Pazartesi Ekim 12, 2026

Savaşmayan kirlenir

Savaşmayan kirlenir. Bugün yaşanan olumsuzlukların ve başarısızlıkların, küçülme ve gerilemelerin, kitlelerden kopmanın önemli bir yerinde yeterince savaşamamak, bir örgüt olarak bir bütün savaşamamak vardır. Özneleri ve zamanları değişen ancak sayısız pratik sonuçlarıyla değişmeyen sürekli bir şekilde kendini tekrar eden dar pratiklerin temelinde burjuva ideolojisiyle uzlaşmak, onun çeşitli düzeylerdeki etkisinden kurtulamamak vardır. 

Devrimci savaş ideolojik-politik-kültürel-askeri-iradi alanda burjuva-feodal sisteme karşı yürütülen bütünlüklü çatışmanın adıdır. Onu parça-parça alt ederek, üstünlük-hâkimiyet sağlamanın güvenceli yoludur. Devrimci savaş aynı zamanda kadro ve militanları burjuva ideolojisinden-yaşam tarzından- alışkanlıklarından, kirlerinden arınma, kurtulma ve köklü bir TEMİZLENME hareketidir. Hiçbir şey devrimci savaş kadar komutan ve savaşçıların burjuva–feodal sistemin kirlerinden- lekelerinden etkili şekilde arındırıp temizleyemez, eğitemez.

Düşmana ait düşünce-yaşam-duygu ve alışkanlıklarından arınıp kurtulmaya çalışmayan, kısaca savaşma konusunda netleşemeyen uzun süreli ve etkili bir savaşım sürdüremez. Düşmana ait olanları saflarında, içinde barındırıp-taşıyanlar bir biçimiyle burjuvaziyle uzlaşır. Devrimci savaş dıştaki düşmandan çok içteki düşmanla yani içimizdeki burjuvaziye ait olana karşı çok yönlü savaşımın kendisidir. Savaşımın ağırlıklı bölümü ve zamanın en fazlasını içte olan düşmana (burjuva) karşı yürütülen mücadele alır. 

Savaşmayan düşmanını yeterince tanıyamaz. Dolayısıyla onun etkisinden kurtulma mücadelesini güçlü veremez. Yol ve yöntemini bulamaz. Düşmanı darbelemek, alt etmek amacıyla konumlanan-mevzilenen düşmana yakınlaşan, gözleyen, izleyen, takip eden en zayıf yanını tespit ederek beklenmedik anında en etkili darbeyi vuranlar düşmanı gerçek anlamda tanıma olanaklarını yakalayabilir. Düşman gerçekliğini, ne yapmaya çalıştığı hakkında bilgi sahibi olmaya başlar. Düşmanla her karşılaşma-çatışma aynı zamanda kendi içindeki eksikliği, yetersizlik ve örgütsüzlük halini de ortaya çıkarır örgütün kendini daha iyi anlama-tanıma- olanaklarını ortaya çıkarır ve devrimcileşme ihtiyacını güçlendirir.  

Savaşan devrimci örgütün kadro-militanları, komutan ve savaşçıları her türlü bencillikten bireycilikten kurtulmayı en fazla başaranlardır. Samimiyet-dürüstlük-alçakgönüllülük-fedakârlık-adanmışlık-bağlılık-kısaca özgürlüğe devrime gerçekliğe ait devrimci olan özellik ve nitelikleri en ileri düzeyde kuşananlardır. Devrimci duruşa ve kişiliklere en fazla sahip olanlardır. Savaşmayan, yeterince savaşmayan, örgüt olarak bir bütün olarak savaşmayan örgütün kadro ve militanları, komutan ve savaşçıları kibirli, bireyci, kendini beğenmiş, bencil, dar görüşlü, ben bilirimci, statükocu, bürokrat, ben merkezci, tutarsız olmaktan kurtulamaz. Savaşmayan örgütün kadro ve militanları gerçeklerle, düşmanla değil dedikoduyla-sahte olanla, yalanla uğraşırlar.

Devrimci savaşın komutan ve savaşçıları sağlam güvenilir kişiliklerdir. Duruş-yürüyüşleri-savaş kapasiteleri ve güçleriyle güçlü bir idealin soylu bir amacın devrimci duruşlarıdır. İşçiler-emekçiler-ezilenler düşmana karşı savaşma istek ve kararlılığını sınırsız fedakârlığı ve devrime olan sonsuz bağlılığı onlardan öğrenirler. Düşmana karşı devrimci temelde savaşanlar burjuvaziye ait leke ve kirlerden kurtulamadıkça savaşamayacaklarını bilirler. Bundandır ki bir yandan düşmana karşı savaşırken diğer yandan burjuvaziye ait olan kirlerden, lekelerden kurtulmak için ideolojik eğitimi elden bırakmaz. Devrimci savaşı ve ideolojik eğitimi birlikte iç içe beraber ele alır. Savaşırken eğitilir, eğitilirken savaşır. Birine uzanırken diğerinden vazgeçmez. Devrimci savaşın kadro ve savaşçıları yaptıklarını anlatmayı kendilerinden bahsetmeyi konum ve mevkilerini örgüt içinde kendi çıkarları için kullanmayı, emek ve savaşımlarıyla değil de yetkileriyle iş yaptırmayı, halkı-yoldaşlarını ciddiye almayıp küçümsemeyi küçüklük kabul ederler.         

