Rojava Kürtlerinin Düğümü….-Dursun Ali Küçük
*Suriye egemen bir devlet eğildir…
Rusya ve İran hatta Türkiye Suriyenin birliği ve egemenliğinden sözediyorlar…
Ama her üçüde Suriye ye belli ölçüde yerleşmiş. Kendileri de Suriye’yi paylaşıyorlar.
Suriye 3 parçadır.
-Fıratın batısı Rusya ve İran TC ye bırakmıştır. Efrin ile bunu tamamlamaya çalışıyorlar. TC deki üçlü toplantıda Tel Rıfat’ı Rusya-İran ve Rusya ortak yürütecek deniyor.
-Şam, halep ve Fıratın doğusu Deyrezor’a uzanan hatta İran, Rusya ve Rejim güçleri kontrol ediyor..
-Fratın doğusu Deyrozore kadar Kürtler ve Koalisyonun denetimindedir.
DSG ve YPG askeri güçtür. Koalisyon ordusuyla birlikte.
Suriye ordusu İran ağırlıklıdır. Kontrol onların elindedir.
Şimdi Rusya-İran ve TC Suriye nin içinde olmadığı ve karar almadığı toplantılar ile Suriye hakkında kendilerine göre karar veriyorlar.
Bunun için Arapların Suriye nin egemenliğini Kürtlere dayatma hakları yoktur. Piyasa da Suriyenin egemenliği bulunmamaktadır.
*Önemli bir dünya gücünün desteğini almayan hiç kimse Suriye ve batı Kürdistan’da savaş kazanamaz.
Efrin de bunu net olarak gördük. Hem PYD ve YPG açısından. Hemde TC açısından… Rusya satmasaydı TC orada başarılı olamazdı.
Bundan sonraki bütün büyük ve küçüklü savaşların kaderleri buna göre belirlenir.
Batı Kürdistan’ın kaderi açısından da aynı belirlemede bulunabiliriz.
Herkes Suriye de vardır. Koalisyon ABD ve Batıdır. Rusya emperyal, İran ve TC bölge emperyal güçleridir.
*TC son üçlünün toplantısından sonra Recep’in ağzıyla Menciç ve Rojava Kürdistan’ın hepsinin hedefleri olduğunu bir kez daha yineledi.
Rusya TC’nin Kürt düşmanlığını kullanarak Rojava Kürdistan’ın üzerine sürüyor. Bu politikaya devam edecek.
Bu arada bu poltika ile ABD ve Batı nın TC ile arasının dahada açılmasını hedefliyor. Suriye deki savaşın tırmanışa geçmesinin ateşleyicisidir.
Bu dönemde bölgede Kürtlerle ve Kürdistan ile TC arasındaki çelişki baş çelişkidir.
Yakın süreçte Kürtlerin kaderini tayin edecek mücadele TC ye karşı yürütülen Kurtuluş mücadelesi olacaktır. İran ikinci plandadır.
TC Fıratın batısıyla yetinip İran karşı açılan ABD stratejisine katılırsa Rusya’dan uzaklaşır. Dengelerden çakal politikası yürütüyorlar. ABD ve Batıyı terkedemezler. Terkettikleri an Recep fermanını imzalamış demektir.
*Trump tam tüccar poltikası yürütüyor…
Suriyenin fazla çıkar getirmediği ve zarar verdiği kanısında ve “eve döneriz” mesajları verdi. Anlaşılan faturayı Suudi vb lerine yüklemek istiyor.
Beyaz Saray bu gün yaptığı açıklama ile bir dönem daha Suriye’de kalacaklarını belirttiler.
Aslında gelinen aşamada Suriye de ölüm, yıkım, göç, çoğu insanın yerlerini terketmesi ve oluşturulan yeraltı mezarları Suriye nin başlıca zenginlikleridir.
İran ve TC kendilerini burada bölge gücü olarak ispatlamak istiyorlar. İran Irak vb leride aşarak- yol açarak Suriye ye yerleşiyor. TC Fıratın batısına yerleşiyor. Rusya askeri güç ağırlıklı bir Suriye politikası yürütüyor ve bölgenin despotik devletleri ile çıkarlarını güvenceye almak istiyor.
ABD, AB, batı ve Koalisyon kendilerine göre “bölgenin güvenliğini sağlamak” ve İran’I frenlemek istiyorlar. İran ekonomosi pek parlak değil, İran parası dolar ve euro ya karşı önemli düşüşler yaşıyor.
