Salı Eylül 22, 2026

Neden siyasete atıldım – Günay Aslan

Önceki gün çocukken tozlu sokaklarında bilye oynadığım, gençken geniş bahçeli cumbalı evlerin duvarlarına, ‘kahrolsun sömürgecilik yaşasın özgürlük’ sloganları yazdığım, bir dönem arzuhalcilik, sonra gazetecilik yaptığım; gazetecilik yaptığım için kaçmak zorunda kaldığım aşkın kenti Van’da bir basın toplantısı düzenledim.

Basın toplantısına kentin kadim halklarından ve inançlarından Ermeniler, Asuri Süryaniler, Yahudiler ve Êzîdîler dışındaki herkes katılmıştı.

100 öncesi onların varlıkları bu topraklardan kazındığı için bu kadim halkların ve inançların temsilcileri toplantımıza gelememişlerdi.

Fakat Kürtler, Türkler, Azeriler, Romanlar, Araplar, Van’a sonradan yerleştirilen Lazlar ve Afganlar gelmişti.

Ayrıca kadınlar, çocuklar, yaşlılar, gençler, sanatçılar, yazarlar, araştırmacılar, iş adamları, öğrenciler, işsizler, eski(meyen) devrimciler, kirli savaşın mağduru aileler de gelmiş; salona yerleşmişlerdi.

Bir zamanlar gerçek aşkına bağlı gazetecilik yaptığım; Kürt halkı başta olmak üzere inkar ve imha edilmek istenen bütün ezilenlerin sesini duyurmaya çalıştığım için kaçmak zorunda kaldığım Van’da şimdi kendime barıştan ve özgürlükten yeni bir tarih inşa ediyordum.

Dolayısıyla hem hüzünlü hem de heyecan doluydum.

Hüzünlüydüm zira, bunun bedeli çok ağır olmuştu.

Dini, dili, etnik kökeni, mezhebi, düşüncesi ve cinsiyeti ne olursa olsun herkesin eşit olduğu; herkesin kendini ifade etme ve yönetme hakkı bulunduğunu gerçeğini anlatmak için bile çok ağır bedeller ödemek zorunda kalmıştık.

Birlikte yola çıktığım, o zorlu günleri paylaştığım, anlamlı ve onurlu değerler uğruna birlikte savaştığım insanların çoğu bu yüzden burada değildi.

Onlar da toplantımıza gelememişlerdi. O güzel yürekli insanların kimdi toprağın altında, kimi dağda, kimi zindanda, kimi hala sürgündeydi.

Heyecanlıydım çünkü, yıllardır içimde yanan bir geri dönme özlemi vardı. Sonunda onu onurlu bir biçimde gerçekleştirmiş; halkımın ve onun çıplak yürekli çocuklarının ödedikleri bedeller sayesinde Van’a başım dik dönebilmiştim.

Tuhaf bir ruh hali içindeydim. Sesim sürekli titriyordu. Heyecandan dilimin altında dolaşan binlerce sözcüğü sıraya koymakta zorlanıyordum.

Söyleyecek çok şeyim vardı. Yüreğimi sürgünde yaşlanmış binlerce göçebe sözcük basmıştı.

Ne var ki benim için büyük bir erdem kaynağı olan geçmişten çok söz etmedim. Göçebe sözcüklerime fazla yer vermedim. Geçmişin yerine bugüne ve geleceğe dair bazı şeyler söyledim.

Toplantıda aktif siyaset yapmak amacıyla Halkların Demokratik Partisi; HDP’ye katıldığımı ve 7 Haziran seçimlerinde Van’dan milletvekili aday adayı olduğumu açıkladım.

Orada da söylediğim gibi; bu adımı atarak çok ağır bir sorumluluk ve çok ciddi riskler aldım. Kaldı ki bu kararı almak benim içim hiç de kolay olmadı.

