Soma ölüm ocağı ; ՍՈՄԱ`Ն ՄԱՀՎԱՆ ՕՋԱԽ Է ,
Soma maden ocağı katliamı,Türkiye'nin aynı zamanada dünyanın en büyük maden ocağı faciası olarak şimdiden tarihe geçti.Soma İşçi Katliamı olarak da anılacak,hafızalardan kolay kolay silinmeyecek bu vahşet,işçi ölümlerinin en büyük olma özelliği ile de işçi sınıfı mücadele tarihinde yerini koruyacaktır.
13 Mayıs 2014 günü meydana gelen,devlet yetkililerinin ''trafo patlaması'' olarak gösterdiği, aksine karbonmonoksit gazının sıkışması ile oluşan maden faciası tüm emekçileri yasa boğdu.Bu katliamda resmi rakamlar ölen madenci sayısını 301 olarak açıkladı.Ama gerçek bu değildi.Ölü sayısının gizlendiği,bu rakamın üstünde olduğu herkesin kanaatıdır.Vardiya değişimine denk gelen bu facia anında 787 işçinin ocakta bulunduğu söylenmektedir.Hiç bir kayıt düzeninin bilinçli olarak gösterilmediği,hiç bir zaman da gösterilmeyecek belgelerde kesin ölü sayısı hep gizli kalacaktır.
''Sır'' dolu bu patlamada,her şey gizlendiği gibi kaçak çalışan çocuklar ve Suriye'lilerin akıbeti hakkında devlet bütün giriş ve çıkışları tutarak bağımsız,muhalif gözlemcilerin araştırma ve inceleme yapmasına engel olmuştur.19 yaşında maden ocağında ölen Celal Yıldız,3 sene önce Facebook sayfasında okul parasını kazanmak için 2011 yılında maden ocağında işe başladığını duyurmuştu.Gizlice çıkarılan,ölü çocuk madencilerin akıbeti bugün veya yarın muhakkak ortaya çıkacak.
Soma maden faciasında,AKP iktidarı ile çıkar birliği kuran Soma Holding yöneticilerinin kirli ilişkileri,aynı zamanada su yüzüne çıkmaya başladı.Soma Holding maden işletmeleri genel müdürünün eşi Melike Doğru'nun,Manisa Büyükşehir Belediye Meclis üyesinde, şirketi temsil ettiği belli olmuştur.30 Mart yerel seçimlerinde Soma'lı 3 bin maden işçisini ''yoksa işten atılırsınız'' korkusuyla,zorla AKP mitingine götürdükleri ortaya çıktı.Üstelik burada ''en büyük başkan,bizim başkan'' diye,Somalı işçilerin şapkalarıyla selamladıklarını,yandaş basının aksine,muhalif kesimlerin araştırmaları sonucu ortaya çıktı.Tüm bunlar yetmiyormuş gibi,seçimlerden önce yoksul halka AKP'nin siyasi çıkarlarına hizmet etmek ve oy alabilmek için Türkiye genelinde bedava kömür dağıttıkları ortaya çıktı.Manisa'da AKP bu yüzden %45 oy oranıyla I.Parti seçildi.
TKİ'nin sahibi olduğı Soma Maden Ocağı,özelleştirme ile Soma Kömür İşletmeleri AŞ sahibi Alp Gürkan'a devredildi.Köklü değişiklikler yapılarak üretimin arttırılması için ne gerekiyorsa yapılacaktı.Günde 3 vardiya olarak çalışılmaya başlandı.Bu günde 11 ton kömür demektir.Vardiyalar arasında rekabet,''kim daha çok kömür çıkardı'' yarışı başlatıldı.Elverişsiz ortamlarda,tamamen performansa dayalı,işçinincan güvenliği hiçe sayılarak daha çok kazanma ile aşırı kar hırsı öneçıktı.
