Proletaryanın İktidar Mücadelesinde Strateji ve Taktiğin Kavranması:Özgür Gelecek
Kapitalist üretim basit meta üretiminden doğmuştur ve uzun bir tarihsel dönemi kapsar. Kapitalizmi olanaklı kılan üretim araçlarının özel mülkiyeti ve toplumda ücretli emeğin egemen olmasıdır. Kapitalizm sömürü üzerine kuruludur. Temel ekonomik yasası işçinin ödenmemiş emeği üzerinden elde edilen artı-değer yasasıdır. Toprağı, üretim alet ve araçlarını ellerinde bulunduran bir avuç sömürücü sınıfı halk yığınlarını açlığa mahkûm etmektedir. Daha fazla kâra odaklı olması daha fazla sömürü dolayısıyla ezilen halkta daha fazla yoksulluk açlık ve acı olarak yansıma bulur. Kapitalist sistemin insanlığa vaat edebilecekleri de ancak bunlardır.
Açlık, yoksulluk, sömürü ve daha fazla sömürü beraberinde çelişkileri de getirir. Her sınıflı toplumda(kölecilik, feodalizm) olduğu gibi Kapitalizmde de sınıflar arasında çelişkiler vardır. Kapitalist sistemin temel çelişkisi de proletarya ile burjuvazi arasındaki uzlaşmaz karşıtlık ile açıklanır. Burada burjuvazi üretim araçlarına sahip olan ve ücretli işçileri sömürmek için üretim araçlarından yaralanan sınıftır. Proletarya ise üretim ve geçim araçlarından yoksun ve bu yüzdende emek güçlerini satmak zorunda kalan sınıftır. Kapitalizm üretici güçleri geliştirerek ve toplumsallaştırarak kendi mezar kazıcısı olan bu sınıfı yani proletaryayı yaratmıştır. Sömürü ve aşırı üretim sonucunda yaşanan ekonomik bunalımlar arttıkça proletarya ile burjuvazi arasındaki çelişkiler keskinleşir, sınıf mücadelesi şiddetlenir ve halk yığınları harekete geçer. Proletarya burada insanın insan tarafından her türlü sömürüsüne karşı savaşır çünkü kendisi kıyasıya sömürülmekte olup hiç kimseyi sömürmektedir. Gerek kendi haklarını gerekse de bütün halkların çıkarları için mücadelenin zorunluluğuna inanır ve mücadele eder. Siyasal, iktisadi, ideolojik savaşım sırasında gitgide bilinçlenir ve gelişir.
Yukarıda belirttiğimiz gibi proletarya ile burjuvazi arsındaki karşıtlık kapitalist toplumdaki temel çelişmenin yani üretimin toplumsal niteliği ile mülkiyetin özel niteliği arasındaki bir yansımasıdır. Ezilen sınıflar arasında en yoğun sömürüye maruz kalanlar onlardır; ama bir arada çalıştıkları için kendilerini savunmak üzere örgütlenebilecek durumda olanlarda yine proletaryadır. Ortak düşmana karşı bir tutum takınıp ve sınıf mücadelesini büyütüp ta ki burjuvazinin iktidarını alaşağı eden kadar amansız bir savaş yürütürler. Bu mücadeleyi yürütürken de birçok araç kullanırlar. Ancak kullanılan bu araçlardan ene önemlisi olmazsa olmazı proletaryanın en bilinçli en aktif ve en cesur unsurlarından oluşan komünist partisidir. Proletaryanın en yüksek örgüt biçimidir. Proletaryanın diktatörlüğü uğruna büyük bir mücadele veren halk yığınları ile en sıkı bağları kurmuş, kaynaşmış, mücadele içinde çelikleşmiş, disiplinli ve merkezileşmiş bir KP, ancak proletaryayı nihai hedefe ulaştırır. KP’nin işçi sınıfının öncülüğünü yapabilmesi için her şeyden önce devrimci teori ile hareketin yasalarının bilgisi ile ve devrimci mücadelenin deneyimleriyle donanmış olması gerekir.
Bütün ülkelerin KP’leri bu tarihi görevi yani proletarya ile burjuvazi arsındaki sınıf mücadelesini zafere ulaştırmak proletarya diktatörlüğünü kurmak için ise yapması gereken nesnel koşullardan hareket ederek kendine doğru sağlam bir strateji ve taktik hat belirlemektedir. Strateji mücadelenin ana hattının doğrultusunu belirlemek, uygun bir plan hazırlamak, devrimin var olan aşamasının tüm süreçleri boyunca bu planın gerçekleşmesi için çalışmaktır. Bir kez belirlendikten sorma strateji değişmez değildir. Değişebilir ancak tarihi dönemeçlere göre değişir. Mesela devrimin bir aşamasından bir diğer aşamasına geçildiğinde strateji değişir yani aşamanın nesnel koşullarına göre belirlenir. Taktik ise stratejinin ir parçasıdır ona tabiidir ve ona hizmet eder. Strateji mücadelenin bütünü ile ilgilenirken taktik ise onun teke tek parçalarıyla, çarpışmalarla ilgilenir. Strateji devrimin aşamalarına göre değişirken taktik mücadele yürütülen ülke, bölge, alan vs. ile değişikliklere paralel sık sık değişebilir. Taktiğin en önemli görevi somut duruma uygun düşen ve stratejik başarıyı en emin şekilde hazırlayan mücadele yollarını araçlarını, biçimlerini bulmak ve geliştirmektir.
