Şengal Jenosidi: Ezdi kızlar, Baba Şêx’in fetvasıyla Laleş’e döndü
IŞİD’in 3 Ağustos 2014’te Ezdilerin yurdu Şengal’e saldırmasıyla Ezdi Kürtler dünyanın gözü önünde tarihin en büyük soykırımlarından birini yaşadı. IŞİD’in saldırılarıyla 73. Kez soykırıma uğrayan Ezdiler, Arap komşu ve kirveleri tarafından da ‘Kafir’ ve ‘düşman olarak ilan edildiler. Soykırımdan kurtulan Ezdi Kürtlerinin anlatımına göre, birlikte yaşadıkları Arap komşuları, köy okullarından megafonla ‘Katli vaciptir’ çağrılarında bulundu.
IŞİD, Şengal’de Ezdi erkekleri toplu halde öldürmüş, Ezdi kadın ve çocuklarını da ‘Savaş ganimeti’ olarak kaçırıp ‘Köle pazarlarında cariye’ olarak satmaya başladı. 4 yaşını dolduran tüm çocukları annelerinden kopartarak şeriat okullarında, katı disiplinle, IŞİD’in siyasi ve askeri eğitimlerinden geçirerek, anne ve babalarının neden katli vacip olduğunu onlara ezberletildi.
IŞİD’in uyguladığı jenositten sağ kurtulan Ezdi kadınları cinsel saldırıya, işkenceye maruz kaldı. Çoğu Ezdi kadın ve kız bu işkence ve cinsel saldırı nedeniyle yaşamlarına son verdi.
IŞİD’in esaretinden ilk kaçan kızlar tek başlarına aç, susuz kilometrelerce yol yürüyerek koca bir IŞİD hakimiyetini arkalarında bıraktılar. Nereye kime gideceklerini bilmeden ölüm sessizliğinde yürüdüler. IŞİD Ezdi kadın ve kızların kaçmaması için, onlara “Biz sizi, sizin inançlarınıza göre kirlettik. Siz artık Ezdi toplumu ve uleması tarafından kabul edilmezsiniz, Oraya vardığınızda sizi bizler değil sizin dini liderleriniz ölümle cezalandırır” sözleriyle tehdit ettiler.
İlk kaçan Ezdi kızlar IŞİD’in içlerine saldığı korkuyla Laleş Tapınağı’na ulaştıklarında Baba Şêx’in kendilerini karşılamak ve kucaklamak için, ilerlemiş yaşına (Baba Şêx 84 yaşlarında idi) rağmen upuzun bir yolu yürüyerek gelmiş olması, korkularının ne denli yersiz olduğunun ispatı oldu. Ruhani Lider Baba Şêx ilk olarak özgürlüklerine kavuşmuş, Ezdi kızlarının ellerini öptü. Onların ellerini kendi kafasının üstünde tuttu. Ve onlara “Siz bizim dinimizin asıl savaşçıları ve temsilcilerisiniz” dedi. Onları Laleş tapınağının beyaz suyuna götürdü. Beyaz suda kendi elleri ile yıkadı, arındırma ritüeli ile kafalarını yeniden Ezdi mor’unu (Mor kirdin: vaftiz etmek, kutsamak vs.) yaptı ve kutsadı. Laleş Tapınağı’nda günlerce onları misafir etti. Birçok kızı da onaylarını alarak evlendirdi.
IŞİD’in Şengal’e saldırısının üzerinden 5 yıl geçerken Baba Şêx’in oğlu ve aynı zamanda vekili Baba Şêx Hadi ile Ezdi Soykırımı’nın yıl dönümünde yaşananları konuştuk.
Şengal soykırımından sonra IŞİD'in elinden kurtarılan kızlara ilişkin Baba Şêx bir beyanname yayınlandı, bu beyanname hangi esaslara dayalı olarak yayınlandı?
