Otorite ve kibir kaybetti
2015 seçimleriyle 13 yıllık AKP iktidarı son buldu. AKP Cumhurbaşkanı Erdoğan eliyle anayasaya aykırı yürüttüğü seçim çalışmasından sonuç almadı ve 10 puanlık bir oy kaybı ile ilk seçim yenilgisini tatmıştır.
Bu seçimin en büyük galibi, 2011 seçimlerine göre oylarını ikiye katlayan HDP’dir. Erdoğanın Kobani ve Rojava’ya karşı tutumu, seçim süresince HDP’ye yönelik saldırılara kaynaklık eden konuşmaları, en son Diyarbakır’da patlayan bombalar AKP’nin yenilgisini hızlandırdı. Kürt halkı HDP ve KCK çağrılarına sandıkta cevap vererek, tercihini demokrasiden, kardeşlikten ve barıştan yana yapmıştı. AKP Erdoğanla oylarını yükseltemeyeceğini görmelidir.
Simdi kulislerde çeşitli koalisyon senaryoları dillendiriliyor. Eğer partiler seçim sürecinde ki sözlerine sadık kalırlarsa, kısa sürede erken seçim de bir tercih olarak karşımızda duruyor. Ancak bize göre her halükarda içinde AKP’nin olduğu bir koalisyon hükümeti daha gerçekçi görünüyor. Belki böylesi bir hükümet önümüzdeki iki yılda bir erken seçime gidecektir. Ayrıca hafızalarımız bizi yanıltmıyorsa seçim döneminde kimilerinin ‘’üst akıl’’ olarak adlandırdığı batılı güçler büyük koalisyon olarak isimlendirilen AKP-CHP koalisyonunu istemektedirler.
Önümüzdeki bir kaç günde bu ‘’üst aklın’’ ne kadar etkili olabileceğini göreceğiz. Görünen odur ki Türkiye’nin iki üç ay içinde yapılacak bir erken seçime gitme olasılığı zayıftır. Çünkü bir erken seçim bu günkü tabloyu pek değiştirmez. HDP bir erken seçimde gücünü daha da arttıracaktır. Nitekim seçim sonrası AKP kurmaylarının yaptığı değerlendirmelerde AKP’nin içinde olduğu bir koalisyon olasılığı dile getiriliyor.
AKP mevcut seçim sistemi ile yüzde 40’ın üzerinde oy almasına rağmen iktidar çoğunluğunu alamamamıştır. 35 yıldır istikrar adına, güçlü hükümetler adına 12 Eylül yönetimince dayatılan yüzde 10 barajı dönmüş ve bir bumerang gibi düzen partilerini vurmuştur.
Barajsız bir seçim durumunda daha farklı iktidar senaryoları ortaya çıkabilir ve daha demokratik bir Türkiye yolunda ilerleme sağlanabilir. Bizce önümüzdeki seçimler artık barajlı olmamalı, en küçük partilere bile mecliste temsil şansı verilmelidir. Bu yapılabilirse, silahla siyaset yapmanın yolu da kapanacaktır. Herkesin düşüncesini özgürce, hapis, işkence, ölüm korkusu olmadan dile getirdiği bir ülkede illa da silahlı mücadele demenin meşruiyeti de kalmayacaktır.
Düşüncemize göre AKP bu sonuçları hazmetmekte oldukça zorlanacak ve belki de Türkiye’yi Ortadoğu’da bir maceraya sürükleyerek içerde kaybettiklerini dışarda kazanma yolunu seçecektir. Dışardaki bir başarı içerde yeniden bir yükselişi getirir mi bugünden bilmek zor. Ancak AKP’nin içerde çözüm sürecini sonuca götürmenin dışında yapacağı büyük bir şey bulunmuyor. Kaldı ki büyük ekonomik kriz kapıda duruyor. Ancak AKP kurmayları çözümün adını bile anmamaktadırlar. Fakat önümüzdeki günlerde gidaşatı daha net görebileceğiz.
Diğer yandan; MHP içinde HDP olan bir koalisyona da, içinde Erdoğan’ın baş rol oynadığı AKP’li bir koalisyona da karşı olduğunu beyan etmiş bulunuyor.