Devrimci savaş aynı zamanda örgüt içindeki dogmatizme-felsefi idealizme-metafizik düşünme tarzına, bürokratizme-statükoculuğa, dar pratikçiliğe, kitlelerden kopmalara, dar grupçuluğa burjuva bürokrat önderlik tarzına ve kişiliklerine karşı savaşımdır. Örgüt ancak gerilla savaşı içinde kendini dev aynasında değil sınıf savaşımının gerçekliğinde ölçerek-biçerek-görüp değerlendirerek- düzelme-devrimcileşme yolunu açar. Devrimci savaş onlarca akademi-kültür merkezi-yüzlerce açıklama-bildiri onlarca kâğıt üzerinde kalan ve yerine getirilemeyen sözlerden çok daha etkili- eğitici-öğretici-örgütleyici ve düzenleyicidir.

Silahlı savaşa dürüst-samimi yaklaşan bütün yönetici kadro ve savaşçılarıyla gerilla savaşının gelişip güçlenmesi sağlamlaşıp yaygınlaşması için çalışanlar kirlerinden arınır. TEMİZLENİR. Sınıf savaşımının denizine bütün samimiyetiyle atılmayanlar çürüme ve yozlaşmanın içinde kaybolmaktan kurtulamaz. Devrimci savaş özgürleştirir. Özgürleşen devrimcileşir, insanlaşır. Savaşmayan köleleşir, kirlenir ve çirkinleşir. Devrimci savaş burjuva-feodal sistemden köklü ve radikal kopuşun en devrimci, güvenceli yoludur. Devrimci savaşı yürütmede ideolojik netlik, sağlam irade ortaya koyamayan sistemin kölesi olmaktan kurtulamaz, kirlenir ve çirkinleşir. (Bir Partizan) 

52661

’’Yüce Türk ulusu adına' Tecavüz:Leyla Poyraz

Türkiye Cumhuriyeti  Devleti’nin mahkemelerinde kararlar açıklanırken, ”YÜCE TÜRK ULUSU ADINA…’’ başlığını kullanılır, ’’Yüce Türk adaletinin savunucusu’’ yargıçlarca… Onlar bu kararları alırken, ’’yüce Türk ulusu adaletinin’’ onlara verdiği yetkilere dayanarak bazı indirimler yaparlar. İşte bu ’’yüce Türk ulusu adına’’ yapılan bazı indirimler şunlardır:

Kadın programında ’’babam bana tecavüz etti’’ diyen kızını öldürenin, ’’babasını kamuoyunda mahcup etti’’ indirimi.

 Eşini katledenin , ’’kot giyiyordu, piercing takıyordu, çantasında doğum kontrol hapı buldum’’ indirimi.

Burjuvazi insanlığı pazarda tüketmiş

 

Her gün bir kadın öldürülüyor. Sokak ortasında. Gözlerimizin önünde.

Gülüşleri karatılıyor insanlığımızın.

Bir işçi katlediliyor, sömürü atölyelerinde

Bir ulus, egemen ulus tarafından yok sayılıyor. Üzerine bombalar yağdırılıyor.

Dilinden ve ulusal kimliğinden dolayı insanlar öldürülüyor.

Dininden dolayı insanlar boğazlanıyor. Yok ediliyor, soykırım yapılıyor.

Etrafı 8 metre yüksekliğinde duvarların içine hapsediliyor.

Yoksullar, denizin ortalarında boğuluyor. Çalınan aşlarına ulaşabilmek için.

Ülkeler yağmalanıyor.

Hrant, “nefret suçları” ve “zehirli kan” üzerine [1]

“Bizi gömmeye çalıştılar, tohum olduğumuzu bilmeden…”[2]

Biraz şu mahut “zehirli kan” meselesinden bahsedelim mi?

Ahparik Hrant katledileli sekiz yıl oldu… Onu Agos’un önünden Balıklı Ermeni Mezarlığı’na uzanan son yolculuğunda yüzbinlerle uğurlayalı sekiz yıl geçti…

Hangi Sınıftan Yanasınız?

Sinfli Toplumlar Tarihi Sinifli Toplumlar Tarihidir-1

SSCP ve CKP tarihini Amerikan Horror hikayelerinden, Trockist efsanelerden ogrenmeye kalktiginizda, bulacaginiz tek sey Gulyabani masallaridir.

Tarih de ideolojinin bir konusudur; ona nerden, hangi sinifin penceresinden baktiginiza gore elinizde bir tarih algisi olusur...

Sinifli toplumlarda sinifsiz gercek yoktur!

Tarihi incelerken tarihin hep iki boyutu oldugunu gorursunuz. Bu sinifli toplumlar icin tipik bir durumdur. Ve ayni zamanda yasamin dialektigi karsitlarin birligidir.

