Pazar Ekim 18, 2026

Siz Can Yoldaşlar Meclise Yakışırsınız!

Önümüzdeki 7 Haziranda Genel Seçimler yapılacak ve milyonlar yeni parlamento temsilcilerini seçeceklerdir. Bu seçim Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden birisidir.

25 dönemdir Alevilerin ve Alevi toplumu temsilcilerinin dikkate alınmadığını biliyoruz. Aleviler yıllar yılı ezici bir yüzdeyle CHP ye, 1950 li yıllarda kısmen Demokrat Partiye ve 1965 Genel Seçimlerinde de CHP, İşçi Partisi ve Birlik Partisine oy verdiler. CHP ve Demokrat Parti’de milletvekili seçilen birçok Alevi oldu, ancak bunların hiçbiri Alevi toplumu ve örgütlülüğü temsil eden, toplumun ve örgütlülüğün önerdiği kişiler değildi. Ülke nüfusunun nerdeyse üçte birine sahip Alevilerin ilk kez parlamentoda kendi kurumsal kimlikleri üzerinden temsil edilecekleri bir süreci yaşıyoruz.

Bu bağlamda Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkanı Turgut Öker, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Müslüm Doğan, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği (HSAKD) Başkanı Ali Kenanoğlu, Maraş Katliamı mağduru ve yazarı Aziz Tunç, sanatçı Pınar Aydınlar, Gazeteci Çilem Öz ve daha birçok Alevi temsiliyeti olan kişi seçilebilecek sıralardan milletvekili adayıdır . Ayrıca Sivas, Tokat, Çorum, Kayseri. Erzincan, Dersim, Maraş ve Edirne illerinin 1.sıra milletvekili adaylarının da Alevi; toplamda da 150 Alevi adayın olduğu görülmektedir.

Bugüne milletvekili olan çeşitli Alevi kökenli kişi parlamentoda bireysel düşüncelerinden ötürü mücadele etmiş, Alevilik sorunlarını kimi zaman dile getirmişlerdir. Ancak bu faaliyetler hiçbir zaman milletvekili oldukları Partinin politikaları sonucu olmamıştır. Zira bugüne kadar adı geçen Partiler ve milletvekilleri Alevilik konusunda bütünlüklü bir Parti Programı ve/ya Tüzüğü gereği politika yapmamışlardır. Oysa şimdilerde HDP yöneticilerinin söylemlerinde ve Seçim Bildirgesinde Alevilerin yıllardır büyük mücadelelerle elde etmek istedikleri haklar ve talepler güçlü ve açık bir şekilde dile getiriliyor. Alevi temsiliyetinde adaylar kurumsal kimlikleri üzerinden değerlendirilerek milletvekili adayı yapılmışlardır.

Çok doğaldır ki, HDP nin program, tüzük, örgütlenme ve bileşikleriyle ilgili hem olumlu, hem de olumsuz görüşlerim vardır. Bu görüşlerimi ve eleştirilerimi de gerkeli platformlarda dile getirdim, getirmeye de devam edeceğim. Zaten tüm bunların aynı anda herkesi mutlu ve tatmin etmesi mümkün değildir.  Bu seçimin diğer seçimlere göre daha  önemli ve  daha  özgül koşulları vardır. Ve bu koşullar mutlaka doğru olarak değerlendirilmeli, buna uygun hareket edilmelidir. Bugüne kadar ülkeyi faşist yasalarla yöneten AKP zihniyeti ve Erdoğan’ın bu seçimlerde 330 ve üzeri bir milletvekili sayısına ulaşması geleceğimizin Ortaçağ Karanlığı ile tescil edilmesi anlamına gelmektedir. Erdoğan’ın bu karanlık ötesi planlarını boşa çıkarmak için seçmenlerin oylarını çok dikkatli kullanmaları kaçınılmaz bir zorunluluktur.

HDP’nin barajı aşması Aleviler, Kürtler, Ermeniler, işçi sınıfı, demokratik bir yaşamın hüküm sürdüğü bir ülke özlemi çeken tüm demokrasi güçleri, sosyalist, devrimci ve komünistler ve ötekileştirilen kesimler için şarttır.  

Yeni Osmanlıcı, Padişah özentili, şeriatçı, salt ülke içinde değil, Ortadoğu coğrafyasındaki tüm halkların kardeşliğine düşman Erdoğan ve zihniyetine biran önce dur demek için gereklidir.

