Cuma Ekim 16, 2026

TKP-ML -MKP: Cesaretimizin Sönmeyen Meşalesi Komünist Önder İbrahim KAYPAKKAYA Ölümsüzdür!

Dostlar, Yoldaşlar;

Bugün burada, ülkemiz devriminin önderini, kökleri asla sökülmemecesine toprağın derinliklerine işlemiş bir geleneğin yaratıcısı İbrahim Kaypakkaya yoldaşı anıyoruz.

Bugün burada, Marksizm-Leninizm-Maoizm’in usta bir öğrencisi olan komünist önderimizi anıyoruz.

İbrahim Kaypakkaya, Diyarbakır zindanlarında işkenceyle katledilmesinden bugüne kadar geçen 49 yıl içinde gerek mücadele yaşamı gerekse de ileriye sürmüş olduğu tezler nedeniyle güncelliğini korumaktadır.

Çünkü Kaypakkaya, ileriye sürmüş olduğu tezlerle, ülkemizde M. Suphi sonrası gerçek komünist hareketin ilk temsilcisi olmuş ve başta Türk devletinin resmi ideolojisi olan Kemalizm başta olmak üzere, Kürt ulusal sorunu, ülkemiz devriminin yolunu, devrimimizin karakterini, feodalizmin çözülmesi ve gelişen kapitalizmin niteliğini, devrimimizde proletarya önderliğini ve işçi-köylü ittifakını, köylülüğün devrimimizdeki rolünü, ülkemiz parlamentosunun niteliğini, modern revizyonizme karşı tavır, sosyalizm ve sosyalizmde sınıflar mücadelesi, TKP değerlendirmesi ve daha burada sayamayacağımız birçok meselede Türkiye devrimi açısından oldukça önemli tezler ileriye sürmüştür. Dolayısıyla Kaypakkaya demek, Türk hakim sınıfları açısından “ihtilalci komünizmin Türkiye topraklarına uygulanması” demektir. Bu nedenle TC devleti, Kaypakkaya adı her gündeme geldiğinde doğal bir sınıfsal refleks vermektedir. Kaypakkaya’nın ülkemiz komünist hareketinin M. Suphi sonrası ilk temsilcisi olmasına en iyi örneği, onun TC devletinin resmi ideolojisi olan Kemalizm’e ve bu ideoloji üzerinde üretilen resmi tarih yazımına yaklaşımı oluşturur. Kaypakkaya, herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak biçimde, egemen sınıfların resmi ideolojisiyle kendi arasına kalın bir duvar örmüştür.

Kaypakkaya’nın MLM yaklaşımı, ülkemizde Kemalist hareket başta olmak üzere daha bir dizi son derece önemli alanda ilk kez Marksist tezlerin ifade edilmesi anlamını taşır. Bu anlamıyla ülkemizde ilk kez Kemalizm’den, resmi ideolojiden ve resmi tarih yazımından Kaypakkaya’nın tezleri ile gerçek anlamda bir kopuş yaşanmıştır. O’nu diğer devrimci önderlerden ayıran farklardan biri budur.

Kaypakkaya, Kemalizm ve resmi ideoloji değerlendirmesinde bir denek taşıdır. Kaypakkaya’sız halk yararına bir tarih yazımı ve resmi ideolojiye karşı duruş söz konusu değildir. Bu açıdan Kaypakkaya adı bir eşiktir. Kendinden öncesine ve sonrasına çekilen bir çizgidir.

Kaypakkaya, MLM olduğu için komünisttir. Komünist olduğu için MLM’nin bu topraklardaki ilk temsilcisidir. Ancak O’nu farklı kılan, onu diğer devrimci önderlerden ayıran en belirgin diğer bir özellik ise, MLM biliminin bu ülke topraklarında geliştirilmesine önderlik etmesidir.

Her birey veya fikir içine doğduğu koşulların ürünüdür. O’nun fikirleri kendi dönemine sığmamış, oradan taşarak geleceği kurmanın pusulasına dönüşmüştür.

Kaypakkaya’nın fikirleri; Paris Komünü, Ekim Devrimi, dünyanın kırlarına yayılan Çin Devrimi ve Büyük Proleter Kültür Devriminin top sesleri arasından gelişip serpilmiştir.

