Pazar Ekim 11, 2026

Rojava'da 40 gün -1.bölüm

En son Yerevan'dan görüştüğümüzde "bizim Rojava'daki durumumuzu görmek için muhakkak gel her şey burada çok güzel, Parti teşkilatımızın Rojava'da saygınlığı ve halk tarafından sempatisi var" demişti. “Sen yeter ki gel, istediğin yerde seni karşılarım" dedikten sonra Ağustos ayında "muhakkak geleceğim" demiştik ve sözleştik. Zamansız, hiç beklemediğim bir anda çalan telefonumdan gelen haber ile yıkılmıştık. “Acı haber tez gelir” dedikleri gibi Nubar Ozanyan'ın şahadet haberi, sınırları aşarak ulaştı, Ağustos ayında görüşebilme, hasret giderebilme ortamı artık olmazken, cenazesini görme, toprağa verilirken yanında olma, son görevlerimi yerine getirmek, yaşarken vermiş olduğum "muhakkak geleceğim" sözünü yerine getirmem gerekiyordu.

Hiç bilmediğimiz bir coğrafya, diline, kültürüne, yaşam tarzına tamamen yabancı olduğumuz koşullar altında seyahatin kolay olmayacağını önceden tahmin edebiliyorduk. Öyle ki hava sıcaklığının 50-60 dereceye vardığına ilk defa tanık oluyoruz. Zorlanıyoruz. IKBY'nin referandum kararı almadan önceki durumu, Kürdistan illerinde hemen iki başlı bir yönetim olduğunu görebiliyoruz. Hewler ile Süleymaniye Kürt yöneticileri arasında paylaşılmış durumunda, Hewler (Erbil)'de caddeler, reklam panoları KDP lideri Barzani'nin resimleri ile süslenirken, Süleymaniye'de KYB başkanı Talabani'nin posterleri dikkat çekiyor. Kimse kimsenin bölgesine müdahale etmiyor.

Hewal Orhan, "Nubar Ozanyan"

Rojava'ya varıncaya kadar, geçtiğimiz bütün coğrafyada Nubar Ozanyan'ın bıraktığı izlere rastlıyoruz. Tanık oluyoruz. Her kim ile konuşursak "böyle bir şey imkansız" diyor. Medyada çıkan "şahadet" haberine inanmak istemiyor. Bizim Nubar Ozanyan olarak bildiğimiz, Başur, Bakur Rojava'da herkes tarafından "Heval Orhan" olarak anılmaktadır. Bu isimleri kendisine yakıştırma ve yaşatmasının derin anlamı ile ağırlığı bulunmaktadır. 30 yıllık Ermeni Fedai geleneğinin simgesi haline gelen Antranik Ozanyan adının yaşatılması ile Kaypakkaya geleneğinin bugünkü sürdürücüsü olan Armenak Bakırcıyan (Orhan Bakır)ların mücadelelerinin devamı olarak adlarını kullanmış ve yaşatmıştır.

Medya Savunma Alanları'nda, yaşayan gerillalar ilk defa "Orhan Heval" ile tanıştıklarında, Parti Karargahı'nın temellerini alınteri ve emek harcayarak bizzat "Heval Orhan" tarafından atıldığını anlatıyorlar. "Gösterişten uzak, konuşmayan, iş yapan, bir dakika bile boş durmadan çalışıp bir şeyler yaratmanın çabası içerisinde olduğunu, kalan boş vakitlerinde sıcaklara aldırmadan spor yaparak savaşa hazır halde olması gerektiğini, yaşantısı ile anlatmaya çalışıyordu" diyorlar.

Televizyonlarda, kitaplarda duymakta olduğumuz gerilla yaşantısının bizzat içerisinde bulunuyoruz. Medya savunma alanlarındayız. Gerillalar ile karşılaşmanın heyecanını yaşıyoruz. Gerilla yaşantısına tanık oluyoruz. Gerilla savaşını savunan, bunun için mücadele eden Kaypakkaya geleneğinin bugünkü durumunu göz önünde bulundurduğumuzda henüz çok yol katetmemiz gerektiğini, bunun için çok çaba göstermek gerektiğini anlıyoruz. Her an tepemizde gezen keşif uçakları, İHA'nın istihbarat çalışmalarına karşı gerillaların ustaca karşı koyuşları, savaşın en gelişmiş teknolojilerine karşı medya savunma alanlarında, bunları boşa çıkardıklarına tanık oluyoruz.