Özelleştirilip tamamen AKP iktidarının çıkarları için hizmet yürüten Soma maden ocağında sistem kar üzerine kurulmuş olduğu için hükümet ile işveren ortak hareket etmektedir.Siyasi ilişkileri vardır.TKİ kendi payına düşen kömürü aldıktan sonra,geriye kalan kısım işletme payı olarak siyasal sermayeye kar kalmaktadır.İş güvenliğinden kaçınan işveren,maaliyet masraflarından kaçınarak azami kar peşine düşmüştür.İş güvenliğinin olmadığı ocakta,işçiler tesadüfen bu günlere gelebilmişlerdir.İş yeri sahibi Alp Gürkan,Soma maden ocağını bu koşullarda ''I.sınıf çalışma yeri'' olarak kamuoyuna gösterdi.
Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız yani sermaye ile içiçe geçen siyasal iktidar, ilişkilerinde çıkar ortaklığı kurdular.Hep birbirlerini destekleyen açıklamalarda bulunarak gerçekler gizlendi.''Dünyanın en güvenilir maden ocağı'' olarak gösterilen Soma maden ocağı,maalesef kendi yalanlarına göre ''bir trafo patlamasına dayanamadı''.Ne yaşam odaları,tam teşekküllü oluşturulmuş,ne alternatif kaçış yolları var,hiç bir iletişim sistemi yok,gaz maskeleri çalışmaz durumda (her biri kaza anında 45dakika çalışması gerekir),işçiler olay anında hiç bir işe yaramayan maskeleri attıklarını söylediler.Tamamen ihmaller ile dolu bir işyeri olduğu ortaya çıktı.Oysa ki önceden ''olası bir kaza anında 500 işçinin günlerce yeme,içme ihtiyacını karşılayacak,nefes alabilecekleri yaşam odaları oluşturduk'' açıklamasında bulunmuşlardı.Ne dedilerse yalan çıktı.
KAZA DEĞİL,CİNAYETTİR ,
ՊԱՏԱՀԱԿԱՆՈԻԹՅՈԻՆ ՉԷ ՍՊԱՆՈԻԹՅՈԻՆ ՈԻ ԿՈՏՈՐԱԾ Է ,
13 Mayıs'ta meydana gelen,dünya tarihinin en korkunç madencilik faciaları arasında anılan Soma maden ocağı katliamı,AKP'nin kendini bu suçtan kurtarmak için söylediği kader,kaza gibi açıklamaları hiç kimseyi inandıramamış,suç üstü yakalanmışlardır.Halen de suç işlemeye,gerçekten olup-bitenleri kamuoyundan gizleyerek,devam ediyorlar.Eneri Bakanı'nın,Soma Maden Ocağı şirketine ''sağlık ve güvenlik'' tedbirleri için,teşekkür ederken,sakalından utanmadı,allah korkusu yaşamadı.Vicdanı sızlamadı.
Tehlikeli boyutlara ulaşan karbonmonoksit gazının yükselişini cihazların uyarmasına rağmen,kömürlerin hiç görülmemiş şekilde ısınması,ışıkların sönmesi,kaza olacağının emareleri bes belli iken,''çalışın bir şey olmaz'' diyen,''dayıbaşları'',''ekipbaşları'' işçileri ölüme gönderdiler.İşçiler üstünden kar sağlayan bu kan emiciler patronun madendeki uşaklarıdır.Yine bir teknisyenin tüm uyarılarına kulaklarını tıkayan şirket yetkilileri Kar ve aşırı üretimin durdurulmasını istemediler.Kulak asmadılar.''Bu kablolar dayanmaz,mutlaka bir arıza olacak,faciayla sonuçlanacak,birgün hepimizin cenazesini buradan çıkaracaklar'' demesine rağmen dikkate almadılar.
