Pazar Ekim 25, 2026

Piroğlu Ecevit (Nubar Ozanyan)

Özgürlük uğruna bedeni ölüme yatırarak bir mevsim aç kalmak… Onurlu ve özgür bir yaşam için kendisine ait olan her şeyi feda etmek. Budur, özgürlük mahkumlarının hikayesi! Dünya ve ülkemizin zindan direniş tarihi buna fazlasıyla tanıktır. Amed zindanından Metris zindanına uzanan direniş tarihi fazlasıyla buna tanıktır. Kolay mı saatlere günlere aldırmadan her gün herkesin gözü önünde santim santim erimek; yaşamın nimetlerine dokunmadan açlığa yatmak… 120 günden daha fazla süren bir direnişi sürdürmek; düşünmek ve hayal etmek bile insanı ürkütüyor. Ecevit Piroğlu yoldaş her gün, her dakika faşizmin zindancı hukukuna, teslimiyetine, köleliğine karşı direnerek herkese güçlü bir mesaj veriyor. Ve ağır bir sorumluluk yüklüyor. Vicdanlarımızı sorgulatıyor ve görevlerimizi yeniden hatırlatıyor.

Çakma Sırbistan yönetiminin çakma hukukuyla Ecevit yoldaşı serbest bırakmamasının arkasında faşist AKP-MHP iktidarı vardır. Erdoğan diktatörü vardır. Kinci ve intikamcı diktatör kendi iktidarına karşı duran, direnen, boyun eğmeyen onurlu her devrimci ve insanı en ağır şekilde cezalandırma yoluna gidiyor. Kobanî davası buna fazlasıyla tanıklık ediyor. En ağır-sağlıksız tecrit koşullarına mahkum ederek, özgürlük mahkumlarını hücrelerde diri diri yok etmek istiyor. Binlerce Kürt ulusal özgürlük direnişçisi, devrimci ve yurtsever en ağır zindan koşullarına karşı direnerek nefes almaya çalışıyor. Ecevit Piroğlu yoldaş, onurlu bir Gezi direnişçisidir. Yoldaşı Ulaş Bayraktaroğlu’yla birlikte Gezi’de feda ruhuyla direndiler. Gezi direnişinin bilincini ve ruhunu Rojava’ya taşıdılar. Rojava’da DAİŞ faşistlerine ve Türk işgalcilerine karşı savaştı. Şimdi Sırbistan topraklarında bir yandan Erdoğan diktatörlüğüne karşı diğer yandan Sırbistan gericiliğine ve oligarklarına karşı direniyor. Yaşamı direniş ve savaş olan Piroğlu bizleri yoldaş olmaya çağırıyor. Hücresinde tek başına direnişine sahip çıkmamıza çağırıyor.

Gezi’den, Rojava’ya devrimcilerin, ilericilerin, Kürt ulusal özgürlük savaşçılarının yoldaşı olmayı başaran Ecevit Piroğlu yoldaş, bugün güçlü bir şekilde sahiplenilmeyi, daha fazla güçlü eylemler ortaya konularak düşmanın elinde koparılıp alınmayı bekliyor. Dünyada insan ve halkların hakkını savunan evrensel adalet hukukunu koruyan bir ülke yoktur. Büyük devletlerden birkaç yüz bin nüfuslu ülke yönetimlerine dek her tarafta sermayenin ve gericiliğin kanlı kılıcı sallanıyor. Yoksulluğun, derin işsizliğin yaşandığı, halklara köleliğin ve teslimiyetin dayatıldığı ülkelerde direnişler, ayağa kalkışlar henüz istenilen düzeyde olmasa da tohum halinde olsa bile umudu büyütmektedir.