KP’ler strateji ve taktiğini belirlerken her ülkenin kendine özgü ekonomisinin, siyasetinin, dinsel yapısının, vb. özelliklerine uygun olarak hareket ederler. Çünkü bir savaşta zafer ya da yenilgi her şeyden önce bir bütün olarak nesnel zeminin doğru bir şekilde ele alınıp alınmadığıyla alakalı bir durumdur. Eğer bir bütün olarak durum değerlendirmesinde ciddi hata ve eksiklikler varsa strateji doğru belirlenmemişse yenilgi kaçınılmaz olur. Tıpkı satranç oyunu gibi dikkatsiz bir hamle oyunu kaybettirebilir.
Stalin yoldaş strateji ve taktiği tanımlayıp etkinlik ve uygulama alanlarını belirlerken proletarya hareketinin ilki yanına objektif ve sübjektif yanlarına vurgu yapmıştır. Objektif yani kendiliğinden unsur olarak belirtmiş ve burada KP’nin bilinçli ve düzenleyici iradesinden bağımsız olarak cereyan eden süreçlerden oluşturulduğunu söylemiştir. Örneğin; ülkenin ekonomik gelişimi, Kapitalizmin gelişmesi, eski devlet iktidarının yıkılması gibi süreçler KP’nin iradesi dışında gelişen süreçlerdir. Bunlar hareketin objektif yanını oluşturur. Stratejinin bu süreçlerle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü bunları ne ortandan kaldırabilir neden değiştirebilir. Sadece bunarlı hesaba katarak bunlardan yola çıkabilir. KP işçi sınıfını yönlendirirken bu süreçleri bilmek zorundadır ki hayati hatalar işlemesin. Hareketin objektif süreçleri Marksizm’in teorisi ve Marksizm’in programı tarafından araştırılır. Stratejide bu araştırmaların sonucuna dayanmalıdır.
Hareketin birde sübjektif yani bilinçli yanı vardır. Burada KP’nin belirli bir hedefe doğru, bilinçli ve sistematik bir yönlendirmesi vardır. Stratejinin asıl ilgilenmesi gereken sübjektif yandır. Objektif yanın tersine bu tamamen strateji ve taktiğin doğrudan yöneltici etkisine tabidir. Burada stratejinin uygulama alanları geniş ve çeşitlidir. Nesnel zeminden hareket ederek belirlenen bir stratejiyle mücadeleyi büyütüp hızlandırabilir ya da yanlış bir stratejiyle mücadeleyi yavaşlatıp zora sokabilir. Yani mücadeleyi hızlandırmak veya yavaşlatmak KP’nin belirlediği strateji ve taktikle alakalıdır. Birde stratejisine uygun olarak kullanılan mücadele ve örgüt biçimleriyle şiarları vardır. KP hiçbir mücadele biçimini reddetmez. Ve mücadele biçimleri de koşularla tarihi toplumsal süreçlere göre farklılaşabilir. Önemli olan strateji ve taktiğe uygun doğru mücadele biçimlerini belirleyebilmektir. Örneğin, Lenin Emperyalizm tespitini yaptıktan sonra artık eski mücadele yöntemlerinin geçersiz olduğunu, proletaryanın açık eylemler döneminin başlayıp parlamento dışı mücadele biçimlerinin öne plana çıktığını ve artık proleter devrimler çağının başladığını belirtmiştir. II. Enternasyonal partilerini eleştirirken de bunların ölümcül hatalarının yeni koşulları göremediklerini illegal ve silahlı mücadeleyi rededip eski parlamenter mücadele biçimlerinin abartılıp neredeyse biricik mücadele biçimleri haline getirmeleri olduğunu belirtmiştir. KP’nin buradaki görevi bütün mücadele biçimlerinde ustalaşmak bunları savaş alanında kullanmak, birleştirmek ve mücadeleyi büyütmektir. Eğer KP’nin strateji ve taktiği Marksizm’in teori ve programına uygunsa hiçbir mücadele biçimini reddetmez. Çünkü Marksizm her türlü soyut formüle dogmatik düşüncelere karşıdır. Mücadelenin seyri içinde ortaya çıkan çeşitli mücadele biçimlerini geliştirir, büyütür.
