Perşembe Kasım 5, 2026

Ötekileştirilenlerin Rojavaya Gidenlerle Dedikodusu

"Bu demektir ki, köylünün ...... yok olmadığı ...... yerini tarım gündelikçilerine bırakmadığı yerlerde, şunlar olabilir: ...... Fransa'da olduğu gibi her işçi  /köylü/  devrimini engeller ve yıkar  ......  /proletarya/ onun  /köylünün/ durumunu doğrudan iyileştirecek ve bunun sonucunda, onu devrim saflarına kazanacak önlemler almalıdır."  Marks

De ... babo ... türkiye devrimci hareketi hiç bu kadar birbirine benzeşmemişti.

Bakıyorsunuzki genelde demokratlarda olan birbirlerinin siyasi iradesini ali cengiz oyunlarıyla alıp diğerlerini biyat eden olarak görme alışkınlıklarına orta yolcular baş vurmuş.

Bakıyorsunuzki genelde de orta yolcularda  olan karşısındakinin zekasını verdiği bilgi kadarıyla gören yaklaşımada  demokratım diyenler baş vuruyor.

Durumda ahvalda bu olunca sağlıklı bir şeyler üretebilmemizin imkanı da yok değil mi ?

Bize geriye kalanda bizler için karar vermeye soyunanların hakkımızda en hayırlı kararları da vermelerini dilemek değil mi ?

Ee ... halde bu olunca gelin bizde bizim için en sağlıklı kararlar üreteceklerini umduklarımızın kimler /hangi sınıf/ olduğuna bakalım.

Bu kadarını da yapabiliriz değil mi ?

Bildiğiniz gibi ülkemizde emperyalist kapitalizmin ortaya çıkardığı proletarya köylülere nazaran hala ilkel sömürgeciliğin ortaya çıkardığı proletarya köylüler çoğunluğu teşekkül etmektedir.

Hale bu geniş topraklarda çok sayıda mülkiyetçi, yarıcı ... köylüler; şehrini terketmediğini, yerel olmanın yoğunluğunu yitirmediğini de bilerek yaşayan proletaryalar vardır.

Lakin gelin görünki kaderin ne garip cilvesidirki hiç birimizde örgütleyen sınıfın bu geniş topluluklarda çıktığınıda söylüyemiyor.

Örgütleyen sınıfında devrimci olmadıklarını da idaa edemiyoruz.

Olaya böyle baktığımız zaman ve de örgütleyen sınıfı devrimci kılanında ne olduğunu sorduğumuz zaman .... 

Her şeyde önce ilk gördüğümüz emperyalist kapitalizmin ortaya çıkardığı üretim şeklinin her türlü üretim şeklini tehdit ettiğidir.

Onları ellerindeki köleleri serbest bırakmaya daha çağdaş daha gönüllü köleler olmaya zorladığını görüyoruz. 

Bununlada kalmadığını köleliğin bir çeşidi olan evlilik, aile .... ilişkilerini sürdürmeye çalışanları, onların ahlakiliğini,  tehdit ettiğini,  onları dönüşüme zorladığını da görüyoruz. 

Tüm bunları da gördüğümüzde ülkemizde azınlık olan emperyalist kapitalizmin ortaya çıkardığı proletarya köylülerinde neden örgütleyen, ilerici ... olduklarını da daha iyi anlıyoruz.

Tabi ki bu durumunda bir dizi sorunlarıda beraberinde getirmektedir.

En önlemli sorunlardan biride örgütleyenlerin örgütleme isteğinin her şeye yetip yetmeyeceğidir.

Marks yoğunlukta olan avrupa proletaryalarının müfettiklerine karşı teori ve pratik görevlerini yerlerine getirmelerinin her şeye yeteceğini söyler.

Ancak burda dikkat etmemiz gereken marksın yaklaşımının  yoğunluğunu elde etmiş proletaryanın örgütleyen olmasına yönelik olduğudur. 

Peki biz azınlıkta olan ve devrimci değildir diyemediğimiz proletarya köylü kesiminin örgütleyen olmak istencinin her şeye yetip yetmeyeceğini de nasıl anlayacağız. 

Tabi ki de bunuda değişip değişmediklerine bakarak anlayacağız.

İçerilerindeki proletarya köylülerin niteliğine,  dilinin yoğunluğu örgütlemeyi terk edip etmediğine,   halkın rıhatlıkla ulaştıkları bürolar dergiler için nereleri,  kimleri tercih ettiklerine en önemliside değişimi gerçekleştiremediklerinde .... değişimi gerçekleştiremediklerinde .... değişimi gerçekleştiremediklerinde .... yaşadıkları bürokrasizmin, ötekileştirmelerin, savrulmalarının ... değişememenin sorunları olarak görüp görmediklerine bakarak bunu anlayacağız.

İşte tüm bunları yaptığımızda bizim için karar vermeye soyunanların kimler olduğunu  bizler içinde en iyi kararları alıp alamayacaklarını daha iyi anlarız.

Ginede ben zekamızı verdikleri bilgiler kadar görenlere karşı bildiklerimizin onların tahmin edemeyeceklerinden daha çok olduğunu haykırmamız gerektiğine inanıyorum.

Sözün kısa rojavaya giden kardeşler sizin kız yine kendi sınıfına kaçtı.

53445

Ergün Aslan

Ergün Aslan sitemizin köşe yazarıdır. Teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.

Ergün Aslan

“Sanatçılar”mış(!) / Engin Gören

MGK’nın emir erleri deseydiniz gerçekliğinizi tarif etmiş olurdunuz! 

