Perşembe Ekim 29, 2026

Partizan;Salgın Bahanesiyle Sermayeye Kıyak Emekçiye Sömürü; Emeğimiz ve Haklarımız için 1 Mayıs’a

Mart ayıyla birlikte bir yılı geride bırakan pandemi tedbirlerinin gölgesinde giriyoruz Bir Mayıs’a bir kez daha.

2020 1 Mayıs’ı hatırlanacağı üzere salgın için alındığı iddia edilen tedbirler kapsamındaki sokağa çıkma yasağına denk gelmişti. Ortaya çıktığı ilk anda sınıf ve statü ayırt etmediği iddia edilen salgının, kısa sürede bir işçi hastalığına dönüştüğüne tanık olduk. Bir halk sağlığı sorunu olarak pandemi, egemenlerin aldıkları sözde önlemlerle hızla yayılmaya, hasta etmeye, can almaya devam ediyor. Covid- 19 pandemisi, işçi ve emekçiler, geniş halk kesimleri için hala öncelikli bir sağlık sorunu olarak önemini koruyor.

Geniş kitleler, dünyanın her yerinde, salgına yakalanmak ile işsizlik ve sefalete sürüklenmek arasında bir seçim yapmak zorunda bırakılıyor. Salgınla birlikte dünya ölçeğinde ekonomik alanda ortaya çıkan yeni durum, pek çok sektörde yaşanan büyük daralma, büyük bir işçi kitlesinin işten çıkarılmasına bahane edildi. Başka bir deyişle kapistalistler ve onların işbirlikçi, uşakları, krizlerini derinleştiren pandemiyi yine krizden çıkmak adına bir kaldıraç haline getirmiş bulunuyor.

Emperyalist kapitalizm, işçi sınıfı ve emekçilerin kazanılmış mevzilerini hedef alan, daha fazla sömürü ve güvencesizliği getiren politikalarını pandeminin arkasına sığınarak bir bir yaşama geçirmeye çalışıyor. Uluslararası finans kapital, salgının gölgesinde dünya işçi sınıfı ve emekçilerine yönelik topyekun bir saldırı furyasını uygulamaya sokmuş bulunuyor.

Sanayi 4.0 tartışma ve uygulamaları; evden-uzaktan çalışma, üretim ve bilişim sektöründe teknolojinin daha fazla kullanılması, otomasyona daha fazla ağırlık verilmesi vb. adımlarla uluslararası sermaye, işçi sınıfının 150 yıllık kazanılmış haklarını gasp etmeye, her türlü örgütlülüğünün önüne set çekmeye soyunmuş durumda.

Başka bir açıdan salgının sermaye açısından, geniş kitlelerin can güvenliği kaygısı ve korkusuna oynayarak, onun üzerinden yükselerek; emperyalist-kapitalizmin içinde debelendiği yapısal krizden çıkmak için adeta Allah’ın bir lütfuna dönüştüğünü söylemek mümkün.

Fabrikalarda, işyerlerinde, üretim havzalarında balık istifi çalıştırılan işçi ve emekçilerin her türlü hak arama girişimi ve örgütlenme çabası salgın önlemleri adı altında, azgın bir polis şiddetiyle bastırılmak isteniyor. Bu sürecin, bahsini ettiğimiz çerçevede uzunca bir süre genel karekterini koruyarak devam edeceğine de şüphe yok.

Salgın bahanesiyle Kod-29’la işten çıkarma

 

Coğrafyamızda ise AKP-MHP faşist ittifakının pandemi politikasını; sermayeye kıyak, halka şiddet, baskı ve yasak olarak özetlemek mümkün. Türk Komprador Burjuvazi’nin başını çektiği sermaye, coğrafyamızda devletin tüm kaynaklarını salgının arkasına saklanarak daha fazla yağmalama ve geniş kitleleri daha fazla sömürme yoluna gitti. Salgının tetiklediği ekonomik krizi tıpkı efendilerinin yaptığı gibi sendikalaşmayı dağıtmak ve yeni sendikalaşmanın önüne geçmek, işçi ve emekçileri daha uzun saatler boyunca daha ucuza çalıştırmak için kullandı.