Ecevit Piroğlu yoldaş Sırbistan zindanlarında karanlık hastane koridorlarında yatağa bağlı direnerek hem Sırbistan halkına hem de ülkemizin halkına örnek oluyor. Direniş bayrağını taşıyarak umut oluyor. Türk faşizmi, kayyumlara karşı direnen Kürt halkının sokak direnişlerinde yeniliyor. Ülkemizin zindan direnişçileri karşısında yeniliyor. Sırbistan topraklarında Sırp Partizanların geleneğini sürdüren Ecevit Piroğlu yoldaşın direnişi karşısında yeniliyor. Yoldaş, Türk faşizmine yenilgiyi yaşatacak kararlılığa ve iradeye sahiptir. Kutsal özgürlük uğruna direnişten başka bir yol olmadığını bizlere gösteren Ecevit Piroğlu yoldaş bugün daha büyük sahiplenmeyi bekliyor. Selam olsun direnişçi yoldaşa.

9800

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Son Haberler

Misafir yazarlar

TC ve KDP’den sınır ötesi değil sınır içi operasyon

Ülkenin merkezi gündemi haline gelen ve tekrarlanan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) seçimleri, 23 Haziran günü sona ermiş olsa da sosyal ve ekonomik alandaki etkileri ile tartışılmaya devam ediyor. “Her şeyin güzel olacağına” dair sloganlarla E. İmamoğlu “kurtarıcı” ilan edilmiştir/edilmektedir. Bu durumun kitleler nezdinde, kendi içinde anlaşılır sebepleri olduğunun altını çizmek yerinde olur, zira 17 yıllık iktidarı ile AKP artık çürümüşlüğün, baskının, yozlaşmanın ve faşizmin bir numaralı adresi haline dönüşmüştür.

Her Şey Sosyalizmle Güzel Olacak!

İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı (İBB) seçimlerini muhalefetin büyük bir oy farkıyla kazanması, faşist iktidarın siyasal krizinin derinleşmesinde daha da büyütücü bir rol oynadı.

İmralı’nın mesajı ne anlama geliyor: M. Ender Öndeş

Uzun yıllar özgür basın geleneğinde çalışmış biri olarak sanırım şunları söyleyebilirim: Kürt hareketi, ilk dönemlerinde daha yalın bir yapı olsa da, özellikle 2000’lerden sonra alanlar (kadın, gençlik, silahlı güçler, siyaset, vb.) esasına göre işbölümüne yönelmiştir ve bu alanlar arasındaki ilişki uzun süredir artık düz emir-komuta ilişkileri değildir.

Madımak'tan Mercana,Koray'dan Dursun'a-33ler'den 17 'lere

Biri henüz 11 yaşında, Pir Sultan Abdal’ın elinde dünyanın en güçlü direnç, bilinç ve isyan silahına dönüşmüş Bağlamasına, Semaha ve Türkülere sevdalı, 2 Temmuz 1993’te Madımaktaki 33'lerin en küçüğü Koray Kaya…

Diğeri yüzyıllardır özgürlük meşalelerinin yandığı, sefer edilip zafer elde edilemeyen Jar-u Diyar'a, Kaypakkaya’nın destanlaştığı Munzurlara, Zel Dağına, özgürlüğün diyarına giden, 17 Haziran 2005 Mercan Dağlarında kimyasal silahlarla katledilen 17'lerin en küçüğü Dursun Turgut..

mavrithalassa.com adlı sitenin Zinoyev-Topal Osman ''mektupları''na cevabımız

Doğruya Bakarken Eğriyi Görmek Ya Da Eğriye Bakarken Doğruyu Görmek

''Muhalefetin ( Zinovyev, Radek, Trocki ) en büyük hatası, Türkiye ve Çin arasındaki bütün bu farkları göremeyişinde, Kemalist devrimi toprak devrimi ile karıştırmasında ve hepsini ayırmadan bir sepete atmasındadır.'' Stalin