Kaypakkaya ve inşasına giriştiği partisi, Büyük Proleter Kültür Devriminin ürünüdür. Bundan dolayı Kaypakkaya’nın fikirleri, yalnızca kendi yaşadığı coğrafyanın resmi ideolojisine karşı bir duvar örmemiştir. Aynı zamanda, O revizyonizmle, oportünizmle, sınıf işbirlikçisi her türlü teoriyle kendi arasına da kalın bir duvar örerek safını Mao Zedung önderliğinde gelişen Uluslararası Komünist Hareketten yana belirlemiştir.

Kaypakkaya’nın deyimi ile; “Kitleler içinde kök salmış, demir disiplinli, subjektivizmden, revizyonizmden ve oportünizmden arınmış, özeleştiriyi uygulayan çelik gibi bir parti, silahlı savaş içinde gelişecek güçlenecektir. Böylece bayatı atıp tazeyi alacak ve burjuva unsurlardan arınacaktır. Halkın en ileri unsurlarını, komünist önderleri ve militanları böylece bağrında toplayacaktır.”

Kaypakkaya’nın fikirleri diyalektiktir. Tamamlanmış, donmuş dogmalar yumağı değildir. Aksine hareketli, dinamik ve gelişim halinde bir sürekliliktir. Onun fikirleri yalnız yorumlamanın değil ama daha da önemlisi değiştirmenin teorisidir.

Tam da bundan dolayı, Kaypakkaya’nın fikirleri; bu topraklarda dolaşan “komünizm heyulası”dır.

Dostlar, Yoldaşlar;

Sınıf çelişkilerinin giderek daha fazla keskinleştiği tarihi bir zaman aralığında yaşıyoruz. Güncel olarak yaşadığımız ve karşılaştığımız problemlerin toplamı bize, Kaypakkaya’nın fikirlerinin güncelliğini hatırlatmaktadır.

Egemen sınıflar, kendi sistemlerinin ömrünü uzatmak için stratejik hamleler geliştirmeye çalışmaktadırlar. 20. yüzyılı soykırım, katliamlar ve askeri faşist darbelerle geçirdiler. Türk egemen sınıflarının yönetsel anlayışı; ırkçı, faşist bir temele dayanmaktadır. Karakteri işgalci ve ilhakçıdır.

Temsilini AKP/MHP faşist iktidarında bulan Türk egemen sınıfları “Neo- Osmanlıcılık” hayalleri güderek kendi sınırlarını Misak-ı Milli olarak tarif ettiği coğrafyaya dek uzatmak istemektedir.

Nasıl ki, 20. yüzyılın başında “Ermeni Sorununu” soykırım uygulayarak çözüm yoluna gitmişse, bugün de aynı şeyi Kürt ulusal sorunu için düşünmektedirler. Bunun için de Kürt Özgürlük Hareketine karşı topyekun bir “çöktürme planı” dahilinde hareket ederek, yok ve tasfiye etme yoluna gitmektedirler. Türk egemen sınıflarının Kürt ulusunun “özgürce ayrılma hakkı” karşısında geleneksel devlet aklının dışına çıkacak gücü ve takati yoktur. Çünkü anca yarı sömürgesi durumunda oldukları emperyalizmin koltuk değnekleri ile ayakta kalabilmektedirler.

Fakat geldiğimiz aşamada, Kürt ulusal sorununu fiziki ve siyasi olarak ortadan kaldırmanın koşulları ortadan kalkmıştır. Türkiye devrimi birçok girizgahı olan özelliklere sahiptir. Birbirini etkileyen, tetikleyen ve harekete geçiren çelişki yumağı ile sarmalanmıştır.

Kürt Özgürlük Hareketine yönelik geliştirilen imha konsepti; işçi sınıfına, kadınlara, köylülere, LGBTİ+lara; yani, toplumun tüm kesimlerine yönelen kapsama ve derinliğe sahiptir. Türk egemen sınıflarının Kürdistan’da elde edeceği herhangi bir başarı, tüm bu kesimleri ezme hareketine dönüşecektir. Kürt Özgürlük Hareketinin medya savunma alanlarında örmüş olduğu savaş barikatını her tarafta örme görevi hepimizindir.

Türk egemen sınıfları ekonomik siyasal kriz içinde can çekişmektedir. Ona ölümcül darbeyi vuracak olan komünist öncüdür. Bunun yolu günümüzde birleşik devrimci mücadele ile saflarımızı tahkim etmekten geçmektedir.

