Osmanlı sultanı Erdoğan paşa ile sadrazam Ahmet paşa
7 Haziran seçimlerinde HDP etrafında seçimlere katılan çeşitli milliyetlerden halklar ''seni başkan yaptırmayacağız'' sloganı etrafında kenetlenerek,AKP iktidarının 13 yıllık saltanatına dur dedi.7 Haziran seçimleri AKP'yi tarihin çöplüğüne tamamen gömmek için başlangıç oldu.
Yenilen pehlivanın güreşe doymadığı gibi üst üste,kısa bir aradan sonra yeniden Türkiye seçime kilitlenmiş durumda.Devletin bütün olanaklarını (maddi,ulaşım,istihbarat) kullanarak sadece AKP' nin tek başına iktidar olması için sarfederken ,demokrasi güçlerine,HDP'ye askeri faşist diktatörlük dönemini aratmayacak uygulamaları ve baskıları ile saldırıya geçmiştir.
Seçimleri kaybetme korkusu içerisine giren Erdoğan ve AKP kamuoyu yoklamalarından da anlaşılacağı üzere dibe vurmuş,tek başına bir daha iktidar olamayacağının farkına varmıştır.Bunun için kendisini al aşağı edecek tek parti olan HDP'ye karşı savaş ve imha politikalarını yürürlüğe koymuştur.Ülke çapında HDP binaları yağmalanmış,madımak katliamı benzeri olaylar tekrardan yaşanır duruma gelmiştir.
Partilerin seçim çalışmalarındaki adaletsizlik,eşitsizlik imha ve yok etme politikası artık gizliden değil,aleni yapılmaktadır.Saraydaki zat hiç bir kural,kanun dinlemeden devletin kolluk kuvvetleri ile seçimi kazanmak için,korku ve panik yaratarak HDP'yi barajın altına çekip tek başına iktidar yapmak gayreti içerisindedir.Saray'a,krallığa,islam-faşizmine karşı koyan demokrasi güçlerinin Ankara'da katliama uğraması 100'den fazla insanımızı kaybetmenin acısı,travması halen devam etmektedir.Bu acı daha uzun süreceğe de benzemektedir.Bu tür saldırıların yakın gelecekte de olacağının işaretlerini basından görebilmekteyiz.Kitle katliamlarında faili meçhul cinayetlerde sicili bozuk,tarihinde binlerce örneklerle dolu bir devlet yapılanmasında,yeni dönemde oyun İŞİD üzerinden katliamlar örgütlemek olacaktır.
HDP'nin eşbaşkanlarının artık bu ülkede can güvenliklerinin kalmadığı,suıkasta uğrayabileceklerini hergün gazetelerden okuyor hale geldik.Ya biat-ya da ölüm denilerek İŞİD vurucu güç olarak kullanılmaktadır.Devlet ile ortaya çıkan İŞİD ilşkilerine göre Diyarbakır,Suruç,Ankara katliamlarında canlı bombalar ile gözdağı verilmek istenmiştir.Bu yüzden HDP mitig yapamaz mitinglerini iptal eder duruma gelmiştir.İşte bu adil olmayan,eşit olmayan koşullarda HDP seçimlere katılmaktadır.
Savaş,kan,gözyaşı ve imha uygulamaları ile Kürt ulusuna,ilerici,aydın ve insan hakları savunucularına karşı savaş açan Erdoğan,sadece kendi ailesi,bir avuç kalan çevresinin çıkarları için savaş istemektedir.Savaşı İŞİD üzerinden yürüten,İŞİD'i besleyen kitlelerin üzerine bombalar ile canlı patlatan bizzat Devletin sarayın başına oturmuş olan Erdoğan'dır.En ufak basit hak arama yürüyüşünü kanla bastıran kitlelerin özgürlük,demokrasi yürüyüşünde taşıdığı ''ne de çok özlemişiz gökyüzüne kansız bakmayı'' pankartları ,devrimcilerin cesetlerinin sarılıp taşındığı araçlar haline gelmiş vahim,acı,trajik bir tablo ile insanlar karşı karşıya bırakılmıştır.