Günler haftalar boyu durmadan iç yolculuklar yaptım. Gittiğim her yerde, ulaştığım her çevrede bununla ilgili tartışmalar yaptım. Karar öncesi çok zorladım.

Ama sonunda koşullar ne olursa olsun anlamlı ve onurlu değerleri korumanın; hayata anlam katmanın her zaman mümkün olduğu gerçeğinden hareketle yüreğime korku salan bütün olumsuzlukları bir kenara bıraktım.

Mevlana, "Her şey üstüne geldiğinde ve seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme" diyor. "Çünkü orası, gidişatın değişeceği yerdir" diye de ekliyor.

Legal siyasete dair çok şey yazmış ve söylemiş biri olarak koşulların beni getirdiği noktada artık vazgeçemezdim.

Sonunda aktif siyasete katılma kararı aldım ve gidip HDP’nin kapısını çaldım.

‘Neden HDP?’ sorusuna gelince;

Dünyanın Ortadoğu'nun ve Türkiye'nin artık eskisi gibi olamayacağı anlaşılıyor. Egemen sınıflar Türkiye'de AKP eliyle kendi geleceklerini garanti almaya çalışıyor.

Egemenlerin projesi AKP.

Açların, ezilmişlerin, yoksulların, kadınların, gençlerin, işsizlerin, ötekileştirilen bütün halkların ve sınıfların tek adresiyse HDP.

Kadını ortaçağ karanlığından alıp bu coğrafyada bir özne yaptığı için HDP. Kölenin kölesi, ezik bir halkı; Kürt halkını ayağa kaldırdığı için HDP.

Amed zindanlarında, Cudi'de, Gabar'da, Herekol'da, Kasaplar Deresi’nde, Şeyh Cuma'da, Dersim'de, Lice'de, Kobanê'de, Şengal'de yükselen bir geleneğin takipçisi olduğu için HDP.

Sadece Kürt'leri değil, bütün ezilenleri ve insanlığı savunduğu için HDP... (yeniozgurpolitika)


66630

Misafir yazarlar

Güncele iliskin yazilariyla sitemize katki sunan yazar dostlarimiza ait bölüm

Misafir yazarlar

KAZAKİSTAN İSYANI[*]

 

 

“Emekçi insanlığını,

ancak burjuvaziye nefret

ve isyanla kurtarabilir.”[1]

 

Eduardo Galeano’nun ifadesiyle, “Yine barış ve adalet haykırarak doğan yirmi birinci yüzyıl da, önceki yüzyılın izinden gitmekte”yken; BBC’ye bile, “Kıyamet filmlerinden çıkmış gibi”[2] dedirten bir fırtına koptu Kazakistan’da.

18 Mayıs… (Nubar OZANYAN)

Dağ başlarında yanan çoban ateşidir İbrahim Kaypakkaya. Yüreği, özgürlük ve eşitlik için çarpanların bilincinde ve öfkesinde yaşayandır. O daima hafızalarda korkusuz bir komünist, inançlı bir önder, unutulmayan bir direnişçi olarak yaşayacaktır.

TKP-ML Merkez Komite: Katledilişinin 49. Yıldönümünde İbrahim Kaypakkaya’yı Anıyoruz!

GÖZBEBEĞİNDİ PARTİN, GÖZBEBEĞİMİZDİR PARTİMİZ!

Partimizin kurucu önderi İbrahim Kaypakkaya yoldaşın Amed zindanında katledilmesinin 49. yıldönümündeyiz. Kurucusu olduğu ve gözbebeği olan partisinin; gözbebeğimiz, ilham ve güç kaynağımız partimizin 50. savaş ve mücadele yılında komünist önder İbrahim Kaypakkaya’yı bir kez daha anıyoruz. Onun, Demokratik Halk Devrimi ve komünizm mücadelesi idealine bağlılığımızı ve mücadele kararlılığımızı yineliyoruz.