Esnek ve güvencesiz çalışma; iş sağlığı ve güvenliği adına hiçbir önlemin alınmadığı adeta kölelik koşullarında çalışmayı işçi sınıfı ve emekçilere dayatttı.

Krizin iyice derinleştiği bu konjonktürde, işçi sınıfı ve emekçilerin alım gücü düştü, esnaf borç ve vergi yükü altında yaşam mücadelesi veriyor.

Milyonlarca insanın işsizlikle boğuştuğu coğrafyamızda deyim yerindeyse geniş kitleler açlıkla boğuşuyor. TC devleti ise bu tablo karşısında göstermelik önlemlerle esas olarak büyük sermayenin çıkarlarına hizmet eden politikaları yaşama geçiriyor. Kısmi çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasakları sermayenin ücretsiz izin uygulaması için adeta bahaneye dönüşmüş durumda.

Sermaye, ağır ve güvencesiz çalışma koşullarına tepki gösteren, buna karşı örgütlenen işçileri ücretsiz izne çıkarıyor. Bunların işe yaramadığı yerde yüz kızartıcı suç adı altında Kod-29 ile işten çıkarak tüm haklarını gasp ederek onları sefaletle baş başa bırakıyor.

Salgınla birlikte coğrafyamızın dört bir yanından kamuoyuna yansıyan ücretsiz izin ve Kod-29 ile işten çıkarma uygulamaları; Türk sermayesinin bugünkü durumda sendikalaşan ve direnen, sınıfın en diri dinamiklerine yönelik genel bir saldırı politikasına dönüşmüş durumda. Sermaye, salgınla birlikte çığ gibi büyüyen işsizliği, sınıfın kazanılmış haklarını gasp etmek, onu daha ucuza ve örgütsüz, hiçbir güvencesi olmadan çalıştırmak için kullanıyor.

Ancak Türk sermayesinin saldırılarına karşın sınıfın daha devrimci kesimi direnmekten vazgeçmiyor. Migros Depo işçileri, Sinbo işçileri; grev haklarını kullanan Baldur ve Ekmekçioğulları işçileri; Schneider Elektrik Fabrikası işçileri, Adin Oto Donanım (Adient) işçileri, Yasin Kaplan Halı işçileri, CPS otomotiv işçileri, KESK öncülüğünde KHK’lara güvencesiz çalışmaya ve hak gasplarına karşı mücadeleyi büyüten kamu emekçileri bu saldırılara karşı ses yükseltiyor.

2021 1 Mayıs’ı gerek emperyalist-kapitalistlerin gerekse de Türk hakim sınıflarının salgınla birlikte derinleşen krizlerinden çıkmak için yine salgını emekçilerin her türlü hak arama girişiminin önüne devlet şiddeti, terörü ve zorbalığı ile çıkardığı bir siyasal iklimde kutlanacak.

İşçi sınıfı ve emekçilerin değişik katmanları, sendikal hareketin son derece zayıf ve cılız duruşu ve tutumuna rağmen sermeyenin bu saldırılarına karşı farklı bölgelerde ve alanlarda direnişi yükseltiyor. Bugün acil olan ihtiyaç sınıfın değişik katmanları ve bölükleri arasındaki dayanışma ve birliği güçlendirmek ve birleşik bir mücadele hattı örmektir.

Emeğimiz ve geleceğimiz için birleşik, güçlü bir 1 Mayıs!

