Cumartesi Eylül 12, 2026

Telaşlı diplomasi ve açık savaş hazırlığı Nijer: Afrika'da akut savaş tehlikesi!(Rote Fahne (Kizil Bayrak)

26-27 Temmuz gecesi, yaklaşık 26 milyon nüfusa sahip Batı Afrika ülkesi Nijer'de ordu bir darbe düzenledi. Bir önceki başkan Bazoum'u devirdi ve anayasayı askıya aldı.

Frankfurter Rundschau'ya göre Bazoum döneminde Nijer, "İslamcı teröristlerin Sahel'deki ilerleyişine karşı mücadelede Batı'nın son stratejik ortaklarından biriydi".

Batılı emperyalistler ve neo-emperyalist ülkeler Rusya ve Çin, faşist teröristlere karşı mücadelenin ötesinde, Batı Afrika'daki nüfuzlarını korumak ya da genişletmek, ülkenin jeostratejik önemini ve zengin hammadde yataklarını kullanmak için bir üs olarak Nijer'le ilgileniyorlar.

Almanya özellikle Nijer'in "Sahra'dan geçen ana göç yollarından birinin kapatılmasıyla güvenilir bir şekilde ilgilenmesi" konusunda endişeliydi. Batı Afrika devletler topluluğu Ecowas'ın Nijer'e askeri müdahalede bulunacağını açıklamasıyla birlikte Sahel devletleri arasındaki çelişkiler dramatik bir hal almaya başladı. Aynı zamanda Nijer üzerindeki emperyalistler arası mücadele de yoğunlaşıyor.

Batı Afrika'nın tamamını kapsayacak, Afrika kıtasının tamamına yayılacak ve küresel siyasi önem kazanacak bir vekalet savaşına dönüşme tehlikesi var. Nijer'deki darbe, 2020'den bu yana Atlantik'ten Kızıldeniz'e uzanan bir kuşaktaki sekizinci askeri darbe oldu: Gine'den Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad üzerinden Sudan'a. Tüm bu darbeler neo-emperyalist Rusya'nın etkisini güçlendirdi.

NATO savaş uçakları Dakar'da, Wagner paralı askerleri Nijer yolunda mı?

Emperyalistler arası çekişme, açık savaş hazırlıklarıyla birlikte yoğun diplomaside de kendini gösteriyor. Kendi ifadesine göre, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland Nijer'deki askeri temsilcilerle bir araya geldi. Nuland, darbenin nasıl tersine çevrilebileceğine dair "bir dizi seçenek" sunduğunu söyledi. Görünüşe göre darbeciler bu teklifle pek ilgilenmediler. Yeni cunta, eski sömürgeci güç Fransa ile askeri işbirliğini sona erdirdi. Fransa Batı Afrika'daki en önemli emperyalist güç. Almanya için de Nijer'deki darbe Batı Afrika'daki önemli bir çıpanın kaybedilmesi anlamına geliyor. Rusya resmi olarak Nijer'deki darbeyle arasına mesafe koydu. Ancak Putin geçen hafta Afrika ülkeleriyle bir zirve düzenledi ve şunları söyledi: "Afrika'da Fransa ve Belçika'ya karşı özgürlüğü örgütleyeceğiz. Ve Afrika'ya yardım edeceğiz" dedi.

Emperyalistlerin ilgili "yardımları" hayal edilebilir: Her biri Sahel ülkelerini daha fazla yağmalamak, askeri üs olarak kullanmak ve şüphe durumunda halkları kanlı bir vekalet savaşına sürüklemek istiyor. Ne de olsa Nijer'deki askeri cunta, darbeyi kutlayan Prigozhin'den destek istedi. Wagner'in paralı askerleri bir süredir Mali'de hareket halindeydi. Nijer'e çoktan ulaştıklarına dair haberler var. Senegal'den bir devrimci ise yayınladığı bir videoda NATO askeri uçaklarının Dakar/Senegal'e inerek askeri müdahaleye hazırlandığını bildiriyor. Bu gelişme çok tehlikeli!

Darbeciler hükümet başkanını seçti ve Nijer üzerindeki hava sahasını kapattı

Nijer'deki yeni askeri cuntanın sözcüsü dün gece yaptığı açıklamada Ali Mahaman Lamine Zeine'yi hükümet başkanı olarak atadığını duyurdu. Lamine Zeine 2010 yılından önce Nijer'de Ekonomi ve Maliye Bakanı olarak görev yapmıştı. Son olarak Çad'da Afrika Kalkınma Bankası için çalıştı. Ecowas'ın 6 Ağustos'ta sona eren ültimatomu Bazoum'un Nijer Devlet Başkanlığı görevine iade edilmesini talep ediyordu. Ancak bu gerçekleşmedi. Ordu Nijer üzerindeki hava sahasını kapattı.