28 Ağustos’ta 2 Ezdi kız Felluce'den getirildi. Bunlardan birinin ismi Hanya, diğerinin ismi ise Samina'ydı. Bu kızlarımız IŞİD'in eline esir düşmüşlerdi ve IŞİD onlara her türlü kötülüğü, insanlık dışı muameleyi reva görmüştü. Bu kızla getirildiğinde, Baba Şêx bunların elini tutarak ‘Siz Ezdi inancının en fedakar en değerli insanlarısınız” dedi. Baba Şêx onlara “Yaşadığınız, size zorla yaşatılan hiç bir şeyi rızanızla, isteminizle yapmadınız. Tamamen insanlı dışı uygulamalarla bu şeyler size karşı yapıldı. Siz inancınızın kurbanlarısınız. Ezdi olma gerçekliğinin kurbanlarısınız. Siz toprağınızın, yaşadığınız coğrafyanın, ülkenizin kurbanlarısınız. Bu nedenle de Ezdi inançlarımıza göre siz kesinlikle bozulmamış, tertemiz, helal insanlarsınız” dedi. Ortaya çıkan bu gerçeklikler doğrultusunda, bütün bir Ezdi toplumun kabul etmesi gereken bazı kararlar almamız gerekiyordu. Bu temelde bir beyanname yayınladık. Bu beyannamede IŞİD'in eline esir düşmüş, daha sonradan kurtulmuş Ezdi kızlarımızın, inançlarımıza ters gelecek, ya da örf – adetlerimize zarar verecek hiç bir şey yapmadıkları, tam aksine IŞİD gibi vahşi, insanlık dışı bir örgüte esir düşmelerine rağmen onurlarını koruduklarını, bu nedenle de Ezdi toplum içerisinde her zaman yerlerinin olduğunu açıkladık.
Bu beyannameyi ilk hazırladığımızda, yayınlamaktan çekindik. Çekincelerimizde iki sebep vardı. Birincisi, “Acaba bu beyannamenin ileride Ezdilik inancına ne gibi zararları olur. İleride farklı anlamlara yol açabilir mi?” Ama diğer taraftan, şayet yayınlamazsak IŞİD'in elinde esir olan kızlarımız var olan gerçekliklerden korkar ve gelmek istemeyebilirler diye düşündük. Bu konuya ilişkin çok kapsamlı tartışmalar yaşadık. Bu konuda çok farklı araştırmalar yaparak, gençlerimizin, aydınlarımızın, akil insanlarımızın fikirlerini aldık. Biz beyannamemizi hazırladıktan sonra Birleşmiş Milletler temsilcileri yanımıza geldi ve bize neden bu beyannameyi yayınlamadığımızı sordu. Biz de kendilerine çekincelerimizi bildirdik. Onlar da bize hiç bir çekince olmadan bu beyannameyi yayınlamamızı söylediler. Yürüttüğümüz tartışmalar, aldığımız güvenceler ve en önemlisi de esir düşmüş Ezdi kızlarımızın Ezdi toplumu içerisinde başı dik yaşama garantileri için 2015 yılının 2. ayında bu beyannameyi farklı dillerde yayınladık. Bu beyanname yayınlandıktan kısa bir süre sonra Ezdi kadın, kız, çocuk, yaşlı ve erkeklerden oluşan 217 kişi Havice tarafından, bir Arap Şêx aracılığı ve yardımıyla getirilerek bize teslim edildi. Bu beyannamenin yayınlanmasından sonra artık her taraftan kurtarılma imkanları oluşan insanlarımız grup grup getirtildi. Zaten bu gelişlerde gösterdi ki bu beyanname çok cesur ve Ezdi toplumu için çok gerekli bir beyannameydi, şimdide bu konuda ne kadar haklı olduğumuz daha da gün yüzüne çıkmakta.
Ezdi toplumu ve Ezdi inançlarımıza göre, bir Ezdi kızının Ezdi olmayan birisiyle cinsel münasebete girmesi kabul edilmeyen bir gerçeklikti. Tarihte özellikle Osmanlılar döneminde Ezdi toplum üzerine yapılan katliamlar ve bu katliamlarda yaşanmış bir çok gerçeklik var. Ama Ezdiler en zorlu dönemlerinde aldıkları stratejik kararlarla kendi inançlarını ve yaşam tarzlarını bu güne kadar taşıyabildiler. Biz de bu beyannameyle bu tarz bir stratejik karar verdik. Yani bu kızlarımız Ezdilere yönelik gerçekleşen, inanç temelli bir katliamın kurbanı ve esiri oldular. Bu bir tercih ya da bir rıza değil, tamamen yaşanmış bir zorbalığın sonucu. Bu nedenle de kızlarımızın affedilecek, ya da yeniden Ezdiliğe kabul edilmeyi gerektirecek herhangi bir suçları ya da günahları yok diyerek bu beyannameyi yayınlama kararına vardık.
Bu beyannameyi yayınladığınızda Ezdi toplum içerisinde herhangi bir tepki yada kabullenmeme ile karşılaştınız mı?