Adeta her konuşması olay olan,bütün konuşmalarını kin ve nefret üzerine kuran islamı siyasallaştırarak toplumu baskı altına almayı hedeflemektedir.Her türden inanaç sahibinin varlığını inkar ederek,sunni egemenliği toplumda baskı unsuru olarak kullanma gayreti içerisindedir.Siyasal islamı,yine ortadoğuda iktdarları devirmek,al aşağı etmek,emperyalist efendilerinin çıkarları için elinden her geleni yapmaktadır.Ortadoğu'da yönetimleri devirmek ve müslüman iktidarar kurulması için emperyalist güçler tarafından görevlendirilmiştir.
Ortadoğu coğrafyasında yaşanılan bölgesel savaşlarda,devrilen iktidarlarda,yaşanılan insanlık dramlarında,kitlesel göç olaylarında Türkiye'nin parmağının olduğu ortaya çıkmıştır.Ye men'de iktidarı devirmek için konteynerler içerisinde yakalanan silahlar,Libya'da iktidarı devirmek için silah sevkiyatı ve darbe girişimleri,Mısır'da Müslüman Kardeşler Örgütü ile keza ilşkilerde muhakkak Erdoğan'ın ve Türkiye'nin parmağına rastlamak mümkündür.
İŞİD artık tamamen Erdoğan ve MİT'in kontrolünde çalışan terör örgütüdür.Silah ihtiyacı karşılanan,cihatçıların geçişine sınırlarını sonuna kadar açan,tedavileri devlet ve özel hastahaneler de gizlice yapılan,eğitilip savaşa gönderilen...aklınıza ne gibi destek geliyorsa devlet tarafından sağlanmaktadır.Kitleler halinde savaştan kaçan,avrupaya ulaşmak için her türlü zorluklara katlanarak ölümüne dalgalarla boğuşan,ölen Aylan bebeğin,Muhammed bebeğin başına gelenlerden Erdoğan sorumludur.Sonradan tüm emperyalist gürüh ve Erdoğan'ın timsah gözyaşları artık inandırıcılığını kaybetmiştir.Suriye halkının ahını almışlardır.
Esad ile var olan dostluğun Esed durumuna getiren Suriye savaşında Erdoğan'ın ipliği pazara çıkmıştır.Suriye'yi yerle bir eden ''cuma namazını'' kılmayı düşündüğü,''kobane düştü düşecek'' Kürt ulusu'nun doğal ve haklı kendini yönetme iradesini ezmek için ''bedeli ne olursa olsun müsade etmeyeceğiz'' demesi ile bütün Erdoğan'ın planlarını bozan,Kürt ulusal güçleri,unutamayacağı yenilgi yaşatmışlardır.Kobanede ve dünyayı dize getiren İŞİD belasına karşı savaşan YPG ve Kürt ulusal güçlerinin mücadelesi insanlık mücadelesidir.
TC Devletinin yeni sultanı olan Erdoğan'ın amacı ve gayesi sarayda krallık inşa ederek , halifelik ilan etmek,şimdiki okul sistemini lağvederek mekke ve medreselerin yeniden kurmak, yetkilerin tek başına elinde toplanmasını istemektedir.Şimdiden halife meraklıları zaten ortada dolaşmaktadır.Ortaçağ zihniyeti ile Türkiye'yi adım adım islam cumhuriyetine doğru götürmek istemektedir.Seçimler işte bu yüzden önemli olarak görülmektedir.2023 vizyon ve programının hedefleri arasındadır.Adı da islam cumhuriyeti olacaktır.Kimsenim kuşkusu olmasın.
ERDOĞAN KESİN OLARAK YARGILANMALIDIR
Kabarık suç dosyası ile devletin tepesini ele geçirmiş olan Erdoğan basın,ordu,yargı,polisi kendine bağlı kılarak Türkiye'nin sultanı olmuştur.Erdoğan ilkin aydın,solcu ve bazı yazarları mağdur edebiyatı ile kandırarak iktidarını sağlamlaştırdı.Artık bugün kimseye ihtiyacı kalmadı.Hitler faşizmi ,nasıl nasyonal sosyalizmi kullanıp iktidara adım adım gelip yerleşmişse,AKP faşizmi de aynı şekilde kitlelerin duygu ve düşüncelerini kullanarak,sömürmüş iktidara oturmuştur.