Aynı şey örgüt biçimleri içinde geçerlidir. Örgüt biçimleri de mücadele seyrine biçimine göre değişir. Burada KP’nin görevi bütün örgüt biçimlerinde ustalaşmak, onları geliştirmek ve bu örgütlerin çalışmalarını ustaca birleştirmeyi bilmelidir. Mücadelenin büyümesiyle, kitlelerinin bilincinin artmasıyla iktisadi e ekonomik krizlerin artmasıyla birlikte sürekli olarak yeni ve çeşitli savunma ve saldırı yöntemleri ortaya çıkarak kitle mücadelesini incelemeliyiz ve bunları geliştirmeliyiz. Örneğin bugün çok yayın olarak kullanılan sosyal medyaya bakalım. Bir on yıl öncesine kadar bir önemi olmayan sosyal medya bugün insan yaşamında örgütlenme alanında büyük bir öneme sahip. Birbirini hiç tanımayan görmeyen binlerce insan internet üzerinden örgütlenip sokağa çıkabiliyor. Burada KP’nin yapması gereken bu tür yeni araçları daha etkin bir şekilde kullanmaktır.
KP’nin kullanacağı sloganlar ve direktiflerde çok önemli bir yerde durmaktadır. Stalin yoldaş savaşın tüm seyri bakımından birliklere verilen yerinde emirler şiarlar veya yapılan çağrılar “birinci sınıf ağır top ya da birinci sınıf hızlı tanklar kadar etkilidir.” Tanımını yaparken şiar ve direktiflerin sınıf mücadelesi için büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulamıştır. Şiar, mücadelenin yakın ya da uzak hedeflerinin belirlenmesidir. Direktif ise tüm parti üyeleri için bağlayıcı olan kitlelerin taleplerini doğru ve isabetli olarak belirleyen ve koşullar olgunlaştığında eyleme geçmenin doğrudan çağrısıdır.
Şiarları direktiflerle ya da bir ajitasyon şiarını eylem şiarıyla karıştırmamalıyız. KP’nin görevi bunların zamanında koşullarla uygun bir şekilde ustaca kullanmaktadır.
KP tarihin çeşitli aşamalarından geçerken buna paralel yeni bir hareket doğrultusu belirler. Her aşamada çeşitli mücadele yöntemleri kullanır çeşitlendirir, yeniler. KP proletaryanın iktidar mücadelesinde strateji ve taktiğini titizlikle belirlemeli, kadro, üye ve militanlarına kavratmalı ki, başarılı olabilsin.
Son Haberler
Sayfalar
Güzel insanların ardından kurulan her cümle yetersizdir…(İsmail Cem Özkan)
Şimdi anıları olanlar hemen anılarını paylaşmayacak, zamanı gelince yazarlar ya da anı kitabı yapılacaksa oraya bir kaç kelime bırakacaklardır ama popüler olanı yapacaklar yani varsa birlikte çektikleri/ çekildikleri fotoğraflarını paylaşacaklar...
Turan Eser benim geçmişi (artık geçmiş oldu, zamanda üzerine eklenince) uzun bir sancılı dönemin dostluğuna dayanıyor...
Emperyalizm Üzerine Notlar-6
13-15 Eylül 2024 ICOR Uluslararası “Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” Semineri 1. Gün
Giriş: Almanya’nın Thüringen Eyaleti’ndeki Truckenthal’da 13-15 Eylül 2024 tarihleri arasında ICOR’un, Lenin’in 100. ölüm yıldönümü anısına, ”Lenin’in Öğretileri Yaşıyor” adı altında uluslararası büyük bir seminer yapıldı. Bu seminer’de “Lenin ve Emperyalizm” başlıklı 1. bölüm’de ben de bir sunum yaptım.
Rothe Fahne (Kızıl Bayrak) dergisinden kısa bir bilgilendirmeyi buraya alıyorum.
Erdoğan ve cumhur ittifakı’nın hazırlıkları iç savaş odaklıdır!
İçinden geçilmekte olan sürecin bu ayırt edici özelliği, rejimin ne kadar da kırılgan bir durumda olduğunun, çıplak bir ifadesi olarak da okunabilir elbet.
Serdareme, Caneme, Hevaleme…
Her devrimci değerlidir. Ancak bazıları istisnadır. Yaşam ve duruşlarıyla, söz ve eylemleriyle derin izler, unutulmaz anılar geride bırakır. Geçtikleri her yerde devrimin, özgürlüğün dinmeyen esintilerini bırakır. Devrimcilerin değerlerini belirleyen her daim hatırlanan pratik ve eylemleri ve yazdığı unutulmaz eserleridir. Serdar Can yoldaş her ikisini de doğru yapmaya çalıştı. Hem devrimin kalemini hem de devrimin silahını iyi kullandı. Hem de en geç yaşlarında.