Emperyalist Türkiye

Bir Kitap Tanıtımı:

 

Yusuf Köse

 

Kitabın „Önsözü“nden

 

Ezilenlerin, ötekileştirilenlerin Şairleri[*]

“Sistem dışı farklılık korkutucudur,

çünkü sistemin hakikâtini, göreliliğini,

kırılganlığını, ölümlülüğünü açığa çıkarır.”[1]

 

Ezilenler sömürülen, horlanan, kaybettirilenlerdir. Ezilen olmak kadar, ezilenlerden yana saf tutmak da zordur, zorludur.

TARİHİN ÖNÜNDE YÜRÜMEK…

TARİHİN ÖNÜNDE YÜRÜMEK…[1]

 

Yusuf KÖSE

Ukrayna Üzerinde Emperyalist Savaş Ve Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı

M. Oruçoğlu’nun Gazete Patika’da “izlememiz gereken politika gayet berraktır” başlıklı bir makalesi yayınlandı.[1] Adı geçen Makale’de, ilginç saptamalar söz konusu. Bunlardan biri;  “Türkiye’de emperyalist işgalleri destekleyen devrimci bir kuşağın oluşmasına yol açtı”.

TKP-ML MK: 1 Mayıs'ı kazanacağız!

Kapitalist emperyalist sistemin aşırı kâr hırsının ürünü olan Covid-19 pandemisi, dünya çapında beş milyondan fazla insanın ölümüne neden oldu. Ölenlerin çoğunun yoksul, aşıya ve sağlığa erişimi olmayanlar olduğu biliniyor. Bu anlamıyla pandemi bir kez daha emperyalist kapitalist sistemin insanlık ve halk düşmanı karakterini ortaya koymuş durumdadır.

Bilinç altımızın Kökeni

Göye biz proletaryalar faydacıyımışız.

Göye biz proletaryalar çıkarcıyımışız.

Göye biz proletaryalar yeteri kadar rus karşıtı değilmişiz.

Göye biz proletaryalar yeteri kadar kompradorlarımızla, emperyalizme karşı kol kola girecek kadar vatansever  değilmişiz

Göye biz proletaryalar yeteri kadar barışsever değilmişiz.

Vallahi yalan tillahi yalan.

Gel... vatandaş... gel... tarladan direk alıcıya... tarladan direk alıcıya... gel... gel...

İnsanın bol mevkili, bol kazançlı, bol avrupalı bir işte çalışması kadar güzel bir şey yok değil mi?

TKP-ML TİKKO Genel Komutanlığı: Şan Olsun Partimizin 50. Savaş Yılına!

Partimiz TKP-ML’nin önder yoldaşımız İbrahim Kaypakkaya tarafından kurulmasının üzerinden yarım asır geçti. 24 Nisan 1972’de kurulan TKP-ML ve Halk Ordumuz TİKKO’nun 50. kuruluş yıldönümünü tüm coşku ve heyecanımızla kutluyor, halk savaşını büyütme irade ve kararlılığımızı bu vesileyle yineliyoruz. Partimizin ancak savaş içerisinde gelişebileceğini söyleyen önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın Türkiye Kürdistanı’nda başlattığı gerilla savaşını bugün onun takipçileri olarak yine aynı ısrar ve kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz.

TKP-ML KKB: Kurtuluşumuzun adresi olan TKP-ML’nin 50. kuruluş yıldönümünü selamlıyoruz!

Ülkemiz sınıf mücadelesinin tarihinin son 50 yılında, Marksizm-Leninizm-Maoizm’in yolunda Demokratik Halk Devrimi ve komünizm için can bedeli mücadele veren, tarihin tüm zikzaklı yollarında yenilgi ve zaferleriyle, ödediği ve ödettiği bedelleriyle, yarattığı köklü gelenekle ve hep ileri bakan gözleriyle, halkımızın umudu olan TKP-ML’nin kuruluş yıldönümünü komünizme olan inanç ve güvenimizle selamlıyoruz.

Sayfalar