Yok hayır. Kesinlikle hiç bir tepki ya da karşı çıkmayla karşı karşıya kalmadık. Çünkü Ezdi toplum içerisinde Baba Şêx'in aldığı kararlara karşı tepki ya da itiraz olmaz. Baba Şêx'in aldığı kararlar Ezdi toplum içerisinde sorgulanamaz. Üzerine tartışmalar yapılır, güçlendirme temelinde fikirler üretilir, öneriler sunulur ama kesinlikle alınan kararlar ayaklar altına alınacak davranışlarla karşı karşıya kalmaz. Tabi bunu doğru anlamamız gerek, Baba Şêx de elinde bu yetki, bu imkan var diye keyfi yada farklı çıkarlara hizmet edecek, Ezdi topluma zarar verecek kararlar almaz. Bunu yapmaz.
Kurtarılan Ezdi kızları Baba Şêx'in yanına getirildiklerinde, Baba Şêx'in bu kızlara yaklaşımı nasıl oluyor?
İlk kurtarılan kızlarımızdan Samina, Baba Şêx'in yanına geldiğinde, Baba Şêx, Samina'nın elini tutarak kendi kafasının üzerine koydu ve ona şunları söyledi: “Siz bizim fedakar kızlarımızsınız, inançlarınız ve Ezdi toplumunun değerleri için bu insanlık dışı uygulamalarla karşı karşıya kaldınız. Ama siz bizim baş tacımızsınız ve her koşulda biz sizi başımızın üstünde taşımaya hazırız.” O dönemlerde IŞİD'in elinden kurtarılan bütün Ezdi insanlarımızı karşılamak için Baba Şêx kendisi gitti. Fakat şimdi yaşı ilerlediği ve rahat hareket edemediği için eskisi kadar yapmak istediklerini yapmakta zorlanıyor. Şu an 88 yaşında ve eskisi gibi karşılamalara vs. gitme gibi durumları yapmakta zorlanıyor. Fakat Baba Şêx'in vekilleri temsilcileri olarak bizler Baba Şêx'in yapması gereken ama yapamadığı şeyleri kendisinin yerine yapıyoruz.
IŞİD'in elinden kurtarılmış Ezdi kızları ile daha önce yaptığım görüşmelerde, “İlk getirildiğimiz dönemlerde, korku ve çekincelerimiz, hatta psikolojik sorunlarımız vardı. Fakat Baba Şêx'in huzuruna çıktıktan ve onunla sohbet ettikten sonra rahatladık, psikolojimiz düzeldi' diyorlardı…
IŞİD vahşeti bütün Ezdi toplumunda derin psikolojik yaralar yarattı. En büyük psikolojik yarada esir kızlarımız oldu. Bu kızlarımız bu vahşetten kurtulup tekrardan vatanlarına döndüklerinde, tedavisi çok zor psikolojik yaralarını da kendi içlerinde getirdiler. Baba Şêx bunun farkındaydı ve buna göre bir yaklaşım sergiledi. Bu kızlarımız geldikten sonra Baba Şêx'in karşısına çıktılar. Daha sonra kutsal mekânımız Laleş'e gittiler. Bir bütünen olmazsa da kısmen psikolojilerinde bir rahatlamanın yaşandığını söyleyebilirim. Hatta bu konuya ilişkin dikkat çekici bir örnek verebilirim: Bir erkek çocuğu, IŞİD'ten kurtulmuş bir kıza aşık oldu ve evlenmek istedi. Ama erkek çocuğun babası, “Bu kız IŞİD tarafından kirletilmiş, ben bunu gelin olarak kabul etmem” demişti. Biz karar alarak bu kişinin Baba Şêx'in huzuruna çıkmasını istedik. Baba Şêx huzurunda bu adama “Sen nasıl olurda bu kızımız için bu kelimeleri kullanırsın, sen bu şekilde davranmaya devam edersen seni Ezdilikten aforoz ederim” dedi. Adam özür diledi ve oğlunun bu kızla evlenmesine razı geldi. Yani biz de bir toplumuz ve bütün toplumlar gibi bizim içimizde de gericilik, anlayışsızlık yaklaşımları mevcut. Elimizden geldiğince bu türden yanlış yaklaşımların önünü alarak doğruları toplumumuza göstermeye çalışıyoruz.
Son olarak herkesin, hatta uluslararası kamuoyunun çok merak ettiği bir konu var. IŞİD'in elinden kurtarılmış bazı kadınların o dönem doğurduğu çocukları var. Ezdi ileri gelenlerinin bu çocukları kabul etmediklerine dair düşünce ve görüşler var. Gerçekten öyle mi?