Yine HDP de Eş Başkanının ağzından seçim öncesi ne söylediler ise onu yapacaklarını belirtiyor. Nitekim, Türkiye’de artık başkanlık ve diktatörlük tartışmasının son bulduğunu söyleyen Demirtaş; “Türkiye uçurumun felaketin kıyısından dönmüştür. Tüm hamlelerimiz Türkiye’nin özgür yarınlarına birlikte yaşamak olacaktır” dedi. Bu açıklamalardan anladığımız kadarıyla Erdoğanın başrol oynadığı bir koalisyonda yer almayacağı görülüyor. Aynı durum CHP için de geçerli. Görülmektedir ki, her üç muhalefet partisi de Erdoğanın etkin olduğu AKP’li bir koalisyona yeşil ışık yakmıyor.
SEÇİMİN GALİBİ HDP’DİR
Amed’de bombaların patlamasından sonra;“Bu barajı aşacağız. Demokratik hakkımızı sandıkta kullanacağız. Önümüzdeki seçim mutlaka gerçekleşecek, sandık kurulacak. Biz kazanacağız, barış kazanacak” diyen Demirtaş, seçim çalışmalarını sonuç alınıncaya kadar aynı coşku ve disiplinle yürütme çağrısı yapmıştı. Bu çağırıya halklarımız gereken cevabı verdi. İnsanlığın, onurun ve demokrasinin kazanması için sandıklara koştu. Diyarbakırda bombalardan kolunu bacağını kaybedenler, yüz yaşını geçmiş insanlarımız bile sandıklara gitti.
HDP’nin barajı aşmasında Rojavada, Kobanede insanlık onurunu korumak için yaşamını gözünü kırpmadan feda eden genç kızlarımız ve oğullarımızın da büyük payı vardır.
Bu seçimlerde daha şimdiden HDP ile birlikte demokrasiye gönül verenler kazandı. Bu seçimler Türkiye’nin geleceğini belirleyecek önemdeydi. Bir karar aşamasındaydık hepimiz. En çok da kadınlar endişeliydi gidişattan. Ya kadın katliamlarına göz yuman, ülkeyi ve halkları birbirine karşı kışkırtan zihniyetin dikta yönetimine teslim olacaktık ya da bu gidişata dur diyecektik.
Bu seçim sonuçlarıyla, Kürtleri meclise sokmamak için Yüzde 10 barajını korumakta ısrar eden AKP’nin‘’Yeni Türkiye’’ cilalı eski rejim anlayışı kaybetti.
Bu seçim sonuçları, HDP Eşbaşkanı Demirtaşın ‘’Seni başkan yaptırmayacağız’’ sözünün seçmenlerde kabul gördüğünü gösterdi.
Seçimler yaklaştıkça HDP halkın nabzını çok iyi tuttu. İnsanlara yeni bir yaşam umudu ve heyecanı aşıladı. Doğruların ve gerçeğin savunucusu hak ve adaletin , ötekileştirilenlerin özgür yaşam temsilcisi olduğunu seçim programlarıyla ortaya koydu.
HDP’nin kazandığı 80 milletvekilini ‘’Şavaşa karşı barışın , şımarıklığa karşı tevazunun zaferidir’’diye ilan eden Sırrı Süreyya Önder halkların istemine tercüman oldu. HDP’ye gönül vermiş Kürt, Türk ve diğer halklardan devrimci, demokrat insanlarımız büyük bir duyarlılık örneği göstererek büyük bir olgunlukla HDP’nin uyarılarılarına uydu. Sandıklarda AKP’li lerin her türlü engelleme çabalarına anında tavır koyarak , sosyal medyada teşhir ederek boşa çıkardı.
Nitekim seçimin kadınların zaferi ve devrimi olduğunu dile getiren HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ; “Dünyanın yarısını sırtında kazanan kadınlar muhteşem bir zafer kazandı. 7 haziran seçim zaferi aynı zamanda bir kadın zaferi ve devrimidir. Bu zamana kadar yaptığımız tespite göre HDP listelerinden yüzde 40 kadın Meclis’e girecek. Yüzde 40’lık bir temsiliyetle tarihte ilk defa bir parti Meclis’e girecek. Bu kadın zaferini bundan sonraki süreçte zirveye taşıyacağız” diye konuştu.
Seçim sonuçlarına ilişkin ilk açıklamayı yapan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Artık HDP gerçek bir Türkiye partisidir. HDP Türkiye’dir Türkiye HDP”dir”dedi.
Bugün hemen tüm siyaset yorumcuları da HDP’nin artık bir Türkiye partisi olduğunda hem fikirdirler. HDP her ne kadar Kürdistan’ın önemli kentlerinden AKP’yi silmişse de, Türkiyenin büyük metropollerinde de bir önceki seçimlere göre oylarını, ikiyi, üçe katlayarak, hemen tüm bölgelerde oy alarak Türkiye partisi olduğunu ispatlamıştır.