Her seferinde iktidara ''seçimleri kazanarak geldik'',''millet bize yetki verdi'' demagojileri ile kitleleri kandırmasını iyi bilmiştir.Oysa bugün ortaya çıkan gerçeklik AKP'yi ele vermektedir. ''AKP'nin İngiliz,İsrail,ABD devletleri tarafından kurulduğu,bu devletlerin çıkarlarına evet dedikten sonra iktidara getirildiğini'' okuduk öğrendik.İsrail karşıtı oldukları algısı yaratılarak,gerek Türkiye'de,gerekse Ortadoğu coğrafyasında bir dönem başarılı da olundu.Ama bugün ortadoğu halkları uyanmış katil yüzünü,eli kanlı diktatör olduğunu acı deneyimlerden sonra öğrenmiştir.Bir dönem AKP yakınlığı ve Erdoğana sempati ile bakan dost olan Ortadoğu'nun tanınmış gazetecilerinden El-Arab Genel Yayın yönetmeni Cemal Kaşuki Erdoğan'ın gerçek yüzünü çok iyi açıklamaktadır. Erdoğan'ı ''acz sahibi,yalancı mum,dış güçlerin komplocusu'' olarak gören daha da ileri giderek ''arap ülkelerine komplo kuranların oyuncusu'' olarak görmektedir.
Abdülhamit'ten,Talat Paşa'ya sultan Erdoğan'a kadar hepsinin ortak olduğu ilkeler Devletin çıkarlarının korunması olmuştur.Bunun için halkların demokrasi ve özgürlük talepleri hep kanla bastırılmıştır.100 yıl aradan geçmiş olsa bile hepsinin söylemleri birbirine tıpa tıp benzemektedir. Ermeni soykırımında rol alan paşalardan.Abdülhamit Han ''kadın ve çocukları koruyan haindir'',Talat Paşa yine ''kadın da olsa çocuk da olsa kimsenin gözünün yaşına bakmayın'' demiştir.
Bugün de aynısını Erdoğan ''kadın da olsa çocuk da olsa gereken yapılacaktır'' sözleri ile hepsinin buluştukları noktayı göstermektedir. Erdoğan'ın analarımız,çocuklarımız,kardeşlerimiz için çekinmeden ölüm emirlerini verirken zamanı geldiği vakit yargılanacağı günleri hesaplamamıştır.''benim polisim nasıl sabrediyor'', diyerek Gezi direnişçilerini gözünü kırpmadan vuran polisleri savunurken ''talimatı kendisinin verdiğini'' katil olduğunu teyit etmiştir.Çocuk ölümleri ile dünyada birinci olan ,anaları meydanlarda yuhalatan bir sultana şimdiye kadar rastlanmamıştır.
17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olayları ile ''müslüman'' olduklarını ''haram yemeyen'' diye geçinenelerin gerçek yüzleri,ayakkabı kutularında gizlenen dolarlar ile ortaya çıktı.Erdoğan’ın oğlu ve bakanları ile ortaya çıkan konuşmalardan haksızca elde edilen dolarların ''sıfırlanması''talimatı veren Erdoğan suç üstü yakalandı.Mahkemelerde yargılanması gerekirken,ifadeye çağrılırken tersi durum yaşandı.Soruşturma yürütenler suçlu duruma düştü.yargılandılar.Görevlerinden alındılar.Soma ve Ermenek'te yaşamını yitiren yüzlerce maden işçilerinin sadece AKP patronlarının aşırı kar elde etmesi için,hiç bir önlem almadan ölüme gönderilmeleri hafızalarımızda daha taze olarak yerini korumaktadır.Ölümler için ''işin fıtratında'' var diyerek cinayetleri onaylamıştır.