Pasaportun, kimliğin, ev kirası, kredi borçları, gaz, su, elektrik faturası ödemelerinin hükümsüz olduğu insanın sistemden koparak özgürleştiği, gerillaların güvencesi altında bulunuyoruz. İnternet devrimciliği, facebooksuz bir yaşam, geyik sohbetlerinin olmayacağı yeni ortama adapte olmaya çalışırken, güvenlik gerekçesiyle tüm telefonlar toplanıyor. Bir anlık zaafiyet, noktanın tespiti ile herkesin F-16'lar ile imha olmasına neden olacağından kararlara saygı duyuyoruz. Devrimciliğin sözle değil ateşten gömlek olduğunu, film şeridi gibi geçen öz yaşantımızda devrimcilik yapmak ile devrimcilik oynamak arasında derin farkların olduğunu yaşıyoruz.

Rojava Devrimi'nin ateşi Ortadoğu'yu sararken, dünyada çok büyük yankı uyandırmış, sempati ile karşılanmış, dünyanın her köşesinden devrimciler, anti faşistler, anarşistler akın akın Rojava'ya gitmektedirler. Medya savunma alanlarında İngiliz, Fransız, Alman, Belçikalı, Yunan, İspanyol, Afrikalı her ulustan, her inançtan devrimciye rastlamak mümkün oldu. Tüm bu insanları burada buluşturan, kaynaştıran, omuz omuza savaşa götüren, hatta bazılarının şehit düştüğü Rojava devrimi yani Kürt özgürlük mücadelesi olmuştur. İçlerinde sadece biz Kürtçe bilmiyorduk dersem abartılı sayılmaz. Enternasyonal Tabur'da her savaşçı, gelmeden önce ülkesinde asgari düzeyde Kürtçe eğitimi almış dil sorununu çözmüş olduğunu görüyoruz. Bu bile Rojava Devrimi'nin ne kadar etkili olduğunun göstergesi oluyor. Komutanından gerillasına, misafirinden gazetecisine her kim olursa olsun, hep beraber oturuyoruz. Hep beraber kalkıyoruz. Gerillalardan bazıları görev gereği başka alanlara gönderiliyor. Gidip de geri dönmemek var, yaralanmak veya şehit düşme olabilir. Bunun için tek sıraya geçip vedalaşıyoruz. Serkeftin (Başarılar) ile uğurluyoruz. Devrimci ahlak ve kültürün, sevgi ile saygının yoldaş olmanın bütün güzelliklerine tanık oluyoruz. Medya savunma alanlarında günde 3 kere yemek yeme imkanı buluyoruz. Üstelik sıcak yemek için bütün imkanlar gerillalar tarafından sağlanmış. Kahvaltılıklar çevre köylerden karşılanıyor. Herkes yuvarlak bir masanın etrafında toplanmış bir parça ekmeği paylaşıyoruz. Siyasal gelişmeleri, günün 24 saat açık olan tv'lerden anında öğrenebilme imkanına sahibiz. Para ilişkilerinde alışverişten uzak, geçen 40 günde yaşam tarzı komün şeklinde oluyor. Paranın rengi ile alışverişi unutuyoruz.

"Sütüm sana helal olsun"

Enternasyonal devrimcilerden Michel ile bir ara sohbeti ilerletirken, benim üzerimde çok etkili olan, kararlı duruşu olmuştur. Onu buralara getiren, bunca zorluklara göğüs germenin, bu istek ve arzunun kaynağını soruyorum. Tek kerede IŞİD çetelerine karşı mücadele diye cevapladı. Sosyal hayatta ne işle uğraştığını, mesleğini sorunca, devrimcilik diye cevap verdi. Nerede devrim varsa orada olacağını söyledi. Buraya gelmeden önce Kürtçesini geliştirdiğini, kendisini çok rahat ifade ettiğini görüyoruz. En önemlisi gelirken annesine ve kardeşine haber verdiğini, babasına haber vermediğini, annesinden helallik aldığını, çetelere karşı mücadele edeceğini, izin istediğini "oğlum yolun açık olsun, sütümü sana helal ediyorum" dediğini anlattı.

Rojava'da çetelere karşı savaşta şahadete ulaşan Nubar Ozanyan'ın cenazesine ulaşmak, törene katılmak, son görevi yerine getirmek için sabırsızlanıyoruz.

