ayı desek, diğer aylar gücenir mi bilmiyorum. Bilinen bir şey varsa, o da, Kaypakkaya’dan öğrenmenin ayı ve günü olmadığıdır. 

Artı-Değerin Kaynağı-5.Bölüm

 Üretim Sürecinin Değişimine Bağlı Olarak İşçi Sınıfının Değişimi

İşçi sınıfının değişimi, esas olarak başka bir incelemenin konusu olmakla birlikte, konuyu burada, makalenin genel içeriğine bağlı kalarak, kısaca ele alınacaktır. Dijitalleşmenin artması, üretim sürecinde yüksek teknolojinin giderek daha fazla yer almasının, işçi sınıfı üzerinde yaratacağı etkilere de değinmek gerekiyor.

Koronavirüs ve Emperyalistler Arası Çelişki

Birleşmiş Milletler, koronavirüs   pandemisi sürecinde dünyanın en yoksul ülkelerinde yaşayan  700  milyon  insanın  açlık  ve salgından  kurtarılması  için  90  milyar doların yeterli olduğunu ve bu miktarın da “en zengin 20 ülkesinin küresel ekonomiyi (yani tekelleri kurtarmak için-yn.) ayakta tutmak için ayırdığı 8 trilyon dolar değerindeki  destek  paketinin  yalnızca  yüzde 1’ne tekabül’’ ettiğini açıklayarak aslında bir gerçeğe işaret etmektedir. Üreten işçi ve emekçiler olmasına rağmen, çok küçük bir azınlık yaratılan değerleri gasp etmektedir.

Artı-Değerin Kaynağı-4.Bölüm

Uluslararası Yüksek Teknoloji Tekellerinin İşgücü İstihdamı

Burada bütün tekelleri ele almayacağız. Ancak öne çıkan uluslararası yüksek teknoloji tekeli Foxconn’u kısaca burada inceleyecek. Foxconn’un ele alınmasının nedeni, piyasada yüksek teknoloji ürünü olarak öne çıkan markaları üretmesi ve onlara parça tedarik eden önde gelen tekellerden birisi olması ve aynı zamanda işçileri en zor koşullarda çalıştırdığı ile ün kazanmış Tayvan menşeli uluslararası niteliğe sahip bir haydut tekel.

40. ölüm yıldönümünde sevgi ve saygı ile… (1.ve2. bölüm)

Aradan dile kolay 40 yıl geçmiş… Acılarımız dün gibi taze, halen iyileşmeyen yaralara rağmen unutulmayan, halkın sevgisini kazanmış, her milliyetten halkın gönlünde taht kurmuş, enternasyonalist devrimci Armenak Bakır’ı sevgi ve saygıyla anıyoruz.

Rus-Amerikan-İran tangosu ve Kürt düğümü (Fehim Taştekin )

Yine herkes Kürt mevzisine çalışıyor. Biri topla-roketle vurarak, diğeri tahkim ederek, ayartarak. Kürtler üzerine kurulan denklem kadar karmaşığı zor bulunur.

83. yılında… Bazı yaralar asla kapanmaz!

1915 yılında gerçekleştirilen Ermeni Soykırımı’nın ortaya çıkarmış olduğu travma ve acıların yaraları henüz bu topraklar üzerinde kapanmamışken, bu sefer Ermenilere sahip çıkan Dersim halkına karşı soykırım uygulandı. Kürt, Alevi-Kızılbaş inancına göre kabesi insanlık olan ve bu yüzden tarihte çeşitli baskı ve kırımlara maruz kalan bu halk, Ermenilere sahip çıkmanın bedelini çok ağır bir şekilde ödedi.

Artı-Değerin Kaynağı-3.Bölüm

Kapitalistler İşgücü Arayışında[1]

Halklar Masum Mu?

 

Yayınladığım son yazılar konusunda, arkadaşlardan açık sayfalara ve emailime gelen eleştirilere tek tek cevap yerine, buradan toplu cevap vermeyi daha uygun buldum.

Arkadaşlar, Ermeni jenositi konusunda halkların bir bölümünü suçlu ilan etmenin, yanlış olduğunu; ezilen, katliama uğrayan bir halkın, bir başka halkı katletemeyeceğini, dolayısıyla halkların masum olduğunu söylüyorlar.

Birleşik Mücadelenin Önemi Giderek Artıyor

Nihai hedefimiz devrimdir. Yasal ve yasa dışı tüm eylemlerimiz devrimin gerçekleşmesi içindir. Devrimin öncü kurmayı ola-rak parti, işçi sınıfı önderliğinde toplumun tüm bağlaşıklarını örgütleyerek, belirlediği stratejinin yol göstericiliğinde devrimi gerçekleştirir.

Sayfalar