Recep bir maceraya atılırsa TC ekonomside tepetaklak gider..
*Son Rusya ve Batı krizi ile birlikte Rusya ya karşı her alanda genel bir cephe vardır.
Rusya nın silah ve güç dışında dünyada önemli bir üstünlüğü bulunmuyor. Suriye de Suriye için alt yapı vb açıdan yapacağı pek birşey yoktur. Başta TC olmak üzere İran dan alacakları daha önem kazanıyor.
Bölgedeki çekişme gelip Suriye de sıkıştı.
Aslında yukarıdada izah etmeye çalıştığım gibi Suriye de şimdilik her kes zarar ediyor. Zararına olan bir savaşı ve güç çatışmasını sadece bölge açısından yürütüyorlar.
*Fransa’nın Batı Kürdistan ilgisi…
ABD Fransa’yı batı Kürdistan ve Fıratın doğusuna ortak ediyor. İngilizlerde belki ilk defa Rojava Kürdistan’ına bir heyet gönderdiler. Kürt politikasında Fransa Koalisyon ABD ve Batı açısından öne çıkarabilirler.
Bir anlamda görev paylaşımıdır. Ortaklık biçiminde işleri paylaşmadır.
Yoksa tek başına Fransa Rojava da etkili bir rol oynayamaz. Suriye yi Fransa eski ilişkileri itibariyle de iyi tanımaktadır.
Minbiç e yeni askeri güç takviyesi var. Fransa askerleride Rojava da yerlerini almaya başlıyorlar.
TC öyle söylediği gibi çılgınlık yapacağını sanmıyorum, onaysız bir çılgınlığa cevap verileceği görülmektedir.
*Suriye kısa vadade çözüm bulamaz.
Çözümsüzlük devam edecektir.
Suriye’de yön tayin etmek zorlaşmıştır. Kısa sürede değişimler yaşanmaktadır. Oradaki güçler genel yön ile birlikte günlük ve çok kısa vadeli gelişmeleri, ayrıntıları iyi takip etmekle yükümlüdürler. Ve gündemlerini belirlemeleri açısından bu çok önemlidir.
Kürdistan ve Rojava Kürdistanı, Efrin, Kerkük vb vb gündemler dışında yine boş gündemler insanların önüne koymayınız.
Kuzey Gündemi hala doğru tespit edilmiş değildir. Sürünerek gidiliyor… hendekler ya herro ya merro stratejisydi. Dinamik kitleler ve dinamik güçler orada ezdirildi. Kuzey Kürdistan’da hala bunun ciddi sancıları yaşanıyor. Bunun özeleştiri yapılmayınca ciddi bir çıkışta beklenemez.
TBMM ele alınırsa HDP orada esirdir.
Kuzey de Kobaniye gösterilen ilgi ve dayanışma Efrin e gösterilemedi. Nedenleri var elbette.
Rojava Kürdistan’ı sadece Rojava da kazanılamaz. Genel açıdan TC ye her alanda vurulacak darbeler önemli rol oynayacaktır.
Dursun Ali Küçük
04.04. 2018
Son Haberler
Sayfalar
TKP-ML Ortadoğu Parti Komitesi:Faşizm Ve Siyonizm Kaybedecek, Filistin ve Rojava Kazanacak!
Ortadoğu ezilen halklarının ezeli düşmanları olan Faşist T.C. ve Siyonist İsrail devletlerinin halklara yönelik saldırıları ile ezilen Rojava ve Filistin halklarının direnişine şahit oluyoruz. Bu gerici güçler, tüm teknolojik üstünlük ve emperyalist devletlerden tam destek görmelerine rağmen, Filistin ve Rojava halklarının direncini, mücadele kararlılığını kıramıyorlar. Egemenlerin tüm saldırılarına rağmen belirleyici olan yine halkın öz direnişi ve kararlılığı oluyor. Filistin ve Kürdistan halkları; İsrail Siyonizmine, T.C.
Arstahk: “Biz Beyaz Bayrak Kaldırmayız!”