Bu konuya ilişkin çok ciddi problemler var. Aslında en büyük problem bizim bu çocukları kabul edip etmememiz değil. Aslında biz kabul ediyoruz. Ama şunu bir düşünün, bir anne için en değerli şey nedir? Elbette ki evlattır. Şimdi biz bu çocukları kabul edip getirelim, kendi toplumumuz içerisinde 5 – 10 yıl bu çocuklara her türlü hizmeti yaparak, büyütelim ama bir gün, bir Arap gelsin ve bu çocuk benim torunum, benim çocuğumun çocuğu vb. gerekçelerle alıp götürsün. Biz bunu nasıl kabul edelim. En büyük sorun Irak Anayasası’nda belirlenmiş kanunlar. Irak Anayasası’nda belirlenmiş kanunlar İslami ve şeriat kanunları. Yani problem Ezdi toplumda değil, Irak'ın şeriat kanunlarında. Çünkü bu kanunlara göre aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, doğmuş bir çocuk babasının künyesine geçmek zorunda. Yani bu Ezdi kızlarımızın doğurduğu çocuklar bu şeriat kanunlarına göre babaları her kimse, onun nüfusuna geçmek zorunda. Mesela biz Ezdilerde çocuk annelerinin soyundan giderler, babalarının değil. Yani esas olan annedir, baba değil. Şayet bizim Ezdi toplum olarak devletimiz olsaydı, kendi kanunlarımız, hükümlerimiz olsaydı biz bu çocukları annelerinin nüfusuna kaydederek, Ezdi toplumu içerisinde hayatlarını idame etmelerini kabul ederdik. Örneğin Irak anayasasına göre, babası Müslüman olan bir çocuğun kimliğine Müslüman yazma zorunluluğu var. Yani biz bu çocukları kendi toplumumuzun içerisine Müslüman kimlikleri ile kabul etmek zorunda bırakılmak isteniyoruz. Bu nedenle de biz bunu kabul etmek zorunda değiliz. Irak Anayasası bu konudaki hukuki kararını değiştirir, bu çocukların kimliklerine 'Müslüman' ibaresi yazma zorunluluğunu kaldırırsa şayet, bizim bu çocukları kabullenmeme gibi bir durumumuz da olmaz.
Ruken Hatun Turhallı-Repörtaj
Kaynak: BasNews
Son Haberler
Sayfalar
Paris ve Timsah Gözyaşları
Paris’te 7 Ocak günü İslamist El Kaide’ci teröristlerce mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan saldırı sonucu 12 kişi öldürüldü, 20 ye yakın insan da yaralandı. Ardından bir matba ve marketteki insanların rehin alınmaları sonucu gerçekleştirilen operasyonla, teröristler dahil ölen insan sayısı 19 oldu. Bu gün katliamlara karşı tüm Batı dünyası Paris’te yüzbinlerin katıldığı bir mitingde bir araya geldi ve “teröre karşı birarada” görüntüsü verdi..
Kamaşan Karmaşa:Nesimi ADAY
Sultanahmet'in Canlı Bomba'sı IŞİD sinyalleri vermiş.
"Besle kargayı, oysun gözünü."
Amerika da El Qaide'yi öyle büyütmüştü. SSCB’yi yenecekti. Ama hırsına yenildi. Kurduğu örgüt bumerang etkisi yarattı, 11 Eylül vahşetiyle kendisine döndü.
CHARLIE HEBDO’YA SALDIRI, TE’VİLLERİ VE TAVRIMIZ
“Bir türkü söylediler, duydunuz mu Bir kuşu vurdular, gördünüz mü Böyle neden susuyorsunuz böyle Güzelliğiniz çoğalıyor, öldünüz mü?” Özdemir Asaf.)
7 Ocak 2015 günü üç İslâmcı militan, Paris’in 11. mahallesinde bulunan mizah dergisi Charlie Hebdo’nun bürosunu bastılar ve içeridekileri ağır silahlarla taradılar. Katliamın bilançosu feciydi; aralarında Fransa’nın en ünlü çizerlerinin bulunduğu 12 ölü; bir kısmı ağır, 20 kadar yaralı. Katiller, öyle anlaşılıyor ki, Charlie’de yayınlanan İslâm dinini eleştirir mahiyetteki karikatürlerden haz etmemişlerdi!
TKP/ML-Yurtdışı Komitesi
ROSA VE KARL DEVRİM VE SOSYALİZM KAVGAMIZDA SONSUZA DEK YAŞAYACAKTIR!
