Çarşamba Eylül 23, 2026

Savaş hali (Nubar OZANYAN)

Rojava halkı, hemen hergün Türk devletinin yeni bir saldırı ve tehdit haberiyle uyanıyor. Hemen hergün bu saldırılarda insanlar ya katlediliyor ya da ağır bir şekilde yaralanıyor, sakat kalıyor.

Doğduğu topraklarda özgürce yaşamaktan başka bir amaçları olmayan halklar, beklemedikleri bir an ve "nereden geldiği tam tespit edilemeyen" bombalı saldırılara maruz kalıyorlar.

Diktatör Erdoğan, tehdit ve ölüm saçan İHA-SİHAlarıyla halkı katletmeye devam ediyor. Amûde-Kobanê-Hesekê-Qamişlo-Derîk-Şêngal-Mexmur'da hemen her gün yeni katliamlar işliyor.

Sina Hapishanesi’ne yönelik çetelerin başarısız saldırısından sonra "başka yol ve yöntem" dediği suçlarını artırmaya çalışıyor.

Bölgede adı konmamış bir savaş hali hüküm sürüyor. Diğer yandan ise halklar topraklarına ve öz savunma güçlerine daha fazla sarılarak, şehitlerine daha fazla sahip çıkarak Erdoğan'a hak ettiği yanıtı veriyorlar.

Komşularına da işgal ve ölümle diz çöktürmeye çalışan diktatör Erdoğan, yıllardır zorbalıkla yönettiği topraklarda ise halkı açlık, sefalet ve karanlığa mahkum etmeye çalışıyor.

Sadece 2022 yılının başında ülkenin farklı bölgelerinde 33 işyerinde binlerce işçi direnişte. Bu eylemler ne sendikaların ne de sendikalaşmak isteyen işçilerin hareketinden ibaret.

Güvencesiz, sendikasız, ağır çalışma koşulları altında, çok düşük kölelik ücretiyle sömürülen işçiler, öfkelerini eyleme dönüştürmekten geri durmuyorlar.

Direnmekten ve mücadele etmekten başka yolu olmayan emekçiler, tohum halindeki isyan bilinçlerini bilince ve örgütlenmeye dönüştürmeye çalışıyorlar.

Cesaret ve umut veren bu işçi eylemleri, zorluklara, ağır bedeller ödeme pahasına sürüyor. Çalışma ve yaşam koşullarına isyan eden kitlelerin bu öfkesi tohum halinde bile olsa paranın ve zulmün efendilerini korkutuyor.

İşçiler kendi mücadele pratik ve deneyimlerden öğreniyorlar. Bu süreci daha da hızlandıracak ve ileri bir örgütlülüğe çevirecek olan sınıf bilinçli işçilerdir.

Buluşma ve örgütlenmenin yolları her zamandan daha fazla açık ve müsaittir. Koşullar oldukça elverişlidir. Eksik olan sınıf bilinçli işçilerin, akıl ve ellerinin eylemdeki işçilere uzanmasıdır.

Sabır ve azimle, ısrarlı çaba ve emekle yürünecek yol kısaltılabilir. Ancak o zaman, kazanımlarımız kalıcı ve sağlam hale gelebilir. İşçi damarına yaslananlar, buradan beslenerek yürüyenler AKP-MHP faşizmine hak ettiği dersi verebilirler.

Yoksulluğun nedenlerini bilmek

Ancak unutulmaması ve dikkate alınması gereken bir şey var: Halkın yaşamak zorunda bırakıldığı yoksulluk, fahiş zamlarla gelen yüksek faturalar, işçi sınıfına dayatılan kölece çalışma ve yaşam koşulları ve en nihayetinde açlık sınırının altında sefalet ücretinin nedeni TC devletinin içerde ve dışarda yürüttüğü, işgal ve ilhak politikalarından bağımsız değildir.

Amed’den kalkan ve Kürt halkının üzerine bomba yağdıran uçağın maliyeti işçi sınıfı ve emekçi halka fatura edilmektedir.

