Salı Ekim 20, 2026

Sinan Dersim… (Nubar OZANYAN)

Bitmez tükenmez bir sevdadır bizimkisi. Her ölümde yeniden doğar. Her damlada kuru olan her şeye can katarız. Yüzümüzü her daim hakikate çeviririz. Kendimizi anlamakla başlarız hakikat mücadelesine. Önce kendi içimizdeki hakikati bulmak için başlarız kavganın ilk dersine. Biliriz ki, başarılması en zor olan kavga insanın kendisiyle olandır. İçimizdeki düşmanı alt ettikçe özgür, korkusuz ve “zana” olmayı başarırız. Söylediğini yapan, sadece yapan da değil “doğru yapan” oluruz.

Her kıyım ve kırımda acır insan olan her yanımız. Çöl kumlarına düşen kimsesiz çocukların bir daha kabus dolu gözlerle gökyüzüne bakmaması için yaşar ve mücadele ederiz. Ölüme en yakın yerde durur, kavganın en sert ve keskin yerinden tutarız. Sonra kuyuların ve uçurumların diplerinden yükselen Kürt anaların seslerini, ağıtlarını, öfke ve direnişlerini kararlılığımıza katarız. Her uzun ve zorlu yolculuğa çıkışımızda bir eksikle devam etme ihtimalinin olabileceğini bilerek yürürüz. Sinan Dersim hevalle birlikte devrimin yasalarına uyarak önce ileriye, bazen de anılar denizinde dönüp geriye bakarak yürüdük. Bizler canını devrime feda edenlerin yoldaşlarıyız. Sahipsiz, yetim çocukların arkadaşlarıyız. Dilsiz, yurtsuz çocukların vazgeçilmez dostlarıyız. Kurşunlanmış, haftalarca bedeni yerde bekletilen anaların öz evlatlarıyız.

Biz devrimciyiz, bedelini göze aldığımız bir mücadelenin bilinçli ve gönüllü insanlarıyız. Korkmanın yenilmek, teslimiyetin de ihanet olduğunu iyi biliriz. Özgür yaşam mücadelesinde ne birini incittik ne de ağlattık. Çünkü biz dünyayı değiştirme iddiasıyla yola çıkanlardık. Zindanlar, kayalar, çöller sahipsiz öksüz çocuklar tanığımızdır.

Yaşamımız boyunca yorulup ara vermeden hakikatin peşinde koştuk. Bazıları şaşırdı, anlam veremedi bu iradeye. Hep kulağıyla değil yüreğiyle duyanların insanı olduk. Sınırlı yaşamımızı büyük davaya adarken sadece silahımızla değil sistemimizle bir dünya yaratmayı esas aldık. Bizi felsefemizle, devrim programımızla, dünyayı değiştirme cüretimizle tanımaları için çalıştık. Bilmenin yetmediğini mutlaka harekete geçmek, yapmak gerektiğini bilerek yürüdük. Başkaları gibi anlaşılmak için değil anlamanın esas olduğunu kabul ederek, bütün ruhumuzla mazlumları anlamanın sonsuz kavgasına adadık kendimizi. Bunun için çalıştık ve mücadele ettik. Yaşama ve özgürlüğe en büyük anlamı yükleyerek kendimizi adadık. Çocuk tadında davamıza bağlandık, yoldaşça güldük. Yaşanılmazı, zor olanı yaşanılır kılmak için çalıştık. Çünkü biz SİNAN DERSİM’İZ. Çünkü biz devrimciyiz.

Ölümle her zaman olmazsa da en fazla karşılaşan insanlar olduk. Yaşamı ve özgürlüğü esas aldığımız için var olduk ve ölüm bizden korktu. Karşılaştığımızda ise cesaretle yürüdük ölümün üzerine.

Tarih, hiçbir zaman bencil dünyanın insanlarını kabul etmez. O ancak ortak çıkarlar uğruna ve başkalarının mutluluğu için yaşayanların, özgürlük için savaşanların yüceliğini kabul eder. Mutluluk ve özgürlüğün her resminde, en renkli ve en canlı yerinde hep direnenlerin sesi ve sevda türküleri yazılıdır.

