Perşembe Ekim 29, 2026

TC devleti, Receb’i ve Davut’u “Katliamlara alışın” diyor! /Engin Gören

“Türkiye’de intihar eylemi yapabilecek kişilerin belli bir listesi dahi var. Takip ediyorsunuz ama bu eylemi gerçekleştirme noktasına kadar bir şey yap”amayız. (12 Ekim 2015 Başbakan ın konuşmasında) diyor.

TC ve Recep’in piyonu Davut, açıklamasıyla sonra yaptıracağı toplu katliamların önünü açıyor. Bu gibi katliamları “biz yaptırmadık”, “devlet değil, IŞİD işidir” diyerek kendilerini işin içinde sıyırmaya, sonra benzeri katliamları yıkacağı yeri hazırlıyorlar. “Biz önceden de söylemiştik, tespit ettiğimiz, bildiğimiz IŞİD in canlı bombaları var, ama patlatacağını bilmiyoruz, bilmiyorduk ki engelleyelim, ancak eylemi yaptıktan sonra yakalayabiliriz”(!). O aşamada da “aaa canlı bomba kendini patlatmış ölmüş, ne yapalım!” deyerek işlerini yaptırtıp, canlı bombacılar da ölmüş, yapacak birşey yok! Bunlar alışın!” diye ortam hazırlıyorlar….

Davut, diğer taraftan, “ustası Erdoğan”ın söylemiyle “öz be öz çocuklarımız”ın işleri var, misyonu var, verdiğimiz görevler var. Şimdiden yakalayamayız. İşlerini yaptıktan sonra bulursak o zaman işlem yaparız” diyor veya demek istiyor.

Bırakalım Kürdistanın kırsal alanlarında yapılanları, eylem halinde olmayanlara bile tonluk bombaların yağdırması, napalm, lav gibi yangın bombalarını kullanmalarını; Kürt kentlerinde insanlar kendi elerinin içinde, hiç bir eylem halinde olmadıkları halde, tanklarla, zırhlı araçlarla girilip, tank ve havanlarla evler, mahalleler bombalanıp, taranıp, yakılıp yıkılıyor. Bu saldırılarda 35 günlük bebek, küçük yaşlardan çocuklar, gençler, kadınlar, yaşlılar olmak üzere onlarca insan keyfi bir şekilde katlediyor. Veya “şüpheli”, “terörist” , “örgüt üyesi” vb yalanlarıyla katlediliyorlar….

“Poşu takmışlar, eyleme gidiyorlardı” diye önceden yakalanıyorlar. Kürtlerin yöresel kıyafetlerini (gerilla kıyafetleri) giymişler eyleme gidiyorlardı (düğüne giden gençleri gerilla ve eyleme gidiyorlardı) diye yakalayıp sonradan kendi basını da “düğüne giden gençlermiş” demek zorunda kaldılar. Sırf Poşu taktı diye gözaltın alıp, tutuklayıp “örgüt üyesi” cezası verebiliyorlar. Sırt çantası taşıyordu diye İstanbul’da bir öğrenci genç belediye otobüsünde indirilip yakalanıp hapse atıldığı biliniyor.

Kağıthane’de 21 yaşındaki Sedat Akbaş, telefonla Kürtçe konuştu diye katledildi. Telefonda Kürtçe müzük dinledi diye (Tekirdağ’da bir genç bir kaç yıl önce) katledildi…

“Yasadışı yayın, yasadışı bildiri”, “yasadışı pankart” veya “silah ve patlayıcı bulunduruyor ihbarı aldık” diye yasal ilerici partiler, gazete, dergi, sendikalar vb basılıp, darmadağın edilip, baskı ve işkenceler eşliğinde gözaltına alınıp, tutuklanabiliyor.

Şu bezi pankart, şu ipi bilmem ne için kullanacaklardı vb gibi uyduruk bahanelerle insanları gözaltına alıyor veya tutuklayabiliyorlar.

“Erdoğan’a küfür etti”, “hakaret etti”, “hırsız” dedi vb gibi ihbar üzerine veya okul da, Internet ve telefonlarda “hakaret” edildi savlarıyla çocuklar, öğrenciler, ev kadınları, memurlar vb de dahil tutuklanıyor, hapishanelere atılıyorlar.

“Hücre evi” şüphesi veya “eylem yapacaklardı” uydurmalarıyla insanların evleri basılıyor, alıkonuluyor, tutuklanabiliyor. Slogan attı diye gözaltına alınıp tutuklanabiliyor.