Dostlar, Yoldaşlar;

1971 silahlı devrimci çıkışının komünist yüzü olan İbrahim Kaypakkaya, her her şeyden önce pratikte devrimci bir tutum içindedir.

O’nun ardılları olarak bizler de önder yoldaşımızı rehber edinecek pratikte devrimci olacağız. Kaypakkaya’nın fikirlerini güncelde kavrayacak, ana müdahale edecek tarzı devrimci eylem pratiğimizin baş köşesine oturtacağız.

Maoist temelde gelişen silahlı mücadele hattı dünyanın kırlarında zafere emin ve kararlı adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Hindistan, Filipinler, Peru, Sri Lanka, Nepal ve daha bir dizi yerde halk savaşı dünya halklarının elinde yenilmez bir silaha dönüşmüştür. Bu silahı dünya halklarına kazandıran MLM bilimi, teori ve pratiğidir.

Bizler de bu bayrak altında toplanan Kaypakkaya geleneğinin neferleri olarak; emperyalist-kapitalist sistemin, Ortadoğu’daki en barbar ve ceberut dayanağı olan faşist TC devletini yıkıma uğratacak halkların özgürlüğünün önündeki engeli ortadan kaldıracağız.

Dostlar, Yoldaşlar;

Mayıs ayı içerisinde ölümsüzlüğe uğurladığımız Türkiye devrim hareketi önderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan yine 71 devrimci çıkışının mimarlarından Mahir Çayan ve Kürdistan Özgürlük mücadelesinin önder kadrolarından Haki Karer şahsında tüm devrim şehitlerini bir kez daha anıyoruz, yürüdükleri yol yolumuzdur.

Onlara sözümüzdür; 50 yıllık direniş ve mücadele geleneğimiz önder yoldaşımızın çizdiği güzergahta ilerleyerek zaferi kesin kılacaktır. Şimdi kazanmanın zamanıdır. Biz kazanacağız!

Türkiye Komünist Partisi – Marksist Leninist (TKP-ML)

Maoist Komünist Parti (MKP)

18-05-2022

10347

Koşulları ve anı değerlendirmek olarak politika üretimi…

Politikanın ne olduğu üzerinde netleşmek, komünistler açısından kendini pratik mücadelede var etmenin en önemli unsuru olan politik tavır konusunda kuşkusuz ön açıcı olacaktır.

İki Yanlış Bir Doğru Etmez; Gezi’nin Direniş Ruhu Yaşıyor!

23 Haziran’da yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye seçimleri, iktidarın yakın dönemdeki en önemli önceliği haline gelmiş durumda.

İstanbul’un gerek nüfus ve stratejik konumu gerekse de Türkiye ekonomisindeki yeri açısından bu durum anlaşılır. 31 Mart seçimlerini ‘Başkanlık Sistemi’nin bir oylamasına dönüştüren AKP/Saray böylece bu durağı kaçınılmaz hale getirdi. Zira, 31 Mart seçimlerini yerel bir seçimden genel seçim niteliğine taşıyan doğrudan R.T. Erdoğan/Saray iktidarı oldu.

Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin ürünü: Kaypakkaya

Bir kırması ve yoldaşları ile Kaypakkaya, 46 yıl evvel faşist TC devleti tarafından pusuya düşürülerek, günlerce işkence edilerek katledildiğinde bizlere gözbebeğimiz gibi sakınmamız gereken çok değerli “silahlar” bırakmıştı. Bu “silahlar”, bu ülkede devrimi nasıl ve ne ile gerçekleştirileceğimizi açıkça önümüze koyuyordu. Aradan geçen 46 yıl boyunca onun bizlere devrettiği bu mirası, yüzlerce yoldaşımızı ölümsüzlüğe uğurlamak zorunda kalsak da asla terk etmedik.

TKP-ML MK SB : Şan ve Şeref Olsun Ölümsüzleşenlerimize!

Türk Kürt Uluslarından, Çeşitli Milliyet ve İnançlardan Halkımıza!

Partimizin 1. Kongresinde 9. Gündem maddesi olarak “Parti Tüzüğü” de tartışılmış ve çeşitli kararlar alınmıştır. 1. Kongremiz, esas olarak 8. PMK, özel olarak da darbeci tasfiyeci anlayışın parti tüzüğü ve işleyişimize yönelik pratiklerini değerlendirmiş ve kimi sonuçlara ulaşmıştır.