Cenazenin günü ile tarihi belli olduğu için, orada olamamak, bir ömür boyu benim için unutulamayacak ızdırabdan başka bir şey değildi. Kürt siyasal güçlerinin kendi aralarındaki çelişkilerin toplumun, bölgenin her karış toprağına yansıdığını bunun için işimizin zor olduğunu görüyoruz. Bulunduğumuz Başur topraklarından, Rojava'ya cenaze törenine gitmede, Rojava'ya KDP yönetiminin, M. Barzani'nin uygulamış olduğu ekonomik, siyasi ve askeri ambargonun bütün kirli yönlerine tanık oluyoruz. Tüm bu uygulamaların arkasındaki siyasi güç elbette ki Türkiye'yedir. Erdoğan'dır.

Başur'dan, Rojava'ya yani Kürdistan topraklarında Barzani'nin kendinden olmayan YPG, PKK gerillalarına karşı Türk devleti destekli bitmek tükenmek bilmeyen operasyonlara, saldırılara, pusu atmalara tanık oluyoruz. Bütün amaç ve gayesi Kürtlerin tek başına liderliğine soyunan Barzani’nin, en büyük rakip olarak Ortadoğu’da kök salmış, siyasal güç olan PKK'yı düşman olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. Cellatlara yaranabilmek, kendi kardeşine kurşun sıkan, tutuklayan, hatta daha ileri giderek, celladının gözüne girebilmek için tutukladığı Kürt yurtseverlerini Türkiye'ye teslim edecek kadar pervazsızlaşan Barzani aşiret kliğinin, teşhir olmuş yüzüne Kürt coğrafyasında tanık oluyoruz.

Gerillaların sabır inat, çatışmalara imkan vermeyen çabaları sayesinde Rojava'ya ulaşıyoruz. Gerillaların coğrafyada bir karınca gibi çalışmalarına, her bir karış toprakta, kazanılmış her değerin, bedelinin uzun emek, kan ve can pahasına olduğunu görüyoruz. Gerillalara teşekkür etmeyi borç bilirken, KDP'li Peşmergeleri bize çektirdikleri ızdıraptan dolayı lanetliyorum.

(Devam Edecek) 

52736

Agop Ekmekciyan

Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.

agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

Agop Ekmekciyan

TC’nin çıkmaz Sokağı!

Tezkere, Kobanê “Çözüm Süreci”, IŞİD, Ortadoğu

(IŞ)İD’in Kobanê üzerinde geliştirdiği saldırı Kürt meselesindeki ve bölge içindeki dengeleri hemen “türbülansa” sokmayı başardı. Kürt ulusal hareketi Kürt meselesini doğal ve haklı olarak bölgesel gelişmelerin sadece bir parçası ve uzantısı olarak ele alıyor. TC’nin de meseleyi hem iç hem de dış sorun olarak ele aldığı, “çözüm süreci” denen gelişmenin en önemli itim güçlerinden birisinin de bölgesel gelişmeler ve TC’nin bölge politikası olduğu bilinmektedir.

(IŞ)İD Kürtlere Niye Saldırır?

(IŞ)İD, Ortadoğu’nun yeni fenomeni ve emperyalistlerin yeni umacısı. (IŞ)İD emperyalist gericiliğin kendini daha rahat gerçekleştirmesi ve politik yönelimine yeni olanaklar yaratması için arayıp da bulunmayacak bir umacı oldu. Her ne kadar emperyalist güçler ve Ortadoğu’nun gerici egemenleri için şu an kullanılacak bir umacı (heyula) olsa da, Kürtler, Şiiler, Hıristiyanlar ve tüm diğer farklı inanç ve milliyetler için bunun ötesinde en vahşi biçimlerle ölüm, kan, zulüm anlamına geliyor. (IŞ)İD girdiği her yeri insansızlaştıran, kurutan, çölleştiren bir politika izliyor.

Kanlı eserinizle övünebilirsiniz

Tarih şahittir ki, Kobani protestolarında ortaya çıkan kanlı tablo AKP(DEVLET), HDP ve HÜDAPAR'ın ortak eseridir. Bilindiği gibi HDP ve KCK'nin çağrısıyla sokağa çıkan kalabalığa ilk kurşun Muş Varto'da sıkıldı ve bir genç polis kurşunuyla can verdi. Sinirler zaten gergindi, gencin ölüm haberi büyük bir öfke patlamasına neden oldı. Düzenin çarpıklıklarına ve adaletsizliğine karşı isyan halinde olan gençler ve halkın arasına karışan maskeli provokatörler birçok şehirde polislerle çatıştılar.

Topunuz IŞİD'siniz.

Evet, siz IŞİD'ci ve yargısız infazcısınız.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Gümüşhane'de milyonların gözünün içine baka baka, "Bingöl'de iki polisimizi şehit eden teröristler öldürüldü," dedi kükreyerek. Kürsü kahramanı Tayyip Erdoğan'ın sözünü ettiği kişiler karayolunda jandarmanın, "Dur,"ihtarına uymadıkları gerekçesiyle hedef gözetilerek öldürülen insanlardır.  

