Rıza Saygılı'ya saygıyla.... Yücel ÖZDEMİR
30 Haziran günü Paris'te gazetemiz Evrensel'le dayanışma amacıyla bir etkinlik planlanmıştı. Eğer etkinlik, gazeteye eşi ve can yoldaşı Yıldız Eren ile birlikte büyük emekler veren Rıza Saygılı'nın sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle iptal edilmeseydi, yazarımız Ender İmrek ile birlikte bu gazetenin nasıl büyük bedeller, özveriler ve fedakarlıklarla 25. yılına geldiğini anlatacaktık.
Fransa'da işçi sınıfının, emekçilerin, gençliğinin mücadelesinin Evrensel aracılığıyla Türkiye'deki emekçilere aktarıldığını söyleyecek, bunu sağlayan arkadaşlarımıza teşekkür edecektik. Ve, önümüzdeki yıllarda da gazetenin gelişip güçlenmesi için destek ve dayanışmanın önemine işaret edecektik. Türkiye'de işçi sınıfının en uzun soluklu günlük gazetesinin parçası olmak, geçmişte ve günümüzde desteğini esirgemeyen herkesin gurur kaynağı.
30 Haziran sabahı, yakalandığı amansız hastalık nedeniyle yitirdiğimiz Rıza Saygılı'nın, bildiği Fransızca ve İspanyolca nedeniyle gazeteye katkısı çoğumuzdan farklıydı. Fransa'dan başlayarak dünyayı değiştirmek için önce anlamamız gerektiğine dair açtığı yol anlamlıydı.
Fransa, Avrupa Birliği ve Latin Amerika ülkelerinin durumu üzerine yazdıkları, çevirdikleri, anlattıkları hala hafızalarımızın bir yerinde duruyor.
24 Eylül 2006'da yine amansız bir hastalık sonucunda yitirdiğimiz Şeref Aydın için Almanya'da düzenlenen cenaze töreninde yaptığı konuşmada, onun yaşadığı ülkenin dilini öğrenerek, araştırmalarını nasıl derinleştirdiğini, Avrupa'nın farklı ülkelerindeki arşivleri nasıl taradığına dikkat çekmişti. Son nefesine kadar yılmadan mücadele eden Aydın'ın örnek yaşamını genç kuşaklara anlatırken sesi titriyordu. Tıka basa dolu salon pür dikkat onun kaybedilen bir yoldaş için söylediklerini dinliyordu.
Aradan tam 13 yıl geçti...
Şimdi Şeref Aydın için söylediklerinin çoğunu Rıza Saygılı için de söylememiz gerekiyor.
Şeref Aydın'ın bulduğu bilimsel sosyalizm tarihinden süzülmüş değerli araştırmaların bir kısmı Rıza Saygılı'nın, Ocak 2018'de yitirdiğimiz kardeşi Hüseyin Saygılı'nın katkılarıyla Türkçe'ye kazandırılmıştı.
Şeref Aydın, Rıza ve Hüseyin Saygılı'nın yanına bir de 3 Nisan 2016'da yitirdiğimiz Doç. Dr. Kenan Ateş'in adını eklememiz gerekiyor. İlk halkasında Deniz'in olduğu zincirin farklı halkaları olarak birbirlerini tamamlıyorlardı.
Türkiye'nin farklı kentlerinden, farklı inançsal ve kültürel kökenlerden gelen zincirin halkaları bilimsel sosyalizm mücadelesi birleşmişti. Yoldaş etmişti.
Hayat bazen uzun bazen çok kısa olabiliyor. Kimin zaman ne olacağı ya da ne kadar yaşayacağı belirsiz. Amansız bir hastalık ya da bir kaza normal sürede dolması gereken ömrü kısaltabiliyor. O zaman da yapılması gereken işler, hayaller, umutlar, özlemler yarım kalabiliyor. Artık şairin dediği gibi, “Ne kadar yaşadığın değil, nasıl yaşadığın önemli bu hayatta.”
Gambetta durağında metrodan inip Tenon Hastanesi'nin büyük avlusunda vardığımızda toplanan yoldaşları, Rıza Saygılı'nın her birinin hayatında nasıl dokunarak dönüştürücü bir rol oynadığına dair örnekler veriyor. Birisi “Bizde çok emeği vardı” diye özetliyor. Ekvador’dan İtalya’ya kadar birçok ülkenin komünistlerinden gelen başsağlığı mesajları enternasyonalizme yaptığı katkıları gözler önüne seriyor.
Çoğumuzun “Rıza hocası” artık bu dünyada değil. Aramızdan ayrıldı. Ama yaşamı, yazdıkları, hayat karşısındaki duruşu geride kalanlar için örnek olmaya devam edecek.
