Pazar Kasım 1, 2026

Nubar Ozanyan’ın devrimci düşünceyle tanıştığı gençlik yılları

Nubar Ozanyan 16 Ağustos 2017 tarihinde Rojava’da şehit düşerek TKP/ML’nin şehitler mertebesine ulaştı. Cenazesi Kamışlı’da Ermeni Kilisesi’nden kaldırıldığında Ermenilerle beraber, Rojava halkından geniş bir kitle katlımı oldu.

Daha sonra cenaze Derik’te kalabalık bir halk katılımıyla defnedildi. Verdiği mücadeleyle Rojava halkının bağrında derin izler bırakan Ozanyan’ın cenazesine geniş kitle yığınları, PYD temsilcileri, yoldaşları ve diğer siper yoldaşları aktif ve görkemli bir katılım gösterdiler. Ve Nubar Ozanyan’ı şehitler kervanına uğurladılar...

 Nubar Ozanyan Yozgat’ta doğdu. Küçük yaşlarda annesini kaybeder ve İstanbul’a götürülür. Nubar daha küçük yaşlarda aile efradından kopuk bir yaşam içerisinde yer alır. Bunun sonucu İlkokulu Karagözyan Ermeni Yetimhanesi’nde okur. Daha sonra ortaokulu Ermeni Surp Haç Lisesi’nde tamamlar. Nubar’ın daha gençlik arifesinde oluşan kişiliğinde haksızlığa ve baskıya karşı tavır alma, yardıma ve desteğe ihtiyaç duyanın yanında yer alma, destek sunma karakteri gelişir. Böylesi bir kişiliğin oluştuğu Nubar’ın yaşamında bu yönü giderek öne çıkar.

 Öyle ki okuduğu Ermeni okulunun bahçesinde resmi olarak Türk bayrağının kuleye çekilmesine tahammül edemez. Asılan bayrağın Ermenilere yapılan baskının sonucu zoraki asıldığı hissine kapılır. Bunun sonucu bir gün kuleye tırmanarak bayrağı aşağı indirir... Okul idaresi bayrağı tekrar takar.

Bir başka gün, Milli Eğitim’e bağlı müfettişler okula denetime geldiklerinde o, kravatını çıkarır ve tepkisini bir başka şekilde yansıtır. Sık sık Ermenice dışında diğer derslerin niçin Türkçe verildiğini dile getirir... Ayrıca hayatını paylaştığı yatılı okulda arkadaşları arasında oluşan çelişkilerde kendince haklı olanın yanında yer alır...

Takındığı bu tutum ve tavırlar yaşının henüz gençken girmediği ortaokuldaki döneme tekabül eder... Ortaokuldan sonra spor faaliyetlerine ağırlık verir. Halter ve vücut geliştirme sporuyla ilgilenen Nubar yoldaş, hızla bu spor dallarında kendisini geliştirir. Diğer taraftan devrimci düşüncelerle tanışır. Ve giderek kendisinde bu devrimci düşünceleri geliştirir.

Armenak Bakır’ın TC devletine karşı verdiği mücadele onu etkiler. Başta Hürriyet, Tercüman, Son Havadis olmak üzere dönemin gerici Türk basınının Armenak Bakır’ı Ermeni kimliğiyle manşetlerine alarak gerici kamuoyu nezdinde “teşhir” etme girişimi, Nubar şahsında ters etki yaratır.

Mevcut devletin ve düzenin gerçek yüzünü daha iyi görür ve tanıştığı TKP/ML’nin ideolojik-politik hattıyla kendisini donatır. Tüm bu gelişmeler Nubar’ı karşıt kutupların çatıştığı çetrefilli bir sürece de sokar. Nubar, uğraştığı halter ve vücut geliştirme spor dallarında kendisini iyice geliştirir. Bunun sonucu halter milli takımına çağrılır.

Çağrıldığı kampta Bulgaristan Türklerinden Naim Süleymanoğlu da vardır. Antrenmanlarda aynı kilodan olan Naim Süleymanoğlu’ndan daha ağır halter kaldırır.

Filistin’deki mücadele içerisinde yer alır.

Nubar’ın bu üstünlüğü resmi yetkililerce kabul edilmez. Nasıl olur da, bir Ermeni dünya çapındaki bir Türk halterciden daha ağır kaldırarak TC devletini temsil eder!..