Ecowas üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları yarından sonraki gün Nijerya'nın başkenti Abuja'da bundan sonraki hareket tarzını görüşmek istiyor. Ecowas içinde de büyük çelişkiler var. Üye devletler Burkina Faso ve Mali, Nijer'e yönelik bir Ecowas askeri saldırısını kendilerine karşı bir savaş ilanı olarak değerlendireceklerini söylüyor. Senegal ise asker katkısında bulunacağını açıkladı. Nijerya, Batılı emperyalistlerle bağlantılı olan Ecowas devletler topluluğunun başında yer alıyor. Fransa günler önce Ecowas planlarının tamamen arkasında olduğunu söyledi.

Ülkenin yeni-sömürgecilik tarafından yağmalanması

Nijer'deki uranyum madenciliği, doğal kaynakların sömürülmesinde yeni-sömürgecilik ilişkilerine iyi bir örnektir. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinden hemen sonra Fransa, sömürgelerinde uranyum aramaya başladı. İlk yataklar 1956'da Gabon'da bulundu ve hemen ardından elli yıl önce sistematik olarak çıkarılmaya başlanan Nijer geldi.

Nijer, çıkarılan uranyumun değerinin sadece yüzde on ikisini alırken, aynı zamanda zaman zaman Fransa'nın elektrik üretiminin üçte birine katkıda bulunuyordu. Areva şirketi üretim bölgelerinde arkasında büyük bir çevresel yıkım, radon nedeniyle hava, toprak ve suyun kirlenmesi, yeraltı suyu kıtlığı, madencilerin ve halkın radyoaktivite nedeniyle kitlesel olarak hastalanması gibi sorunlar bıraktı.

Nijer'de Fransa'dan nefret ediliyor. Nüfusun bir kısmının darbeyi memnuniyetle karşılamasının ve Rus ve Çin etkisini temelden reddetmemesinin nedenlerinden biri de budur. Hafta sonu Paris'te çok sayıda Afrikalı, Ecowas'ın muhtemelen Fransa'nın desteğiyle gerçekleştireceği olası bir askeri müdahaleye karşı gösteri düzenledi. Başta Senegalliler olmak üzere Nijeryalılar da Place de la République'de protesto gösterisi düzenledi. Macron her zaman Afrika'ya yardım etmek istediğini iddia etmiştir. Gerçekte ise Fransa sadece kendisini düşünmektedir.

Dünya devrimci örgütü ICOR'un Afrikalı partileri on yıllardır Afrika'da emperyalizme, özellikle de Fransız emperyalizmine karşı mücadele etmektedir. Ancak bunu yaparken, halkın başka bir emperyalist tahkküm altına girmekte olduğu konusunda da uyarıda bulunuyorlar.

[1]          MLPD Yayın Organı Rothe Fahne'de yayınlandı. ttps://www.rf-news.de/2023/kw32/niger-akute-kriegsgefahr-in-afrika

9046

BAŞKALDIRININ -ÖN- DEĞERLENDİRİLMESİ[*]

“Ve bizim bir haziranımız

Bir yıl kadar yetecektir dünyaya

Çünkü yoğun ve ateşle yaşanmış

Çünkü ellerimiz, başımız ve kanımız

Hayasız pençelerini kokuyla gizleyen

Bir olgu olmayacaktır sana

Ölülerimiz toplanacaktır

Doldurulan bir kıyı gibi.”[1]

 

Erdem Aksakal’ın, “2011 yapımı ‘Ya Sonra’ filmine, Özcan Deniz aşkını şu sözlerle anlatarak başlar. ‘Masallar neden en güzel yerinde biterler? Sonra ne olur bilinmez. Biz de masallara göre sona geldik. Peki ya sonra?’