İlk önce şunu aklınızda iyi tutun;
RUSYA'DA İÇ SAVAŞ
7 Kas 1917 – 25 Eki 1922

Bir direniş destanı: Cezayirli Cemile

Cezayir, Kuzey Afrika coğrafyasında emperyalizme karşı belki de en çetin direniş dönemlerini yaşayan ülkelerin başında gelir. Anti-emperyalist direniş geleneğinin yanı sıra Marksist düşüncenin de Kuzey Afrika’ya yayılmasında önemli yerde duran Cezayir, emperyalizme karşı direniş geleneğinin Ortadoğu’da aldığı dini biçimler açısından kendisini ortaya koymuştur. Cihad algısı ile donatılmış bu anti-emperyalist direniş inancını ve ideolojisini büyük oranda İslamiyet’ten alıyordu.

Sedat Peker ve Cavit Özkaya: Yakın tarihin bir resmi: Hakkı Özdal

Malum işlerle iştigal eden Sedat Peker isimli şahıs, bayramın birinci günü İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’nda eski arkadaşlarının mezarlarını ziyaret ettikten sonra, kendi tabiriyle ‘tam mezarlıktan çıkacak iken’, mezar taşında ‘Öldüler ama yenilmediler’ yazan bir devrimcinin kabri önünde de duruyor ve dua ediyor. Sonra bu sansasyonel anı, fotoğraflar ve bir notla kendi internet sitesinden duyuruyor.

Topal Osman seven Yeşil de sever: Ali Duran Topuz

Topal Osman da seferberliğe çağrıldı. Seçim kampanyasına. Önce iktidar partisinden Nurettin Canikli, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu’nu eleştirmek için andı bu milli servet değerinde olduğu anlaşılan ismi. Hiç altta kalır mı İmamoğlu, Topal Osman’a bağlılığını ilan ediverdi.

Tarihi bir figür bu Topal Osman, anlaşılan. Kapışılamayan bir figür.

Topal Osman üç halkın düşmanıdır,,,

Ekrem İmamoğlu'nun Giresun konuşmasında, “Topal Osman'ın Kurtuluş Savaşında Pontuslulara ve bu bölgeyi Pontuslulaştırmak isteyenlere karşı verdiği mücadelenin bir benzerini şu anda biz torunları veriyoruz" söylemi, Topal Osman'ın kimliğiyle ilgili gerçeklerin açıklanması, Ermeni, Pontus ve Koçgiri'de katledilenlerin torunlarını incitmiştir. Bu bağlamda Topal ile ilgili gerceklerin kamuoyu ve biz Koçgirililer açısından detaylica bilinmesi kaçınılmaz olmuştur.

Kimdir bu Topal Osman?

Topal'ın Ermeni, Rum Pontus jenosidiyle Koçgiri katliamındaki rolü nedir?

Mayıs kızıllığında ‘71 kopuşu ve KAYPAKKAYA[*]

“Şelaleye Düşmüştür Zeytinin dalı;Celaliyim Celalisin Celali.”[1]

Mayıs ayı, devrimci hareket tarihimizin kızıl şafağıdır. Ona dair ne söylesek, daima eksik kalacaktır.

Kolay mı? Radikal bir kopuştan söz ediyoruz.

Sömürü sistemine karşı verilen mücadeleyi siyasal iktidarın fethedilmesine bağlayan tarihsel cürettir ifade ettiğimiz.

Birleşik mücadeleyi büyütelim; gerici-faşist partiler çözüm olamazlar!

Türkiye ve T. Kürdistanı coğrafyasının seçimlerle imtihanı bir türlü bitmek bilmiyor. Öncesinde “sopalı seçimler”de olmak üzere bu toprakların seçimle imtihanı Cumhuriyetin kuruluşu ile başlamış, ardından çok partili sistemle devam etmiş ve nihayetinde 2002 yılından bu yana biteviye emekçi kitlelerin önüne sandık konulmuş ve demokrasinin vuku bulması adına sandıktan çıkacak sonuçlara bel bağlanmıştır.

Sayfalar