Pazartesi Eylül 21, 2026

Ölümünün 45. Yılında Mao Yoldaşı Anıyoruz!

"Devrimi proletarya diktatörlüğü altında devam ettirilmesi teorisinin yanında, Marksist askeri çizgide Halk Savaşı teorisinin geliştirilmesi ve uygulanması, felsefe alanında çelişme yasası ve “zıtların birliği ve mücadelesi” yaklaşımı, Marksizm-Leninizm’in Maoizm aşamasına ulaşmasında belirleyicidir"

 

Enternasyonal proletaryanın ölümsüz öğretmenlerinden Mao Zedung yoldaş, 1893 yılında Çin’in Hunan eyaletinde doğdu. Orta halli bir köylü ailesinin çocuğuydu. Pekin Üniversitesi’nde öğrenim gördüğü yıllarda Rusya’da gerçekleşen Ekim Sosyalist Devrimi’nden etkilenerek Marksizm’le ilgilenmeye başladı. 1921 yılında gerçekleştirilen Çin Komünist Parti’nin (ÇKP) 1. Kongresine delege olarak katıldı ve Merkez Yürütme Kurulu’na seçildi.

ÇKP, merkezi yapısı ağırlıklı olarak ülkede Rusya’da gerçekleşen “Silahlı Genel Halk Ayaklanması” tipi devrim stratejisini savunuyordu. Mao yoldaş ise Çin devriminin kırlardan gelişecek Halk Savaşı Stratejisi’ni savunuyordu. Bu konudaki görüşlerini 1927 yılında Hunan Raporu ile Merkez Komitesi’ne sundu. Aynı yıllarda şehirlerde başlayan saldırılar yüzünden ÇKP’nin şehirlerde işçi sınıfı içerisindeki hücreleri dağıtılıp tutuklanmalar gerçekleşince parti, merkezi hükümetin zayıf olduğu kırsal bölgelere çekildi. Bu dönemde parti içerisinde iktidarı halk savaşı yoluyla ele geçirme düşüncesi güç kazanmaya başladı.

Parti içerisindeki sol sapmalar sonucu ağır kayıp alan ÇKP’nin önderliğindeki Kızıl Ordu, 1935 Ocak ayında Uzun Yürüyüş başlattı. Bütün dünyaya ün salmış 12 bin kilo metrelik Uzun Yürüyüş, Başkan Mao’nun önderliğinde başarıyla tamamlandı. Uzun Yürüyüş sırasında teorik olarak donanan, pratik olarak gelişen kadrolar, Demokratik Halk Devrimi’nin (DHD) gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadılar. ÇKP önderliğindeki Kızıl Ordu’nun başlattığı Uzun Yürüyüş sırasında toplanan 1935’teki Zunyi Konferansı’ndan sonra ÇKP’nin Merkez Komite sekreterliğine Mao yoldaş getirildi.

Mao yoldaş, 1935’ten sonra ÇKP’nin siyasi ve örgütsel önderi haline geldi. 1937 yılında Japon emperyalizmi Çin’e saldırdı. (1937-1945 Japonya’ya Karşı Direnme Savaşı.) Japonya’nın Çin’i işgal etmeye başlamasıyla işgale karşı olan tüm güçler Mao yoldaşın önderliğinde birleştirilerek Ulusal Birleşik Cephe oluşturuldu.

1945 yılında gerçekleştirilen 7. Kongre’de Mao Zedung Düşüncesi, ÇKP’nin ideolojisi olarak kabul edildi. 1949 yılında da Çan Kay Şek ordularının yenilgiye uğratılmasının sonucunda Demokratik Halk Devrimi (DHD) gerçekleşti ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşu ilan edildi.

Demokratik Halk Devrimi’nin sonrasında ülkede sosyalist devrimin gerçekleştirilmesi konusunda Mao’nun önemli çalışmaları olmuştur. SSCB ve diğer sosyalist ülkelerde yaşanan geriye dönüşler konusunda dersler çıkaran Mao yoldaş, partisini, parti kadrolarını ve yöneticileri bu duruma karşı eğitmek için çok çaba sarf etti. SSCB ve Çin’deki gelişmeleri değerlendirerek üretim araçlarının kollektifleştirildikten, halkın hizmetine sunulmasından sonra yani sosyalist toplumda da sınıf mücadelesinin devam ettiğini tespit etti ve buna karşı partinin merkezini ve kadrolarını sürekli olarak uyardı.