Ülke dışında da siyasal islam,yeraltı faaliyetleri hiç durmadan devam etmektedir.Suriye'de,Yemen'de,Mısır,Libya'da hangi taşı kaldıracak olursak altından Erdoğan ile Türkiye çıkmaktadır.Suriye'de Türkmen'lere yardım adı altında gönderilen 2000 TIR dolusu yardım malzemesinin askeri mühimmat olduğu ortaya resimleri ile birlikte inkar edemeyecek şekilde çıktı.Hatay ve Adana'da savcılık kararıyla durdurulan MİT TIR'larının soruşturmasında mahkeme kayıtlarına geçen ifadeler gerçekleri ortaya çıkardı.Soruşturmaya uğrayan arama yapan askerler şöyle dedi :''bu TIR ağzına kadar silah dolu eğer açılırsa ,yarın hükümet düşer,yer yerinden oynar''.öyle de oldu ''takke,düştü,kel göründü.
21 Ağustos 2013 yılında Suriye'nin Guta bölgesinde düzenlenen saldırılarda sarin gazı kullanıldı.1300 kişinin öldüğü bu olayın sorumlusu da TC devleti çıktı.BM yetkililerinin Şam'da bulunduğu sırada gerçekleştirilen saldırıda olay Esad'ın üzerine yıkıldı.Asıl gerçekler bugün ortaya çıktı. Sarin gazının hammaddesi,Türkiye üzerinden İŞİD'e gönderildi.İŞİD katliamı gerçekleştirdi.İŞİD terör örgütünün liderlerinin Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konakladıkları,otellerde toplantılar düzenledikleri,eğitildikleri,sınırlardan serbestçe geçebildikleri,İŞİD yaralılarının hastahanelerde tedavi edildikleri..gizlenemeyen gerçeklerdir.İŞİD ile danışıklı döğüş içerisinde oldukları,Musul konsolosluğunda rehin alma olayından sonra elini kollarını sallayarak serbest kalmaları MİT'in tezgahladığı senaryolardan birisidir.
Yakalanan İŞİD militanlarının YPG hapishanelerinde itiraflarında anlaşılacağı üzere Erdoğanın artık kesin olarak savaşın baş kışkırtıcısı,İŞİD destekçisi olduğu ortaya çıkmaktadır.The Gardian'a konuşan İŞİD'liler ''Türk istihbaratının sağladığı silah desteği ile savaşıyoruz''''Silahlar Türkiye'den geliyordu'' diyerek Erdoğan'ın İŞİD'e karşı değil,destek verdiği ortaya çıkarmıştır.
Çözüm süreci adı altında yürütülen görüşmelerde amaç Kürt ulusal hareketini etkisizleştirme oyalama zaman kazanma saraya yerleşmek için Kürt oylarını elde etmekti.Kürt'lerin haklarının hiç bir zaman anayasal güvence altına alınmasını istemeyen,savaşa hazırlanan iktidar elinin tersiyle masayı devirmiştir.Çünkü krallığa giden yollar artık kapanmış,HDP engeli ortaya çıkmıştır.Özel güvenlik polisleri ile savaşı başlatan Erdoğan Kürt'lere savşı dayatmıştır.Nereden mi anlaşılmaktadır ?
90'lı yıllardan kalan özel savaş uygulamalarından hatırlayacağımız kol,bacak..kesme ile çekilen fotoğraflardan sonra bugün de aynı şekilde ölen kadın gerillaların çıplak fotoğraflarını internet ortamında yayınlayarak savaşı büyütmek,tahrik anlamına gelmektedir.Hiç kimsenin kabul edemeyeceği,hiç bir dinin,hiç bir müslümanın tasvip edemeyeceği bu uygulamalar savaş suçudur. Muhakkak yargıya intikal etmelidir.Bu yetmiyormuş gibi yaralı yakalanan tedavi edilmeyip bilerek öldürülen insanları arabanın arkasına bağlayarak çekmenin insan vicdanı,savaş ahlakı,dinle hiç bir alakası yoktur.Şehit olmuş,toprağa verilmiş,ebedi istirahatgahlarında yatan gerillaların mezarlarını dozerlerle tahrip etmek,parçalamak suçtur.Uluslararası mahkemelerde hesabını verme zamanı gelince iş işten geçmiş olacaktır.Yargıya intikal edilmesi gereken davaların başında bu vakalar gelmelidir.