Böyle tehlikeli ve sorunlu bir işyerinin müfettişler tarafından senede iki kere denetlemeye tabii tutulması ayrıca bir sorun olarak görülmelidir.Denetleme önceden şirkete haber verildiği için,tabi ki buna da ''denetleme'' denilirse,önceden hazırlanan tüm dökümanlar imzalanır,yemekler yenir,sonradan herkes yine bildiği gibi hareket ederdi.Tüm bu olup bitenleri sadece izlemekle yetinen Maden-İş Sendikası bu katliamda,bu acı tabloda çok büyük sorumlulukları vardır.Suç ortakla-
rıdır.Hiç bir işçinin memnun olmadığı,aynı şirketin bir sözcüsü gibi çalışan Maden-İş,işbirlikçi,işçi düşmanı yüzünü göstermiştir.Sendika seçimide ise işçinin hiç bir seçeneğinin olmadığı,doldurulan zarfların sadece götürüp sandığa atmaktan başka bir rolü olmadığı ortaya çıkmıştır.
SKANDAL,
ՍԿԱՆԴԱԼ ,
Dünya madencilik sektöründe,maden facilarının olduğu ülkelerin başında Rusya,G.Afrika, Çin,Zimbabwe,Hindistan almaktadır.Ama Türkiye bu ülkeleri geride bırakarak,işçi katliamlarında 1.ülke,en çok ölümlerin yaşandığı ülke olarak yerini almıştır.Avrupa ülkelerinde,her geçen gün gerileyen ölüm oranları,yerini Türkiye'ye bırakmıştır.İnsan Hakları ihlallerinde yine Türkiye ilk sırayı almaktadır.Bunlar tesadüfi değildir.Özelleştirilen işyerleri,fazla kar amacıyla,yoğun çalışma tempo-su,getirilen prim sistemi kazayı tetiklemiştir.Ekipbaşı,dayıbaşı ile zorla çalıştırılan aynı zamanda taşeron işletmelerde emeğin ucuz olması sebebiyle katliamlar ve ölümler kaçınılmaz olmuştur.
5 Ağustos 2010 yılında Şili'de meydana gelen faciada, bilim-teknoloji ile donanan insanoğlunun faciadan sonra kurtuluşlarının mümkün olacağını görmüştür.Ama yüzlerce emekçinin kanını akıttığı Soma maden ocağında bir kurtarma rezaleti beraberinde yaşanmıştır.İçeride mahsur kalan emekçiler,bir umut kurtarılmayı beklerken çoğu kendi imkanları ile kurtulabilmişlerdir.İlk dört gün boyunca ''dualarınızı eksik etmeyin'' denilerek,kadere,olaylar akışına bırakılmıştır.İlk günde olayın vahametini gören,bilen yetkililer uluslararası yardımı kabul etmemişlerdir.Dünya kamuoyunda bütün maden ocağının foyalarının ortaya çıkmaması pahasına işçi ölümlerini onaylamışlardır.Kendi ellerinden de hiç bir şey gelmemiştir.Ölümlere seyirci kalınmıştır.Oysa ki bir Acil yardım talep edilmesi durumunda,belki ölümler bu kadar ağır olmayacaktı.Gelen yardım talepleri de geri çevrilmiştir.
Hatırlanacak olunursa Şili'de 700metre yerin altında tam 69 gün,33 maden işçisi mahsur kalmıştı.Sonunda bunların hepsi uluslararası yardım ile kurtarıldı.Olay anından itibaren içeride kaç kişinin olduğu,isimleri ile açıklandı.İçişleri,Acil Durumlar Bakanlığı devreye girerek derhal bir kriz masası oluşturuldu.NASA yerin altına özel bir cihaz göndererek kontakt sağlandı.Özel bir delik açılarak,yaşam malzemeleri gönderildi.İşçiler gönderdikleri notlarda güvenlikli olarak bilinen yaşam odalarında olduklarını bildirdiler.69 gün sonra kurtarıldılar.Ama son senelerde meydana facialarda halen madenden çıkarılmayı bekleyen işçilerin-emekçilerin cesetleri bulunmaktadır.Tüm bunlar ortada iken utanmadan yetkililer Şili'de meydana gelen olay için ''çok uğraşmışlar biz onları 15 dakikada kurtarırdık'' açıklamasında bulundular.Pes doğrusu.