Sosyalist ülkelerde kapitalist restorasyon tehlikesinin olduğunu bunun da sınıfsal tabanının komünist partinin içinde yeşerdiğini anlatarak sürekli olarak partiyi uyardı. Parti ve devlet içerisinde kapitalist yola meyleden üst yönetime karşı kitleleri harekete geçirdi. Burjuvalaşan iktidar sahiplerinin alaşağı edilmesi için “Revizyonist Karargahları Bombalayın” çağrısıyla kitleleri ayağa kaldırdı ve isyan etmelerini sağladı. Gençlik ve Kızıl Muhafızlar Mao’nun çağrısına uyarak ayağa kalktılar. 1966’da başlayan bu büyük kitle hareketinin adı Büyük Proleter Kültür Devrimi’dir. (BPKD) Mao yoldaşın deyimiyle BPKD, 1949’da gerçekleştirilen DHD kadar önemlidir.

 

“Yangını ben başlattım!” (Mao Zedung)

Mao yoldaş, sınıfsız toplumun inşasına kadar pek çok kültür devriminin gerekliliğine işaret etmiştir. “Yangını ben başlattım” dediği BPKD sadece Çin’de değil başta Avrupa kıtası olmak üzere bütün dünyada gençlik ve işçi sınıfı içerisinde yankısını buldu.

Mao yoldaşın Çin devrimindeki rolü, devrimin hazırlanışı, devrim ve devrimin devam ettirilmesi süreçlerinin tümünde muazzam önemdedir. Çin devrim tarihini yazanlar kitlelerdir. Ama ÇKP ve Mao Zedung olmadan bu devrim ne gelişebilir ne de zaferle taçlanabilirdi. Mao yoldaş, devrime aklını ve yüreğini vermişti. Devrimler tarihine damgasını vuran örgütlü güç ve önderliktir. 1917 Sosyalist Ekim Devrimi’nde Rusya’daki işçilerin, emekçilerin en büyük şansı/kazanımı SBKP(Bolşevik) gibi bir parti ve Lenin gibi bir öndere sahip olmalarıydı.

Mao yoldaşın Çin Devrimi’ndeki rolü öyle sıradan bir rol değildi. İktidarın silah zoruyla ele geçirilmesi tezini savunan ve uzun süreli savaşla kırlardan şehirlerin kuşatılarak iktidarın ele geçirilmesini savunandı. Yarı-sömürge, yarı-feodal ülkelerde devrimin üç silahını; Parti-Ordu-Cephe’yi savundu. Devrimden sonra da devrimin demokratik aşamadan sosyalist aşamaya geçmesinin, devam ettirilmesinin savunucusuydu.

Mao yoldaş, Stalin’in ölümünden sonra devrim ve sosyalizm için uluslararası önemde bir önder olarak sosyalizmin kazanımlarının savunulması, korunması açısından önemli bir role sahipti.

Onun Marksist ekonomi-politik, Marksist askeri çizgi, felsefenin ve sosyalizmin diğer alanlarında yaptığı katkı da çok büyük öneme sahiptir. Mao’nun Marksizm’e yaptığı katkıların başında “Proletarya Diktatörlüğü altında devrimi devam ettirme” teorisi gelir. Mao’nun “Proletarya Diktatörlüğü” teorisi Çin’de gerçekleşen BPKD ile daha bir derinlik ve genişlik kazanmıştır. BPKD Proletarya Diktatörlüğü altında devrimin sürdürülmesinin yeni bir biçimidir. Burada esas olan halkın aşağıdan gelen zorlamasıdır. Marks ve Lenin döneminde çözümlenmesi mümkün olmayan geriye dönüşler, sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal ülkelerde devrimin yolu ve sosyalizme geçiş gibi temel konulara yanıt olmuştur. Bundan ötürü de Marksizm-Leninizm’i, Marksizm-Leninizm-Maoizm aşamasına ulaştırmıştır.