KENTİ (YOKSULLARINDAN) “TEMİZLEMEK”…[1]

“Ahlâk ve para aynı çuvala girmez.”[2]

Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım, bugün İstanbul’un en “in” mekânlarından sayılan Erenköy-Göztepe arasında geçti. O yıllarda İstanbul’un tartışmasız bir numarası Teşvikiye- Nişantaşı-Osmanbey karşısında biraz “ikinci sınıf” sayılan, ancak “sayfiye” olarak muteber, bizim gibi yaz-kış kalanların hafiften “taşralı” muamelesi gördüğü, ama geceleri Bağdat caddesinde “anahtar teslim”ine yarıştırılan lüks, spor arabalara bakıldığında, geleceğinin “parlak” olduğunu sezdiren, üç katlı apartmanlar diyarı…

KÜRDİSTAN ULUSAL KONGRESİ VE BDP’NİN TÜRKİYELİLEŞME SİYASETİ

Herşeyin içinin boşaltılarak hızla tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Post-modern bir cehalet her yanımızda. Düşüncelerimizin, yaşamlarımızın, ilişkilerimizin, eğitimlerimizin hatta gıdalarımızın içi boşaltılmış ve global ekonomik sistemin ihtiyacına göre yeniden düzenlenmiş durumda. Wachowski Kardeşlerin unutulmaz filmi Matrix’te anlatılan insanı metalaştıran sanal düzenin bir benzeri hepimize dayatılmış.

ANNEME İnci Taneme

“Bu akşam, annem kamerada seninle konuşmak istiyor” diye mesaj geldi erkek kardeşim Nuri’den. Bir arkadaşa misafirliğe gidecektik. Erteledik. Bilgisayarın başındaki yerimizi aldık.  Ben, Nuran ve Ezgi… Ekranın gerisinde annem ve kardeşlerim… Selamlaşıyoruz. Annemin gözlerindeki mutluluk tarif edilir gibi değil. Yüzünde bir çocuk sevinci.  

“Nasılsın anne, nasılsın babaanne?”

Haksiz emperyalist savaslara karsi, halklarimizin hakli ozgurluk ve bagimsizlik savasinin yaninda olalim!!! Hasan Aksu

Haksiz emperyalist savaslara karsi, halklarimizin hakli ozgurluk ve bagimsizlik savasinin yaninda olalim!!!

OLASI BİR YAĞMA SAVAŞI ve “ÜÇ VAKTE KADAR”

 

6/7 Eylül 1955 kan-gözyaşı ve ölüm

               Ermeni soykırımı tarihinin ilk evresi, Osmanlı imparatorluğu hakimiyeti altında yaşayan Ermenilere karşı Abdülhamit döneminde uygulanan katliam ve baskılar ile başlamaktadır.1896 yılına kadar birçok vilayette yapılan katliamlarda yüzbinlerce insan öldürülmüştür.Bir ulusun yok edilmesinin ikinci evresi 1915 yılında İttihat-Terakki hükümetinin 1,5 milyon insanın ölümüne sebep olan yeni bir yüzyılın başlangıcında ilk SOYKIRIM olayıdır.Üçüncü ve son devresi ise Ulus devleti inşasında kurulan TC,yani Kemalist Türkiye'sinde azınlıklara karşı uygulanan politikalar sonunda  b

İzzettin Doğan asimilasyoncu bir düşkündür

 

Fethullah Gülen’le hangi menfaatler ve çıkarlar karşılığında olduğu belli olmayan bir ortaklığa soyunup, aynı arazi üzerinde Cami, Cemevi ve Aşevi yapılması işbirliğini gururla anlatan, asimilasyonun gönüllü bir neferi olan İzzettin Doğan bir düşkündür. 

Kapitalizmin Sosyalizmi İçerden Ele Geçirme Çizgisi Olarak Modern-Revizyonizm Ve Dust Bowl Sendromu

 
 

 

 

 

PİR SULTAN ABDAL'IN SUÇU?

 

1. Pir Sultan, dinsizdir, namaz kılmaz, ramazan orucu tutmaz.

 2- Şeriata aykırı söz söylüyor ve davranış sergiliyor.

 3- Müslümanlara Yezit diyor ve şarap içiyor.

 4-Ayin-i Cem adında gizli toplantılar yapıyor.

 5- Safevi taraftarı ve Kızılbaş taifesinden, Devlet-i Ali düşmanıdır.

 6- Rafızi kitaplar bulunduruyor, okuyor ve okutuyor.

BARIŞ NE YANA DÜŞER USTA ...

 

Emperyalist ABD haydudu ve beraberindeki kan emiciler, Suriye’ye saldırı hazırlığı içindeyken, "barış”tan söz etmek abesle iştigaldir. Etrafin emperyalist ve kapitalist haydut devletlerle sarılmış ve kan emici kapitalist sistem yaşatılmaya devam edilirken, "kardeşlikten", "barıştan" söz etmek büyük bir aldatmacadır. Emperyalist ve gericiliğin vahşi saldırılarıyla içiçe yaşayan, kitlesel katliamlara uğrayan ezilen halklar ile dalga geçmek demektir.

Sayfalar