Bir önceki genel seçimlerde de “meclise can gelecek” diye yola çıkmış ve mücadele etmiştik. Bugünkü şartlar o seçim dönemiyle kıyaslanmayacak kadar daha elverişlidir ve Alevilerin kendi temsilcilerini seçmeleri, güzel yarınların başlangıcı açısından, gelecek kuşaklara, yola, öğretiye ve demokrasi mücadelesine olan inancımızın, tarihi sorumluluk bilincimizin kaçınılmaz gereğidir. 

Parlamenter seçimlerinde ise işçi sınıfını, emekçilerin kurtuluşunu kendisine rehber edilenlerin yani sosyalist, devrimci ve Komünistlerin tavırlarını esas olarak Daha önceki tüm seçimlerden sonra verdiği oy, yaptığı yanlış tercihler sebebiyle suçluluk duygusu yaşayanlar, bir kez daha  bu duyguyu yaşamak istemiyorlarsa bu  seçimde  mutlaka  doğru tercih yapmalı ve  oylarını buna  göre  kullanmalıdırlar..

İnanıyorum ki ve Alevi toplumu bilmelidir ki, milletvekili adayı olan dostlarımız seçildikleri takdirde bilgi, birikim, donanım ve yeterlilikleriyle Alevilerin sorunlarını, kurumsal çıkarlarını her şart altında Parlamentoda savunacak, koruyacak ve hak elde etme mücadelesinde asla geri adım atmayacak birer karaktere sahiptirler.

Ben, 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacak Genel Seçimlerden sonra oluşabilecek tabloyu ve siyasi gelişmeleri objektif olarak değerlendirip, gözönünde tutuyor ve oyumu listelerinde Alevilere, Kürtlere, Ermenilere, sosyalist, devrimci ve komünistlere, emekçi sınıfı temsilcilerine ve ötekilere yer veren HDP’ye vereceğim. Bunu tarihe, topluma, yola, öğretiye, gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumun gereği ve savunduğum değerler ile bugüne kadar ki siyasi görüşüm ve duruşuma denk düşeceği için yapacağım.  

Erdal YILDIRIM

15 Nisan 2015 

 

80004

Erdal Yıldırım

2012 yılı sonlarından itibaren sitemize yazılarıyla yeni bir soluk katan yazarımız genellikle Aleviler ve sorunları üzerine makaleler yazmaktadır.

erdalyildirim@kaypakkaya-partizan.net(hazırlanıyor)

Son Haberler

Sayfalar

Erdal Yıldırım

“Bana önderlik edecek olan Nubar gibi önümden yürümeli”

“Ermenilere burada yer yok”

DERİN’e inen, ZİRVE’ye çıkan KOMUTAN! Tarihsel akıcılığın soluksuz komutanı Nubar Ozanyan!

Komutan Nubar yoldaş, yaşamının bütününde ve her bir anında demokratik halk devrimini gerçekleştirecek Kaypakkayacı kadro-militan kişiliğin sahici ismi olmuş tur.

Bir komutan, bir savaşçı nasıl bu kadar samimiyet ve içtenlikle sonsuza kadar davasına bağlı kalabilir?

Kaypakkayanın savaş stratejisine ve ilkelerine nasıl bu kadar güçlü sarılarak bir duruş, konumlanış ve yürüyüş gerçekleştirebilir? Tüm bu soruların yanıtını komutan Nubar yoldaşın şehit düştüğü ana dek devrimci yaşamının her anında ve ortaya koyduğu her pratiğinde görmek mümkündür.

Ekim Devrimi ve STALİN

Ekim Devrimi’nden söz ederken Stalin’den söz etmemek; Stalin’i yok saymak, Ekim Devrimi’nin kazanımlarını ve öğretilerini yok saymaktır. Bunu başaranlar (!) var ve de Stalin’siz bir Ekim düşleyenlerin olduğu da bir o kadar gerçek. Özellikle de burjuvazi ve onun beşinci kolu gibi çalışan troçkistler.

Burjuvazi’nin komünistlerin ve komünist önderlerin neden düşmanı olduğunu burada anlatmak, okuyucuyu aptal yerine koymak olur. Burjuvazi her zaman komünizmin ve komünizmin teorik ve pratik önederlerinin bir numaralı düşmanı olmuştur. 

Koşulları ve an’ı değerlendirmek olarak POLİTİKA (2)

Tarihsel devrimcilik mahkum edilmelidir

TKP-ML Örgütlenme Komitesi:“Partiye, ilkelerine ve çizgisine sahip çık, darbeciliğe tavır al!”

