Perşembe Ekim 1, 2026

Saygı duyulan militan…

Halkın yoksulluk ve acılarını azaltmanın sömürü ve zulüm dolu yaşamını sonlandırmanın denenmiş ve sınanmış yolu devrimi büyütüp, özgürlüğü çoğaltmaktır. Her gün her an daha fazla işçileri, köylüleri, Kürtleri, alevileri, kadınları, gençleri tüm ezilenleri kolektif etrafında örgütlemenin yol ve yöntemini geliştirmek, zengin araçlarını yaratmaktır. Daha etkili, yaratıcı, gerçekçi propaganda yaparak kitleler üzerinde devrimci etkiyi artırmak, kitleleri adım adım kolektife yakınlaştırarak, örgütlemektir. Sınıf düşmanlarına daha etkili sarsıcı darbeler vurarak kitleleri ve kolektifi örgütlemektir.

Bütün bu zorlu ve onurlu görevleri yerine getirmek için devrimin militanına ihtiyaç vardır. İdeolojinin-programın- devrimci kararların yaşam bulmasında devrimin kadro-savaşçı ve militanı belirleyici yerde durmaktadır. Eğer sürecin ve anın devrim ihtiyacına yanıt olacak “Ne yapacağını bilen” bilinçli ve örgütlü insan eğitilip hazırlanmadığı zaman devrim gerçek olmaz.

Devrimi gerçekleştirecek militanda olması gerekli nitelik ve değerlerin başında “Tutarlı olmak”, “görevlerini yerine getirmek”, “özeleştiri vermeyi öğrenmek” gelir. İstenen, aranan, yaşanması ve sürdürülmesi gereken temel devrimci nitelikler bunlar olmalıdır. Bu niteliklerden birinin eksik ve zayıf olması durumunda devrimin zorlu görevleri yerine getirilemez özgürlüğün yolu yürünemez. Halkın güven ve saygı duyduğu kadroları yaratılamaz.

Bugün sistemin, küçük burjuvazinin kendi insanını örgütlemeye, yaratmaya çalıştığı süreçte proletaryanın devrimci kadro ve militanını yaratma ihtiyacı daha fazla ön planda olduğu bilinciyle hareket edilmelidir.

“Teori ve pratik”, “iddia ve uygulama”, “amaç ve görevler” arasında uçurumlara varan uzaklıkta duran sistemle her konuda uzlaşarak barışık yaşayan, iddia ve temsiliyet düzeyi zayıf, sahip oldukları statükolarını bozmayanların ne halka ne de yoldaşlarına güven vermediği bilinmelidir. Halk ve yoldaşlık nezdinde kırılma ve güvensizlik yaratanlar sistemden, küçük burjuva yaşamından onun ideolojisinden-alışkanlıklarından tam kopuş sağlayamayanlardır. Kopuşun mücadelesini vermeyenlerdir. Bugün bu tipte küçük burjuva kişilikler yüzünden halkla/devrim iddiası, halkla/örgüt arasında aşılmaz duvarlar örülmektedir.

Her dönem devrimci saflarda tasfiyeciliğin sosyal tabanını proleterleşemeyen küçük burjuvalar oluşturmuştur. Bunlar felsefi planda idealizmi, politik alanda oportünizmi örgütsel zeminde tasfiyeciliği örgütler. Her tasfiyeci sürecin “bir müsibet” olduğu bilinciyle hareket edildiğinde görülecek ve anlaşılacaktır ki iki zıt temel sınıf arasında sıkışıp kalan bir ayağı düzen içinde bir ayağı devrimci saflarda, iddiasız, gönülsüz, kararsız, tutarsız olanlara ne halk ne de proleter devrimciler güven duyar. Bu tipte yarı-bilinçli, yarı-inançlı insanların halka ve yoldaşlarına güven vermesi güven duyulması da beklenemez. Hiçbir güvenilirliği, saygınlığı ve ciddiyeti olmayan kendinden menkul küçük burjuvaların proletarya adına ortaya çıkıp politik ve örgütsel rol çalmaya çalıştığı günümüzde bir kez daha devrimin kadro ve militanda olması yaşanması gerken niteliklerin doğru belirlenmesi ve neler olması gerektiği üzerinde ciddiyetle ve önemle durmak gerekir.

Bir militanda devrimci nitelikler neler olmalıdır? En başta aranması gereken nitelik tutarlılıktır. Sözünün sahibi olan, söylediğini yapan, aldığı devrimci kararları canla başla samimiyet ve içtenlikle uygulayan nitelik esas alınmalıdır. Sağlam devrimci dünya görüşüne sahip olunmadan tutarlı olunamaz. Devrimin bilgisine ve pratiğine girme cesareti gösterilmeden kararlılık kazanılamaz. Materyalist diyalektik dünya görüşüne göre eğitilip terbiye edinildiği oranda tutarlılık kazanılır. İç bütünlüğü, uyumluluğu olan proleter dünya görüşü militana hemen her konuda sağlam bir devrimci bakış-duruş hem de sorunların çözümünde tutarlılık ve kararlılık kazandırır. Teori ve pratik, eylemle söylem, savunu ve uygulamanın bütünlüğünü, tutarlılığını kazandıran yegane güç devrimci ideolojidir. Proletaryanın devrim öğretisidir.