Türk-İslam Sentezi doktriniyle inşa edilmiş devletin resmi yetkilileri Nubar Ozanyan’ın, Naim Süleymanoğlu yerine TC devletini temsil etmesini kabullenemezler! Böylesi bir şizofreni sonucu Nubar Ozanyan halter milli takımına alınmaz. Aslında Nubar da bir çelişkiyi yaşayarak daha iyi anlar. Ermeni soykırımı yapmış ve Ermenilerin varlığını bir türlü kabullenemeyen faşist bir devleti temsil etmek Nubar için de kolay olmamıştır. 12 Eylül darbesi sonrası her türlü baskı ve şovenizmin uç boyutlara tırmandığı koşullarda Nubar gerçek durumu daha iyi görmüştür...

Nubar Ozanyan vücut geliştirme sporuyla da uğraşmıştır. O dönemler vücut geliştirme sporu amatör bir daldır. Dolayısıyla yarışmalara TC adına katılım amatör dalda olur. Yarışmadan doğrudan dışlanmaz. Fransa’da yapılan yarışmaya katılır. Dünya üçüncüsü olur. Ama yarışma sonrası göndere çekilen bayrak ve temsil ettiği devlet TC adına olur.

Benzeri duyguları tekrar yaşayan Nubar Yalımyan geldiği vücut geliştirme kafilesinden ayrılır ve Fransa’da iltica talebinde bulunur... Artık Nubar Ozanyan yer aldığı hareketin saflarında kendisini daha geliştirir. O minvalde aktif olarak yer alır...

Bunun sonucu aktif olarak yer aldığı TKP/ML saflarında parti üyesi olarak profesyonel faaliyet yürütür. Nubar Ozanyan Filistin’deki mücadele saflarında yer alır. Sonrasında Türkiye’de ve Karabağ’da verilen mücadeleye katılır. Nubar en son aynı güzergahta yer aldığı yoldaşlarıyla birlikte Rojava’da verilen haklı ve meşru mücadele içerisinde onurla yer alır...

Bunun sonucu şehitlik mertebesine ulaşır. Taşıdığı bayrağı yoldaşlarına devreder...

Nubar Ozanyan profesyonel olarak enternasyonal mevzilerde yer alır! Nubar, TKP/ML saflarında aktif olarak yer alır. Programına, stratejik hattına ve devrim güzergahına inandığı parti içerisinde giderek kendisini geliştirir. İnandığı parti saflarında daha aktif ve daha profesyonel mertebede mücadele yürütür. Bunun sonucu her geçen gün daha aktif yer aldığı partiye üyelik için başvuruda bulunur. Yoldaşın başvurusu kabul edilir ve Nubar yoldaş parti üyesi olur.

O artık kendisini partiye adamıştır. Devrim programına inandığı hareketin mücadelesinde daha aktif ve daha üst mertebede yer alan yoldaş Ozanyan, 1989-1991 yıllarında Filistin’deki mücadele içerisinde yer alır.

Verilen mücadeleye aktif olarak katılır. Toprakları ilhak edilen bir ulusun verdiği haklı ve meşru mücadelede bir komünist olarak savaşır. Nubar yoldaş; diğer taraftan edindiği savaş bilgilerini safları içerisinde yer aldığı hareket içerisindeki yoldaşlarına aktarır. Bunun sonucu Filistin’de açılan parti denetimindeki askeri kampa katılan taraftarların askeri eğitiminde aktif yer alır.

Kampa katılan parti taraftarlarını askeri olarak eğitir ve donatır. Böylece Halk Savaşı askeri stratejisini savunan bir partinin askeri komutanı olarak üstlendiği görevi belirlenen süre içerisinde layıkıyla yerine getirir. Bunun sonucu onlarca yoldaşın aktif eğitiminde emeği geçer. Daha sonra Türkiye’ye çağrılır.

Belli bir süre Türkiye’de kalan yoldaş, verilen görev sonucu Karabağ’a gider.

 Partisine kumanda eden çizgiye olan inancını hiç sarsmamıştır.

Karabağ’da oluşan sorun nedeniyle Ermeniler ve Azerbaycan arasında savaş çıkmıştır. Karabağ, Azerbaycan sınırları içerisinde yer almasına karşın nüfusun dörtte üçünü Ermenilerin oluşturması sonucu sosyalizm döneminde Karabağ’a özerklik verilmiştir.

Ancak verilen özerklik 1991 sonrası Azerbaycan tarafından kaldırılıp, Karabağ Ermenileri zoraki göçe zorlanır. Bunun üzerine Ermeniler bu kararı kabul etmezler. Ve Azerbaycan devletine karşı savaşırlar. Nubar da bu savaş içerisinde aktif olarak yer alır.