Uluslararası Komünist Hareket ve Spartaküs Birliği’nin iki keskin kılıcı Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, 15 Ocak 1919’da Alman tekelci burjuvazisinin resmi uşakları tarafından katledilmişlerdi. Deminde ki devrimci durumun ayağa kaldırdığı Alman işçi sınıfının ayaklanmasında dümene geçip yiğitlik ve kararlılıkla tarihe devrimle müdahale ettiler; yenilgiye uğrayan ayaklanmayla birlikte, bundan tam 96 yıl önce vahşice öldürüldüler.
Dünya mizah günü 7 Ocak’tır! İsmail Cem Özkan
7 Ocak 2015 tarihi kanlı bir gün olarak mizah tarihine geçti. Mizah dergisi olan Charlie Hebdo dergisine yönelik saldırıda çalışanları, mizah yazarları ve karikatürcüleri hayatını kaybetti. Yapılan saldırı dergiye yapılmış gibi gözükse de aslında mizaha karşı yapılmış saldırıdır.
Sakine-Fidan ve Leyla’nın Hesabını Doğru Sormak-Dursun Ali Küçük
Sakine, Leyla ve Fidan'ın hesabını kim verecek?
3 Kürdistanlı kadın Paris'in ortasında vuruldu.
Ben, o zaman da kendi sezgilerime ve gelişmelere dayanarak daha ilk günde TC ve doğrudan MİT'in yaptığına işaret ettim. (http://kurdistan-post.eu/tr/bir-sakine-vardi-efsane)
Çoğu kesim Sakineyi barışa kurban etti. Yazdığım bir makalemde ise "siz barışın kurbanınımısınız" diye işaret ettim.
(http://kurdistan-post.eu/tr/sakine-sizler-baris-dilencisi-misiniz)
Lozan neyin galibiyeti idi:Mehmet Can
‘’Bilmeyen ahmak, bilip de söylemeyen suçludur.’’ (Fransız Atasözü)
Yalandan kim ölmüş! İsmail Cem Özkan
Tarih yalanlar üzerine kuranlar bugün yaşadığımız çarpıklığın ve kafa karışıklığının da temelini kurmuştur. Karşılaştırmalı tarih eğitimi ve anlayışı yerine tek doğrunun hüküm sürdüğü ve tek doğrunun mutlak ve değişmez olarak tarih sayfalarına yazıldığı kabul edenler, diğer ulusların tarihçileri karşısında afallayıp, ne savunacağını bilemez kanıt ve belge yoksunu birer ırkçı konumuna düşer. Çünkü onlara verilen eğitim kanıtlar üzerine değil, büyüklerin kabul etmiş ettiği doğrular üzerine kuruludur.
2014ʼten 2015ʼe çakal tedirginliği
Bir yılı geride bırakıp yeni bir yıla girerken hem dünyada hem Türkiye’de yaşanan gelişmelere dair kısa bir değerlendirme yapmak yararlı olacaktır. 2014 yılı hem enternasyonal proletarya hem de Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkı açısından yoğun bir sömürü, baskı ve katliamın yanında; buna paralel isyan, direniş ve mücadeleyle dolu bir yıl oldu. Dünya proletaryası ve ezilen halklar, kendilerine dayatılan yaşam koşullarına karşı isyan etti, sokaklara çıktı ve meydanları doldurdu. Bu isyanların kimileri kazanımla, kimileri ise yenilgiyle sonuçlandı.
Yunanistan'da Haziran Hareketi:Selami ince
Adeta ‘yönetilemez’ bir ülke haline gelen Yunanistan’ın, yeni Avrupa’nın oluşumunda oynayacağı rol çok önemli. Yunanistan seçim sonuçları, krizdeki Avrupa’yı yöneten ama özünde krizin nedeni olan AB liderlerine karşı da bir zafer olacak. Bu açıdan bakıldığında Yunanistan seçimlerinin sadece ülkenin iç politikasına dair bir seçim olmadığını, Avrupa’nın bir seçimi olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Yani, Yunanistan seçimlerini sadece, Radikal Sol Birlik’in (SYRIZA) Yunanistan’daki neoliberal AB partileri ile yarışı olarak değerlendirmek yetersiz olur.
Şehitlik yalan o gençler Sarıkamışta kendilerinin olmayan bir savaşta öldüler
Devlet bugün 100 yıl önceki Sarıkamış katliamı için tören düzenliyor. Ölen o gençlerden ve ailelerinden özür dilemiyorlar, düpedüz şov yapıyorlar. Hükümet yetkilileri sıcacık kürkleri içinde nutuk çekerek, bize yutturulan o tarihi yalanı bir defa daha cilalıyorlar. Oysa o katliamın faili kendilerinin de temsil ettikleri bu devlettir.