Pazartesi Ekim 5, 2026

Sülyetler

Sokaktaki birey sizin için neyse kitle içerisindeki bireyde aynıdır.

Her şey değişir bazı insanlar değişmez derler.

Memleket değişir; insanlar yeni yeni iş alanlarına yönelir, aralarındaki iletişim değişir, farklılaşır ....

Ama bazı insanlar değişmez derler.

Onlar yıllar yüzyıllar geçse de aynı kalırlar.

Ellerine aldıkları, kendileriyle aynı huydaki dergilerle - gazetelerle veyahutta sanal alemlerle kendilerine yakın gördükleri insanlara, mahallelere... giderler.

Sistem; her sokağa, haneye girecek kadar başarı göstermiş olsa da...

Onlar hala eski insanlardır.

Sistemin yaygarlarının yükseldiği evlerin önünde geçer, kendilerine yakın gördükleri insanların yanına giderlerken sistemin manipülasyonlarının her yere girebildiğini de düşünmezler.

Başlarını kaldırıp insanlara da bakmazlarki insanların ne kadar manipülasyonlara maruz kaldığını göreler.

Başlarını kaldırıp insanlara da neden baksınlar ki?

Veyahutta neden insanlarla bire bir ilişkiye geçip manipülasyonlara maruz kalmış insanlarla uğraşsınlar ki?

Sonuçta...

Her şeyi değiştirecek olan...

Mahalleler,  fabrikalar, kitleler...  değil mi?

Ve önemli olanda onlara yön verebilmek, yön verilebilecek insanların yetiştirilmesi değil mi?

Eee... öyle ise manipülasyonlara maruz kalmış mahallelerle, şehirlerle, insanlarla uğraşmaya; karşı karşıya gelmeye gerek var mı?

Sokağa dökülmüş mahallelerin, şehirlerin, insanların bam teline dokunmayı becerebilin yeter.

 O an mahallelerin, şehirlerin, insanların yüzerinde yarattıkları çoşkuyu, sevinci gördüğünüzde....

Haklarında söylediğiniz tüm sözlerden dolayda kendinizi kötü bile hissedebilirsiniz.

Ama bu güne kadar yaşanmış başarısızlıkları inkar etmediğinizde.

Ama  kendiliğindenciliğe, manipülasyonlara mahkum olmanın her haneye, bireye ulaşılmasıyla ortada kaldırılacağını görmeyenler uğruna hema edilen binlerce insanları, mahalleleri düşünmediğinizde bunu hissedersiniz.

Hema edilenleri, düşünülmeyeni gördükçe.....

Aslında hema edilenin, düşünülmeyenin.....

Görülmeyenin....

Sokaklarda, kitleler içerisinde...

Ha... var,  ha.. yok hale getirilenlerin...

İnsan olduğunu...

Doğa olduğunu....

Onlardan, herkestende çok olduklarını fark edersiniz.

Diğer bir yandan dışlanmışlıkla, hayel kırıklıklarıyla aranızdaki uçurumların da daha derinleştiğini hissedersiniz.

Sistemin, onların manipülasyonlarına, ötekilestirmelerine daha açık hale gelirsiniz.

Dudaklarınızda iticilik, karekterinizde yozlaşma, doğanızda bağnazlaşma daha da  artar.

Kadın kadın olmaktan, erkek erkek olmaktan, çocuk çocuk olmaktan, doğa doğa olmaktan çıkar.

Yabancılaşmanın dibine vurursunuz.

Üstünüze, ruhunuza sinmeye başlayan yeni yeni hallerinizle de aranızdaki uçurumların, çelişkilerin daha da arttığını hissedersiniz.

Yeni yeni hallerinizle de her geçen gün kendilerine daha uzak kendiliğindeciliğe daha da yakın oldukça sevilirsiniz.

İçlerine girmeye çalıştıkça da...

Böyle bir döngü onları da sizi de  sarar durur.

O  döngünün içerisinde onlarda sizde kaybolur gidersiniz.

Ta... ki...  kapitalizm aranızdaki ayrımı gayrımı sizin içinde onlar içinde çözene kadar.

Ta... ki... proletaryaların devrimine engel olan rus köylüsünün devrimciliğini (narhonizmini) kapitalizm köylüleri iyice ücretli hale getirerek (proletaryalara benzeştirerek) ortada kaldırması gibi bir süreci  sizler de onlarda yaşayana kadar...

Döner döner durursunuz.

Peki bu ilem de böyle mi olmak zorunda?

İlem de...  rusyadaki gibi aramızdaki ayrımı gayrıyı  kapitalizm bizler içinde sizler içinde çözmesini mi  beklemek zorundayız?

Bunun başka bir yolu yok mu?

...

8539

Ergün Aslan

Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.

Son Haberler

Sayfalar

Ergün Aslan

“Bana önderlik edecek olan Nubar gibi önümden yürümeli”

“Ermenilere burada yer yok”

DERİN’e inen, ZİRVE’ye çıkan KOMUTAN! Tarihsel akıcılığın soluksuz komutanı Nubar Ozanyan!

Komutan Nubar yoldaş, yaşamının bütününde ve her bir anında demokratik halk devrimini gerçekleştirecek Kaypakkayacı kadro-militan kişiliğin sahici ismi olmuş tur.

Bir komutan, bir savaşçı nasıl bu kadar samimiyet ve içtenlikle sonsuza kadar davasına bağlı kalabilir?

Kaypakkayanın savaş stratejisine ve ilkelerine nasıl bu kadar güçlü sarılarak bir duruş, konumlanış ve yürüyüş gerçekleştirebilir? Tüm bu soruların yanıtını komutan Nubar yoldaşın şehit düştüğü ana dek devrimci yaşamının her anında ve ortaya koyduğu her pratiğinde görmek mümkündür.