Nubar’ı bu savaş içerisinde yer aldıran neden TC Devletinin desteğindeki Azerbaycan devletinin çoğunluğu oluşturan Ermenilerin topraklarından zoraki tehcire tabi tutulmak istenmesidir. Nubar yer aldığı askeri mücadeleler içerisinde giderek askeri vasıflarını, yeteneklerini, donanımlarını geliştirir.

Ancak bir komünist olan yoldaş, askeri mücadeleyi ve edindiği askeri bilgi birikimini inandığı ideolojik-politik hattan kopuk almaz. Tersine kendisini siyasi olarak da geliştirir. Okur, araştırır ve siyasi birikimini giderek artırır. Sosyal pratiğini yönlendiren ideolojik-politik hattını daha geliştirir. Ermeni sorunuyla ilgili Ermeniceden Türkçeye çeviriler yapar.

Çeşitli makale yazıları yayınlar. Hatta askeri konularda araştırma taslakları hazırlayıp bunları genişletilmiş şekilde yayınlamayı bile düşünüyordu. Nubar yoldaş kararlı ve inatçıdır. Kendisini daha geliştirmek istemiştir. Bunun sonucudur ki devamlı saflarında yer aldığı hareketin daha ileri mevzilerinde yer almak istemiştir.

Yoldaş Nubar, Rojava’da verilen savaş içerisinde bu minvalde yerini almıştır. TC, Arap devletleri ve emperyalist güçlerin yer aldığı DAİŞ vb. gerici güruhların saldırısına karşı Rojava halkının verdiği mücadelede aktif olarak onların saflarında yer almıştır.

Nubar yoldaş bu gücü mücadelesine kumanda eden partisinin ideolojik-politik hattından almıştır. Rojava halkına yönelik saldırıda yoldaş yer aldığı partisinin doktrini ile kendisini kuşatmıştır.

Partisine kumanda eden çizgiye olan inancını hiç sarsmamıştır. Tersine o inançla kendisini daha güçlendirmiştir. Nitekim içten tasfiyeci, hizipçi, benmerkezci güruhun içten saldırısına göğüs germiştir.

Kendisini partinin inancıyla daha donatarak dışta karşı devrime karşı savaşan Ozanyan yoldaş, aynı zamanda partisi içindeki gelişmelerde de yanlışa karşı net ve kararlı duruş sergilemiştir. Onu bir kez daha selamlıyoruz! Onun devrettiği bayrağı yoldaşları devralacak ve izinden gidecektir!

 Ve eninde sonunda onun ve tüm parti şehitlerinin devrettiği kızıl bayrak karşı devrimin burçlarına dikilecektir!

Bundan kimsenin kuşkusu olmasın! Bu inançla şehit düşen Nubar Ozanyan’ı bir kez daha anıyoruz! (Bir yoldaşı) 

50351

Bir su damlasına sığdırılan yaşam...

  

İstanbul Sefaköy’ün bir varoş mahallesinde konfeksiyon isçisi olarak Partimiz TKP/ML ile tanıştığında evli ve bir kız çocuğu babasıydı. Artvin Şavşatlıydı. Kendisini ilk gördüğümde bir korsan eylemindeydik, Sesi gür ve kalındı. 1999’da Partimizin İstanbul semt komitelerine yapılan operasyonda alınmıştı. Vatan emniyetinde Kaypakkaya yoldaşın “ser verip sır vermeyen” geleneğinin takipçisiydi. Konuşmadı. Direndi...

Türkiye Rojava'ya giremez!

  

Günlerdir Türkiye Rojava'ya ha girdi ha girecek haberleri servis ediliyor ve bu AKP medyasının PYD'yi DAİŞ'den daha tehlikeli yapma girişimleriyle de tırmandırılıyordu. Ki dünden bu yana HPG gerillalarının denetiminde Güney Kürdistan sınırları içerisinde bulunan medya savunma alanlarına Türk ordusunun ateşkesi de göz ardı ederek hala devam eden bir saldırısı söz konusu oldu. Yazının başlığında Türkiye Rojava'ya giremez, dedik. Peki öyleyse Türkiye ne yapmak istiyor!

Tüm Yoldaşları, dostları İbrahim’den Sefagül’ler uzanan onurlu geleneğimizin direnci ve coşkusuyla selamlıyorum .