 

Salgının hemen her alanda işsizlik ve yoksulluğu derinleştirdiği buna paralel işçi ve emekçilerin yüzünü sokağa, eylem ve direnişe daha fazla döndüğü bir süreci yaşıyoruz. Pek çok alanda sınıfın sendikal hakkını ve haklarını sokakta direnişle aradığı, bu anlamda da sokağı terk etmediğine tanık oluyoruz. Devam eden direnişler ve parça parça yaşanan ve farklı nedenlerle sönümlenen direnişlerin biriktirdiği sinerjinin 2021 1 Mayıs’ına damgasını vuracağı bir döneme doğru yürüyoruz.

2021 1 Mayıs’ı bizim açımızdan Şubat-Mart ayları boyunca gerek halk kitlelerinin somut talepleri-sorunları gerekse de devam eden direnişlerle ilişkilenme ve birleşik mücadeleyi örme anlamında yakaladığımız hareketli, dinamik ivmenin ileri taşınacağı bir sürece ev sahipliği yapmalıdır.

Şimdi işçi sınıfı ve emekçilerin faşist düzene karşı gelişen tepki ve öfkeleriyle buluşmak için yakına ama ileriye doğru attığımız adımları hızlandırmanın ve güçlendirmenin zamanıdır!

Süreci, işçi direnişiyle daha fazla ilişkilenmek ve sınıfla daha fazla buluşmak adına; fabrika, direniş çadırı ziyaretleri ve işçi havzaları ve emekçi mahallelerde yaygın bir kitle faaliyeti ve buna paralel daha güçlü bir örgütlenme yaratmak hedefi ile ele almalıyız.

Birleşik mücadeleyi daha geniş kesimlere taşımaya, faşist düzenin karşısında sınıfın birliği ve dayanışmasını sağlamak adına daha güçlü çıkışlara ihtiyacımız olduğu bir gerçektir.

Partizan olarak birleşik mücadelenin örgütlenmesine yönelik adımlarla kitlelerin direnişiyle buluştukça yakaladığımız motivasyonu şimdi kendi tabanımız da dahil olmak üzere geniş emekçi kitlelere gitme ve örgütlenme hedefi ile daha ileri taşımanın zamanıdır!

Sakin ancak canlı ve dinamik; yoğun ama planlı ve hedefli bir kitle çalışması ve örgütlenme perspektifiyle; 2021 1 Mayıs’ına kadar ki bir aylık zaman diliminde daha etkili çıkışlar, AKP-MHP faşist ittifakının saldırganlığına karşı daha güçlü barikatlar örmek için harekete geçmeliyiz!

Emeğimiz ve geleceğimize sahip çıkmak için 1 Mayıs’a!

15562

Comment form

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Partizan'dan

Rahat uyu ey ihtilalin oğlu, halkların kardeşliğinin komünist yoldaşı!

2005 yılında Ermeni Soykırımı’nın 90. yılında Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) heyeti olarak Nubar yoldaşın Ermenistan’daki evinde yaklaşık 2 hafta konaklama şansına sahip oldum. Her ne kadar Ermenistan devlet bakanları bizleri Ararat Hoteli’nde ağırlamak için bu oteli tahsis etmek etseler de, bizler heyet olarak Nubar yoldaşın evinde kalmaktan yana tercihimizi kullandık. Kaldığımız bu iki hafta içinde kendisiyle birçok konuda kapsamlı sohbet etme şansına sahip olduk ve orada yürüteceğimiz faaliyetler noktasında birlikte plan yapma imkanı bulduk.

TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı: “Nubar yoldaş’ın mücadelesi sınırsız ve ölümsüzdür”

“Devrimin mütevazı sessiz generali”

“Sizler ki o kadar gözyaşı ve acı görmüşsünüz

Nasıl da başardınız yüzyıllar boyunca

Kalmayı bu kadar tatlı bu kadar güzel

Dünyaya bu kadar güzel bakmayı”

Silva Kaputikyan                              

“TKP/ML üyesi ve TİKKO Rojava Komutanı Orhan Bakırcıyan( Nubar Ozanyan) yoldaş, 14 Ağustos tarihinde hayatı boyunca savaştığı gibi savaşarak şehit düştü.