İkinci temel nitelik ise “devrimin görevlerine sıkı sıkıya sarılmaktır” Devrimci görevler dendiğinde elinden geleni en iyi şekilde yapmakdır. Üstlendiği görev ve sorumlulukları arkada ve masada bırakmadan ciddiyetle yerine getirmek ve tamamlamakdır. İşini en iyi şekilde zamanında yapandır. “Görev” denilince yaşamın ve çalışmanın ertelenemez önceliği, mutlak yerine getirilmesi gereken kutsal değer olarak kabul etmektir.

Üçüncü temel nitelik ise başta kendi hata ve zaaflarına karşı içtenlik ve samimiyetle özeleştirelyaklaşmaktır. Yetersizlik yaşadığında hata yaptığında zaafa düştüğünde hiçbir kişisel kırgınlık yaşamadan kapris yapmadan gerekçeler arkasına sığınmadan düzeltme yol ve yöntemlerine açık olmaktır. Bir yoldaş kendisini yapıcı temelde eleştiriyorsa eleştirileri ciddiye almak eğer aynı konu üzerinden iki yoldaş eleştiri getiriyorsa önünü ilikleyip ayağa kalkarak samimi dürüst güven verici bir şekilde konuşmaya, özeleştiriyle başlamaktır. Hiçbir dış nedenler idealizmine başvurmadan, gerekçeli teoriler üretmeden, hiçbir küçük kişisel hesap ve çıkarlar içine girmeden dürüst ve samimi bir şekilde özeleştirel tutum yoluna girmektir. Herhangi bir düşünce, hareket, tavır ve çalışma konusunda eleştiri getiren yoldaşa teşekkür edilmelidir. Unutmamak gerekir yıkıcı ve bozguncu olmayan her eleştiri ciddi bir gözlem-dikkatli bir inceleme tutarlı bir değerlendirme ve kapsamlı bir analiz üzerinden yapılır. Yoldaşına eleştiri getiren her militan bir ya da birkaç konu hakkında sorun üzerinde ciddi kafa yormuş, ciddi bir izleme-gözlem-analiz yapmış demektir. Her devrimci eleştiri değerli ve anlamlı bir emektir. Devrim iddiasında samimi ve dürüst olanlar devrimci emeği her şeyin üstünde ve önünde kabul eder ve eleştirilere ciddi anlam yükler, değer verip önemser. Çok iyi bilir ki devrimci eleştiri militana güç verir. Onu her türlü küçük burjuva zayıflıklarından arındırarak, güçlendirir. Ancak devrimci eleştiriyi geliştirici ve güçlendirici olarak kabul etmeyenler ise oportünistlerdir. Devrim iddiası tükenen küçük burjuvalardır. Devrimin-partinin-halkın böylesi tutarsız, bencil, arızalı kişiliklere ihtiyacı yoktur. (Bir Partizan)

45221

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -2-

Son yıllarda, emperyalist savaş tehlikesinin zemininin güçlenmesine paralel, dünya genelinde ırkçı hareketlerin ve partilerin dikkat çekici boyutta güçlendiğine vurgu yapmış, bu yükselişin, sadece belirli demografik gruplarla sınırlı kalmadığını, kadınları da içine aldığını gördüğümüzü ifade etmiştik.

Peki, kadınlar neden bu tür hareketlere katılıyor? Bu sorunun yanıtı, birçok faktörün karmaşık bir birleşiminde yatıyor.

Faşizmin Yüzünü Örten Çirkin Bir Maske (Nubar Ozanyan)

İttihatçı Türk kompradorları, ekonomik-mali-siyasal krizden bir türlü kurtulamıyor. Faşizmi maskeleyen kaba uydurma parlamentoyla bile ülkeyi yönetemiyor. Zorbalık her taraftan fışkırıyor. Kötülük ve çirkinlik her yerde bütün utancıyla görülüyor. Dağda, köyde, sokakta Kürt ve emekçi kanı dökmekten çekinmeyenler dünyanın gözü ve kulağının üzerinde olduğu parlamentoda bile Kürt kadın parlamenterin kanını dökmekten çekinmiyor. Zorbalık, pervasızlık, yasa, hukuk tanımamazlık ayyuka çıkmış, had safhaya ulaşmıştır.

Emperyalist haydutlar, 3.Dünya savaşı hazırlıklarını yoğunlaştırmakla meşgul…

Bazı sol-sosyalist ve kendilerini komünist addeden kesimler hâlâ (evet, hâlâ) bir 3. Dünya Savaşı çıkacak mı çıkmayacak mı ve keza “süreci belirleyen esas etmen savaş mı devrim mi?” ikilemi girdabında, adeta miskince bir fikirsel jimnastik rehavetiyle, sorunu ele almaya devam ede dursunlar; fakat süreç, maalesef ki hem de çok hızlı bir şekilde, o istenmeyen malûm sona doğru ilerliyor. 

