Salı Ekim 13, 2026

Proletaryanın Halini Yok Sayarak Siyaset Oluşturamazsınız

Yine dergilerin kimlere ulaştırılacağına dahil sözler.

Yine faaliyetçilerin nasıl olacağına dahil ahkam kesenler.

Sınıf başkanlarının akıllı, çalışkan, tuttuğunu koparan olması gerektiği düşüncesinin paylaşıldığı bir sınıfta kaç proletarya da bu kriterlere uyduğunu söyleyebilir bilmem.  

Zaten bir türlü de anlamamışımdır bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar olan bu insanlarda çoğunluğun ne aradığını ne beklediğini.

Sonuçta seçtikleri ne kendilerinin hissettiklerini hissedebilecek ne de kendilerini anlayabilecek biri olacak.

Hepsi başarısızlıkları dersi iyi çalışmamakta görecek.

Adları da kara tahtaya yazılmaya başladı mı başlarlar hayıflanmaya.

Hadi bundan da vaz geçtim.

Farzı misal diyelim ki seçtikleri kazaran iyi biri çıktı.

Atılgan, çevik, kurşun geçirmez, gözleriyle de ışın saçan biri.

Thorun çekicine de sahip

Bir kaç ineğinde, neden bunların isimlerini idareye vermiyorsunuz, gürültüleri ders motivasyonumuzu bozuyor demelerine de göğüs gerek adınızı idareye vermedi.

Ne değişecek ki?

Sınıf başkanının hali, hallerini mi değiştirecek?

Mücadeleye maruz kalmayan kapitalizmin sadece emeklerine değil ruhlarına da sahip olduğu gerçekliğini.

İşte proletaryanın handikaba sürüklendiği anda burada başlıyor.

Seçtikleriyle her şeyi değiştirdiklerini düşünmekle.

Bolşevik parti ve çalışma anlayışının sokaklarda her gün, ama her gün yükselen kitle hareketlerine cevap verebilmek kaygısıyla ortaya çıktığını da anlamamakla.

Halbuki .....

İlkel toplumlarda insanları güçlü kılan komünal önderin sahip olduğu fiziksel yapısı, savaşçı oluşu falanı filanı değildi ki. 

Tam tersine şimdiki doğrular o zamanlar baş aşağıydı.

Ne kadar da şimdiki kadın, bir zamanlar erkeklerin ayaklarının önünde diz çöktüğüne, şimdiki insanlar da dinsel, tinsel gücün bir zora maruz kalmanın /boyun eğişin/ sonucu ortaya çıktığına ikna olmasa da.

O zamanlar zayıfı güçlü /çok/ kılan mamutun karşısında herkesin zayıf /aç/ kalmasıydı.

Çokluğun yarattığı güçle de avda pay vermek istemeyenlere saldırılabilinmekteydi.

Çokluk toplumsal yapıdaki gücünü ispatlamışları /hiyerarşiyi/ parçalamaya yetiyor artıyordu.

Evet hayvancaydı.

Lakin güçlünün yüzerin dinsel, tinsel gücün bir zora maruz kalmanın /boyun eğişin/ sonucu ortaya çıktığını hatırlarsak:

Güçlü yüzerinde zayıfın dinsel, tinsel bir güç kazanmasının söylendiği gibi kadının mücizevi bir şekilde çocuk doğurması veyahutta zayıflar, güçlülerin kendilerini görmesi için yalvarmalarının sonucu olmadığını daha iyi anlarız.

B.travende, akgün çiftliğinde ihtiyar bir adamın çevresinde oluşan komünal yaşantıyı böyle çizmez mi?

Nikolay çerneveskide nasıl yapmalıda çağımızda kapitalist bir toplumda soyutlanmış bir üretim ilişkisi çerçevesinde kurulan komünal yaşamı da böyle tarif etmez mi?

Hangi birininde kahramanları güçlü, kuvvetli.

Hangi birimizde zayıf, sıska, çelimsiz kahramanlarının böyle dinsel, tinsel bir güçle kuşanmış olmadığını söyleyebilir?

Hiç birimiz.

Tek söyleyebileceğimiz ....

Proletaryanın halini yok sayarak siyaset oluşturamazsınız.

52795

ANALİZ: TC ve ABD’nin Kürdistan’da Kendi Kürdünü Yaratma Politikası

 

CHP heyetinin Hewler ziyareti öyle kısa vadeli hesaplarla yapılmış bir ziyaret olarak değerlendirilmemelidir. Bu ziyaretin özellikle ABD emperyalizminin bölgesel çıkarları için uzun vadeli bir planın adımlarından biri olduğu kuşku götürmezdir.

 

Türk Tekelci Devletin Yumuşak Güçleri

Her emperyalist ülkenin, kültürel yayılmacılığı da vardır. Kendi ekonomik ve politik nüfuz alanların genişletmek ve geliştirmek için birçok “barışçıl” gözüken aracı da devreye sokarlar. Bunlar, yardım kuruluşları, dini kuruluşlar ve çeşitli adlarda sivil toplum kuruluşlarıdır. Aynı zamanda, her ülkenin dilinden radyo ve TV yayınları da yaparlar ya da yapmaya çalışırlar. Türk tekelci devleti, uzun zamandır, bunları “iyi yapan” ülkelerin başında geliyor.

Türk devletinin denetiminde olan yardım kuruluşların başında TİKA, DEİK, AFAD, Yunus Emre Enstitüsü gelmektedir.