Ermeni halkının soykırım ve tehcir tarihine bir yenisi daha eklendi. 1915 bitmedi. Bu kez TC destekli Azeri faşizmi eliyle utanç dolu katliam gerçekleşti. 19 Eylül günü Karabağ’ın (Arstahk) Başkenti Istepanagerd başta olmak üzere Karabağ’ın dört bir yanına saldırılar başlatan Azeri işgalcileri, saldırının birinci günü tamamlanmadan aralarında kadın ve çocukların da olduğu 35 kişiyi öldürüp yüzlerce sivil insanı yaraladı.
Vurun Abalıya - Çaresizsen Güneşe Bak... Cızz....
Proletaryalarda öğren proletaryalara öğret.
Nolurrr.... nolurrr.... bir kez de kabahati....
Fakirlik güzel şey... fakirlik güzel şey..
Hele de birde seni deniz kampına götüren, yanacam diye de çakma (yoğurt) yağlarıyla, insanın midesini bulandıracak bir şekilde, orasını burasını yakan o... fakir... insanları bırakıpta deniz manzaralı villalarda sabah kahvaltısı yapabilecek dostlarınız varsa... gerçekten fakirlik güzel şey.... gerçekten fakirlik güzel şey...
Kılıçdaroğlu sadece Kılıçdaroğlu değildir! (1ci bölüm)
Açıklama: Bu yazı, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin Genel Başkanlığına getirildiği dönemde, 2010 tarihli Partizan’ın 72. Sayısında yayımlanmıştır. Yazı eski olsa da, yazılanlar eski sayılmaz. Zira Mayıs 2023 seçimlerinde “halkın umudu” olarak önümüze konan Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’sinin burjuva-feodal sistemde oynadığı rol, özellikle de seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Ve ortaya çıkan bu gerçeklikler, Partizan makalesinde dikkat çekilen ve tespitleri yapılan gerçekliklerle uyumludur.
Beylere ve devlete karşı olmak (Nubar Ozanyan)
Artsahk (Karabağ) sekiz aydır kuşatma ve abluka altında. Elektrik, gaz, akaryakıttan yoksun; açlığa ve dermansızlığa mahkum edilmiş bir şekilde teslim olması bekleniyor. Soykırımın günümüzde almış olduğu en utanç verici ve acımasız hali yaşatılmaktadır halka.
Ne uluslararası Adalet Divanı’nın kararı ne sekiz aydır çalınan diplomatik kapılar, Karabağ’da yaşayan Ermeni halkının yaşamsal sorunlarına çare, derdine derman oldu. Yapılan sayısız görüşme, müracaat ve iletişimden hiçbir sonuç çıkmadı.
“Bir Tek Mücadele Kaybedilir; O Da Terk Edilen Mücadeledir.” (Kadınların birliği)
Cumartesi Annelerinin eylemi, bu ülkenin en uzun soluklu mücadelesidir… Birçok kez engellendi, saldırıya uğradı, sürekli hale gelen polis saldırısı nedeniyle 1999’dan 2009’a kadar ara verildi, pandemi döneminde online olarak yapıldı ama ne olursa olsun Cumartesiler, 1995 yılından bu yana yani 28 yıldır “kaybolan” çocuklarını, eşlerini, babalarını, annelerini, arkadaşlarını, yakınlarını arayan insanların ama en çok da annelerin eylem günü oldu.
Yeni Emperyalistler Eski Emperyalistlere Karşı
Kapitalizmin; gelişmesi, genişleyerek yoğunlaşması ve üretimin her geçen gün artmasıyla ortaya çıkan tekelleşme ve uluslararası yönünün esas hale gelmesi, onu daha saldırgan bir aşama olan emperyalist bir aşamaya ulaştırdı. Bu gelişme, sınıfların netleştiği ve sınıflar arası mücadelenin keskinleştiği kapitalist ekonomik sisteminin diyalektik gelişiminin bir karakteristiğidir. Kapitalizm derinlemesine ve enlemesine geliştikçe yeni emperyalist ülkeler ortaya çıkacak ve bu da emperyalistler arası çelişmeyi artan ölçüde derinleşecektir.
BRICS'in Johannesburg'da zirve toplantısı
Çin yeni emperyalist konumunu genişletiyor
Bugün Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde Vladimir Putin'in yalnızca sanal olarak katıldığı yeni emperyalist BRICS ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) zirve toplantısı sona eriyor.
Altı ülke eklendi
Tartışmaların merkezinde 14 yıl önce kurulan BRICS grubunun "BRICS Plus" olarak genişletilmesi yer alıyordu.