Heval Sinan, bütün devrimcileri anlamaya çalışan, onlara dokunmasını bilen bir yerde durdu. Yaşıtları ve kendisinden genç arkadaşlarla espriler yaparken kendisinden yaşça büyük devrimcilere daha dikkatli, ölçülü ve saygılı davranmayı bildi. Yazılı medyada onun hakkında yazılan tüm yazıları satır satır dikkatle okuyorum. Bir de yazıya dökülmeyen ama anlatılanları dinlesek ne olurdu? Ne çok seveni olduğunu daha iyi görürdük.

Garê’nin kavurucu sıcağının altındayız. Her taraftan sanki ateş yükseliyor. Üstümüzde keşif durmak bilmiyor. Ortak ya da tek tek yaptığımız sohbetlerimizde konumuz birleşik mücadeleyle sınırlı kalmazdı. Tarihe, Kemal Pir, Mazlum Doğan ve zindan şehitlerine dek uzanırdık. Daha konuşmaya başlarken o kadar çok ortak konu çıkardı ki!

Önce ağır yaralı olduğu haberini aldık. Sinan yoldaşı tanıyan herkeste benzer düşünce ve ortak bir ruh hali oluşurdu. Sonra Susardık. Kimse birbirine bir şey deme cesareti gösteremezdi. “Umarım yarası ağır değildir”le başlayan “iyileşir”le tamamlanan duygu dolu isteklerimiz bizleri alır derin bir anı sarmalı içinde sessizliğe ve adı konmamış bir suskunluğa götürürdü. 

Heval Sinan Dersim yaşamı boyunca sessizlerin, görünmezlerin ve suskunların özgürlük kavgasını verdi. Tıpkı Yılmaz Dersim, Atakan Mahir, Delal Amed, Sakine Cansız arkadaş gibi.

Heval Sinan Dersim, ömrünü ve bütün gücünü dünyada en mükemmel şey olan özgürlüğe adamak için aramızdan ayrıldı. Anısına saygı ve minnetle.

8218

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

Milli mutabakat hükümeti; Çetin çetin

Türk hakim sınıflarının Yenikapı buluşmasından sonra burjuvazinin yazılı ve sözlü medyasında en çok sözü edilenin AKP, CHP, MHP’nin bir araya gelmesiyle milli mutabakatın sağlandığı, yakın bir süreçte de darbe girişiminin olumsuzluklarından sıyrılmak ve düzlüğe çıkmak için milli mutabakat hükümetinin kurulacağının müjdesinin verilmesidir.

Toplu mezarlıklar ülkesi

Türkiye ve Kuzey Kürdistan tam bir toplu mezarlıklar ülkesi oldu. Devlet, Kürtlere, Sosyalistlere, demokratlara sadece ordusu ve polisiyle saldırmıyor. Artık en önemli saldırı gücü olarak kullandığı İŞİD ile de saldırıyor.

Hukukuyla, yasalarıyla, yönetim şekli ve uygulamalarıyla tam bir bir isalmcı-kontrgerilla düzenine dönüşmüş olan Türk devleti, OHAL ile bunu daha da pekiştirmeye çalışmaktadır. Türk milliyetçiliği ve ümmetçiliği ile toplumun önemli bir kesimini kendi etksi altına alan devlet, başta Kürtler olmak üzere, muhalif olan her kesime karşı kıyım uygulamaktadır.

Siyasi partiler ve İslami sermaye ilişkileri içinde Fethullah Gülen

Türk siyasetinde bir tiyatro oyununa daha tanık olduk. Türk devleti, yıllardır bağrında büyüttüğü, hatta 12 Eylül darbesinden sonra Anavatan Partisi döneminde Türkiye Umumi Vaizi yapılan Fethullah Gülen’i terörist ilan edip darbe yapmakla suçlayarak demokrasi oyunu oynamaya başladı.

15 Temmuz Darbe girişimi, Yenikapı mitingi ve burjuvazinin kendi arasındaki uzlaşması

15 Temmuz 2016 tarihinde geçekleştirilen darbe girişiminin üzerinden bir ay gibi geçmeden devletin yeniden yapılandırılması adı altında AKP’nin dizginsiz saldırıları devam etmektedir.

AKP, 2011 yılında siyasal çıkarlarına ters düşmesiyle yollarını ayırdığı Fetullah Gülen’le girdiği hesaplaşmayı bugünlere kadar aralıksız sürdürse de, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaptığı hamle, geride kalan süreyle kıyaslandığında, 5 yılda yapamadıklarını bir ay gibi kısa bir sürede başarmış oldu.