Hatırlanırsa, bizzat Erdoğan tarafından fiyat artışlarını eleştiren, sebze ve meyve fiyatlarındaki pahalılıktan yakınanlara Kürt halkına yönelik sürdürülen savaş örneğiyle yanıt verilmişti: "Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te, Kandil’de… Biz bunu yaparken, birileri, bizi farklı yerlerden vurmaya çalışıyor. Ne diyorlar? ‘Domates, biber, patlıcan, sivri biber’. Yahu düşünün, bir merminin fiyatı nedir? Düşünün. Benim Mehmet’imin giyinip kuşanması, bu teröre karşı verdiği mücadelenin bedeli nedir? Düşünün. Bunları bu iktidar yapıyor, başarıyorsa hala kalkıyor; patates, soğan, sivri biber bunları konuşuyorlar."

Ve Efrîn işgaliyle devam etmekteydi: "Afrin’de olanları gördünüz. 2 ay leblebi, çekirdek mi kullandık? Mermi kullandık, bomba kullandık. Silahlı, silahsız bütün o insansız hava araçları ile bu teröristleri yok ettik. Bu ne domatese benzer ne patlıcana benzer ne sivri bibere benzer. … Biz 3-5 kuruş gerekirse fazla veririz…" (8 Şubat 2019)

Kısacası AKP-MHP iktidarının Rojava’da, Başûr Kürdistan’da, Libya’da, Karabağ’da yürüttüğü işgal ve savaş saldırıları, operasyonlar halkları daha da yoksullaştırmakta, işçi sınıfı ve emekçiler açlıkla terbiye edilmektedir. Dolayısıyla işçi ve emekçiler yaşamış oldukları durumun gerçek nedenini bilmelidirler.

Farklı kollardan akan işçi eylemlikleri Cizre'de-Kızıltepe'de-Ağrı'da elektrik zamlarına karşı gelişen kitle eylemlikleriyle birleşip yüzünü birleşik mücadeleye çevirdiğinde, Kürt halkının özgürlük nehriyle buluştuğunda zalimlerin saltanatları son bulur ve sarayları yıkılır.

10280

Umutla, dirençle yoğrulan 49 yıl…

1970’li yıllar gerek dünya gerekse de Türkiye’de devrim için, devrimci girişimler için, faaliyet için uygun koşullar sunuyordu. Devrimci düşünce yaygınlaşmıştı. Bu içerikte eserler basılıyor, dağıtılıyor, okunuyordu.

Üniversitelerde tartışma toplantıları, panel ve seminerler düzenleniyor, sol örgütlenmeler genişliyordu. Devrimci durum yalnızca dünya için değil ülkemiz açısından da elverişli koşullar sunuyordu.

Fransa TKP-ML Taraftarları:TKP-ML’nin 49. Kuruluş Yılını Selamlıyoruz!

TKP-ML’nin kuruluşunun 49. yılındayız. Bugün, çeşitli milliyetlerden Türkiye işçi sınıfının gerçek öncüsüne kavuşmasının 49. yılını kutluyoruz.

Türkiye Komünist Partisi Marksist-Leninist (TKP-ML) İbrahim Kaypakkaya’nın teorik ve pratik önderliğinde 24 Nisan 1972 tarihinde kuruldu.

Dursun Yoldaş Bağrımızda ve Belleğimizde Yaşayacak - Abbas Vartanoğlu

Bir yoldaş öldüğü zaman yoldaşları arasından belki bedenen ayrılır. Yoldaşlarınca vücudu son yolculuğuna uğurlanır. Yaşadığı toprağın derinliklerine devrimci gelenekler doğrultusunda defnedilir. Köhnemiş ve miadını tamamlamış sisteme karşı verdiği mücadeleyi kendisini bedenen uğurlayan yoldaşlarına devreder.

Ama onlar, yoldaşlarının belleklerine iyice kazınırlar. Bir daha çıkmamak üzere onların dağarcığında yerlerini alırlar. Onların bağırlarına iyice yerleşirler.

Özgür Bir Gelecek İçin 1 Mayıs Alanlarına!

İşçi sınıfının “Birlik Mücadele ve Dayanışma” günü olan 1 Mayıs’a sayılı günler kala dünyada ve ülkemizde önemli gelişmeler yaşanıyor.

Sadece günümüz açısından değil insanlık tarihi açısından da önemli bir yerde duran koronavirüs salgını etkisini sürdürüyor. Salgının tüm dünyayı etkilemeye devam ettiği koşullarda emperyalist-kapitalist ülkeler, virüse karşı önlemlerini devam ettirir ve aşılama çalışmalarını sürdürürken, ülkemizde ise tam bir yıkım söz konusu.