Demirtaş “Bu seçimde özgürlükten barıştan yana olanlar kazanmış baskı otorite ve kibirden yana olanlar kaybetmiştir. Kazananlar Türkiye’nin özgür yarınlarına sevdalı olanları olmuştur. Bu zafer bütün ötekileştirenlerin ortak zaferidir. Bu zafer solun ortak zaferidir, bu zafer ülkede demokratik sivil bir anayasa isteyenlerin, yüzde 10’luk seçim barajına karşı duranların, Kürt sorunun da barışçıl çözümden yana olanların zaferidir. Ve en çok da bu ülkenin kadınlarının ortak zaferidir” diye konuştu.
Şimdi bizim önümüzde, devrimcilerin, demokratların önünde, sosyalistlerin önünde daha zorlu görevler durmaktadır. Gerek bölgedeki gelişmeler gerekse de çevremizdeki kan deryası, bize daha büyük görevler yüklemektedir. Tarihsel görevler yüklemektedir. Bu yarayla AKP’nin ne yapabileceğini kestirmek zordur. Hele bir de MHP ile koalisyona gitmiş bir AKP daha da pervasızlaşabilir. Böylesi bir hükümet dışarda da, içerde de büyük tutuklama, saldırı operasyonlarına rahatlıkla girebilir. Çözüm süreci de rafa kalkar. Şimdi bizim üzerimize düşen kazanımlarımızı korumak ve daha da arttırarak ülkemizin içine sürüklenebileceği kaostan bir an önce kurtulmasını sağlamaktır.
Nuray BAYINDIR -Irfan DAYIOĞLU
Son Haberler
AFRİN DİRENİŞİ
Saray sahibi RTE'nin fiilen başladığını duyurduğu Afrin operasyonunda Türk savaş uçaklarının Suriye tarafına geçtiği Afrin ve köylerini bombaladığı duyuruldu.
Operasyonun adı 'zeytin dalı'
Faşist Türk Devleti tarihi boyunca gerçekleştirdiği saldırıları, katliamları örtbas etmek, gerçekliği ters yüz etmek için her seferinde gerçekle ilgisi olmayan isimlendirmeler kullanmıştır.
19 aralıkta 20 hapishaneye yönelik operasyonda 28 devrimci tutsak katledilmişti,Ama Faşist Türk devleti bu operasyona 'Hayata Dönüş' adını koymuştu.
TKP/ML ÖRGÜTLENME KOMİTESİ | “Geleceğin Nişanesi Şehitlerimize Sözümüzdür: Başaracağız, Biz Kazanacağız!”
Ocak ayının son haftasını Parti ve Devrim Şehitleri Haftası olarak ele alan Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist (TKP/ML) bir açıklama yayınladı. Elimize e-posta yoluyla ulaşan ve TKP/ML Örgütlenme Komitesi imzasını taşıyan açıklamada Murat Bileydi (Haydar), Cahide Karakaş, Erdinç ve Ahmet Yılmaz isimli devrim şehitlerinin TKP/ML şehidi olduklarının netleştirildiği bilgileri verildi ve “Faşist diktatörlüğün, işgaller, yeni katliamlar ve saldırılarına karşılık şehitlerimizin cesaret ve direnci ile kazanan biz olacağız!” denildi.
TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı:“Ne olursa olsun, son muhteşem olacak
Êfrin’e dönük TC devletinin AKP-MHP-CHP’siyle “milli mutabakat” adı altında başlattıkları faşist saldırganlığa karşı bir açıklama da TKP/ML TİKKO’ya bağlı Rojava Komutanlığı’ndan geldi. Elimize e-posta yoluyla ulaşan açıklamada Kobanê’ye dönük emperyalist devletlerin ve başta TC devleti olmak üzere bölge devletlerinin güdümündeki çetelerin saldırdığı dönemi hatırlatan Rojava Komutanlığı “Bizler de TKP/ML’ye bağlı TİKKO’nun Rojava gücü olarak TC’nin Êfrin’e yönelik saldırılarına karşı direnişte tıpkı Kobanê’de olduğu gibi aktif bir şekilde yer alacağız” dedi.
PARTİZAN | “Efrîn’de işgale karşı Kobanê ruhunu kuşanalım!”