AKP iktidara geldiğinden bu yana iş cinayetlerinde 15 bine yakın işçi hayatını kaybetti.Taşeron işletmelerinde işçi ölümleri sendikalı işletmelere oranla %34 daha fazladır.İşçi ölümlerinin bu kadar çok olmasının sebebi Türkiye'nin uluslararası sözleşmeleri imzalamamasından meydana gelmektedir.Çünkü bu imzanın bedeli , ağır maliyet faturaları getireceği için Türkiye buna ya naşmamaktadır.Uluslararası Çalışma Örgütü olan ILO'nun Sağlık ve Güvenlik Sözleşmesine imza atmamaktadır.Bunun adıcinayettir,katliamdır.İnsanlığa karşı işlenen suçtur.
NİYE KAÇIYORSUN ULAN İSRAİL DÖLÜ,
ԻՆՉՈԻ ԵՍ ՓԱԽՉՈԻՄ ԱՅ ՀՐԷԱՅԻ ՀԵՏՆՈՐԴ ,
Bu ülkede her zaman ''ilklerin'' adamı olarak gösterilen RTErdoğan'ın şimdiye kadar gelen Başbakan'lardan ayrı olduğu yaşanan12 sene zarfında belli oldu.İlkin bir köylüye ''ananı da al git'' diyerek gündeme oturmuştu.Ama bugün artık herkes tarafından da kabul gören gerçeklik başbakanın küfürbaz,hakaret eden,vatandaşı azarlayan,tokatlayan,sinirlenince kendine hakim olamayan taraflarıdır.Ermeni kimlik ile bu ülkede yaşamanın ne kadar zor olduğunu,devletin en üst yetkili-sinden,sıradan bir vatandaşa kadar,günlük yaşantımızda ağzından duymaya alışık olduğumuz ''ermeni dölü,ermeni oğlu ermeni,ermeni adam'' hakaretlerine başbakan bu sefer ''israil dölü'' diyerek bir ilke imza attı.Başbakan yardımcısının zorunlu olarak açıklama gereği duyduğu,İsrail lobisinin telefonla arayıp olayı soruşturduğu olay Soma maden ocağını sözde ziyareti sırasında yaşandı.
Acılı,yaslı ailelerin yüzlerce cenazeleri ile çok zor günler geçiren Soma halkının kabaran öfkesinden korkan RTErdoğan koruma ordusu ile bir protestocunun ''babamın katilinin burada ne işi var'' sözüne çok öfkelenince tokat attığı görülmüştür.Yine göstericiye ''niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü'' diyecek kadar saldırganlaşmıştır.Anti-semit düşmanı yüzünü göstererek,ırkçı olduğunu, nefret söylemi işlediği, artık inkar edilemeyecek kadar kayıtlara geçmiştir.
Soma katliamının ardından bölgeye koruma orduları ile gelen Başbakan ile Cumhurbaşkanı kitlelerin tepkisi ile karşılaşmışlardır.Kitlelerin öfkesinden kaçacak delik aramıştır.Senelerdir biriken kitlelerin öfkesi artık patlama noktasına gelmiştir.Soma ölüm ocağında meydana gelen patlama ile ilgili açıklamalarında ''bunlar doğal şeylerdir,literatürde iş kazası denilen bir şey vardır, bunun yapısında fıtratında bunlar vardır'' diyerek yeni bir skandala imza atmıştır.
Halkımıza reva görülen her türlü hakaret,küfür ve tokadı devrimciler unutmayacak şekilde not etmişlerdir.Bunun hesabını er veya geç mutlaka soracaklardır.
Yoksul,onurlu yüzü kömür karası ama vicdan sahibi insanlar,görünüşte partisinin ismi Ak, ama vicdanları kömürden de kara olan AKP'lileri bir gün mutlaka tarihin çöplüğüne gönderecektir.
