Salı Eylül 29, 2026

Sînor u Mirin (Sınır ve Ölüm)

T.C beslemesi IŞİD çetesinin Kobane’ye yönelik saldırıları hız kesmeden sürerken bizler de Kürdistan Hukukçular Derneği olarak çeşitli emperyalist güçlerinin Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme çabasının bir sonucu olarak TC-KDP işbirliğinin etkisiyle Rojava’da her gün yeni katliamlara imza atan bu paravan örgütün sınır bölgelerinde halka yaptığı zulmü yerinde görmek ve yaşananları bir de bölgedeki insanların dilinden dinlemek için Urfa’nın Birecik ilçesinde bulunan çadır alanını ve sınır köylerini ziyaret etme kararı aldık. Yolculuğumuza sabahın erken saatlerinde başlayıp yaklaşık 1-1,5 saat sonra URFA’ya varıyoruz. Yolun sağındaki ve solundaki billboardlardaki ‘’Milletin adamı: Tayyip Erdoğan” afişleri dikkatimizi çekiyor ve hayırdır diye sormadan edemiyoruz. Halktan biri “Valla hayır değil, şerdir” diyor ve ekliyor “Bu adam ne zaman bizim topraklarımıza gelse buralarda kötü şeyler oluyor”. Urfa’dan yaklaşık bir saat sonra Birecik’e oradan da sınıra sıfır noktada Fırat’ın kıyısına kurulan Ziyaret Köyü’ne varıyoruz. Arabalardan inip çadır alanına yöneldiğimizde çadır alanı ve yolların tozla kapandığını görüyoruz. Direniş çadırlarındaki halk “Bunlar da IŞİD’in kimyasal tozları ‘’diyerek bizi sıcak bir gülümsemeyle karşılıyor. Halk bizimle sohbet ederken biz daha çok sağda solda ne var ne yok onu öğrenme telaşı içerisindeyiz. Fırat’ın hemen karşısında Suriyeli Sığınmacıların bulunduğu çadır alanları hepimizin dikkatini çekiyor. Cerablus kentine uzaktan bakıyoruz, şehrin tamamı IŞİD’in kontrolü altına girmiş durumda. Dürbünü alıp baktığımızda şehrin her tarafında IŞİD bayraklarını çok net bir şekilde görüyoruz. Çadır alanına gelen Rojava’lı bir yurttaş başlıyor durumu bize aktarmaya ve hepimiz onun söylediklerine odaklanıyoruz.’’Kobane günlerdir kuşatma altında, her taraftan saldırıyorlar, şehrin büyük bölümünde günlerdir elektrik yok, su kuyularına zehir atıldığından kaynaklı içme suyu bulmakta dahi zorluk çekiyoruz. Musul’dan ve işgal ettikleri diğer bölgelerdeki silahların büyük bir kısmını Kobane saldırısında kullanıyorlar. Şehit düşen arkadaşlarımızın çoğunda ne bir kurşun mermi izi ne herhangi bir yara bere izine rastlamadık. Kimyasal silah kullandıklarına dair elimizde istihbarat bilgisi var. T.C IŞİD’e açıkça istihbarat veriyor ve IŞİD bu istihbaratı alır almaz Kürt bölgelerine saldırıyor. IŞİD yöneticileriyle Türk askeri yetkililerinin yan yan çekilmiş fotoğrafları elimizde mevcut.” Halktan biri söz alıyor ve yaklaşık 1 km uzaklıktaki tepeyi bize göstererek ’’Akşam çok şiddetli çatışmalar oldu ağır silahlarla ve tanklarla saldırdılar.Ypg bu saldırıları geri püskürttü tanklar imha edildi, şehit düşen arkadaşlarımızda var.IŞİD ölülerini arazide bırakıyor ve çevrede çok sayıda IŞİD ölüsü var.‘’ dedi.

Tüm bunlar olurken yanımızdaki insanların karşımızdaki tepeye dürbünle bakmaları bizi de çok meraklandırıyor, biz de alıyoruz elimize dürbünü bakıyoruz tepeye sabırsızlıkla, o anda herkeste bir heyecan dürbün kapma telaşı. Tam karşımızda YPG’lileri görüyoruz hakim tepeleri tutmuşlar heyecanımız daha da artıyor. Sonrasında sınır köyü olan Ziyaret Köyü’ne gitme kararı alıyoruz. Arabalarımız toprak yolda yavaş yavaş ilerlerken T.C askerlerinin gözetleme kulelerinin çoğunu terk ettiğini görüyoruz. Sınırda her gün Kürtleri katletmekten geri durmayan T.C tüm sınırı IŞİD’in kontrolüne bırakmış durumda. Ziyaret köyüne vardığımızda köylüler bizi karşılıyorlar birazda tedirgin olarak. Köye gelen giden çok oluyor bu bizleri de tehlikeye düşürüyor diyorlar. Amed’ten geldiğimizi söylediğimizde biraz rahatlamış gibi oluyorlar ancak haklı olarak tedbiri elden bırakmıyorlar. Köye her araba geldiğinde kim geldi diye kontrol ediyorlar ve bunun sebebini bize açıklıyorlar. Ziyaret sınır köyü. Köyün bahçelerini çeviren tel örgüler aynı zamanda T.C ‘nin çektiği tel örgüler.Tel örgülere dokunduğumuzda bir garip oluyoruz .Kürt halkının tel örgülerle nasıl da bölünmeye çalışıldığını daha rahat görüyoruz. Bu tellerin sınıra değil halklar arasına çekildiğini söylüyor birisi.