Savaş içindeyiz! (Nubar Ozanyan)

Özgürlüğün kelime olmaktan çıkıp yaşanılır değer ve ilkeler olması her emek ve onur sahibi insanın isteği ve amacıdır. Toprağında, atölyesinde emek dolu çalışmak, ekmeğini dostça, sofrasındaki lokmasını yoldaşça paylaşmak isteyen her insanın karşısına paranın tanrıları dikilir.

Devrimin Emektarı ve Değeri Olmak; Dursun Çaktı’ya…

Sınıf mücadelesi içerisinde yitirdiklerimizi anlatabilmek önemlidir. Deneyimlerini, hayat ve mücadele birikimlerini, değerleri sahiplenme, zor ve fırtınalı süreçlerdeki duruşları; alçakgönüllü oluşları, mütevazı kişilikleri, kitle inisiyatifleri gibi birçok konuda ortaya koyduklarını anlatmak gerekir.

İşte Dursun yoldaşı anlatmak, tam da bu mütevazı değerlerin karşılığına denk gelmektedir.

Kendiniz Suçlu Hissedeceksiniz ki İşimizi Rahat Yapalım

Örgütlü insanlar kendilerinin yapamadıkları her şeyleri sıradan insanlarda niye bekler ki?

Güya sırada insanlar isterse doğruya ulaşabilirlermiş.

Hadi bakalım.

Bir şapka

Bir fular

Bir tuval

Yedirmeyiz size sarı ineği, hanımlar yedirmeyiz.

Mahkeme bir tacizciyi akladı.

İnsanlar sokak ortasında bir tacizciyi cezalandırdı.

Vurmayın ablam vurmayın bana.

Bir şapka

Bir fular

Bir tuval

Bir şapkam, bir fularım, bir tuvalım yok diye mi bunu bana yapıyorsunuz?

Mahkeme bir tacizciyi akladı.

Tarihe dip notu olarak bırakılan görseller üzerine kısa değerlendirme… (İsmail Cem Özkan)

Uzun zamandır ölen / öldürülen devrimcilerin portrelerini çizdim, doğum tarihleri ve ölüm tarihlerini araştırdım ve bir şeyin farkına vardım; ailesi biraz orta düzeyde geliri varsa, bürokratsa, iyi eğitim almışsa onların doğum tarihleri ve ölüm tarihleri belliyken, ingilizce "noname" denilen, fakir ailenin çocukları, inanmış, hayatını ortaya koymuş ya da tesadüfen orada olan ve bir kaza ya da hedef gözetilerek öldürülen insanlar/ devrimciler...

Kimdir Devrimci olan...! Mahmut Turhal

Günümüz sosyal medyasında ve yazılı sol medyada hemen hergün devrimcilik nedir? Devrimci kimdir üzerine çokça laf edilip yazılıp çiziliyor. Bizde muğlaklaştırılan ve içeriği bozulan bu kavramların bir kez daha yerli yerinde ve amaç ve içeriğine uygun kullanılması bakımından nedir devrimcilik sorusunun yanıtlanması gerekiyor.

Kısaca devrimci; bilimsel sosyalist dünya görüşü ve idealleri doğrultusunda toplumda ''kökten'' değişim isteyen, eskiye vurup yeniyi kuran ve değiştiren kişidir.

Garip Şahin

Garip Şahin bir müddeten beridir hasta. Sağlığına kavuşup, aramıza döneceği umudundayım. Bu umudum güçlü. Güçlü diyorum çünkü dünyanın derdini kendi özel derdi haline getirmiş ve yaşamını direnme üzerine kurmuş bir ozandır Garip Şahin. Hastalığa karşı da direniyor

Proletaryanın Kaosu

Sayılara sayılar.

Salt, sayılarla uğraşan insanlar da sayılar gibi duygusuzdur.

Onlar gibi de rakamların içerisinde kaybolur giderler.

Haa.. bir fazlalaştı

Haa.. bir eksildi

Haa... Eşitleşti.

Sil sil her şey yeniden baştan.

Bir köylü azaldı, bir köylü çoğaldı.

Sil sil her şey yeniden baştan.

Hiç kimse azalanın veyahutta çoğalanın birbirlerine karşı hissetikleriyle ilgilenmezler.

Ne maruz kalınan emperyalist çeşitlilikle ne de emperyalist çelişkilerin proletaryalar arasında yol açtığı kavgalarla ilgilenirler.

Sayfalar