Halkımızın başı sağolsun !
Mayıs 2014
ERMENİ DEVRİMCİLER
ՀԱՅ ՀԵՂԱՓՈԽԱԿԱՆՆԵՐ
Agop Ekmekciyan
Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.
agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)
Son Haberler
Sayfalar
TKP/ML- MK “Yıkmaya Çalıştığınız Enternasyonal Köprüleri Dövüşe Dövüşe İnşa Edeceğiz”
“ Ortadoğu’da, gözünü kan bürümüş katil sürülerinin ve onların kravatlı-takım elbiseli hamilerinin kimi zaman bıçak, kimi zaman top-tank, kimi zaman uçak, kimi zaman adresi belirsiz bombalarıyla ezilenlere yönelik katliamları bir rutin haline geldi. Ortadoğu adı konvensiyonel olmayan ama kitlesel ölümlerin gerçekleştiği bir bölgesel savaş dönemini yaşıyor. Bu dönemlerde iblisliğin, kalleşliğin, gaddarlığın, zulmün bini bir paradır.
TKP/ML-TİKKO ve MLKP'den Suruç için eylem
Suruç’ta gerçekleşen katliamın ardından eylemler devam ediyor. katliamı protesto için sokaklara dökülen birnlerce kişi katliamı lanetledi. Yine dün gece Gazi mahallesi’nde de protesto eylemi gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen eyleme saldıran polise ara sokaklardan çıkan MLKP, YDG-H, TKP/ML TİKKO ve BÖG militanları polis saldırısına uzun namlulu silahlarla karşılık verdi.
O kadar güzeller ki...
Elbet bir bildiği var bu çocukların kolay değil öyle genç ölmek yeşil bir yaprak gibi yüreğikoparıp ateşe atmak
Dünden beri yaşadığım anların, gördüklerimin, duyduklarımın gerçek mi, hayal mi olduğu ayrımına varamadım bir türlü. Görüp duyduklarıma inanamadım. Toz konduramadım. Toz kondurulacak gibi değil ki.. Kıyamıyorum ki… O kadar güzeller ki…
Gerçek olması mümkün olmasın. Mümkün olmasın..
Ama bu sabah bir kez daha resimlerini gördüm.. Kalbim durdu, nefes alamadım…
Öyle güzeller ki…
Partizan: “Öfkemizi sokağa taşıyalım, hesap soralım!”
Kobanê’nin yeniden inşasına katılmak için Kobanê’ye geçmek üzere SGDF’nin çağrısıyla Suruç’ta bir araya gelen gençler yeni bir katliam saldırısının hedefi oldu.
Faşist TC Devleti’nin başından itibaren her türlü desteği açık şekilde verdiği DAİŞ çetelerinin Kobanê’den temizlenmesinin ardından süren tahammülsüzlüğü, yeni saldırı ve katliamların habercisi durumundaydı. Ne Kobanê zaferinin DAİŞ’in 25 Haziran’da gerçekleştirdiği katliamlarla tersine çevrilmek istenmesi ne de Suruç’ta SGDF’lilerin bombalı saldırıyla katledilmesi faşist Türk Devletinden bağımsız değildir.
Şimdi ilerleyebilen bir savaşçıyım...
Gerilla alanına geldiğimde; bu koşullarda yürümeyi bilmeyen bir durumdaydım, şimdi ilerleyebilen bir gerillayım. Kendime karşı yanılsamalı bir bakış açısına sahipken geldim bu alana. Kendi gerçeğini göremeyerek hep “ben yapabilirim” yanılsaması vardı. Zamanla öğrendikçe yapabileceklerimi/yapamayacaklarımı gördüm.
TKP/ML TİKKO Ali Doğan Firik cezalandırdığını duyurdu.
Elimize e-mail yoluyla ulaşan bir açıklamaya göre TKP/ML'ye bağlı TİKKO gerillaları Ali Doğan Firik isimli bir kişiyi ölümle cezalandırdığını duyurdu.