“Yasadışı örgüt üyesi şüphesiyle” insanlar tutuklanıp ağır işkencelerden geçirilip onlarca yıl verilebiliyor. .. Sol, Sosyalist parti ve örgütler, HDP vb gibi yasal partileri destekliyor veya yardımda bulunuyor vb diye tutuklanabiliyor. vb vb .. “önleyici tedbir” devlet terörleri için “iç güvenlik yasası” çıkardılar. …

Ama, bütün bunlara rahmen IŞİD’çilerine bu geçerli olmuyor! Sıra şeriatçı/cihatçı cinayet şebekelerine, canlı bombacılarına gelince “Elimizde canlı bomba olanların bilgisi var, ama, öyle bir eylem(katliam) olmadan yakalayamayız….” diyor Davut!!!

Fazla söze gerek yok, alçaklıktan sınır tanımıyorlar. Halkı, kamuoyunu kendileri gibi aptal yerine koyup, alay ediyorlar….

Bütün bu hesap ve demagojiler kimseyi kandıramayacak ve ikna edemeyecektir. Halkımız gerçek katillerin Türk devlet güçleri ve Erdoğan’ın başını çektiği AKP iktidarı olduğunu, bunların yönetimi ve kontrolu altında gerçekleştiğini çok iyi biliyor.

Geçmişte devleti işin içinde sıyırarak, “Hizbullah ve devlet içinde bazı çeteler” diye kılıflayarak yutturmaya, geçiştirmeye çalıştılar, çalışıyorlar. Bugün de devlet ve hükümet değil de IŞİD’le geçiştirmeye çalışıp kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Ama artık kimse yutamayacaktır.

IŞİD vb gibi şeriatçı/cihatçı örgütler ile organik ilişkilerinizi ve onlar üzerine ciddi etkinizi bilmeyen yoktur. Bilginiz ve kontrolünüz dışında IŞİD, El Nusra, Ahrar Şam, Fetih Ordusu veya yerli Hizbullah vb gibi örgütler Türkiye’de hiç bir eylemi yapmaz ve yapamaz. Bunu biliyoruz ve artık herkes görebiliyor.

Katil devlet, Katil İktidar bunun hesabını verecektir!

Çeşitli milliyetlerden halkımız katillerden hesap soracaktır!….

13 Ekim 2015

48495

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

“Newroz coşkusuyla gözaltı, tutuklama ve yasakları hükümsüz kılalım”

“Devrimci, demokrat, ilerici güçleri pres operasyonlarıyla sindirmeye, korkutmaya, yıldırmaya yönelik hiçbir baskı politikası bugüne kadar başarıya ulaşamadı, bugünden sonra da başarılı olmayacak” şeklinde açıklama yapan Partizan açıklaması şu şekilde sürdürdü: “Faşist Kemalist Diktatörlüğün geleneksel olarak uyguladığı katliam politikaları devam ediyor. Bugün de başta Kürt ulusu olmak üzere azınlık milliyet ve inançlara, ezilen yoksul halka, işçi sınıfına, kadınlara, LGBTİ’lere yönelik imha, inkar ve asimilasyon politikaları hız kesmeden devam ediyor.

Sedat'a….. Ihsan Feridun Berkin

Sen’inle 1977 yılında, kavurucu bir Ağustos gecesinde, İzmir Karabağlar’da bir gecekondu’da tanışmıştık. Sen, Ben ve bir arkadaş daha, el yapımı iptidai bir matbaa ile, sabaha kadar binlerce bildiri basmıştık. Bildirilerin mürekkepleri kuruyup, üst üste istifledikçe keyfimize diyecek yoktu doğrusu ; rotatif misali çalışıyordu körpe kollarımız ; rotatif ne kelime….ertesi günkü mitingde dağıtılacak binlerce bildiriyi, o gece sabaha kadar sadece biz üçümüz basacaktık.

Newroz;Köhnemişe isyan,mazluma kardeştir!

Newroz, sınıf mücadelesi tarihinde zulme karşı yeni bir sayfa açma hamlesidir. Demirci Kawa’nın bu devrimci hamlesi tarihseldir, gelecek kuşakların ve toplumların isyan-direniş geleneğidir.

Newroz Ortadoğu ve ortaasya toplumlarının bilincinde yenilenme, başlangıcın ifadesidir. 21 Mart’ı dönüm noktası olarak kavrayan toplumsal bilinç hamle yapmaya, geçmişin ağır yükünden kurtulmaya da hazırdır. Demirci Kawa’nın Dehak’ın zulmüne karşı haysiyet, onur ve geleceği kazanma mücadelesi Newroz’un başlangıç, yenilenme özünün devrimci karaktere bürünmesini sağlamıştır.

Bu Senin Hikâyendir

Sen bir halksın. "MÜMİN VE EFENDİ" bir halksın.