Ekim Devrimi ve STALİN

Ekim Devrimi’nden söz ederken Stalin’den söz etmemek; Stalin’i yok saymak, Ekim Devrimi’nin kazanımlarını ve öğretilerini yok saymaktır. Bunu başaranlar (!) var ve de Stalin’siz bir Ekim düşleyenlerin olduğu da bir o kadar gerçek. Özellikle de burjuvazi ve onun beşinci kolu gibi çalışan troçkistler.

Burjuvazi’nin komünistlerin ve komünist önderlerin neden düşmanı olduğunu burada anlatmak, okuyucuyu aptal yerine koymak olur. Burjuvazi her zaman komünizmin ve komünizmin teorik ve pratik önederlerinin bir numaralı düşmanı olmuştur. 

Koşulları ve an’ı değerlendirmek olarak POLİTİKA (2)

Tarihsel devrimcilik mahkum edilmelidir

TKP-ML Örgütlenme Komitesi:“Partiye, ilkelerine ve çizgisine sahip çık, darbeciliğe tavır al!”

TÜM PARTİ TARAFTARLARIMIZA, ŞEHİT VE TUTSAK AİLELERİMİZE, DOST VE DEVRİMCİ ÖRGÜTLERE, ÇEŞİTLİ MİLLİYETLERDEN EMEKÇİ HALKIMIZA!

Devrimci ve Demokrat Kamuoyuna;

Partiye, İlkelerine ve Çizgisine Sahip Çık, Darbeciliğe Tavır Al!

 

“Her şeyin başı dürüstlüktür!” (F. Engels)

Okullarda şeriatçı rejim tamam! (H. Hayri ASLAN)

Eğitim bir kez daha “yaz-boz” oldu. “Yaz-boz” işi basit bir becereksizlik olayı değil, aslında postmodern ortaçağ rejimini yerleştirmede baya iyi beceriyorlar. Önce iyice bir çalkalıyorlar, sonra da kendi salyalarından mayalıyorlar. Aynı şeyi, ordu, polis, adliye ve diğer kurumlarda da yapmadılar mı? Kuralsız saldırılarla iyice bıktırıp yıldırdırmaya paralel olarak, o kapkara rejimi her yerde adım adım inşa ediyorlar... her yerde!

Tecrit etme ve teslim almanın bir öğesi olarak; TEK TİP ELBİSE (1)

15 Temmuz darbe girişimiyle toplumsal muhalefet güçleri başta olmak üzere işçi sınıfı ve emekçilere, ezilenlere yönelik saldırılarının dozajını arttıran devlet, bunun bir parçası olarak şimdi de zindanlarda TTE uygulamasını gündeme getiriyor. Toplumun tek tipleştirilmesi vesilesiyle teslim alınmasını hedefleyen oldukça kapsamlı bu saldırının amacı, içeriği ve buna karşı neler yapılabileceğine dair tartışmaları, geçmişin deneyimleriyle birlikte yürütmek doğru olacaktır.

Kerkük işgali ve ardında yatan gerçek

Güney Kürdistan yakın bir zamana kadar ABD'nin “himayesinde” görünüyordu. 2003'de Saddam liderliğindeki yönetimi deviren ABD güdümünde Irak devleti kuruldu. Irak sınırlarındaki Araplar ve Kürtler üzerinden “bölgesel yönetimlere” geçildi. Ancak bu yönetimler bağımsız ve kendi iradeleriyle kurulan yönetimler değildi. ABD hükmü altında oluşturulan yönetimlerdi. Dolayısıyla o dönem KDP ve YNK üzerinden “Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi”(IKBY) o minvalde oluşturulmuştu.

Kadınların devrim selamına bir cevabımız olmalı - Ebru Yıldırım

 Gecenin karanlığı koyu, gökyüzü soğuk ve menzil uzak değil. Stalingrad direniyor genci yaşlısıyla. Biliyor umut var, Nazilere geçiş yok. Bu kavga anavatan için, sosyalizmin zaferi için. Naziler Sovyetlere düşman, özgürlüğe, emeğe, eşitliğe kısaca insana dair ne varsa hepsine düşman. Sovyet meclis demek, kolektivizm, gönüllülük, emek, değer yani insana dair ne varsa o demek. İşte savaş bu kadar yalın: İnsanlık mı barbarlık mı? Soru net olunca cevap da aynı oranda kesin oluyor. Yıl 1942, 588. Gece Bombardıman Alayı havalanıyor gökyüzüne. Sıkı sıkı sarılıyor 20'li yaşlarında genç kadınlar.

Müslüm Elma’dan Mektup

TKP/ML yöneticisi olma iddiası ile Nisan 2015’den beri tutuklu bulunan Müslüm Elma, yoldaşları tarafından gönderilen Duvar Gazetesine cevap mektubu yolladı. Müslüm Elmanın yolladığı ve elimize ulaşan mektubu olduğu gibi yayınlıyoruz:

“Sevgili yoldaşlar,

Ortadoğu'nun yönetim şekli, Demokratik Konfederalizm

Kürtlere biçilen fiziki yaşam ile ölüm arasındaki mesafe, tıpkı kutsal kitaptaki sırat köprüsünün çizgisi kadar, siyasal yaşam ile ölümü arasındaki mesafe ise her dem "araf" halidir.

Hegemonik devletler kendi sistemlerini koruma adına dün olduğu gibi bugün de Ortadoğu'dalar ki burası kaynıyor. Halklar ve inançlar yüzyıldır işgal, talan, asimilasyon, soykırım ve sömürü ile acı düzenini an be an yaşıyor ve kendi coğrafyalarında adeta köle statüsündeler.

Sayfalar