Ali Doğan Firik'inhalka karşı işlediği suçların belirtildiği açıklamada “16 Temmuz 2015 öğle saatlerinde Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Kırnik (Buzlupınar) mevkiinde Ali Doğan Firik adlı işbirlikçi düşman unsuru TKP/ML TİKKO gerillaları tarafından ölümle cezalandırılmıştır” deniliyor.
Osmanlıyı "ihya"etmek:AKP'nin törenleri (*)
“Yaprak ağaçtan sıkılmıştı. Sonbahar bahaneydi!”[1] Bir haberle başlayalım:
“İstanbul’un fethinin yıl dönümü kutlamaları Balat-Haliç’te 29 Mayıs Perşembe günü saat 21.00’de başlayacak ve yaklaşık 1 saat sürecek.
“Kral çıplak” diye haykıran Yeni Kapılılar'a borçluyuz,,,(1)
İnsanlar vardır; Gelip geçerler hayatlarımızdan... Kimi depremlerle gider, Kimi fırtınalarla...
Ben kalanlardan yanayım... Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim, Sarılıp bırakmayanların sıcaklığını...”[2]
Şu an konuşmak kolay değil; sözcükler, duygu ve düşüncelerimin imdadına yetişmeli; yoksa vay hâlime!
Söze nasıl başlamalıyım?
En iyisi, içimden geldiği gibi, protokole ya da alışılmışlara aldırmadan salondaki kalabalığa değil; sizlerle seslenmek istiyorum Yeni Kapılılar, isteyenler de kulak kesilip dinlesin bizi…
* * * * *
Dersim’e “Yabancı Yazar”; Ali Çatakçın ve Dersim Gerçeği :Umut Munzur
10 Temmuz Cuma günü Newedersim internet sitesinde Ali Çatakçın imzalı “Dersim Festivali Yaklaşırken” başlıklı bir yazı yayınlandı. Ali Çatakçın yurtsever hareket saflarında yer alan bir “yazar”, Newededersim ise yurtsever harekete yakınlığıyla bilinen Dersim’e dair haber ve makalelerin yer aldığı bir internet sitesidir. Açıkçası “Dersim”, “Festival”, “Kürt Özgürlük Hareketi” gibi birçok konuyu içerisinde barındırdığı için yazı ilgimizi çekti.
‘Kutsiye Bozoklar-Kelepçeye İnat Hayat'
Senin ezgilerinle yürüyecek bugün satırlarım, upuzaklarda; onca acı habere rağmen, aldığımız inanılmaz güzel haberlerle de. Upuzaklarda, hala senin ezgilerinin “eskimeyen” tınılarıyla; “Hayatı Ellerinden Tutmak” kitabın, bir yaşam sözlüğü gibi hep başucumuzda!
Politika gazetesinde Füsun Erdoğan’ın “Müslüm Elma’ya Açık Mektup”u var bugün. Onca kötü haberin içerisinde; Almanya’daki izolasyon hücrelerine, böyle atılan çiçekler nasıl sevindiriyor insanı. Tıpkı bunu okuyan, umarız okuması mümkün olan bir tutsağın sevinci gibi!
Günün 23,5 Saati Hücrede, Tek Başına :Füsun Erdoğan
Önceki gün bir arkadaşımla telefon görüşmesi yaptım. Sesi kaygılı ve üzgündü. Nasıl üzgün olmasın ki…
Aileden biri gözaltına alındığında ve tutuklandığında aile bireylerinin tümü gözaltını da, tutsaklığı da çok daha ağır yaşarlar. Çaresizlik içinde çırpınıp durmanın nasıl bir şey olduğunu en iyi yaşayanlar bilir…
Türkiye’den Avrupa’ya bakanlar için Avrupa demokrasisi de, Avrupa’da yaşam da erişilmez görünür. Hani derler ya içi beni, dışı başkalarını yakar diye… Avrupa demokrasisi de aynen öyle!