İlk can yakıcı soru şudur: Öldürülen bu dört kişinin Bingöl saldırısına katıldıklarını nereden biliyorsunuz?

TC’nin imdadına koşmak bize mi kalmış? - Dursun Ali Küçük

Serhildanlari selamliyorum!

Kürdistan halkı ve herkes savaş içindedir ve savaş yürütüyor. Kürdistan Federasyonu ve Batı Kürdistan’da savaş çok çıplak yürütülüyor. İran ve Türkiye’de fiilen savaş hali var. İran sömürgeciliğine karşı silahlı mücadele veren grup ve gruplar çıkıyor ve başlattılar. Gerillayı geliştirmeleri olumludur. İran’da idamlar sürüyor ve legal anlamda hiçbir faaliyete izin vermiyor.

Kürtlerin son savaşı mı?

Türk devletinin desteğinde İŞİD’in Kobane’ye yoğun saldırısı ve yaşanan insanlık dramı nedeniyle Türkiye’de, başta PKK taraftarları olmak üzere tüm ilerici kamuoyunu ayağa kaldırması önemli bir gelişmeydi. 

“Kobanê Direnişi İçin Yaşamı Durduralım!”

 

IŞİD saldırılarına karşı destansı bir şekilde sürdürülen Kobanê direnişi destan yazmaya devam ediyor. Bu direniş sürerken; Dünyada ve Türkiye'de bu direnişi sahiplenmek için sokağa çıkan halka, olanca gücüyle saldıran TC onlarca insanı katletmeye devam ediyor. T. Kürdistanı başta olmak üzere, devlet baskısına boyun eğmeden sokaklara dökülen halkın direnişi sürerken; daha önce de direnişi büyütme çağrısı yapan Partizan, tüm güçlerine seferberlik çağrısında bulundu.

Dünya Suriye’deki Devrimci Kürtleri Neden Görmezden Geliyor-David Graeber

Suriye Savaş Alanında demokratik bir deneyim IŞİD tarafından yok ediliyor. Dünya kamuoyunun bundan bihaber hâliyse tam anlamıyla skandal.

Kobani bize zafere odaklanmanın yolunu gösteriyor

 

Kürdistan'da ve Türkiye'de ok yaydan çıktı. Sözün bittiği, pratik eylemlerin başladığı an bu andır.  Zafere odaklanmak için ölümüne direniş!

Aslında anlatılacak hem çok şey var, hem de o kadar anlatılıyor ve yazılıyor ki her şey karman çorman bilgi kirliliğinden tutalım da “Kobani’nin düşmesinden” veya “ha düştü düşecek “çığırtkanlıklarını görmekteyiz. Dün halefi Davutoğlu, bugün Antep’te selef Erdoğan savaş naraları atarak gizli saklı bir şey bırakmadı. Suriye’ye karşı savaşın kukla baş aktörü olduğunu kendi ağzıyla açıklayarak ispatlamış oldu.

Kobane; Geçit Yok, Geçit Yok! Volkan Yaraşır

Tarih ve devrim kaotik bir süreçtir. Atılım ve geri dönüşleri içinde taşır. Rojava Devrimi, Kürt Özgürlük hareketi kadar Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasında sarsıcı etkiler yarattı. Ortadoğu’nun hegemonik güçler tarafından yeniden dizaynını engelleyen en önemli faktör olarak öne çıktı. Aslında Rojava pratiği yıkıcı etkilerini yeni gösteriyor. Bir nevi devrim, dalgasal ve dip sarsıntılarını dışavurmaya başladı.

Ölümüne seyirci kaldığınla barışamazsın: Ohannes Kılıçdağı

Zaten hep gergin olan ülkemiz ve bölgemiz bir kere daha ‘bıçak sırtında’. Bu sefer başrollerden biri, caniliği bu coğrafyaya bile (“Oryantalizm yapma” diyenler sıranın sonuna geçsin) fazla gelen IŞİD’e ait. Başrole yükselmesinde AKP idaresindeki Türkiye devletinin doğrudan desteği olup olmadığı tartışılıyor. Birçok iddia olmasına rağmen, hükümet ve onun savunucuları bunların hiçbirinin doğrudan desteğe dair somut delillere dayanmadığını söylüyorlar. Gerçektende söylenenlerin hiçbiri bu desteği tartışılmaz biçimde ispatlamaya yetmeyebilir.

Sayfalar