MGK, MİT ve AKP iktidarının talimatıyla böyle bir organizasyona girdikleri açıklamanın içeriğinden açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

Irkçı, Şöven, “Ergenekon”cu, Günümüzün Topal Osmanının(D.Pericek’in) muritleri,   Faşist diktatörlüğün tetikçileri!   Emperyalizmin uşağı faşist ordunun postal yalayıcıları takımı bugün bir “imza kampanyası” düzenlemiş “283 sanatçı imza” atmışlarmış!

Bölgemizde Netleşen Emperyalistler Arasi İt Dalaşı

Ortadoğu’da uzun yılları kapsayan pazara hakim olma dalaşında saflar netleşiyor. Emperyalist  tekelci sermaye devletleri ve onların egemenliği altında varlıklarını sürdüren komprador işbirlikci faşist diktatörlükler arasında yürütülen hakimiyet dalaşında  saflar netleşiyor. Herbiri karşımıza ülkemizi işgal , istila ederek “kurtarıcımız” olarak çıkıyor.

YDG: 1 Kasım’da Oylar HDP’ye

Baskı, tutuklama, katliam ve bunların karşısında örgütlenen direnişlerle şekillenen bir politik atmosferle 1 Kasım seçimlerine doğru yol alıyoruz.

Hasan Hakkı Erdoğan'a dair birkaç söz

“Bazı ölümler vardır ki, kuş tüyünden hafif, bazı ölümler vardır ki, Tay Dağı’ndan daha ağırdır.”

Masum gülen yüzlü çocuk, neşeli fıkralarıyla yaşama sosyal anlam katan, bilimsel sosyalizme inancıyla gittiği her yerde yürüttüğü her çalışmada, ilişki kurduğu her bireyde güven oluşturan kararlı bakışlarıyla karşısındaki dostlarına teminat olan Hasan Hakkı Erdoğan seni,1978’de baharı yaza devrettiği bir mevsimde tanıdım.

YDK:Kadın direnişi barajı da yıkar, ablukayı da!

Kadına dönük her türden şiddetin günlük yaşamın acımasız, sıradan bir parçası haline gelmesi için tüm kurumları ile devreye giren erkek egemen devlete karşı, 7 Haziran seçimlerinde sözümüzü HDP’yi destekleyerek “Kadın dayanışmasına baraj mı dayanır!” şeklinde söylemiş; kadın dayanışması ve direnişiyle barajları aşmıştık.

TİKKO savaşçısı Komutan Rasih’i anlattı

45 Numaralı Komutana

Kartal Bürosunun Tekzip İsteği

4 Kral Lui / Halk kraldır. 

Tekrarın ve tekrarın sırrı nedir ?  

Bireyi kendi dışına çıkaramayan/ kitleselleştiremyen / kitleselleştiremediği de bireyce bilindiğinde devrimciliği yaşadığı diğer burjuva hayellerine iz bırakmayacak bir şekilde kaçamak haline getiren yaşantının sırrı nedir ?

Kendinizi / tekrarlarınızı, tekrara sizi sürükleyerek ayakta duran bürokrasizminizin sırrı...

Acaba hiç düşündünüz mü sizlerden önce de, sonrada bu sokaklarda kaç insanın yürüdüğünü, yürüyeceğini   ? 

Büroların seyir defteri yok mudur  ?

Öncesi, Sonrasıyla Suruç Güzergâhı…

“Görebildiğiniz yere kadar gidin.Oraya ulaştığınızda dahauzağı da görebileceksiniz.”[1)

Charles Dickens’ın, “Zamanların en iyisiydi ve de zamanların en kötüsü,” saptamasıyla betimlenen bir kesitte; öncesiyle Suruç Katliamı, sonrasındaysa coğrafyamız ve Ortadoğu açısından sarsıcı sonuçlara yol açan ve Ceyda Karan’ın, “Cehennemin kapılarının aralanması”; Nilgün Cerrahoğlu’nun “Ateş çemberi” olarak betimledikleri bir realiteyle yüzleşiyoruz…

Biyoloji kader mi?Yada fitrat"a-dair.

“Cinsel ahlâkın ilk ve tek ilkesi:Suçlayan her zaman suçludur.”[1]

Öğrettikleri, hatırlattıklarıyla Greif Direnişi ·

“Öğretmek,yeniden öğrenmektir.”[1]

İçinden geçtiğimiz neo-liberal yıkım, “sivil toplum”cu vazgeçiş ve post-modern zırva(lar) kesitinde, V. İ. Lenin’in, “Umutsuzluk ve karamsarlık, yıkımın nedenlerini kavrayamayan, çıkış yolu göremeyen, mücadele yeteneğini kaybetmiş olanlara ait bir sorundur,” saptamasını durmadan anımsayıp/ anımsatmanın önemi çok büyük; hatta “olmazsa olmaz”!

İNCİR YAPRAĞI GÖLGESİNDE 1 KASIM SEÇİMLERİ

Ülkemizde de, önümüzdeki 1 Kasım 2015’de yeniden parlamento seçimleri var. Ancak, burjuvazinin “demokrasi oyunu” içindeki bu seçim, başta Kürt ulusu olmak üzere, işçi sınıf ve emekçiler üzerinde devlet terörünün en üst sınırına çıkarıldığı bir “demokrasi” ortamı içinde yapılıyor. Ve buna ancak ve ancak; “İncir yağrağı gölgesinde yapılan bir seçim” denebilir. Bu da burjuvazinin “demokrasi” oyunun ayıbını örtmeye yetmeyecektir.

Sayfalar