Halkların devrimci birliği

Emperyalizm bir yandan ranta dayalı sermayesini büyütürken diğer yandan ezilen dünya halklarının yaşamında büyük bir ağırlık olarak duran sefaletin yaratıcısı ve sorumlusudur. Dünyada var olan ve yaşanan köleliğin ve yoksulluğun yaratıcısı ve sürdürücüsü durumunda olan emperyalizm bütün faşist-gerici ulus devletlerle birlikte yaşatılan soykırım ve katliamlarında baş sorumludur. Emperyalistler ve yerli gerici faşist iktidarlar Ortadoğu’da ve ülkemizde ulusal-dinsel-mezhepsel çatışmaların düşmanlıkların yegane sorumlularıdır.

Kürdistan boşalıyor!

Özyönetim ve Hendek

Katliam, yıkım ve göçün diyarı oldu !
Oysa birkaç ay öncesine kadar umutlanmış ve özyönetimle kendi kendimizi yöneteceğimize dair hesaplar yapmıştık.
Devletin Moğol psikozuyla Kürdün kendi kendini yönetme isteğini bastıracağını kimse düşünememişti, düşünemezdi, zira Erdoğan, İran mola rejiminin sünni versiyonlu dinci rejiminin ayak yerini yapmak için yapay bir barış ortamı yaratmıştı. Bu barış ortamına hepimiz kandık, "yetmez ama evet" lerle destekledik, rehavete kapıldık ve işlenen tüm suçlara da ortak olduk.

Umudun Yazarı Sizler Gibi Olmaksa ...

İnsanı faşistlikten kurtaran sevdikleri için üretikleri değil ki .

İnsanı faşistlikten kurtaran sevdikleri dışındaki insanlar içinde üretmesidir .

Vallah zenginlere döndük. Billahta zenginlere döndük. 

Hani şu nasıl kazanıldığını bilmeyen,  har vurup harcayan,  çocukları olan zenginler var ya,  ha…  onlara döndük.

Bu kadar da olmaz ki .  

Dünyanın neresinde halkın sosyal yaşantısının içerisinde çıkıp gelen tınılar  çalındığında devrimcide burçak tarlasına iştirak etmez ki .

Bir şeyde diyemiyorsak .

Berlin’e Savaşı Öldürmek İçin Gitmek

„Çocuklarınıza mutlaka şunu anlatın;Bizler, kadınlar olmasaydık,1945’inİlkbaharı da olmazdıYaşanmazdı”(Nonna Aleksandrovna)[1]

Berlin’e Savaşı Öldürmek,Sur’a Kürt katliamını Durdurmak İçin Gitmek...

 II. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın en vahşi günleriydi. Bütün emperyalistlerin dört gözle, Sovyetlerin Nazilerin eline düşmesini beklediği anlardı. Ama, Nazilerin hesaplayamadığı bir şey vardı. Sovyet kadınları...

TKP/ML-MK:8 Mart emekçi kadınların örgütlenmiş isyanıdır!

8 Mart 1857’de Amerika’da Kadın işçilerin temel hakları için mücadele ederken 129’nun yanarak katledilmesiyle temel buldu Dünya emekçi Kadınlar günü. Proleter kadınların kapitalizme karşı açtığı isyan bayrağının kızıl rengi bugün kadın hakları mücadelesinin hala temel itim gücü olmaya devam ediyor. 1857 ile rengini alan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü, bugün kadınların sınıfsal sorunları yanında ezilen cinsiyet olmasından kaynaklı sorunlarla birlikte daha geniş anlama bürünen bir toplumsal mücadele karakteri kazanmıştır.

Son kavga sınıf kavgasıdır! İsmail Cem Özkan

“Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” Köroğlu

Sınıf kavgasında taraflar meydana çıkıp er kavgası yapmamaktadır… Köroğlu değimi ile tüfek icat oldu. Bir tüfeğin sınıf lehine kullanılması ve sınıfı için sermaye birikimi aracı olduktan sonra savaşlar meydanlara çıkıp, daha karmaşık ilişkilerin olduğu bir alana kaydı. Kapalı kapılar arkasında verilen kararlar sonucu birçok insan haberi dahi olmadan, ne için öldüklerini bilmeden toplu katliamların, soykırımların kurbanı oldu.

Koçgiri'nin Onurlu Direnişi‏

Bilinmelidir ki, 1921’de Koçgiri, 1930’da Zilan ve 1937-38’de Dersim’de yaşananlar, resmi belgelerde tahrif edilerek gösterilmeye çalışıldığı gibi asla isyan değil, birer katliamdır. Hatta Dersim 1937-38 bir soykırım girişimidir.

Gelo ew ki ye / Jı wé da te ye /

Çı bejnik le ye / We ki reyhan e /

Navé wî Alîşer e / Him mér e him reyber e /

Li çiya ye Koçgîriyê zulfîkare

Sayfalar