Erdoğan yeni anayasa istemi ne tür bir ihtiyacin ürünü ?
Siyasal İslamcı din bezirganı Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan, özelliklede son yerel seçimlerde uğradığı ağır hezimetin ardından, adeta gün aşırı bir sıklıkla, toplumun artık yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu dilendirmekte. Bu demek oluyor ki Erdoğan’a göre, 22 yıllık iktidarları döneminde yeni bir anayasa, toplumsal bir ihtiyaç haline gelmemiş. Gelse, ille ki o zaman da bunu gündeme taşır ve çözmek isterdi, değil mi? Peki şu son dört-beş aylık zaman diliminde ne oldu da birdenbire acil bir ihtiyaç haline geldi?
Asıl Olan, Örgütlü Yığınların Mücadelesidir
Çağımız, emperyalizm ve proleter devrimler çağıdır. Yaşanan tüm değişimlere, ideolojik anlamdaki çürüme ve yozlaşmaya rağmen işçi sınıfının ezen ve ezilenler mücadelesindeki tarihsel misyonu hala gerçekliğini korumaya devam ediyor.
Yaşanmakta olan, ikili hukuk denkleminde,bir ara rejim midir?
Resmi adıyla, “Cumhur Başkanlığı Hükümet Sistemi”ne, günlük kullanım diliyle “tek adam diktatörlüğü”ne geçişle birlikte ve özellikle de ırkçı faşist-kontra bir odak partisi olan MHP katılımıyla oluşturulan “Cumhur İttifakı” iktidarı altında; sistemin, Anayasasında kendisini tanımlaya geldiği ve iyi kötü ve de taklidi de olsa, bir şekilde uygulanmaya çalışılan “laik” ve Anayasal “hukuk Devleti” prensipleri, adım adım terk edilmeye başlandı.
Komutan Orhan Cihat Bingöl (Nubar Ozanyan)
Duyduğumuzda inanmakta ve kabul etmekte zorlandığımız şehit haberleri yüreğimizi fena halde acıtsa da ideallerine ve anılarına bağlı kalma, mücadele bayraklarını daha yükseklere taşıma sözü vermeye devam edeceğiz.
Kürt ve özgürlük düşmanları sevinmesin! Hesapsızca toprağa düşen her gerilla Kürdistan topraklarında yeniden doğacaktır. Ve onlar her daim ölümsüzlük içinde çoğalarak büyüyecek birer dağ olup düşmanın üstüne yürüyerek anılacaklar. Ne yaşamları ne toprağa düşüşleri ucuz ve kolay olmayacaktır.
Vitrin olma kız... vitrin olma...
Sen, senle halk arasında artırılan düşmanlığı çözmenin araçlarının neler olduğunu bilmiyorsan...
Şimdi ne kadar güzel olurdu değil mi kız...
ne kadar güzel olurdu...
mecliste, belediye başkanlıklarında bir...
Öyleyse.... öyleye...
Hayeller.... söylemler...
Kitleler...
yüzlerini dahil seçemeceğimiz kalabalıklar...
Gerçekler ise....
Zil zurna, kah kaha atarken sümükleri dahil ağızlarına giren masaları tek tek dolaşarak, mekan yeni insanlar..
Hemi... hemi...
hayat bu... gerçeklik bu ise...
Şeriat ve kadın
Tüm kurumları üzerinden devlet erkine artık tamamen hakim hale geldiğini düşünen siyasal İslamcı Erdoğan iktidarı, dini esaslar üzerinden toplumsal yaşamın yeniden kurgulanması esas hedefi doğrultusundaki ana hamlelerini, “İstanbul Sözleşmesi”ni feshederek, “Her kürtaj bir Uludere’dir”tavrıyla, en nihayetinde vasat ölçüler içinde kadın haklarını belli yönleriyle koruyan “6284 Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasası”na ilişkin tutumuyla ve keza “9.
Türkiye ve kuzey Kürdistanlı solculara yönelik bayrak eleştirisi
Kendisi de sol-sosyalist cenahtan olan yazar ve aynı zamanda televizyon programcısı sayın Merdan Yanardağ, on binlerce solcunun, Fransa’da faşistleri yenilgiye uğratarak seçimlerin galibi olan Yeni Halk Cephesi’nin zaferini kutlamak için, ellerinde Fransa bayrağı ile toplaştığı Cumhuriyet Meydanı’nda, coşkuyla Enternasyonal marşını seslendirmelerinden övgü ve gıptayla bahsederken: “Bakın diğer ülke devrimcilerinin kendi ulusunun bayrağıyla bir sorunu yok. Ellerinde Fransa Bayrağı ile hep birlikte Enternasyonal okuyorlar.