Mao’nun adına bağlı olarak anılan Maoizm, Marksizm-Leninizm’in gelişmesinin ve sınıf mücadelesinin yeni koşullarının ulaştığı yeni alanda yeni ve özel olanı açıklamaktır. Maoizm, Proletarya Diktatörlüğü altında sınıf mücadelesinin yürütülmesinin adıdır. Sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal ülkelerde halk savaşı teorisinin adıdır. Aynı zamanda Japonya’ya karşı direnme savaşında Ulusal Birleşik Cephenin adıdır.

Marksizm’in üç temel saç ayağında; ekonomi-politik, felsefe ve bilimsel sosyalizmde Başkan Mao’nun niteliksel katkıları vardır. Devrimi proletarya diktatörlüğü altında devam ettirilmesi teorisinin yanında, Marksist askeri çizgide Halk Savaşı teorisinin geliştirilmesi ve uygulanması, felsefe alanında çelişme yasası ve “zıtların birliği ve mücadelesi” yaklaşımı, Marksizm-Leninizm’in Maoizm aşamasına ulaşmasında belirleyicidir.

Tam da bu nedenle günümüzde Maoizm savunulmadan Marksizm-Leninizm savunulamaz.

9 Eylül 1976 tarihinde güneşe uğurladığımız Başkan Mao’yu saygıyla anıyoruz.

8693

Comment form

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

“Dursun Abi Anısına” (İ)

Yanlış hatırlamıyorsam yıl 2019 yazı olması gerekir, Partizanlardan Turgut Kaya Türkiye’den Yunanistan’a girerken gözaltına alınmış, önce alt mahkeme sonra yüksek mahkeme Turgut Kaya`nın Türkiye’ye iadesine karar vermiş, hukuksal anlamda itiraz hakkı kalmamıştı.

Zor bir süreçten geçiyordu parti, parti içi tartışma yerini kopuşlara bırakmıştı, böylesi dönemler en zor dönemlerdir kitle ve aktivistler için.

İNTİHAR… (Nubar OZANYAN )

Saray yönetimi döneminde 4 bin 801 kişi intihar etti. Son günlerde artan intihar vakalarını sistemin iflas ve çürümesi olarak da okumak gerekir. Ekonomide işler iyi gitmiyor. Son üç yılda gıda ve yaşamsal ürünlere yapılan orantısız zam ve artan vergilerle emekçiler açlık yemeye başladı. Ekmeği olmayanların özgürlüğü olabilir mi? Halka yoksulluk ve sefaletten başka bir şey sunmayan Saray efendileri, emekçilere intihar ve ölümü reva görmektedir.

Misak Manuşyan’ın anısına | Sil Gözyaşlarını, Ben Ölümsüzüm!

77 yıl önce 21 Şubat’ta Ermeni Soykırımı’ndan kurtulan şair ve komünist direnişçi Misak Manuşyan, Fransa’da 23 mücadele arkadaşıyla birlikte Naziler tarafından kurşuna dizildi. Nazi işgaline karşı direnişte en aktif grup olan Manuşyan Grubu’nun öncüsü Misak, idam edildiğinde 38 yaşındaydı.

Manuşyan, Adıyaman’dan Paris’e uzanan bir direniş köprüsüdür. Soykırım külleri içinde acılarına tutunarak yaralarını sarmanın, kendini yeniden yaratmanın iradesidir. O, Adıyaman’dan Deyr ez-Zor çöllerine kadar söylenen özgürlük türküsüdür.

Birleşik Mücadele Büyüyecek; Emekçilerin Umudu, Faşizmin Korkuları Katlanacak!

AKP-MHP faşist ittifakının pandemiyle birlikte yürürlüğe soktuğu politikalar, işçi sınıfı ve emekçilerin, geniş toplumsal kesimlerin açlık, işsizlik ve yoksulluk girdabına gün geçtikçe daha fazla çekilmesine neden oluyor.

Yorum: Bir gece ansızın geri döndüler!