Muhtarla görüşüp bilgi aldıktan sonra bahçeye çıkıyoruz, bir arkadaş tedirgin bir şekilde çağırıyor bizleri. Hep birlikte onun gösterdiği yere baktığımızda eli kanlı, Kürt kasabı IŞİD üyeleriyle göz göze geliyoruz.2 tanesi dikkatlice bize bakıyor birisi acele arabaya binip sınırın diğer tarafındaki köyün arka tarafına gidiyor. Bize en fazla 100 metre uzaktalar aramızda sadece tel örgüler ve mayınlı arazi var. Köyün her tarafına bayrak dikmişler ve ellerindeki kameralarla çevreyi gözetliyorlar. O anda hepimiz değişik bir ruh hali içerisindeyiz. Kimimiz tedirgin, kimimiz öfkeli kimimiz suskun. IŞİD şu anda tam karşımızda biz de öylece donmuş vaziyetteyiz. Onlara bakarken patlamamış ve öylece apaçık ortada duran mayınları görüyoruz aynı zamanda patlamaya hazır koca yürekleri. Bir arkadaşın bana dokunmasıyla irkiliyoruz gördüğümüz tablo karşısında dehşete kapılıyoruz. Muhtar’ın ayağının altına konan sinekler, ayağındaki küçük kurtlar bizi kendimizden geçiriyor. Muhtar yakın zamanda mayına bastığını ayağının yaralandığını savaş durumundan kaynaklı tedavi edemediğini bize anlatıyor. Doktora gittiğinde ise doktorun Kürtçe konuştuğundan kaynaklı kendisini tedavi etmediğini belirtiyor.

Köyden ayrılma zamanı geldiğinde hepimizin yüreği buruk. Ardımızda bir savaş coğrafyası, üzerlerine bombalar yağan bir halk, önümüzde yapay sınır çizen tel örgüler, savaşın ortasında yavaş yavaş akan Fırat. Köylüler ’’Bu topraklara özgürlük ve barışın geleceğinden hiç şüpheniz olmasın, özgürlük zamanlarında buluşmak dileğiyle” diyerek bizi uğurluyorlar. Çadır alanına gelirken IŞİD’ın silah taşıdığı araçları arazide bırakıp kaçtığını gözümüzle görüyoruz. Çadır alanındakilerle selamlaşmadan sonra yakın zamanda yine geleceğimizi belirterek oradan ayrılıyoruz. Önümüzde tozlu yollar, Urfa ovası arkamızda savaşın tüm çıplaklığı,yıkıntılar,acılı yürekler ve gönlümüzde Ziyaret Köyü ve tabii ki asla unutamayacağımız Ziyaret köyü muhtarının ayakları.

(Amed'ten bir ÖG okuru)

100230

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Sayfalar

Misafir yazarlar

„Dersim katliamının gerçek sorumlusu„ sorunu üzerine

Taner Akçam, „Dersim ve Tarihle Yüzleşmek“ başlığı taşıyan sunumunda ; „Dersim idamlarından hareketle, Türkiye‘de tarihle yüzleşme sorunları üzerine yedi tez ileri sürmek istedim.“ der, ve bu tezlerin birinde de şunları ileri sürer:

„Tez dört: Dersim katliamını Cumhuriyet Halk Partisi örgütlemiş ve hayata geçirmiştir; bu cümle bu açıklıkta söylenmedikçe bu ülkeye demokrasi ve barış gelmez.Cumhuriyet Halk Partisi‘nin Dersim insanına özür borcu vardır.(...)“ (Özgür Gelecek .16.11.2020).

Irkçılık/ Faşizm Suçu[*]

 

“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine!”[1]

 

Irkçılık, faşizm tartışmaya açık değildir; kapitalizmden mülhem, insan(lık)a karşı işlenmiş ve hâlâ işlenmekte olan bir suçtur. Dört yanımız ırkçılık, faşizm suçuyla kuşatılmışken; eski Zimbabwe Başkanı Robert Mugabe’nin şu uyarıları “es” geçilmemeli:

“Beyaz arabalar hâlâ siyah lastikler kullandıkları sürece ırkçılık asla bitmeyecektir.