  

Merhaba Yoldaşlar
Murathan Mungan bir şiirinde “ne yollardan ne yıllardan geçtik ” diyordu, bizlerin durumuda buna benziyor. Yabancısı olmadığımız mekanlardayız. Herkes sınıfının çıkarlarına göre davranıyor,  burjuvazide öyle bizlerde öyle.  Büyük,  abartılacak şeyler yapmıyoruz, yalnızca olması gereken gibi olmaya çalışıyor,  yapılması gerekenleri yapmak için gayret sarf ediyoruz.

Öncelikler yaşamda duruşu belirler! İsmail Cem Özkan

  

İnsanın yaşam kavgasında bazı şeyleri öncelikli görür ve o önceliklere göre duruşunu belirler. Kişisel tarihimiz içinde bir çok karmaşık olay içinde kendimize göre bazı şeyleri öncelikli olarak alır ve bazı şeyleri görmezden geliriz. Somut olaylar içinde somut duruma göre adım atarken bazı gelişmeleri görmezden gelip, hatta müttefik görüp işbirliği içinde önümüze gelen sorun ile mücadele ederiz. Her sorun özeldir ve o özel duruma göre tavır alır ve ona göre adım atar ve duruş belirleriz.

Sivas'taki küllerinden dizeleriyle doğan anka Metin Altıok

  

“Carmina morte carent.”[1]

Her şeyden önce, “Ömrümce kendimi hep sözde/ buldum;/ Söz cehennemdi yanıp kavruldum./ Yeniden doğdum kendi külümden,/ Ben Ankâ’ydım konuşuldum,” diyen bir Ankâ’ydı Sivas’taki küllerinden dizeleriyle defalarca doğan…

* * * * *

Sivas katliamı o gün, orada bitmedi!

  

“Etiam sanato vulnere cicatrix manet.”[1]

“Ya Allah, bismillah, allahuekber!”

Genç Partizan yoldaşlara

  

Sistem demir çarklarını birbirine geçirmiş faşizmi sıkı bir biçimde örmüştür. Bu çarklara içten darbe vurmak isteyen ve bu mücadeleye gönül veren yoldaşlarımız… Mücadelenizi selamlıyor, hepinizi yürekten kucaklıyoruz. 

"ATİK bu gerici kuşatmayı dağıtacak” Deniz Pektaş

  

En Uzak mesafe ne Afrika’dır
Ne Çin,
Ne Hindistan,
Ne Seyyareler,
Ne yıldızlar geceleri ışıldayan…
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan…..

CAN YÜCEL

Mahallemizin en bıçkın delikanlısıydı‏

  

Onu ilk ne zaman gördüğümü şimdi hatırlamıyorum. Aynı mahallede oturuyorduk, daha çocuk yaşta bir su tesisatçısının yanında çalışarak ekmek parası kazanıyordu. Akşamları onu mahallede sık sık arkadaşları ile ya Umut Market'in önüne attıkları sandalyelerde otururken ya da sokak aralarında gezinirken görürdüm. Boyu arkadaşlarına göre daha kısa olsa da tarzı ve endamı ile kendini hemen belli ederdi. Hafif yana yıkık yürüyüşü ve içe işleyen bakışları ile etrafa biraz kabadayıca bir hava yayardı.

Reformculuk çözüm mü?

  

Sınıf bilinçli proleterlerin nihai hedefi ve bu uğurdaki mücadelesi nettir. Onlar, sosyalizm ve nihayetinde komünizmin dünya üzerinde hakim olmasını isterler. Ancak buraya varana kadar çok yoğun mücadelelerden geçilmesi gerektiği ise bir o kadar aşikardır. Bin bir türlü mücadele biçimleri ve asgari ve azami hedeflere hizmet edecek siyasal taktiklere de başvurulması gerekiyor. Bunlar, iradi olarak değil, içinde bulunulan ekonomik ve siyasal koşulların bir sonucu olarak saptanabilen siyasal taktiklerdir.

Partizan 7 Haziran seçim sonuçlarını değerlendirdi

 

7 Haziran 2015 Genel Milletvekili Seçimleri hem başta AKP olmak üzere tüm sistem partileri hem de ezilenler açısından önemli verileri açığa çıkaran bir süreç oldu. Bu seçimlerde HDP’yi destekleyerek, “Oylar HDP’ye” şiarıyla sürecin bir parçası olarak Partizan da seçimlerin ardından 20-21 Haziran tarihlerinde İstanbul’da bir toplantı düzenleyerek hem genel politik atmosferi hem de bu süreçte kendi çalışmalarını değerlendirdi.

Sayfalar