7 Haziran'da krallık dönemine son vermek isteyen Alevi,Ermeni,Kürt,Laz,Çerkez...halkları ve tüm muhalif kesimler bu 1 Kasım seçimlerinde Erdoğan'a AKP'ye gereken dersi verecek artık bir daha kendine gelemeyecektir.Ermeni halkının %90'ı tercihini geçen seçimlerde olduğu gibi, yine HDP'yi destekleyecektir.Bu arada saray yanlısı yalaka Markar Eseyan,Etyen Mahçupyan, danışman,köşe yazarının çabaları da istedikleri kadar teori üretsinler Erdoğan'ı çöküşten ve yargılanmaktan kurtaramazlar.
Halk güçlerine pervasızca saldıran Kürdistanı kan gölüne çeviren iktidarın uygulamaları toplumu ister istemez kamplara bölmüş aydınlık ile karanlık arasında tercihlerini yaparak gerçek yüzlerini ortaya koymuşlardır.Toplum Erdoğan'ın gitmesi ile kalmasını isteyenler olarak ikiye bölünmüş durumdadır.Erdoğan'ın basın ayağında köşe yazarı olarak geçinen Orhan Miroğlu,Cem Küçük,N.Alçıoğlu,M.Metiner...gibiler yazar,düşünen değil adeta tetikçilik, ihbar,tehdit ile sırtlarını saraya dayayarak suç işlemeye devam ediyorlar.Cem Küçük,Ahmet Hakan'a ''seni ezeriz'',N.Mengüye ''seni bitiririz'' diyebilmektedir.Mehmet Metiner ise haddini aşarak,Aydın Doğan'a ''haddini bilecek'',''onun tırnaklarını da dişlerini de sökeriz'' diyerek saraya yaranmaya çalışmaktadırlar.
Aydın olma sıfatını kaybetmiş,Erdoğan ve AKP etrafında fırıldak gibi dönen sadece milletvekili olmak için aşağılık duruma düşerek sarayın ve AKP'nin suçlarını aklamaya çalışarak soykırıma uğramış bir halkın insanı olarak celladın yanında yer almıştır.Aşağılıkta sınır tanımamanın,yaltakçılığın son halkası olarak AKP'yi ve onun temsil ettiği müslümanları,bunca olayı görmemezlikten geldikten sonra ,''dindar müslüman komşularımız ve haysiyetli osmanlı devlet görevlileri bizim dedelerimizi ölümden kurtarmışlardı.İşte o haysiyetli damarın bugünkü temsilcisi AKP'dir'' diyebilmektedir.Bu tespiti yapınca milletvekilliğini kazandı.
Saray'ın danışmanı Etyen Mahçupyan'ı televizyon kanallarında bir ermeni olarak üzülerek izledik,tespitlerine ancak yazıklar olsun dedik.Şırnakta ,sarayın özel polisleri tarafından infaz edildikten sonra panzerin arkasına bağlanarak çekilen Hacı Birlik'in ölümünde AKP'yi aklama,suçluyu koruma,toz kondurmama durumuna düşmüştür.AKP'nin tüm faşist uygulamalarından sonra artık suçu,cemaatin üstüne atma durumu artık sıkça görülmeye başlandı.Bu Erdoğan'ın en son başvurduğu yeni oyunlarındandır.Olayı ''AKP'li lerin değil,cemaatin işlediğini,AK Parti'nin bilerek zarar göreceği bir işi yapmasının imkansız olduğunu'' söylemiştir.AKP'den ise Numan Kurtulmuş basın toplantısında ''olayın kabul edilir yanı yoktur'' diyerek kamuoyu baskısı sonucu, karşı çıkmış,bizim Etyen Mahçupyan cemaatçileri suçlamıştır.İşte bu yüzden Erdoğan kendisine sarayda özel bir oda muhakkak tahsis edecektir.
İnsan hakları savunucuları,Baro başkanları,çağdaş avukatlar Erdoğan'ın başbakan ve cumhurbaşkanlığı döneminde akıtılan kanların,ölen işçilerin,çocukların,mazlum kürt köylülerin,Gezi direnişinde kaybettiklerimiz,sakat kalanlarımız,buldozerlerle dağıtılan mezarlıklarımız,panzer arkasında sürüklenen insanlık ve tüm insanlık değerlerini ayaklar altına alan ortaçağ zihniyeti ile Türkiye'yi hızla karanlığa sürükleyen Erdoğan'ın uluslararası mahkemelere,lahey adalet divan'ına yargılanması için başvuruları bugünkü toplumun acil olarak istek ve talepleri arasındadır.