TÜM PARTİ TARAFTARLARIMIZA, ŞEHİT VE TUTSAK AİLELERİMİZE, DOST VE DEVRİMCİ ÖRGÜTLERE, ÇEŞİTLİ MİLLİYETLERDEN EMEKÇİ HALKIMIZA!

Devrimci ve Demokrat Kamuoyuna;

Partiye, İlkelerine ve Çizgisine Sahip Çık, Darbeciliğe Tavır Al!

 

“Her şeyin başı dürüstlüktür!” (F. Engels)

Okullarda şeriatçı rejim tamam! (H. Hayri ASLAN)

Eğitim bir kez daha “yaz-boz” oldu. “Yaz-boz” işi basit bir becereksizlik olayı değil, aslında postmodern ortaçağ rejimini yerleştirmede baya iyi beceriyorlar. Önce iyice bir çalkalıyorlar, sonra da kendi salyalarından mayalıyorlar. Aynı şeyi, ordu, polis, adliye ve diğer kurumlarda da yapmadılar mı? Kuralsız saldırılarla iyice bıktırıp yıldırdırmaya paralel olarak, o kapkara rejimi her yerde adım adım inşa ediyorlar... her yerde!

Tecrit etme ve teslim almanın bir öğesi olarak; TEK TİP ELBİSE (1)

15 Temmuz darbe girişimiyle toplumsal muhalefet güçleri başta olmak üzere işçi sınıfı ve emekçilere, ezilenlere yönelik saldırılarının dozajını arttıran devlet, bunun bir parçası olarak şimdi de zindanlarda TTE uygulamasını gündeme getiriyor. Toplumun tek tipleştirilmesi vesilesiyle teslim alınmasını hedefleyen oldukça kapsamlı bu saldırının amacı, içeriği ve buna karşı neler yapılabileceğine dair tartışmaları, geçmişin deneyimleriyle birlikte yürütmek doğru olacaktır.

Kerkük işgali ve ardında yatan gerçek

Güney Kürdistan yakın bir zamana kadar ABD'nin “himayesinde” görünüyordu. 2003'de Saddam liderliğindeki yönetimi deviren ABD güdümünde Irak devleti kuruldu. Irak sınırlarındaki Araplar ve Kürtler üzerinden “bölgesel yönetimlere” geçildi. Ancak bu yönetimler bağımsız ve kendi iradeleriyle kurulan yönetimler değildi. ABD hükmü altında oluşturulan yönetimlerdi. Dolayısıyla o dönem KDP ve YNK üzerinden “Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi”(IKBY) o minvalde oluşturulmuştu.

Kadınların devrim selamına bir cevabımız olmalı - Ebru Yıldırım

 Gecenin karanlığı koyu, gökyüzü soğuk ve menzil uzak değil. Stalingrad direniyor genci yaşlısıyla. Biliyor umut var, Nazilere geçiş yok. Bu kavga anavatan için, sosyalizmin zaferi için. Naziler Sovyetlere düşman, özgürlüğe, emeğe, eşitliğe kısaca insana dair ne varsa hepsine düşman. Sovyet meclis demek, kolektivizm, gönüllülük, emek, değer yani insana dair ne varsa o demek. İşte savaş bu kadar yalın: İnsanlık mı barbarlık mı? Soru net olunca cevap da aynı oranda kesin oluyor. Yıl 1942, 588. Gece Bombardıman Alayı havalanıyor gökyüzüne. Sıkı sıkı sarılıyor 20'li yaşlarında genç kadınlar.

Müslüm Elma’dan Mektup

TKP/ML yöneticisi olma iddiası ile Nisan 2015’den beri tutuklu bulunan Müslüm Elma, yoldaşları tarafından gönderilen Duvar Gazetesine cevap mektubu yolladı. Müslüm Elmanın yolladığı ve elimize ulaşan mektubu olduğu gibi yayınlıyoruz:

“Sevgili yoldaşlar,

Ortadoğu'nun yönetim şekli, Demokratik Konfederalizm

Kürtlere biçilen fiziki yaşam ile ölüm arasındaki mesafe, tıpkı kutsal kitaptaki sırat köprüsünün çizgisi kadar, siyasal yaşam ile ölümü arasındaki mesafe ise her dem "araf" halidir.

Hegemonik devletler kendi sistemlerini koruma adına dün olduğu gibi bugün de Ortadoğu'dalar ki burası kaynıyor. Halklar ve inançlar yüzyıldır işgal, talan, asimilasyon, soykırım ve sömürü ile acı düzenini an be an yaşıyor ve kendi coğrafyalarında adeta köle statüsündeler.

Sayfalar