Fakir (Nubar Ozanyan)

Yaşamı boyunca hep yokluk ve fakirlik içinde yaşadı. Bundandır ki arkadaşları ona “Fakir’’ dedi. Ne zaman biraz dünya nimetlerine yakın olan olanaklara sahip olsa o yine fakir yaşamından ayrılmadı. Yaşamı fakir, bilinç ve yüreği zengin olan Nubar Ozanyan en alttakilerin, yoksulların, mazlumların yoldaşı olmaktan bir an olsun geri durmadı.

Servet Vergisi ve Sermayenin Olmayan Vijdanı

Bugünlerde de toplumsal eşitsizlik sermayenin birikimine ve merkezileşmesine koşut olarak artınca, zenginlerden servet vergisi alınmasını dilendirenlerde çoğalmaya başladı.[1] Servet vergisi, toplumsal servetin  belli ellerde birikmesinden bu yana ara sıra gündeme getiriliyor. Zaman zaman kısmen de uygulanmıştır. Örneğin savaş dönemlerinde vb. Yine ABD'de, 1960'larda 400 zenginden %53 oranında vergi alınmıştır.

Inger Nubar Can, Hewal Nubar, Nubar Yoldaş’a!

Halen pek çoğumuzun inanmak istemediği Nubar Ozanyan’ın ölümsüzleşmesinin 7. yılında, onu bir kez daha saygı ve sevgi ile anarken, şehadetinin yıldönümünde onu anlatmak da bizim için en zor yazılardan olacaktır.

Rusya / Ukrayna Savaşında Yeni Bir Aşama

Savaşın Rus topraklarına doğru genişlemesi Ukrayna'daki savaşın yeni bir aşamaya geçmesi anlamına geliyor.

6 Ağustos Salı gününden bu yana Ukrayna birlikleri Rusya sınırını geçerek Rusya'daki savaşta yeni bir cephe açtı. En az üç Ukrayna tugayı ve çeşitli taburlar savaşa dahil oldu ve ilerleme Rus topraklarının yaklaşık 30 kilometre içine kadar ulaştı. Bu, savaşın yeni bir aşamasının başlangıcına ve dünya savaşı tehdidinin önemli ölçüde yoğunlaşmasına işaret ediyor.

İKTİDARIN BÜYÜK YALANI: “HİÇ KİMSENİN YAŞAM TARZINA KARIŞMIYORUZ.”

Genel olarak tüm siyasal İslamcıların, ama özel olarak da İslamo-faşist Erdoğan ve iktidarının, başvurduğu en kullanışlı “idare etme” araçlarının ilk sırasında hiç kuşkusuz ki dinlerince de serbest sayılan takiyedir. Yani amaçlananı gerçekleştirebilmek için, gözünü dahi kırpmadan YALAN SÖYLEMEKTİR. 

Türkiye „Yarı-Sömürge“ Bir Ülke Mi? Emperyalizm Üzerine Notlar-4

Sömürge-Yarı-SömürgecilikÜzerine

Belliki sol-sosyalist eski nostaljik söylemlerin tekrarı bugün artık kitlelerde herhangi bir karşılık bulmuyor!

Geçenlerde, “dini bütün” olarak tabir edilen kesimlerden bir ahbabımla, “ne olacak bu memleketin hali” kıvamında sohbetteyken, şöylesi bir cümle kurmuştu: “Abi benim anlamadığım, bunca açlık, yoksulluk, işsizlik ve zulüm varken, yani koşullar aslında tam da siz devrimci solcuların kolayca taban bulmanıza ve kitleleri harekete geçirmenize ve hatta devrim bile yapmanıza bunca uygunken; bu derece atıl ve etkisiz olmanız, sence normal mi?”

KADINLARIN BİRLİĞİ | Kadınların Irkçı Hareketlere Katılımı: Karmaşık ve Çok Boyutlu Bir Gerçeklik -1-

Emperyalistler arası çelişkiler derinleştikçe, ekonomik kriz ağırlaştıkça vb. bu sistemin sarıldığı en temel dayanaklardan birinin ırkçılık-faşizm olduğunu biliyoruz. Zira bunun, sistemin alametifarikalarından biri olduğunu birçok -acı- deneyimiyle elbette biliyoruz. Şu anda yine tam da böyle zamanlardan geçtiğimizi söylüyoruz. Bu tehlikeye dair önlemler almaktan bahsediyoruz, özellikle Avrupa’da ırkçı partilerin yükselişini izlerken, Avrupa Parlamentosu’ndan çeşitli Avrupa ülkelerinin kendi seçimlerine odaklarımızı çeviriyoruz vs.

Sayfalar