Çeşitli milliyetlerden ezilen halklar ve kürt ulusu sizden bunu beklemektedir.Vakit çoktan gelip de geçmiştir.
ERDOĞAN 'IN VE AKP'NIN SON KULLANIM TARİHİ 1 KASIM ' DIR.
Agop Ekmekciyan
Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.
agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)
Son Haberler
Sayfalar
TKP/ML- MK “Yıkmaya Çalıştığınız Enternasyonal Köprüleri Dövüşe Dövüşe İnşa Edeceğiz”
“ Ortadoğu’da, gözünü kan bürümüş katil sürülerinin ve onların kravatlı-takım elbiseli hamilerinin kimi zaman bıçak, kimi zaman top-tank, kimi zaman uçak, kimi zaman adresi belirsiz bombalarıyla ezilenlere yönelik katliamları bir rutin haline geldi. Ortadoğu adı konvensiyonel olmayan ama kitlesel ölümlerin gerçekleştiği bir bölgesel savaş dönemini yaşıyor. Bu dönemlerde iblisliğin, kalleşliğin, gaddarlığın, zulmün bini bir paradır.
TKP/ML-TİKKO ve MLKP'den Suruç için eylem
Suruç’ta gerçekleşen katliamın ardından eylemler devam ediyor. katliamı protesto için sokaklara dökülen birnlerce kişi katliamı lanetledi. Yine dün gece Gazi mahallesi’nde de protesto eylemi gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen eyleme saldıran polise ara sokaklardan çıkan MLKP, YDG-H, TKP/ML TİKKO ve BÖG militanları polis saldırısına uzun namlulu silahlarla karşılık verdi.
O kadar güzeller ki...
Elbet bir bildiği var bu çocukların kolay değil öyle genç ölmek yeşil bir yaprak gibi yüreğikoparıp ateşe atmak
Dünden beri yaşadığım anların, gördüklerimin, duyduklarımın gerçek mi, hayal mi olduğu ayrımına varamadım bir türlü. Görüp duyduklarıma inanamadım. Toz konduramadım. Toz kondurulacak gibi değil ki.. Kıyamıyorum ki… O kadar güzeller ki…
Gerçek olması mümkün olmasın. Mümkün olmasın..
Ama bu sabah bir kez daha resimlerini gördüm.. Kalbim durdu, nefes alamadım…
Öyle güzeller ki…
Partizan: “Öfkemizi sokağa taşıyalım, hesap soralım!”
Kobanê’nin yeniden inşasına katılmak için Kobanê’ye geçmek üzere SGDF’nin çağrısıyla Suruç’ta bir araya gelen gençler yeni bir katliam saldırısının hedefi oldu.
Faşist TC Devleti’nin başından itibaren her türlü desteği açık şekilde verdiği DAİŞ çetelerinin Kobanê’den temizlenmesinin ardından süren tahammülsüzlüğü, yeni saldırı ve katliamların habercisi durumundaydı. Ne Kobanê zaferinin DAİŞ’in 25 Haziran’da gerçekleştirdiği katliamlarla tersine çevrilmek istenmesi ne de Suruç’ta SGDF’lilerin bombalı saldırıyla katledilmesi faşist Türk Devletinden bağımsız değildir.
Şimdi ilerleyebilen bir savaşçıyım...
Gerilla alanına geldiğimde; bu koşullarda yürümeyi bilmeyen bir durumdaydım, şimdi ilerleyebilen bir gerillayım. Kendime karşı yanılsamalı bir bakış açısına sahipken geldim bu alana. Kendi gerçeğini göremeyerek hep “ben yapabilirim” yanılsaması vardı. Zamanla öğrendikçe yapabileceklerimi/yapamayacaklarımı gördüm.
TKP/ML TİKKO Ali Doğan Firik cezalandırdığını duyurdu.