EYLÜL;Nubar OZANYAN

Zalimler ellerinde bulundurdukları olanakları en iyi şekilde kullanarak darbe, katliam, linç hafızası yaratırlar. Mazlumlara ait özgürlük düşlerini, direniş tarihini alt üst ederek ve silerek yok etmeye çalışırlar.

Mazlumlar ise özgürlük ve direniş hafızalarını korumaya ve güncellemeye çalışarak yeni direnişlerin yolunu açarlar. Zalimlerin çaba ve çalışmaları, onları hafıza katili olmaktan kurtaramaz.

SENTEZ | 40 Yıl Süren Afganistan İşgali, Taliban’ın Ülkeyi Ele Geçirmesi Ve Olasılıklar Üzerine…(1/2)

Taliban’ın Afganistan’ın büyük bölümünde iktidarı ele geçirmesini konu edinen bu makalenin birinci bölümünde, ülkenin tarihsel sürecine uğradığı işgaller bakımından bir değerlendirme ikinci bölümünde ise Taliban’ı doğuran zemin ve Afganistan’ın güncel durumuna ilişkin bir perspektif sunuluyor.

 

YORUM | Mustafa Suphi ve Komünist Hareketin 101. Yılı

Kemalist iktidara ilericilik atfeden Şefik Hüsnü TKP’si oportünizmin temsilciliğini yaparken Karadeniz’de boğulmak istenen Komünist Hareket 71 devrimci kopuşuyla yeniden ayağa dikilmiştir.

 

Birinci Emperyalist Paylaşım savaşının ön günlerinde İttihat ve Terakki partisinin Alman emperyalizmiyle yaptığı anlaşmalara karşı çıktığı için sürgün edilen Mustafa Suphi bir grup arkadaşıyla birlikte Rusya’ya geçer.

Ölümünün 45. Yılında Mao Yoldaşı Anıyoruz!

"Devrimi proletarya diktatörlüğü altında devam ettirilmesi teorisinin yanında, Marksist askeri çizgide Halk Savaşı teorisinin geliştirilmesi ve uygulanması, felsefe alanında çelişme yasası ve “zıtların birliği ve mücadelesi” yaklaşımı, Marksizm-Leninizm’in Maoizm aşamasına ulaşmasında belirleyicidir"

 

Komünizmi Sahte, “Cephe Çağrısı” Ulusalcı Olan Bir TKP

TKP[1] Merkez Komitesi, “yeni bir cephe açılmalıdır” başlığı altında bir cephe çağrısı yayınladı.[2] İçinde, Kürtlerin ve diğer azınlık ulusların ve sosyalizm olmadığı bir “cephe”.

Gerçekten de, “Bizi Kurtaracak Olan, Kendi Kollarımızdır!”[*]

 

 

“Gömülecek bir yerimiz bile yoksa vatanda

Ve dövülmüş köpek gibi yalnızsak

Bu suç bizim suçumuz ey emekçiler

Bu karanlık bizim karanlığımız!”[1]

 

“Devlet-mafya ilişkileri”, ya da daha kapsamlı bir deyişle “devlet-çete ilişkileri” bu ülkenin, deyim yerindeyse,   “sabite”lerindendir; gündem döner dolaşır, eninde sonunda bu konuya gelir… Adeta bir devlet rutini…

Örgütlülerin Handikabı

Çarşı (örgütlü) her şeye karşı.

Öncüye de, örgüte de, devlete de.

Ve yazar, geçiş dönemini içermeyen komünizmi eleştiriyor.

Şu koca dünyada komünizm karşısında örgütlülerin yaşadığı handikapı her halde başka hiç kimse yaşamıyordur.

Hemi geçiş dönemini içermeyen komünizmi eleştiriyorlar.

Hemi de eleştirdikleri geçiş dönemini içermeyen komünizm yerine  kendilerininde nasıl bir komünizm tezahür ettiklerini söylemiyorlar.

Sanki eleştirdikleri geçiş dönemini içermeyen komünizm geçiş dönemini içerseydi kabul edeceklermiş gibi.

15 Ağustos uyanıştır! (Nubar OZANYAN)

Kürt’ün yüzlerce yıllık kölelik ve uyuyan dünyasına yapılan en etkili devrimci müdahaledir, 15 Ağustos. Özgürlükle ve aydınlıkla tanışmanın ilk fişeğidir. Aynı zamanda yüzlerce yıldır süren kölelik dünyasından uyanışın, ayağa kalkışın devrimci yürüyüşüdür.

Umut, Umutsuzlukla Çatışarak Büyür…

Yeni duruma sıkça vurgu yapmamız boşuna değildir. Yeni durumu kavramazsak hatalarımızdan öğrenmeyi, yeni söylemlere açık olmayı ve dahası değişimin gerekliliğini yeteri kadar bilince çıkarmayı başaramayız. Keza yeni doğanı, gelişip büyüyeni doğru anlamak, tarihi anı doğru ve bütünsel okumakla orantılıdır.

Yine, yeni dönemin zorluklarına dikkat çekmek bir umutsuzluk ve karamsarlık işareti olarak görülmemelidir. Bu sadece bir gerçekliğin altını çizmektir. Ve yine, bu zorlukların içinde taşıdığı olanakları görmezsek, sınıf savaşımı için tarihi anı doğru okumamış oluruz.

Sayfalar