 

AKP-MHP faşist iktidarının Kürt düşmanlığı üzerinden kendini var etme çabasıyla ülke içerisinde yürüttüğü savaş politikası dışarıda da Rojava’da YPG üzerinden sürdürülürken aynı zamanda Irak Kürdistanı’nda da PKK’ye karşı yürütülüyor. AKP-MHP faşist iktidarı ülke içerisindeki her sıkışmışlığını Kürt halkına yönelik bir saldırı/operasyonla ötelemek, bu savaş ve çatışmalardaki “şehit”ler üzerinden ırkçılığı ve şovenizmi körükleyerek aşmayı bir politika haline getirmiş durumda.

15 Şubat Roja Reş (Nubar OZANYAN )

Halkların tarihinde ve yaşamında bazı günler vardır, unutulmazlar. Hatırlanmazsa ihanet, unutulursa vefasızlık olur. 15 Şubat Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi nezdinde kara bir gün olarak anılır. O kara günde uygar diye bilinen dünyanın haydutları ve bölgenin eşkıyaları, mazlum bir halkın özgürlük iradesine hain bir komployla kelepçe vurmak istediler. Özgürlüğüne sevdalı sayısız Kürt militanı, komploya karşı yaşamını bilerek ve isteyerek önderliğine armağan etti. Dünya hayretler içinde ve büyük şaşkınlıkla bu genç militanların yaşamlarına son vermelerini izledi.

TKP-ML MK SB Üyesiyle Röportaj: “DEVRİM HEDEFİ OLANLARIN HALK SAFLARINDAKİ DİNAMİKLERLE…”

– Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

– İsmim Özgür Aren. TKP-ML MK, Siyasi Büro üyesiyim.

– Konuşmak istediğimiz konu son süreçte başta devrimci kamuoyunun gündemi olmak üzere halkımızın ilgisine mazhar olan Birleşik Devrimci Mücadele… Bu noktada hareketle eylem birlikleri ve ittifaklar konusunda partinizin neler düşündüğü ve bu bağlamda da HBDH… Öncelikle soralım, eylem birlikleri ve ittifakların sizin açınızdan önemi nedir?

Başın öne eğilmesin (Nubar OZANYAN)

Herkeste umut ve heyecan yaratan, ateşi giderek yükselerek yayılan bir direniş dalgası gelişiyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyuma, diktatöre karşı gelişen direniş yayılarak devam ediyor. İttihatçı R.T.Erdoğan tarafından atanan kayyumu kabul etmeyen, istifasını isteyen öğrencilerin “red direnişi” baskı, gözaltı ve tutuklamalara karşın sürüyor. Direniş Ankara-İzmir-Bursa-Adana ve diğer illerdeki üniversitelere ve semtlere yayıldı.

Dizleriniz Titriyor Çünkü HDP Halktır!

Her geçen gün Halkların Demokratik Partisi (HDP)’ne yönelik faşist iktidar bloğunun saldırıları artmakta. Buna karşı da direniş her geçen gün yükselmekte.

Gökkuşağına Bakalım, Kavgaya Duralım! (İvana Roşin)

Faşizmin yükseldiği her dönemde devletler “lanetlilere” saldırmaya başlar. Yeryüzünün lanetlileri, devletin kirli yüzünü maskelemesi için her dönem elverişlidir.

Ülkemiz yine böyle günlerden geçmektedir. Ekonominin battığı, içte de dışta da çöküşün yaşandığı, demokratik hakların gasp edilmeye çalışıldığı bugünlerde yeryüzünün lanetlileri, faşist TC devletinin ilk hedefi olmuştur. “Teröristler”, seks işçileri ve LGBTİ+lar…

Yetiş yoldaş…

Bir rüzgar gibidir yaşamları

gönüllerindeki yüce amaç uğruna

ne yaparsan yap, ne edersen et

bir kez düştü mü yola

giderler peşi sıra devrimin…

 

Dağ olsan önlerinde kâr etmez

bilirler her adımda öze döndüklerini

bir kırlangıcın izinden

yürürler peşi sıra devrimin…

 

Acılarımızın dineceği o günde

ellerinde mavzerleri,  dillerinde marşları

önlerinde kitlelerin

gelirler peşi sıra devrimin…

Sayfalar