Düzen İçi Sol’culuk;Özgür Yıldız

Her toplumsal yapı kendi karşıtını da içinde taşır. “Sol”da, kapitalist sistemin karşıtı olarak ortaya çıktı ve gerçek kimliğini Komünist Manifesto’nun yayınlanmasıyla buldu. Bu süreçten sonra işçi sınıfı, kendisi için bir sınıf olarak burjuvazisinin karşısına, ütopik olmayan gerçek sosyalizm alternatifiyle çıktı. Elbette, burjuvazi boş durmadı. “Sol” hareketi reforme etme yollarını seçti. Proudhon, Bernstein ve Kautsky kadar sol”u reformizme etmenin teroik zeminlerini hazırladı.

Milliyetçi Enternasyonalizm

Bir kavramın, bugünün üretim ilişkileri içerisinde neyi ifade etmeye çalıştığını bilince çıkarabilmek için O kavramın, ilk ortaya çıktığından bugüne geçirdiği evrimı, hangi sınıfta ortaya çıktığını, hangi ihtiyaçtan kaynaklandığını, diğer bir deyişle hikayesini incelemek en etkili yöntemlerden biridir, çünki kavramların ifade edildiği dillerde sosyo-ekonomik hareketliliğe bağlı olarak gelişen, gerileyen canlı organizmalardır, bir kavram ilk çıktığı dönemde „olumlu“yu „iyi“ yi, „doğru“ yu işaret ederken sonraki dönemlerde karşıtına dönüşerek „olumsuz“ u, „kötü“ yü, „yanlış“ ı işaret edebilme

BATI BAĞIMLISI TÜRK BURJUVAZİSİ YÖN MÜ DEĞİŞTİRİYOR?

15 Temmuz askeri darbe girişiminden sonra, darbenin arkasından tartışılan konulardan birisi de; “Türkiye eksen mi değiştiriyor?”

AKP-Erdoğan çevresine ve yandaş medyada yazılıp çizilenlere bakıldığında ise, darbenin arkasındaki ABD ve AB istenmiyor. ABD ve AB medyasına bakıldığında ise Erdoğan'ın artık istenmediği gerçeği vardır.

Trabzon / Maçka'da Partizanlar; Tamer Çilingir

’’(…)
Maçka bir noktadır Türkiye haritasında,
Osmanlı’nın vergi defterlerinde geçer adı,
önemsizdir yağı, bol yumurtası, peyniri,
bir de delice balı vardır ilkçağlardan beri,
saray mutfağında bilinir
Maçka`yı, Maçkalıyı bundan öte tarih ne bilir? (…)’’ der İsmet Zeki Eyüboğlu bir şiirinde.

Ya Devrimden yanasın yada faşist diktatörlükten yanasın

Garip olaylar oluyor ülkemizde. Aslında garip olaylar oluyor demekte yanlış. Çünkü,hepimiz alıştık devletin bu tür panorayak oyunlarına... Devlet erk'inde at iziyle ıt izi birbirine karışmış durumda. Darbeciler kim? Darbeyi yapanlar kim? Bunların siyasal temsilcileri ve yönlendiricileri kimler? Henüz bu sorular en azından kamu tarafından netlik kazanmış değil. Açık olan birşey var ki,darbeciler devletin içerisinde ve iktidarın önemli mevkilerinde yer almaktadır.

Emperyalizm yaşlanıyor. Yaşasın Halk Savaşı

Uzun süredir yazamıyorum. Bunun temel sebebi okuma, araştırma ve inceleme yapıyor olmam. Bir yandan günlük ekmek mücadelesi, bir yandan ev içi sorumluluklar, ara molalar, bilgiyi fazlalıklarından arındırma ve süzme. Marx, Engels, Lenin, Mao’nun Türkçe eserleri bitti gece üçlere dörtlere yol alırken. Arada çerez niyetine Orhan Hançerlioğlu’nun düşünce tarihi, ve yüzlerce sayfa, tez… Sabah altı buçukta kalk borusu sonrası, martı çığlıklarına zincirlerimin sesi karışıyor. İş yerine ulaşım için gereken bir saatlik süreyi de boşuna harcamak olmazdı.

TKP/ML : Ne sois pas du côte du conflit des cliques fascistes mais du côte de la Guerre Populaire – (sur la tentative de Coup d’Etat)

Aux turques, aux kurdes et aux travailleurs de différentes nationalités,

Sayfalar