Kırdalyan: Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü

Rojava'da şehit düşen TKP/ML TİKKO Rojava komutanlarından Nubar Ozanyan'ın (Orhan Bakırcıyan) mücadele arkadaşları adına Kristin Kırdalyan, Ozanyan'ı anlattı.

Kırdalyan "Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü. Bütün ömrünü adadığı sınıf mücadelesi uğrunda azimle çalışan Fermun Çırak yoldaşı Rojava'da kaybettik" dedi.

“Hizipçi” ve “Bölücü” Olan Kimdir?

Hizipçi ve bölücü olanlar, revizyonist çizgide ısrar edenlerdir. Bütün eleştirilere rağmen hatalarını düzeltmeyenler, düzeltmemekte ısrar edenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, samimiyetle öz eleştiri yapmak yerine, sadece çok sıkıştıkları zaman, revizyonist özü kamufle edenlerdir. Hizipçi olanlar, kendilerine eleştiri yöneten kadrolardan örgütün imkanlarını esirgeyenler, kendi yağcılık ve dalkavukluk yapanlara bütün imkanları sergileyenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, örgüt içinde körü körüne itaati, dalkavukluğu, sırt sıvazlamayı teşvik edenlerdir.

TKP/ML Ortadoğu Parti Komitesi “TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!”

TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!

Katledilgimiz suruçla çoğaldık(*)

“Başkaları için kendinizi unutun, o zaman sizi de hatırlayacaklardır.”[1]

Emekçiler işsizler yoksullar nerede?[1]

“Başkasının hayallerine tutsak olursanız belanızı bulursunuz.”[1]

Maltepe sahilindeki miting alanına açılan yollardan birinin kenarında durmuş, önümüzden akan kalabalığı izliyoruz. Kadın-erkek, çoluk-çocuk, İnsan seli. Etkileyici… Ellerinde Türk bayrakları, “adalet” pankartları, Mustafa Kemal’li sancaklar. Bulutsuz, sıcak bir yaz günü, bir pikniğe, deniz kenarında hava almaya gidiyormuşça bir gamsızlık, bir neşe… Arada bir - bizim gibi miting kıdemlilerinin hemen fark edeceği bir acemilikle- slogan atıyor, hemen ardından aralarında koyulttukları ikişerli-üçerli sohbete dönüyorlar.

''MML Yolunda Partizan''ın Yalanları Ve Gerçekler!

''MML Yolunda Partizan'' sitesinde ''Bir Partizan Okuru'' imzasıyla ''Şiddet ve küfür dili sizin devraldığınız bir mirastır'' başlığıyla bir yazı yayınlandı. Yazının konusu; 26 Şubat 2017 tarihinden bu yana Özgür Gelecek Gazetesi'ne yönelik büro işgalleri ve Antakya'da bir Özgür Gelecek Gazetesi çalışanın dövülmesine ilişkin.

Mahmut Özkan'a Verilen Merkezi Görev: ''Karıştır, Güvensizlik Yay, Payına Düşeni Alacaksın''!

Mahmut Özkan'ı bu saflarda olan herkes tanır. Herkesin bildiği ve tanıdığı bu şahsiyeti uzun uzun anlatmaya gerek yok. Yapılması gereken, sadece bazı şeylerin bu haddini bilmeze hatırlatılmasıdır.

Devrimci bir gazeteyi hedef almak kimin işi, kimin görevi?

Gazetemiz Özgür gelecek’e dönük uzun süredir devam eden saldırı furyasına ilişkin birçok açıdan değerlendirmeler yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor. Bu konuda ben de düşüncelerimi kaleme alma gereksinimi duydum.

Aslı Ceren Aslan:Aşksız dirilmiş, iradesi güçlenmiş kadınlarız biz!

“ Sesim belki zayıf ama iradem hayır Aşksız, dirilmiş hissediyorum kendimi.” ( Ahmet Ahmatova )

Sayfalar