Yoksulların Başkaldırısı ve Kadınlar (Tarihsel Bir Bakış)[*]

 “Bilginin elde edilmesi,

bizi iyiye ulaştıracaktır.”[1]

 

“Yeni sol” söylemler, postmodern tahlillerin ışığında, genellikle ezilenlerin durumlarının parçalılığı üzerinde durur ve bunun sonucu, parçalı mücadele stratejilerini öngörür. Etnik unsurlar kimlikleri, kadınlar cinsiyet eşitliği, işçiler hakları, LGBTI bireyler tanınma… için mücadele etmelidirler; bu mücadeleler arasında zorunlu bir nedensellik ya da hiyerarşi yoktur; bunlar en iyi olasılıkla koordine edilebilir- geçici olarak…

Մենք կ՛հաղթենք! Biz Kazanacağız! (2) Türk Özel Savaş Medyasının Yalanları!

27 Eylül 2020 tarihinde TV’ler “muhabir” görünümündeki özel savaş elemanlarıyla Bakü’den naklen yayına başladılar. Bu özel savaş elemanları, “Ermeni saldırısının” duyurusunu yaparak savaşın başladığını ilan etti.

Türk medyasının bu kadar hızlı bir şekilde Bakü’ye giderek canlı yayına geçmesi, TC devletinin Azerbaycan ordusunun Dağlık Karabağ’a saldırısının önceden bildiği; daha doğru bir ifade ile bu saldırıyı başından itibaren kendisinin planladığı, Azerbaycan ordusunu harekete geçirdiği, fiili olarak yönettiği anlamına gelmektedir.

Adım Karabağ:Nubar OZANYAN

Binlerce yıldır yaşadığım bu toprakları ilim, bal ve gül diyarı yapmışım; kadınlar olmuş yaşamın ve mutluluğun isimleri. Müzik ve şarap, ekmek kadar kutsal olmuş soframızda. İnanana da inanmayana da açmışız kapımızı, ekmek ve şarabımızı bölüşmüşüz. Burada yaşamak mucizedir. Her ağaç Ermeni kokar. Her hercai menekşe, özgürlük solur. Medeniyetlerin beşiği topraklarımızda, kaç kavmin geçtiğini saymadan yaşamışız.

İttifaklar sorunu üzerine

Kısa bir süre önce, “Partizan ile Özgür Gelecek ayrılığının” merkezindeki konu olarak ‘ittifaklar sorunu’na dair başlıklı bir makale okudum.

Makale, “Partizanın Defteri”nde, fikret karavaz tarafından kaleme alınmış.

Yazarın kim olduğu hakkında herhangi bir bilgim yok. Ancak muhtemelen kaypakkaya geleneğinden bir arkadaştır.

Böyle olması durumunda da attığı başlığı bir yerlere oturtmak pek mümkün olamıyor: Çünkü bilebildiğim kadarıyla yakın dönemde “Partizan” ve ‘‘Özgür Gelecek” ismi altında bir ayrılık yaşanmadı.

Barbarlığın Son Halkası Ve Samuel Paty…

Dağlık Karabağ’da (Artsakh-Արցախ) yürütülen Onur Direnişi 35. gününde kuşatma, ağır savaş ihlalleri, yağma, talan ve işgal hareketleri ile devam ediyor.

Diğer tarafta Rojava’da aynı bela ile karşı karşıya kalmış ama direniş sayesinde bugün varlığını sürdüren Kürt Halkı’nın haklı gururunu yaşadığı ve dünya halklarına armağan edilen “Dünya Kobane Günü” 2 Kasım her tarafta sevgi gösterileri ile kutlandı.

Dünya Kobane Günü Kutlu olsun! (1ê Mijdarê Roja Kobanê ya Cîhanê pîroz be!)

Parçalı Önderlik

Parçalı iş yapma, parçalı devrimcilik, parçalı müdahale, parçalı planlama-düzenleme ve yöneticilik-önderlik yapmanın arkasında bilimsel temelde bütünlüklü olarak düşünememek vardır.

Her şeyin başlangıcı ve temeli olarak yanılgı ve katılığa düşmemek için gerçeğin bilgisine olabildiğince yakın olacak tarzda, onun bütün yanlarını, ara bağlantılarını inceleyecek şekilde düşünmek vardır.

Genç yürümek /Nubar Ozanyan

25 Ekim’de “Özgürlüğümüz İçin Faşizme Karşı Birlikte Yürüyoruz!” kampanyasının duyurusunu yapıp amaçlarını açıklamak isteyen gençlik örgütlerine polis saldırdı. Gençliğin dinamik ve militan sesini kesmek, birleşik mücadele fikrini boğmak için yapılan bu saldırıda, dikkat çeken bir nokta vardı. O da polisin İbrahim Kaypakkaya’nın posterini bahane edip eyleme saldırmasıdır. Polisin saldırısında, devrimci gençlik kararlı bir karşı koyuşla önderlerini sahiplendi. Yürüyüşlerinin zorluklarla dolu olduğunu daha işin başında gördüler.

Unutmamak, Devrimci Bir Eylemdir…[*]

“Daha güzel değil hiçbir şey

Birbirimize bir orman gibi bağlanmaktan.”[1]
 

Hâlâ Onlarlayız; Onlardanız[*]

“Hiçten hiçbir şey çıkmaz,

var olan
hiçbir şey yok edilemez.”[1]
 
“Çok fazla düşünmenizi istemiyorlar...

Sayfalar