Parti tüzüğü gündeminde partimizin kadro ve üye politikası da tartışılmış ve 8. Konferans’ımızın “yeni kadro ve militan yetiştirmek” olarak formüle ettiği “kadro ve halef yetiştirme” politikamız üzerinde de durulmuştur.

TKP-ML TİKKO’dan Cemil Amed :İbrahim Kaypakkaya, Dörtler ve Haki Karer’in ölümsüzlük yıldönümü değerlendirmesi

TKP-ML TİKKO’dan Cemil Amed, İbrahim Kaypakkaya, Dörtler ve Haki Karer’in ölümsüzlük yıldönümünde bir değerlendirmede bulundu.

Cemil Amed yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti.

Tabure

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Gümüşsuyu Amfisi, 1970’in eylülünde Dev-Genç’in parkeli, sarkık bıyıklı militanlarıyla tıklım tıklım dolmuştu. Sahnedeki masada, toplantıyı yöneten üç kişi vardı. Ortada, Filistin’e gidip geldikten sonra tutuklanan ve bir müddet yattıktan sonra serbest bırakılan İstanbul Dev-Genç Bölge Yürütme Komitesi başkanı Cihan Alptekin oturuyordu.

Bir Partizan | Çöldeki Bedevi

Oldukça kritik bir süreçten geçiyoruz. Sürecin bütün temsiliyetleri bir arayış içinde. Tarihi tecrübeler bir hazneye doldurarak masaya yatırılmakta, tatbik edilmekte ve ortaya çıkan sonuçlarla sahaya koşulmaktadır.

Bizler devrimciyiz ve gerçeği kavramalıyız! Gerçek olan tek şey ise bilimsel bakış ve gerçeği açığa çıkartacak yöntemdir. Zira bu bizim elimizdeki kılavuzdur-ilmimizdir.

 Devrimin estetiği

18 MAYIS | Matematiksel bir düzlem ve ihtilâlci bir işlem olarak KAYPAKKAYA

Her düşünce veya hareket, kurucularının kendisini hayata karşı konumlandırması ile başlar. Bu konumlanışın temelleri kuşkusuz insan ve onu çevreleyen etmenlerle tartışılabilir. Konumlanış en temelde hayata karşı hissedilen kaygı ile ilgilidir ki; bu kaygıyı ortaya çıkaran bir maddi zemin de söz konusudur. Metafizik bir kavram olan kaygı, hem akli hem de hissi düzeyde vuku bulduğundan salt psikolojik veya entelektüel düzeyde tanımlanamaz; zira bu tam tersine duyu, duygu ve düşünce yapılarını kuşatan bütüncül canlı bir yapıdır.

Partizan: “Gelişimin her anında öncülüğü en iyi şekilde yaşatmayı başarmış Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 70 yaşında!”

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın ölümsüzleşmesinin 46. yılında bir açıklama yapan Partizan, “Bu bilinç ve kavrayışla attığımız adımları coşkuyla hızlandırmaya ve coşkuyu kitleler nezdinde umuda çevirmeye adayız. Bu taşıyıcısı olduğumuz mirasa karşı bir sorumluluk; ezilen, yok sayılan milyonlara karşı bir görev ve başta Kaypakkaya yoldaş olmak üzere tüm şehitlerimize sözümüzdür” dedi. Açıklama şu şekilde:

“Gelişimin her anında öncülüğü en iyi şekilde yaşatmayı başarmış Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 70 yaşında!

Örgütle ve Örgütlü Yaşamak

Örgütle ve örgütlü yaşamak -1-

Ele aldığımız başlık, oldukça geniş ve çok fazla alt başlıklara ayrılabilecek bir konudur. Araştırma-inceleme, çalışma tarzı, eğitim, A/P gibi çoğaltabileceğimiz birçok konu, temeli itibariyle, “örgütlü yaşam nedir? Nasıl olur?” sorusuna ve cevabına dayanıyor.

TKP-ML MK SB:Artık Söyleyecek Sözümüz Az, Yapacak İşimiz Çoktur!

FIRTINAYI YARATACAK DAMLALAR OLACAĞIZ! KAYPAKKAYA YOLDAŞI FIRTINALARLA ANACAĞIZ!

Çeşitli ulus, milliyet ve inançlardan Türkiye proletaryası ve halkına;

Sayfalar