Faşist TC ordusu, 100 yıllık geleneği olan işgalci yüzünü bu kez de Efrîn üzerinde göstermiştir. Uzun bir süredir tartışılan ve son MGK toplantısı ile planlaması yapılan işgal girişimi sivil yerleşim alanlarına dönük bombalamalar ile başlatıldı. Türkiye’de devrimci, demokrat ve yurtsever kesimlere dönük siyasi soykırım politikası güden faşist AKP-MHP-CHP ittifakı, bu kez de Efrîn işgali için bir araya geldi.
Faşizme Karşı Birleşik Mücadele Geliştirilmelidir
Türkiye Devrimci Hareketi oldukça çok parçalıdır. En alt düzeydeki demokratik taleplerin kazanılması temelinde bir araya gelemsi bile oldukça zor ve zorlaştırılmaktadır. Sermaye devletinin izlediği karşı devrimci paraçalama taktiği bu konuda önemli bir başarı elde etmiştir.
Bütün Ülkelerin İşçileri ve Emekçileri AFRİN’de Birleşin!
Emperyalist ve gerici saldırganlıkta burjuvazi sınır tanımıyor. Afrin halkı, en pervasız, en alçakça ve en ahlaksız bir saldırganlık ile karşı karşıyadır. Bu, bir halkın iradesine karşı savaş açmanın yanında, salt ulusal kimliğinden dolayı yok edilmek istenmesinin saldırganlığıdır. Dünya işçi sınıfı ve emekçileri bu saldırganlığın şiddetle karşısında yer alarak AFRİN halkıyla aktif dayanışma içinde olmalıdır.
Fırtınalar içinde,bıçak sırtında;ilkelere ve hukuka sımsıkı tutunma zamanı!
Ön Açıklama: Bu yazı Partizan Dergisinin 91. sayısından alınmıştır. Yazı Proleterya Partisi'sinin son üç yılldır yaşadığı iç sorunları ve 10 Ocak 2017 tarihinde Proletarya Partisi saflarından kopan darbeci hizibi değerlendirmektedir. Günceliği nedeniyle yayınlıyoruz. Site yazı kurulu
FIRTINALAR İÇİNDE, BIÇAK SIRTINDA; İLKELERE VE HUKUKA SIMSIKI TUTUNMA ZAMANI!*
Zepur Gı Tarnam
Nedendir bilmem “Zepur Gı Tarnam” şarkısını her dinlediğimde seninle ilgili anılarla dolaşıyorum. Senden geriye kalan anılarımıza büyük bir istekle yeniden ulaşmak istiyorum. Sokakları dolaşmak, seninle buluşmak, hızla sana varmak istiyorum. Senden sonra yaşadıklarımı anlatmak, duymanı mutlaka istediğim şeyleri seninle paylaşmak istiyorum. Bilesin senden sonra bir ağustos sıcağının orta yerinde özgürlük kavgamızın yenilmezi olan Ozanyan Nubar’ımızı Rojava’da kaybettik. Çöl sıcağının orta yerinde bir an olsun bile tereddüt etmeden bedenini işgalci çetelerin beyninde patlattı.
Rojava devrimi ve NUBAR OZANYAN'IN şehadeti ve ardında bıraktığı miras...
Kürtler ile Ermenilerin tarihsel olarak ortak bir yanları vardır. Her iki toplum da tarihlerinin uzun bir sürecinde ilhakçı devletlerin işgali ve şidet-i cebri altında kalırlar. Ortaçağın feodal-fetihçi Osmanlı İmparatorluğu, İran(Fars, Safevi vb. İmparatorluklar), Çarlık Rusyası gibi devletler Kürtleri ve Ermenileri baskı ve tahakküm altında tutarlar. Bu baskı ve tahakküm ortaçağ gericiliğinin 20.
Bu ateş sizide yakacak
20 Temmuzda gerçekleştirilen AKP darbesiyle ülkemizin saraydan KHK'lerle idare edildiği bir süreçten geçiyoruz.20 temmuzla birlikte ilan edilen OHAL'le FETÖ'ye yönelik gerçekleştirilen operasyonlarla on binlerce insan tutuklandı, 150 bine yakın çalışan insan işten çıkarıldı.15 temmuz da askeri darbe girişimine kalkışan FETÖ'cülerle mücadele adı altında AKP'ye daha açıkçası sisteme muhalif tüm kesimlerin işten çıkarılması, gözaltına alınması, tutuklanması gerçekleştirildi.