O'nun hep dediği gibi “Hayat devam ediyor.”
O'nu ve ideallerinin genç kuşaklara anlatılması geride kalanların görevi... Sadece bu değil, toprağa düşen her bir yoldaş için fedakarlık, sorumluluk ve yaratıcı çalışmayı arttırmak da...
Son Haberler
Sayfalar
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Siyaseti, somut şartların somut tahlili sonucunda izlenecek yol ve yöntem olarak tanımlamak mümkün.Somut şartların somut tahlilini yapıyorsanız,yani olguya objektif bakma kaygınız varsa,günümüzün Kürdistanını tanımlarken kullanmanız gereken kavramlar Kürd uluslaşması ve ulusal birlik,ulusal kongre,ulusal ordu,ABD,AB,Rusya,Çin,BM,dış dinamikler,enerji ve petroldur.“Çözüm süreci” adı verilen TC’nin Kürdistan ulusal kurtuluş hareketini çözme,Kürd özgürlük hareketinin de “ava gideni avlama” projesinde yukarıdaki kavramlardan sözeden yok.Tedavüldeki kavramlar silahsızlanma,Türkiye partisi,halkla
IŞİD değil, Türkiye saldırdı!
Kobanê’de üç ay gibi uzun bir süredir Kürt halkının onur savaşı verdiği biliniyor. Halk hem onur, hem de namus olan kimlik ve topraklarıyla birlikte, elde etmiş olduğu kazanımlarına büyük bir irade ile sahip çıkıyor.
Bir Bölündü İki Oldu Ya da Tarihsel Tekrar
Abartmak ile kucumsemek kardestir...Her ikisi de isci sinifi mucadelesine zarar verir...Tum mesele dogada, siyasette, felsefede, toplumda, bireyde, herseyi oldugu gibi, objektif, eksi ve arti yanlariyla dengeli degerlendirebilmektir...
Cunku hersey, buna biz de dahil, her zaman kutbun iki yanini icinde tasir..
Dialektik bize her zaman birin ikiye bolundugu gercegini soyler; bu birin kaderidir, onun ic yapisinin, ic celiskilerinin kacinilmaz sonucudur..
Mandela halkına ihanet mi etti?
Tarihteki pek çok acı örnekten de bilindiği gibi, liderlerine körü körüne bağlanan ve onların her söz ve hareketine tanrısal anlamlar yükleyen halkların sonu kahredici bir hayal kırıklığı ve çoğunlukla da yıkımdır.
PKK’limisin?-Dursun Ali Küçük
1-PKK Bağımsız ve demokratik Kürdistan için yürüttüğü direnişle var oldu.
Teorinin Maddi Güç Olması
Çin’de kültür devrimi sırasında „Felsefe Bir Sır Değildir“ adlı bir broşür yayınlanmıştı. Burada, kitlelerin Mao’nun düşüncelerinin pratiğe uygulanışının birebir örneklerine yer verilmiştir. Özellikle kırsal alanda köylülerin bu düşünceler sayesinde üretimi nasıl geliştirdiklerinin ve sosyalizmin adım adım inşasının örnekleri verilir. Ve köylüler şöyle der:
TKP/ML: “Hindistan’da halkları kurtuluşa götürecek tek güç HKP(M)’dir”
Yoldaşlar,
Hindistan Komünist Partisi (Maoist)’in kuruluşunun 10. yılını TKP/ML olarak en içten devrimci duygularımızla selamlıyoruz.
Dersim Seferi Yine Hüsranla Bitecek!
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Dersim’e gideceği, (çok zayıf bir olasılıkla da olsa ki, asla inandırıcı değil ) 1934 yılında yasayla ismi değiştirilen “Dersim” ismini geri vereceklerini ve Seyit Rıza ile yoldaşlarının mezar yerlerini açıklayacağı konuşuluyor..
İslami görünümlü faşist yapılanma: TC
“Yeni Türkiye”nin bir özelliği de uzun toplantılar yapılması oldu.Milli Güvenlik Kurulu'nun 10 saat 20 dakika süreyle tarihinin en uzun toplantısını yaptığı, Bakanlar Kurulu toplantısının 8.5 saat sürdüğü açıklanıyor. Ancak işin ilginci AKP'nin “yeni Türkiyesi”nde bu toplantıların uzun sürmesi de (artık iyice kanıksandığı üzere) bir propaganda malzemesi olarak sunuluyor! Gerçekte toplantıların bu kadar uzun sürmesi iktidar partisinin içinde bulunduğu sıkışmışlığın ürünü olmakla birlikte, “havuz medyası” bu durumu bir başarı hikayesi olarak sunuyor!