Ermeni soykırımını tarihçiler belirlesin yalanı :Furkan Çay

Soykırım konusu Türkiye’de tabu haline gelmişken devletlü takımının bu konu hakkındaki açıklamaları, soykırımı inkarını kemikleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan yine soykırımı konusunu tarihçilere bırakmak gerektiğinden bahsetti ve soykırımı konusunda TC devletinin resmi soykırımı tezinden bir adım öteye gidemedi. Sanki yaşamımızı belirleyen bütün gerçeklikleri bugüne kadar hep tarihçilerden öğrenmişiz gibi.
Cumhurbaşkanı’nın arşivleri tarihçilere açmaya hazırız sözleri hiç inandırıcı değildir.

Seçim sonuçları: şantajlara rağmen halk sistemin bekçilerine sırt çevirdi*

 

Siyaset temsilcilerinin yeniden biçimlenmesi nasıl olursa olsun, 25 Ocak seçimlerinde ortaya çıkan olgu şudur: Jean-Claude Juncker'in (AB Komisyonu başkanı çn.) ülkemizde ki temsilcileri, bütün çabalarına rağmen halkımız tarafından seçilmeyerek, köşeye sıkışmasalar bile ağır bir yenilgi yaşamışlardır.

"Türkiye 2015'i en az hasarla atlatmaya çalışıyor" Taner Akçam

Taner Akçam'la Ankara'nın 2015 yaklaşırken izlediği politikaları, Türkiye'de soykırımın tanınmasının nasıl anlaşıldığını ve bu konuda izlenebilecek modelleri konuştuk. Akçam'a göre Türkiye'de adaletsizliğin giderilmesi, suçun kabul edilerek tazminat ödenmesi gibi konulardan kasıtlı ve bilinçli olarak bir kaçma söz konusu.

REPAIR: Ermeni soykırımıyla ilgili çalısmaya sizi ne yöneltti ? Bir adaletsizlik olarak mı gördünüz ?

Egemenlerin halifesi olmaktansa ezilenlerin sahabesi olmak devrimcidir

Özellikle Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde İslami direniş hareketlerinin yükselişiyle birlikte, İslam’ın ideolojisi bölgelerde giderek yayılıyor. Bu yükseliş hâkim sınıf sözcülerince terör faaliyeti olarak ilan edilip dar anlamda İslam ideolojisinin karşısında önlem almak arayışının politikasıdır. Bu aynı zamanda orta sınıfa da yansıyan ve onlarda dile “İslam’ın aşırı ucu” ya da “radikalizm” şeklinde tanımlanıyor. Bu tanımlamalar özellikle ılımlı İslam’ın reformist anlayışını Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde egemen dil anlayışının yaygınlığını oluşturuyor.

Kobanê’de Partizanca Direnişin İzinden…

 

Ortadoğu’da, emperyalistler ve onların işbirlikçi, uşağı hükümetler ile onların güdümündeki çeteler tarafından işgal edilen, özgürlük ve geleceği tutsak alınmaya çalışılan Kobanê, 134 günlük kahramanca bir direniş sonucunda özgürlüğüne kavuştu.

Kobanê, Rojava’da Kürt halkının kendi yönetimlerini inşa etmesi, öz örgütlülüklerini kurmasıyla birlikte ortaya çıkarmaya başladığı, filizlenerek büyümeye başlayan kazanımlarına yönelik kuşatma ve saldırıların kilitlendiği noktaydı.

Ah.. Cancağızım Kürtler ah..

Kürtler yüzde on barajı asacaklarmış.

Toplumun ilerici demokrat kesimlerin desteğini de alarak.

Ah.. cancağızım Kürtler ah...

Bari ilerici demokrat kesimlerin desteğini de alarak manipülasyonlarla da insanların zihinlerine kazınmış yenilmez görüken sisteme olan inancı taru duman edeceğinize inanıyorsunuz bu inancınızın doğru olup olmadığını belediye seçimlerini kaybeden Ferhat Tunç' a sorsaydınız.

Ah cancağızım Kürtler ah..

Kürtler yüzde onluk barajı aşamasalar da her şeye hazırlarmış.

Ya... akp' nin 310' nu aşamamasına hazırlar mı ?

Soykırımın 100. Yılında Bir Özür Borcumuz! Fusun Erdoğan

 

Ermeni meselesinde tutarlı bir tavır ortaya koyamamak, Türkiye devrimci hareketinin önemli zaaflarından biri olagelmiştir.

Bu zaaf devrimci ve sosyalistlerin değişik zamanlarda Ermeni halkına yapılan soykırım ya da tarihsel adaletsizlikler, haksızlıklar karşısında da, doğru tutum almasını önlemiştir.

Soykırımın 100. yıldönümü yaklaşırken, geçmişle yüzleşme ve hesaplaşmanın tartışıldığı bu süreçte, Türkiye ilerici, devrimci, sosyalist hareketinin bu zaafıyla yüzleşmesi önemli bir görev olarak varlığını sürdürüyor.

Sayfalar