Elimize e-mail yoluyla ulaşan bir açıklamaya göre TKP/ML'ye bağlı TİKKO gerillaları Ali Doğan Firik isimli bir kişiyi ölümle cezalandırdığını duyurdu.
Ali Doğan Firik'inhalka karşı işlediği suçların belirtildiği açıklamada “16 Temmuz 2015 öğle saatlerinde Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Kırnik (Buzlupınar) mevkiinde Ali Doğan Firik adlı işbirlikçi düşman unsuru TKP/ML TİKKO gerillaları tarafından ölümle cezalandırılmıştır” deniliyor.
Osmanlıyı "ihya"etmek:AKP'nin törenleri (*)
“Yaprak ağaçtan sıkılmıştı. Sonbahar bahaneydi!”[1] Bir haberle başlayalım:
“İstanbul’un fethinin yıl dönümü kutlamaları Balat-Haliç’te 29 Mayıs Perşembe günü saat 21.00’de başlayacak ve yaklaşık 1 saat sürecek.
“Kral çıplak” diye haykıran Yeni Kapılılar'a borçluyuz,,,(1)
İnsanlar vardır; Gelip geçerler hayatlarımızdan... Kimi depremlerle gider, Kimi fırtınalarla...
Ben kalanlardan yanayım... Gitmeyenlerin sadakatini ve sabrını severim, Sarılıp bırakmayanların sıcaklığını...”[2]
Şu an konuşmak kolay değil; sözcükler, duygu ve düşüncelerimin imdadına yetişmeli; yoksa vay hâlime!
Söze nasıl başlamalıyım?
En iyisi, içimden geldiği gibi, protokole ya da alışılmışlara aldırmadan salondaki kalabalığa değil; sizlerle seslenmek istiyorum Yeni Kapılılar, isteyenler de kulak kesilip dinlesin bizi…
* * * * *
Dersim’e “Yabancı Yazar”; Ali Çatakçın ve Dersim Gerçeği :Umut Munzur
10 Temmuz Cuma günü Newedersim internet sitesinde Ali Çatakçın imzalı “Dersim Festivali Yaklaşırken” başlıklı bir yazı yayınlandı. Ali Çatakçın yurtsever hareket saflarında yer alan bir “yazar”, Newededersim ise yurtsever harekete yakınlığıyla bilinen Dersim’e dair haber ve makalelerin yer aldığı bir internet sitesidir. Açıkçası “Dersim”, “Festival”, “Kürt Özgürlük Hareketi” gibi birçok konuyu içerisinde barındırdığı için yazı ilgimizi çekti.
‘Kutsiye Bozoklar-Kelepçeye İnat Hayat'
Senin ezgilerinle yürüyecek bugün satırlarım, upuzaklarda; onca acı habere rağmen, aldığımız inanılmaz güzel haberlerle de. Upuzaklarda, hala senin ezgilerinin “eskimeyen” tınılarıyla; “Hayatı Ellerinden Tutmak” kitabın, bir yaşam sözlüğü gibi hep başucumuzda!
Politika gazetesinde Füsun Erdoğan’ın “Müslüm Elma’ya Açık Mektup”u var bugün. Onca kötü haberin içerisinde; Almanya’daki izolasyon hücrelerine, böyle atılan çiçekler nasıl sevindiriyor insanı. Tıpkı bunu okuyan, umarız okuması mümkün olan bir tutsağın sevinci gibi!
Günün 23,5 Saati Hücrede, Tek Başına :Füsun Erdoğan
Önceki gün bir arkadaşımla telefon görüşmesi yaptım. Sesi kaygılı ve üzgündü. Nasıl üzgün olmasın ki…
Aileden biri gözaltına alındığında ve tutuklandığında aile bireylerinin tümü gözaltını da, tutsaklığı da çok daha ağır yaşarlar. Çaresizlik içinde çırpınıp durmanın nasıl bir şey olduğunu en iyi yaşayanlar bilir…
Türkiye’den Avrupa’ya bakanlar için Avrupa demokrasisi de, Avrupa’da yaşam da erişilmez görünür. Hani derler ya içi beni, dışı başkalarını yakar diye… Avrupa demokrasisi de aynen öyle!